SoruSorCevapBul

Soru:

Bir konu ile ilgili yemin ettim, nasıl bozabilirim? Kefareti var mıdır?

Cevap:

Hz. Ebu Musa (ra) anlatıyor:
“Resûlullah (asm) buyurdular ki:
“Ben, Allah’a yemin ederek söylüyorum: İnşallah, herhangi bir şeye yemin edilince, yeminin aksini yapmayı daha hayırlı görecek olsam, yeminimi kefaretler, hayırlı gördüğüm şeyi yaparım.” (Buhari)
Fayda getirmeyecek şeyi “yemin ettim” diye yapmada ısrarın bir manası yoktur, yemin kefaretinde bulunarak zararlıdan vazgeçmek en selametli yoldur. Bu hususun, yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de ele alınıp, ders verilmiş olması meseleye bir başka ehemmiyet kazandırmaktadır.
“Allah yeminlerinizde kasıtsız olarak yanılmanızdan dolayı sizi mesul tutmaz, fakat ettiğiniz yeminleri bozmanızdan dolayı sizi mesul tutar. Bozulan bir yeminin kefareti ise, kendi ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on fakiri doyurmak veya on fakiri giydirmek, yahut bir köle veya cariyeyi hürriyetine kavuşturmaktır. Buna imkân bulamayan, üç gün oruç tutar. Edip de bozduğunuz yeminlerin kefareti budur.
Her şeye yemin etmemek, ettiğiniz yemini unutmamak ve bozmamak, bozduğunuz yeminin de kefaretini vermek suretiyle yeminlerinizi muhafaza edin. Şükredesiniz diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.” (Maide 89)
Kur’ân-ı Kerîm, bu meseleyi te’yiden bir başka yerde tekrar ele alır: “Allah adına ettiğiniz yeminleri, iyilik yapmaya, günahtan sakınmaya ve insanların arasını düzeltmeye mâni kılmayın…” (Bakara 224)
Allah adına yapılan yeminler:
* Hayır yapmaya mani olmamalıdır.
* Günahtan sakınmaya mani olmamalıdır.
* İnsanların arasını düzeltmeye mani olmamalıdır.
Yemin, yeminde durmak, kişinin şahsiyetini güçlendiren, kendisine olan güveni artıran bir husustur. Yemininde duran insanlar, daha sıkı, daha güvenli dayanışmaya girebilirler, teşebbüs güçleri artar. İçtimai yönü fazla olan yemin müessesesi, Kur’ân nazarında mühim bir hadisedir. Bu sebeple tekrar tekrar, değişik yönleriyle ele alınmıştır. Şu ayette, meselenin başka yönlerine temas edilmiştir:
“Allah sizi, yanlışlıkla veya yanılarak ettiğiniz yeminlerden dolayı mesul tutmaz, fakat kalbinizle kazandıklarınızdan, yalan yere ettiğiniz yeminle ve yeminlerinizi yerine getirmemekle kazandığınız günahtan mesul tutar. Allah Gafurdur, günahları çok bağışlar; Halimdir, hemen ceza vermeyip tevbe etmeniz için size fırsat tanır.” (Bakara 225)
Yemini tutmanın ehemmiyetini tesbitte şu ayet de ehemmiyetli bir yer tutar:
“Hanımlarıyla cinsî temasta bulunmamak üzere yemin edenler için dört aylık bir bekleyiş vardır. Bu müddet içinde yeminlerini bozup, kefaretini verirlerse şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” (Bakara 226) (Kütüb-i Sitte)
Yeminin hangi türünden olursa olsun bozulması, kefareti gerektirir. Normalde kefaret yemin bozulduktan sonra ödenir. Yemin bozulduktan sonra ödenen kefaretin muteber olduğu konusunda ulema arasında hiç bir ihtilaf yoktur.
Gücü yeten kimse yemin kefaretini şu üç şeyden biri ile yerine getirir.
1-) Köle azad etmek
2 -) On fakiri giydirmek: Her fakire bir -veya daha fazla- parça giyecek gerekir. Bunun en aşağı derecesi,
fakirin namazının caiz olacağı kadar giydirilmesidir.
3-) On fakiri doyurmak: İmam Ebu Hanif ile İmam Ebu Yusuf’a göre, fakire giydirilecek elbisenin en aşağısı bedenin tamamını örtecek kadar olmalıdır. Sadece, bir don kafi gelmez. Hidaye’de de böyledir. (Feteva-yı Hindiye)
Yukarıda saydığımız bu üç şeyden, hiç birine gücü yetmeyen kimse, arka arkaya üç gün oruç tutar. Orucun arası hayız dâhil hiç bir özür sebebiyle kesilmez, kesilmesi halinde yeniden başlanmalıdır.
Yemin kefaretinin gereği ve bu şekilde ödeneceği Kuran-ı Kerim ile sabittir. (Bkz. Maide, 89)