Toprak mı? Su mu? Çamur mu ?

Toprak mı? Su mu? Çamur mu ?

Ateist cevreler mal bulmuş magribi gibi yüce kitabımız kur’an-ı kerimde insanın yaratılış maddesi olarak çamur mu toprak mı su mu yada nutfe mi yada kan pıhtısından mı yaratıldıgı konusunda bilimsellikten bihaber düşünerek kuranı karalamaya çalışmaktadırlar.

Halbuki bu cevre,bilimsellikten hiç ödün vermezler ama nedense burada bu soylenen her maddenin içindeki içeriklerin diğerinde de aynılarının bulundugunu hiç düşünmezler.Eee ne demişler ateist aklı o kadar çalışır.yoksa nerden kendine koz bulsun değil mi J şimdi maddelerimizi birbir inceleyelim bakalım kimyalarında neler varmış.

TOPRAK:

Dünyadaki canlı, cansız bütün varlıklar sayıları 100 kadar olan elementlerden meydana gelmişlerdir. Elementlerin çoğu tabiatta yalnız olarak bulunmayıp genellikle bir veya daha fazla diger elementle kimyasal bir şekilde birleşmiş halde bulunurlar. Bitki besin maddeleri çoğunlukla kendi aralarında veya diğer elementlerle birleşmişlerdir. Bitkiler besinlerini bu bileşiklerden almaktadırlar.

Bitkilerin beslenmesi için gerekli olan makro elementler karbon, oksijen, hidrojen, azot, fosfor, potas, kalsiyum, magnezyum; mikro elementler ise kükürt, demir, mangan, bor, bakır, çinko, molibden, kobalt ve selenyum’dur.

Makro ve mikro besin maddelerinden kısaca bahsetmek gerekirse;

I. Makro Elementler:

1,2,3. Karbon,oksijen ve hidrojen:

Havanın terkibinde %21 oksijen, %79 azot ve %0.03 karbondioksit mevcuttur. Bitkiler, ihtiyaçları olan karbon ve oksijeni hava içerisinde bulunan karbondioksit gazından alırlar.Bu gaz teneffüs suretiyle hayvanların ciğerlerinden çıktığı gibi kömür, odun ve diğer organik materyalin yanması veya çürümesi sonucu oluşur. Hidrojen ise bitki tarafından topraktan alınan su vasıtasıyla sağlanır. Karbon, oksijen ve hidrojen bitkinin kuru ağırlığını onda dokuzunu teşkil eder.

4. Azot

Azot, fosfor ve potas bitkilerin en fazla ihtiyaç duydukları bitki besin maddeleridir ve genellikle topraklarda yeteri kadar bulunmamaktadır. Azot, toprağın orijini olan kaya’da hemen hemen hiç yoktur. Bitkiler azotu tümüyle havadan temin etmektedir. Havanın azotunu çoğu zaman baklagillerin köklerinde bulunan nodoziteler vasıtasıyla toprağa ilave ederler. Azotun toprakta yeteri kadar bulunmadığı hallerde, azot ihtiyacı azotlu gübrelerden karşılanır.

Toprak’taki azotun kaynağı, organik maddelerdir. Bu nedenle organik maddesi az olan topraklar genellikle azot bakımından fakir olan topraklardır. Toprak organik maddesinin çürüyüp parçalanması sonucu meydana gelen azot, bitkiler tarafından kullanılır. Topraktaki total azot miktarı genellikle %0.05-0.02 arasında değişmektedir.

Bitkiler azotu genellikle amonyak (NH4+) ve nitrat (NO3-) halinde olmak üzere iki şekilde suda erimiş iyonlar halinde alırlar. Bitkilerin kullanabileceği azot topraktaki total azotun %2’si kadardır. Amonyum halinde olan iyonlar nitrat azotuna nispetle toprakta daha iyi tutunurlar ve yağışlarla toprak derinliklerine tıkanmaları daha az olur. Amonyak halindeki iyonlar toprak yüzeyinde tutunmalarına karşılık bilhassa kireci bol olan topraklarda ve sıcakta gaz hakinde uçma tehlikesi vardır.

Azot eksikliği olan topraklarda bitkiler genellikle normal olarak gelişemezler, yapraklar küçük, sarı veya sarımtırak yeşil olur. Alt veya yaşlı yapraklar kuruyarak düşerler. Deneler iyi dolgun olmaz, denede ve yaprakta protein miktarı düşer.

5. Fosfor

Fosfor toprakta organik ve inorganik olmak üzere iki şekilde bulunur. Bitkiler toprak suyunda erimiş olarak bulunan inorganik ortofosfatlardan yararlanırlar. Topraktaki bitki ve hayvan artıklarının terkibinde bulunan organik fosfordan bitkilerin yararlanması için toprak organik maddesinin parçalanması ve çürümesi (mineralizasyonu) gerekmektedir.

Fosforun topraktaki total miktarı genellikle % 0.02 – 0.14 arasında değişmektedir. Derinliği 20 cm olan bir dönün sahada 50 – 350 kg fosfor bulunur. Bitkilerin yararlanabileceği fosfor miktarı ise yaklaşık olarak % 1 – 2’si kadardır. Fosforun bitki terkibindeki miktarı genellikle kuru ağırlığının % 0.2 – 0.8 arasındadır. Fosfor bitkinin tohum ve meyvelerinde, yaprak ve diğer kısımlarına oranla daha fazla bulunur.

Toprakta fosfor yeteri kadar bulunmadığında bitkiler normal büyüyemez, mahsul az ve kalitesiz olur, meyve döker ve hasat gecikir. Özellikle yaşlı yapraklarda mavimtrak yeşil veya ileri safhalarda kırmızıya çalan morumsu bir renk görünür.

6. Potasyum:

Potasyum bitki büyümesi ve çoğalması için önemli bir besin maddesidir. Dünyadaki birçok ülkede ve özellikle yurdumuz topraklarında genellikle yeteri kadar potasyum mevcuttur. Topraklarda %0.3 ile %3 arasında değişen miktarlarda total potasyum vardır. Yani 20 cm derinliğinde, bir dönüm toprakta 750 ile 7500 kg potasyum bulunmaktadır. Genellikle 20 cm derinliğinde, bir dönüm sahada 80 ile 200 kg bitkilere yarayışlı potasyum bulunur. Bu ise her sene ekilecek bitkinin ihtiyacını karşılar durumdadır. Bu nedenle yurdumuzda potasyumlu gübre, toprak analizleri neticesi potasyum eksikliği tespit edilen tarlalarda kullanılmalıdır.

Potasyum bitkinin bilhassa genç yapraklar, kök uçlar ve tomurcuk gibi genç ve çabuk büyüyen kısımlarında bulunur. Bitki içerisinde devamlı olarak hareket eder ve yaşlı kısımlarda fazla bulunduğu zaman genç kısımlara taşınır.

Potasyum mahsulün miktar ve kalitesine etki eder. Hububat saplarının sertleşmesine yardımcı olur. Toprakta fazla miktarda fosfor bulunması durumunda meydana gelecek olan erken olgunlaşmanın normal zamanda olmasını sağlar. Potasyum meyvenin dayanıklılığına, yağ, nişasta ve şeker oranlarının artmasına olumlu etki yapar; renk, tat ve koku gibi özelileri düzenler. Genellikle potasyum eksikliği gösteren bitkinin yaşlı yapraklarının tepe ve kenarlarında kurumalar görülür.

 

7. Kalsiyum:

Kalsiyum bitkiler ve hayvanlar için en önemli besin maddelerinden biridir. Yapraklarda fazla miktarda kalsiyum vardır ve fosfor ve potasyumun tersine kalsiyum yaşlı yapraklarda gençlere oranla daha çoktur. Kalsiyum hücre bölünmesinde ve tohum çimlenme oranının artmasında büyük rol oynamaktadır.

Yurdumuz topraklarında kalsiyum yeterli oranda mevcuttur. Çünkü topraklarımızın çoğununun ana kayacı kireçlidir.

8. Mağnezyum:

 

Magnezyum bitki ve hayvanlar için gerekli besin maddesidir. Genellikle toprakta kalsiyumdan daha az bulunur. Yaprağa yeşil rengi veren klorofilin terkibinde bulunur. Yurdumuz toprak’larında bitkilerin ihtiyacına yetecek kadar bulunur.

II. Mikro Elementler:

1. Demir:

Bitki yapraklarındaki yeşil rengi meydana getiren klorofil’in teşekkülünde rol oynar. Tüm topraklarda demir bulunmasına rağmen bunun büyük bir kısmı bitkinin yararlanamayacağı formlarda olduğundan bazı hallerde bitkiler demir noksanlığı belirtileri gösterir. Genellikle genç yapraklarda sararma şeklinde görüldüğü için bu belirtilere “kloroz” denilmektedir. Özellikle kireçli topraklarda daha sık ve yaygın olarak görülür. Çünkü kireç bitkiye yarayışlı durumda bulunan demiri, toprakta bağlar ve yararsız duruma sokar.

2. Çinko:

Çinko da diğer makro ve mikro besin maddeleri gibi bitki ve hayvanlara gerekli olan bir iz element’tir. Topraktaki total çinko miktarı çok az olup %0.0005 ile %0.01 arasında değişir. Demir noksanlığında görüldüğü gibi çinko noksanlığında da yapraklarda sarama görülür ve bitki normal gelişemez.

 

3. Mangan:

Toprakta demir gibi çok yaygın olarak, fakat daha az miktarda bulunur. Toprakta total mangan miktarı %0.001 ile %1.2 arasında değişir. Mangan eksikliğinde bitki normal gelişemez, tohum yapamaz ve yapraklarında sararma görülür.

 

III. Diğer Element’ler:

 

Bakır, Molibden, Kobalt, Bor, Selenyum v.b gibi diğer mikro besin maddeleri de bitkiler tarafından çok az miktarlarda kullanılır. Bu gün için yurdumuzda bu iz element’lerin noksanlıklarına rastlanmamıştır.

………………………………………………………

Evet goruldugu gibi topragın kimyasını olusturan elementlerin cogu insan kimyasında bulunan elementlerdir.O halde ateist zekasının kaçırdığı yer burası oluyor işte.Topraktaki minerallerin hepsi insan yapısında bulunan elementlerdendir.Buna binaen çamuru açıklamamıza gerek var mı yapısına katılan su ile zaten 100 de 65 lik kısmını bizim bunyemizde muhafaza etmektedir.

Peki suyun yapısını incelememize gerek var mı.Hiç bir ateist insan vücudundaki suyun kapladığı yeri inkar edemez herhalde

 

O halde su ve nutfe (sperm’in bir damlası) de ki ayetleri birbiri icine alan durumda insanın suyun yapısındaki minerallerle tam bir 4 te 3 luk kısmı kapladıgını unutmamız gerekmektedir.

Peki kan pıhtısı derken ne kastediliyor,kanın yapısındaki mineraller farklı oldugumu zannediliyor.

KAN:

 

Kanın yapısındaki mineraller besin yolu ile geçmektedir arkadaşlar.O halde aldıgımız besinlerdeki mineralleri bir inceleyelim bakalım.

Mineraller iki gruba ayrılabilir;

Fazla miktarda alınması gereken mineraller(kalsiyum,fosfat,sodium,potasuyum)

Az miktarda alınması gereken mineraller(magnezyum,demir,bakır,çinko ve diğer eser elementler)

1.Fazla Miktarda Alınması Gereken Mineraller

Kalsiyum ve Fosfat:İnsan vücundunda en fazla (%1,5-2) bulunan minerallerdir.Vücutta gennellikle kalsiyumla fosfor birleşik olarak bulunur.Kalsiyumun %99,fosforun %90 kadarı kemik ve dişlerin yapısında bulunur.Diş ve kemiklerin protein yapısındaki yumuşak kısımların kalsiyum ve fosfatla kaplanarak sertleşmesi sağlanmıştır.Kalsiyumun %1 ve %10 kadarı vücut sıvıları ve hücrede bulunur.Kalsiyum ve fosfat,hücre içi ve dışı sıvılarını dengede tutulması için gereklidir.Ayrıca kalsiyum ve Fosfat,kasların ve sinirlerin çalışması için gereklidir.Kalsiyum,kanın pıhtılaşmasında rol oynar.

Günlük ihtiyaç için normal yetişkinler 500-600 mg,çocuk ve yaşlılar için 800 mg civarında kalsiyum almalıdırlar.Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve süt mamülleridir.Ayrıca yeşil sebzeler ve tahıllarda da kalsiyum bulunur.

Vücuttaki bütün hücrelerin organik fosfatta gereksinimleri vardır.Organik fosfat;nükleik asitlerin,fosfolipidlerin,ATP,kreatin fosfat gibi moleküllerin yapısına girer.İnorganik fosfat ise,kemik ve dişlerin yapısına girerek bu yapılara sağlamlık kazandırır.

Sodyum ve Potasuyum:Bu mineraller hücre içi ve dışı sıvıların asit-baz dengesinin sağlanması,sinir ve kasların çalışması için gereklidir.Sodyum daha çok hücre dışı sıvılarda,potasuyum ise,hücre içinde ve kan plazmasında bulunur.

Sodyum,sodyum klorür(sofra tuzu)şeklinde günlük gereksinimden fazla alınırsa idrarla dışarı atılır.Eksiklikleri pek fazla görülmez.

2.Az Miktarda Alınması Gerkli Mineraller

Demir (Fe):Demir içeren enzimler,hemoglobin ve bazı pigmentlerin yapımı için gereklidir.Vücudumuzdaki demir miktarı 4-6 gr kadardır.Bunun %75’I hemoglibin ve miyoglobinin yapısında bulunur.Vücutta her gün parçalana eritrositlerdeki demir,tekrar tekrar kullanıldığından günlük demir eksikliği azdır.Demir eksikliği ile ortaya çıkan kansızlık demirin bağırsaklardan yeterli şekilde emilmemesinden ileri gelmektedir.En çok demir içeren besinler;et,karaciğer,böbrek,yumurta,pekmez,kuru meyveler ve yeşil yapraklı sebzlerdir.

İyot:Tiroid hormonlarının yapımı için çok az miktarda gereklidir.İyot,deniz ürünlerinde ve iyotlu topraklarda yetişen bitkilerin yapısında bulunur.İyot eksikliği guatr hastalığına sebep olur.Bu sebeple kontrollü olarak iyotlu sofra tuzu alınmalıdır.

Magnezyum:Vücuttaki birçok enzimin çalışması magnezyum iyonlarına bağlıdır.kanda kalsiyum-magnezyum dengesi,kan ve sinir fonksiyonları için çok önemlidir.Vücuttaki magnezyum yaklaşık yarısı kemiklerde bulunur.

Bakır-Çinko-Molibden:Çeşitli enzimlerin yapısında bulunduğundan gereklidir.

Mangan:Birçok emilim aktivasyonu için kullanılır.

Flor:Diş çürümelerinin önlenmesinde rol oynar.

Krom:Glikoz metabolizması için gereklidir.

Arsenik ve Selenyum:Eser miktarda kullanılmaları büyümeleri hızlandırır.

Şimdi ateist cevre dusunsun bakalım…kendi kafalarındaki çelişkiyi nasıl gecmeyi planlıyolar bu yazıyı gordukten sonra.

KURANDA CELİŞKİ ASLA YOKTUR …

Zumer 27:Yemin ederim ki, bu Kur’an’da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi düşünsünler.