Dua

Dua

Stadyuma dua ettiren Ribery

Ribery 7 Nisan 1983 Fransa doğumludur. Ribery iki yaşında iken ailesi onunda arabada olduğu bir trafik kazası yaşıyor ve Ribery’nin kaza sonrası yüzüne yaklaşık yüz dikiş atılıyor ve bu şekilde yüzündeki yara izi oluşuyor. 2002 yılında İslam’a ihtida ederek Müslüman olan Franck Ribery, Bilal Yusuf Muhammed ismini almıştır.

Galatasaray’a transfer olduktan sonra yıldızı parlayan ve Sarı Kırmızılı kulüpten parasını alamadığı gerekçesiyle ayrılarak Marsilya’ya imza atan Franck Ribery, burada gösterdiği performansla transfer rekoru kırarak Bayern Münih’le anlaştı..

Bu transferin ardından Ribery yine basının gündemine oturdu.. Bu kez onu gündeme getiren konu futbolu değil özel hayatı oldu.. Genç yıldız, Müslümanlığı seçtiğini açıkladı..

Eşi Vahiba ve 2 yaşındaki kızı İziza’da müslüman olan Ribery, Kur’an-ı Kerim’i defalarca okuduğunu ve çok etkilendiğini belirtti.. Ribery, bir dönem Fenerbahçe’de de forma giyen Fransız yıldız Nicolas Anelka gibi Bilal adını tercih etti.

Kuralsız Fransız

Adı, Franck Ribery.
O bir Fransız. Ama dünyaya ve olaylara Fransız kalmayacak kadar insan.
Çocukluğu, haylazlık ve suç ile kol kola gezdi. Bu yüzden, sevmedi öğretmenleri onu.
Dikiş tutturamayan bir eli vardı; tüm düzenli olandan uzak, anarşik bir sokak çocuğuydu. Belki de tek disiplini futboldu. Futbolun kuralları dışındaki kurallara asla itimat etmedi. Ne zaman ki suç ve kovalamacalardan bıktı araka sokaklarda, en yakın arkadaşlarının dini ile teselli buldu hayta ruhu.

Adı, Franck Ribery.

Bir trafik kazasında yüzünden ciddi şekilde yaralandı. Kimileri, o kaza sonunda Müslüman olduğunu zannetse de, çevresindeki arkadaşları Müslüman idi ve Banliyö 13 gibi mahallelerde yaşayan çocukların öfkesiyle bakıyordu dünyaya. Orta sahada yerini alıp, oyunu kurana kadar uzun süre oyun dışı kalmış bir çocuğun hıncıyla baktı hükmedenlere. Futbolun ve dünyanın kurallarını koyanlara inat, kuralsız oynadı oyununu. Her ne kadar futbolun kuralları olsa da o kuralları zorlayan bir simetri çizdi yeşil sahalarda.

Ribery

Ribery

Hacı Ribery

2009 yaz başında takımı Bayern Münih Suudi Arabistan’a özel maç için gittiğinde, Hamit Altıntop’u da yanına alıp Kabe’ye giden, umre kıyafeti içerisinde şeytana gol atmış bir mü’min güzelliğinde gülen Franck Ribery bu topraklardan da geçti. Ama, hakkını alamadan gitti. Gazeteler böyle yazdı. Şimdilerde ise sahalarda oyunu bozan adam olarak biliniyor. Birçok Müslüman sporcu Ribery’i suçlayanlara, (Suçu kamusal alanda dua etmek herhalde!) “Kim yaptı?” diye soru soranlara, “Ben yaptım!” diye fırlıyorlar Tatar Ramazan’da olduğu gibi. Ben yaptım! Evet, yeşil sahalarda şöyle kalbimin derinliklerinden gelen bir dua ettim Rabbime! dercesine duruyor orada Ribery. Ama bizler, umreye giden gazete genel yayın yönetmenlerini günlerce konuşuyoruz… İyi veya kötü yapmış, şeytan taşlama sırasında aceba gözlerine taş gelmiş mi diyoruz. Oysa Franck Ribery şeytana papucunu ters giydiriyor bizler günübirlik tartışmalarla boğuşurken.

Adı Franck Ribery. Yaralı yüz. Güzel insan. Dua etmesini bilen bir adem.

Demiştik ya; çocuklar sahaya indi. Ve birileri sahanın kurallarını değiştirmeye uğraşıyorlar, sahaya inmelerini istemedikleri çocuklara inat! Spor centilmenliktir, diyerek bizleri uyutmak isteseler de; maçın doksan dakika ve topun dünya kadar yuvarlak olduğunu unutmamak lazım.