Şeyh efendinin yanına dervişi geliyor, çehresi çok değişmiş bir halde. “N’oldu evladım” diyor. “Sormayın efendi hazretleri” diyor, “pazar yerinden geliyordum, zat-ı âliniz hakkında öyle konuşuyorlar ki, siz böyle böyle yapmışsınız güya, sonra böyle böyle yapmışsınız, bunları konuşuyorlar”. Şeyh efendi ne diyor biliyor musunuz? “Ah evladım” diyor. “Sîneme sapladın okları, Allah seni ıslah etsin, Allah sana hidayet etsin”. “Efendi hazretleri ben söylemiyorum bunları“ diyor derviş. “Böyle bir hadise var, hatta ben üzüntümü paylaşayım diye…” “Oğlum o dışarı atılmış, sokağa atılmış bir oktu. Sen aldın onu pazardan getirdin kalbime sapladın” diyor. “Niye taşıyorsun bunu bana. O dışarı atılmıştı. Ben duymasam mesele yoktu. Bunu getiren sensin. Ha o saplamış, ha sen saplamışsın. İkiniz müsâvisiniz gözümde” diyor.