Ebû Ubeyd der ki: Bâzı hadîs bilginleri Safvan b. Süleym’den nakl etmişlerdir:. Medineliler şöyle anlat- mışlradır.

Şeytan, Abdullah b. Hanzale b. el-Guseyl’e mes- cid’in dışında rastladı ve dedi ki:

  • Tanıdın mı beni ey İbni Hanzele?

-— Evet.

  • Kimim ben?
  • Sen Şeytansın.
  • Nasıl bildin bunu?
  • Mescidden çıktığında Allah’ı zikr ediyordum, sen görününce gözüm sana takılı kaldı ve beni Allah’ın zikrinden alıkoydu, bundan anladım ki sen, şeytanın tâ kendisisin.
  • Doğru söyledin ey Hanzale Oğlu! Şimdi beni iyi dinle ve benden bir şey öğren.
  • İhtiyacım yok.
  • Sen bir kere dinle, işine gelirse alırsın, işine gelmezse red edersin.

Bir şey dileyeceğin zaman, Allah’dan başkasından dileme! Öfkelendiğin zamana kendine bak, nasıl olduğuna dikkat et, dedi.

Bu zat, Uhud günü şehit düşmüştür.

Onun hakkında Peygamber sellellahu aleyhi vesel- temden şöyle rivayet edilmiştir: «Onu meleklerin, yer ile göğün arasında gümüş leğenin içinde Cennet suyu ile yıkadıklarını gördüm.»

İbu-i İshak dedi ki, Hanımına sordum, şöyle dedi: O cünüpdü. Bir ses duydu çıktı, hanımı da kendisiyle beraber çıktı. O, Uhud b. Selûl’ün kızı Cemile idi. O gece onunla Zifafa girmişti. Aynı gece rüyada ona gök kapıları açılıp içeri girdiğini, o girdikten sonra kapıların kapandığını gördü.

Bu hususta herhangi bir münazaa çıkmaması için kendi akrabalarından birini çağırıp, o adamla gerçekten evli bulunduğuna dair şahit göstermiştir.

Bunu El-Vakidî  ve diğer bazı âlimler şöyle anlatırlar: «O, ölüler arasından alındığı zaman, başından su damlıyordu, oysa etrafında su nâmına hiç bir şey yoktu.. Bundan Allah Resulünün (S.A.V.) doğruluğu anlaşılmıştır. Bundan anlaşılıyor ki, şehid cünüp olduğu zaman yıkanır. Ebû Hanife bu fikirdedir. Ve bu hadiseyi kendi görüşüne delil gösteriyor.