Abdurrazzak anlatıyor: Ebû Hüreyre ile Ka’b buluştular. Ebû Hüreyre (R.A.) Ka’b’a Peygamberden, o da ona kitablarından bahs ediyordu.

Ebû Hüreyre (R.A.) dedi ki: Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: «Her peygamberin kabul edilmiş duası

vardır. Ben duamı kıyamete sakladım. Ümmetime şefaat ederken yapacağım.» Ka’b şöyle mukabelede bu- x lundu:

—Sen bunu Resûlüllah (S.A.V.)’den mi duydun?

  • Ona anam, babam feda olsun. Ben de sana İbrahim (A.S.) dan anlatayım:

Oğlu İshak’ı kesmeğe götürdüğü zaman, hemen koştu Sare’ye ve dedi ki:

İbrahim oğlunu nereye götürüyor?

  • Bir işe galiba.
  • Yok, onu kesmeğe götürüyor.
  • Neden?
  • İddia ettiğine göre sanki bunu ona Rabbi emretmiş.
  • Rabbi emretmişse mesele yok, tabii onun emrini yerine getirecektir.

Şeytan ondan ümidini kestikten sonra doğru Is- hak’a koştu ve şöyle sordu:

  • Seni baban nereye götürüyor?
  • Galiba benimle bir işi var.
  • Ne işi? Seni kesmeğe götürüyor.
  • Niçin kessin benî?
  • İddia ettiğine göre sanki ona bunu Allah emretmiş.
  • Allah emretmişse mesele yok, tabii ki Allah’ın emrini yerine getirecektir, bundan tabii ne olabilir? Ondan da ümidini kesince doğru İbrahim’e koştu ve:
  • Hayrola İbrahim nereye böyle oğlunla?
  • Bir işim var da.
  • Yok, sen oğlunu kesmeğe gidiyorsun.
  • Neden keseyim oğlumu?
  • Allah’ın bunu sana emi ettiğini iddia ediyorsun,
  • Vallahi Allalı bunu bana emretmişse mutlaka yapacağım. Şeytan bunu duyunca tamamen ümidini kesti ve oradan uzaklaştı. Vaktaki Allah’ın eririne teslim oldular, İbrahim de onu kesmek üzere yatırdı: Bir nida geldi: «Biz ona: Ya İbrahim! Rüyana sadakat gri s teıdin, şüphesiz ki lıiz iyi hareket edenleri böyle mükâfatlandırırız, dîye nida ettik,»

Hakıykat hu apaçık ve kat’î bir imtihandır. Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.» (Es-Saffat; 104 10rı 106, 107.)

Zührî  diyor kİ: Cenâh-ı Allah Ishak’a vahy etti: «Ey Islmk dua ct, senin duan kabul edilecektir.» diye. O da şöyle dua e~ti; «Yarabbi! Duamı kabul etmeni istiyorum: Öncekilerden, veya sonrakilerden olsun, herhangi bir kııiT sana şirk koşmadan kavuşursa onu cennete koy.»

Kâ, b in ! ((İbrahim, oğlu tybakı rinasında kurban edeceğini görünce» sözii, kurbanlık İsmail deeii de Ishak’ın olduğunu gösteriyor, Ömer b, Hattâb, aV bas b. Abdilmuttalib, Abdullah b. Mes’ûd, Enes b. Mâlik, Ebû Hiireyre (R.Anhüm) rdan da böyle rivayet edilmiştir.

İmâm Ali’den (RA.) nakl edilen rivâyet çeşitlidir.

Mücâhid, Kasını  b. Berra7 Mesrûk, Katâde, İkrime gibi âlimlerden de bu hususta çeşitli rivayetler nakl edilmiştir. Ahnıcd b. Hanbel de bu kanaattadır.

Es-Süheylı  diyor ki: Şüphesiz o, Ishak’tır. Âlimlerden diğer bir taifeye göre, Kurban edilmesi emr edilen şahıs İshak değil, İsmaildir. Bu fikirde olan âlimleri söyle sıralayabiliriz:

Abdullah b. Ömer b. Hattâb, Abdullah b. Abbas. El-Hasan b. Ebil-Hasan, Saîd b. el-Müseyyeb, Eş-Sâbî, sMuhammed b. Ka’b el-Kurezî, Ömer b. Abdulazîz’den de böyle nakl edilmiştir. «el-Mevsum bi keladetin nehr» adlı kitabımda, her iki tarafın delillerini ve bir birlerine karşı verdikleri cevablan anlattım ve bu konuda geniş izahat verdim.. Bahsi (El-kevser) sûresine sıkıştırdım.