Nikah hakkında Sorular ve Cevaplar!

Nikah hakkında Sorular ve Cevaplar!

M.Esad Coşan cevap veriyor;

SORU: Evlenmek istediğim kızla rahat görüşebilmek için, evlilik hayatına başlamadan önce dinî nikâh yapabilir miyim; böyle bir şey olur mu?

CEVAP: Nikâh nikâhtır. Bunun birkaç çeşidi yoktur. Nikâhlandı mı, bunlar evli olurlar, mehir tahakkuk eder. O zaman istedikleri gibi rahat konuşabilirler birbirleriyle; nikâhlı insanlar olurlar.

Ama nikâlanmadan da bu işler olur. Asırlar boyu böyle devam etmiştir, bir mahzuru yoktur. Hiç görmeden de birbirleriyle evlenenler olmuştur. Anneler, akrabalar gelirler, giderler hallederler.

SORU: Biz bir oğlan ve kız arasında şer’î nikâhı yaptık. Arada ihtilâf oldu, büyüdü, bozuşma durumuna geldi. Kız tarafı biz boşuyoruz diyor, oğlan tarafı boşamam diyor. Hüküm nedir?

CEVAP: Boşanamazlar!.. İşte böyle ihtilâflar çıkar. Millet bu nikâhın önemini bilmiyor. Hadi bir şer’î nikâh yapıyorlar, karı-koca oluyorlar. Düğün yapılmamış bir karı-kocalık hâli oluyor. Ondan sonra bozuşuyorlar; o başkasıyla evleniyor, öbürü başkasıyla evleniyor. Halbuki başkasının hanımı…

Bu nikâh oyuncak değildir. Ya bunu ciddî olarak tatbik etsinler, nikâhlılarsa ona göre hareket etsinler, ayrıldıkları zaman mehrini vermek şartıyla… Ya da yapamayacaklarsa; o zaman nikâhlanmadan, nişanlılık durumuyla, resmî bir tarzda, bu işleri evleninceye kadar yürütsünler.

SORU: Nişanlı iken dînî nikâh kıyılmış, düğünden önce ayrılmışlarsa, nikâhın fesholması için ne yapmak lâzım?..

CEVAP: Nikâhın feshi erkeğin elindedir. Erkek “Boşadım!” dediği zaman, nikâh biter. Zifaf olmadığı için, mehrin yarısını kıza vermesi gerekir.

SORU: Mehir verilmeden olan evlilik zinâ mı?

CEVAP: Hayır!.. Mehir verilmeden, normal nikâh kıyılmış da evlenilmişse zinâ değildir. Yalnız erkeğin kadına mehr-i misil verme mecburiyeti olur, o kadar…

Konuşulmamış, tayin edilmemiş, şimdi burda kadının ne kadar mehir hakkı var?.. Emsali kadınların mehri ne kadar oluyorsa, o kadar mehir verilir.

Nikâh sahihtir, zinâ değildir; erkek üzerinde mehir borcu vardır.

CEVAP: Yapılacak şey gayet net, bilinmeyen bir durum değil… Nikâhlı olduğu için, kocasını tercih edecek!

Kocasının o ayağa kalkma konusundaki ısrarı, inadı doğru değil… Çünkü, Peygamber (SAS) Efendimiz, Sa’d Hazretleri gelirken, (Kumû liseyyidiküm!) “Efendiniz için ayağa kalkın!” buyurmuş. Yâni, kavminizin ulusu, hürmete şâyan şahsı geliyor diye kalkmalarını istemiş. Baba için kalkılabilir, örfümüzde vardır. Örfe önem veriyor İslâmiyet… O bakımdan kalkmam demesi doğru olmamış nişanlısının…

Tavsiyem, kocasına uyacak; annesine babasına durumun ciddiyetini anlatacak, “Ben mecburum, nikâhlanmış bulundum.” diyecek, onları yumuşatmağa çalışacak. Kocasına da, “Bak, kakmakta, hürmet etmekte bir beis yokmuş. Sen de nobranlığı bırak, biraz geçimli ol!” filân diyecek.

CEVAP: Nikâhınıza bir zarar gelmez! Bırakacağım deyince, ileriye doğru, gelecek zaman kasdedildiği için, bir şey olmaz.

SORU: Nişanlı iki kimse nikâhlı sayılır mı?

CEVAP: Nişan nikâh sayılmaz! Nikâh akdi yapılmadan; yâni,

“–Sen buna vardın mı?”

“–Vardım.”

“–Sen bunu aldın mı?”

“–Aldım.”

“–Tamam mı?”

“–Tamam!” diye nikâh akdi mün’akid olmadan, sözleşme yaplmadan yüzük takmakla, nişan yapmakla evlilik olmaz. O nişandır, sadece bir sözdür; nikâhın yerini tutmuyor.

Hattâ nikâh kıyan insan işin inceliğini bilmese de, “Sen bu zâta varır mısın?” dese; o da “E, varırım!” dese yine olmaz. “Ne zaman varacaksın?..” “Varırım işte bakalım…” Zaman belli olmadığı için, o zaman bile olmaz.

Onun için,

“–Sen bu kızı aldın mı?”

“–Aldım!”

“–Sen de buna vardın mı?”

“–Vardım!” diyoruz. Mâzî (geçmiş zaman) sigasıyla söylüyoruz ki, iş bitti mânâsına gelsin diye… Onun için, nişan nikâh demek değildir. Nikâhlanmak şarttır, nişanlanmak yeterli değildir. O bir tanışıklık oluyor.

O zaman birbirlerine tesettürlü olmaları gerekiyor. Nikâhlarını yapıncaya kadar, diğer erkeklerin diğer kadınların birbirlerine durumları gibi oluyor. Yâni, o kadın sokağa çıktığı zaman, çarşıda pazarda, bakkala fırına gittiği zamanki gibi; o erkek de çarşıda pazarda, sokakta bir başka kadınla karşılaştığı gibi, dikkat etmesi gerekiyor.

CEVAP: Nikâh iki kişinin, erkekle hanımın, beyle hanım efendinin icab ve kabulü ile olan bir akiddir, bir anlaşmadır. Bu tek başına yapılırsa olmaz. Şahitler huzurunda olacak ki, suistimal edilmesin.

Ama bu, şahitler huzurunda olduğu zaman; tamam… Şahitler şahitlik ediyorlar ki; bunlar düğün yapmış, zina bahis konusu değil… Normal evleniyorlar bunlar, bu işin içinde sahte bir durum yok…

Şahitli isbatlı olunca, kayıtlı kuyudlu olunca, nikâhtır bu… Bunda şek şüphe yok… Ama, dua olmayınca, usulüne uygun kıyılmayınca bazı eksiklikler olabilir. Nikâh memurlarının ifadelerine, soruyu soruş şekline, cevabı alış şekline dikkat etmesi lâzım!.. Eğer böyle bir nikâh olmuşsa, evlilik tamamdır.

Tabii, kardeşimiz dinî nikâh yaptırmamakla bir kusur işlemiş, bir hayırdan, bereketten mahrum olmuş oluyor ama, öyle çocukların gayrimeşrû çocuk olması gibi bir durum yoktur. Onu boş yere üzmüşler. Çocukların da nesebi sahihtir; çünkü, nikâhla olmuştur.

O bakımdan Allah’ın izniyle, çocukları da sıhhatlidir, nikâhları da sağlamdır. Ama yakın zamanda bir de güzel dinî nikâh yapsınlar. Bu işin hayır, bereket, mübareklik meselesi vardır; onu da sağlasınlar.

SORU: Memleketimizde insanlarımız Avrupa’da çalışabilmek için burada resmî nikâhlarını bozuyorlar. Avrupa’da oralı kadınlarla nikâh yapıp ecnebî kadınlarla evleniyorlar. Böylece orada oturum almaya hak kazanıp çalışıyorlar. Sonrada izne gelip buradaki hanımlarıyla karı-kocalık vazifelerinde bulunuyorlar. Resmî nikâhı bozma şahit huzurunda oluyor. Bunun hükmü nedir? Konya’nın bir çok ilçesinde bu tür olaylar oluyor, açıklamanızı rica ederiz.

CEVAP: Aziz ve muhterem kardeşlerim! Şakası olmayan bazı işler vardır, şakası hiç yoktur. Şakası da ciddîdir, ciddîsi de ciddîdir. Meselâ, köle âzâd etmek… “Seni âzâd ettim!” dediniz kölenize… Sonra, “Gel buraya, şaka yaptım. Azâd eder miyim, senden vaz geçemem; etmedim!” deseniz olmaz. “Azâd ettim!” dediniz mi, âzâd olur. “Şaka ettim…” Şakası olmaz bu işin…

Bunun gibi ciddî işlerden birisi de nikâhtır. Şahitler huzurunda “Ben bu kadını boşadım!” diyor. İtibar sözedir, içteki niyeti muteber değil… O söz söylendi mi, boşanma olur. tekrar nikâhlanmadan o kadın ona helâl olmaz. Bu işin hükmü budur. Allahu a’lem…

SORU: Bir kimse kalbinden boşama fikri geçirse, bu hanım boş olur mu?

CEVAP: Olmaz! Öyle bir düşünceden dolayı, sırf kalbinden düşündü diye, içinden geçirdi diye boş olmaz; müsterih olsun. Şeytan öyle vesveseler verir insana da, ondan sonra da böyle gecesini gündüzünü birbirine karıştırır. Öyle vesveselere pabuç bırakmayın, aldırmayın!..

SORU: Bazı yerlerde nişanla birlikte nikah da yapılmaktadır. Bu durumda nişan ile düğün arasında uzun süre geçmesinin hükmü nedir?

CEVAP: Bu tarafeynin kendisine kalmış bir şeydir. İki taraf, kız ve oğlan tarafı isterse, istediği zaman nikâhı yapar, nikâhlanmış olur. Dinen böyle… Şartlarına uygun olarak nikâh yaptığı zaman, nikâhlanmış olur. Ama resmen nikâhlanmadığı zaman, arada bir bozuşma olduğu zaman, bu evli gibidir. Evliliğin şartlarına riayet etmesi gerekir. Kimisi bohçayı kaptığı gibi, “Tamam, alâkamız bitti.” diyor gidiyor. Halbuki, evli kalıyor. O gidiyor ötekisiyle evleniyor, bu gidiyor berikisiyle evleniyor. Bu işi iyi bilmediklerinden hatalı şeyler çok oluyor.

Bizim Hocamız onun için tavsiye etmiş ki, “Resmî nikâhı yaptıktan sonra dinî nikâhı yapın ki, böyle cahilliklerden dolayı bir takım saçma şeyler yapılmasın!” diye…

Nişanlı olan bir insanın ille nikâhlı olması diye bir mecburiyet yoktur. Nişanlılık devresinde de, normal ölçüler içerisinde konuşursa, günah olmaz. Orasını da söyleyelim.

Allah nişanlanan ve evlenen kardeşlerimize huzurlar, afiyetler nasib etsin… Bereketli, hayırlı olsun…

SORU: Bir kız, babasının daha sonra izin vereceğini bilirse ve zaruret durumu varsa, babasından habersiz nikâh kıydırabilir mi?

CEVAP: Nikâh hususunda bizim mezhebimizde esas olan kişilerin kendileridir. Şafii mezhebinde ve bazı mezheblerde velisinin izni de şarttır. Ama her şeyi usûlüyle yapmak için, hakkı olanlara sorarak nikâhı güzel yapmak olabilir. Ama bazan anneler babalar dinsiz oluyor, müslümana vermek istemiyorlar, açık kimseye vermek istiyorlar… Böyle garip durumlar olabiliyor. Esas itibariyle hak kendisinindir bizim mezhebimize göre…

SORU: Fazla bilgim yok ama, beni hoca bilip nikâh kıymak için çağırıyorlar, gideyim mi?

CEVAP: Nikâh iki kişi arasında bir akittir, anlaşmadır, hukukî bir işlemdir. Ama bu şahitlerin huzurunda oluyor. Tabii, hoca efendilerin bu nikâhı kıyması, bereket olsun, dualı olsun, besmeleli olsun diyedir. Aslında hoca ne kadar kıysa, birisi evet demedikten sonra, öteki evet demedikten sonra nikâhlanmış olmazlar. İkisi arasında oluyor işlem…

Onun için ikisine şöyle şeriatın gösterdiği adab ve ifadelerle sorup, aldım-vardım dedirten bir kimse nikâh kıyabilir. Bunun için başka bir şeye hacet yok!..

SORU: Şehrimizde bir hoca kardeşimiz, 32 farzı bilmediği için bir damadın nikâhını kıymadı. Acaba nikâhın sahih olması için 32 farzı bilmek şart mı?

CEVAP: İnsan, “Lâ ilâhe illallah” dediği zaman mü’min oluyor. Ama, öteki şeyleri bilmeyince, cahil olmuş oluyor. Onları kısa zamanda öğrenmesi lâzım!.. “Lâ ilâhe illallah” deyip mü’min olan, henüz ötekileri öğrenmemiş durumda olan bir kimse, mü’min olduğundan nikâhı kıyılır. “Bunu öğren!” demek lâzım ama, kıymamak uygun olmamış.

Ve Allah, en iyi bilendir.

 

Ayrıca Bakınız: