Müslüman mısın?

Gerçekten Müslüman mıyız? Allah’a inanan, kitaplara, elçilere, meleklere inanan, Müslüman olabilmek için inanılması gereken her şeye inanan insanlar, Müslüman mı gerçekten. Bir an için bunlara inandığımız halde, müslüman olmadığımızı düşünsek bir korku düşer mi içimize acaba. Nasıl yani? diyenler çoktur eminim. Bunun nedeni, inanmanın müslüman olabilmek için yeterli görülmesi sanırım. ‘’Allah’a inanıyorum, O’nun bir ve eşsiz olduğuna, hiçbir ortağı bulunmadığına inanıyorum, bütün emir ve yasaklarına da inanıyorum ama uygulayamıyorum, sonuçta müslümanım’’ diyen zihniyetten misiniz sizde yoksa? Eğer öyleyseniz üzgünüm ama Müslüman olmanın manasını bilmiyorsunuz daha.

Müslüman olmak, tam anlamıyla Allah’a teslim olmaktır. Hayatını ve tüm varlığını O’na adamaktır.

Çevremizdeki insanların büyük kısmının, kendilerinin müslüman olduğunu söylediklerini duyarız. Yaşamlarına baktığımızda ise bir müslümanın yaşam tarzı olamayacağına şahit oluruz. Çünkü en başta nefsani bir yaşamları vardır. Nefsinin istek ve tutkularıyla yaşamını sürdüren insanlar bunlar. Bazı insanlarsa nefsinin her istediğini yapmaktan kaçınır, nefsi onu çirkin işlere yöneltirse uzak durmaya bakar, günaha girerek azaba uğramaktan korkar. Ama bu kişinin de hayatında tam anlamıyla Allah yoktur. Çünkü günahtan kaçınmasının altında, azap korkusu ve çevre etkisi vardır. Yani günahtan kaçınmasının temelinde Allah korkusu ve sevgisi öncelik değildir. Bu gibi insanların hayatlarının içeriğine bakıldığında da; Hakkı adaleti gözetmeleri, insanlarla olan ilişkileri, hatta giyimleri kuşamları, hayatlarının her karesinde yaptıkları tercihlerinde olsun, Allah’ı merkez alarak hareket etmediklerini görürüz. Kendilerine çekici, hoş, güzel gelenleri, dünya menfaatlerine en uygun olanları düşünerek hareket ettiklerini, işlerine nasıl geliyorsa öyle davrandıklarını anlarız. Yine aynı şekilde hayatlarında önemli kararlar vermeleri gerektiğinde de çevrelerinde değer verdikleri insanlara, itibar gören insanlara danışırlar, fikirlerini önemserler ve seçimlerini bu doğrultuda yaparlar. Allah ne der, nasıl emreder, nasıl öğüt vermiş ve en doğru kararı nasıl verebilirim diye düşünüp, O’NUN KİTABINA MÜRACAAT ETMEK akıllarına gelmez, ki tercihlerini o şekilde yapsınlar. Çünkü gerçek anlamda o kişinin hayatında Allah yoktur, Allah’a teslimiyet de yoktur ve müslüman olmanın bilinci de yoktur.

Yaşamımız Allah ile sürüyorsa değerlidir ve yaşanmaya değerdir. Eğer ki Allah hayatımızın merkezinde yer etmiyorsa sonu hüsranla bitecek bir sonumuz olacaktır. Hem bu dünya da, hem ahirette, öncelikle Allah’ın hoşnutluğunu, gerçek ve sürekli mutluluğu, huzuru, sevgiyi kazanmak istiyorsak Allah’ın bize verdiği aklı kullanıp doğruyu bulmalı ve işittik itaat ettik diyerek teslim olmalıyız. Ve gerçekten temiz akıl ve vicdanla araştırdığı zaman bir kişi görecektir ki en doğru yol islamdır. Ve İslamın kaynağı yalnız kurandadır. Bu yüzden Kur’an’ı rehberimiz, yol haritamız, yaşam kaynağımız yapmalıyız. Artık hayatımızı Rabbimize yönelmiş ve O’na teslim olmuş bir şekilde geçirebiliriz inşallah. Hiç kuşkusuz inanıyoruz ki, kurtuluş Allah’a inanıp O’na teslim olanlarındır.

 

‘’Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. ‘’Zümer suresi 54.ayet

 

Yazan: HudaNur