îbn-i Aab’is-Selâm «El – Kavâid’üs-Süğrâ» adlı kitabında der ki: «Mümin Cinler Cennete girdiklerinde Allah’ı görmezler. Çünkü Allah’ı görmek, yalnız mü’ min insanlara mahsustur. Melekler de Cennette Allah’ı görmezler. Bu, cinlerin de görmeyeceklerinin açık ifadesidir. Allah Teâlâ Peygamberlere, faziletli müminlere bir çok marifetler, hâller, taat ve iz’anlar, Cennet ni’- metleri ve Rahman nzası ihsan etmiştir. Tabiî bütün bunlar İlâhî Cemâlini müşahade etmeyi gerektirir. Allah’ın hoşnutluğu ancak böylece tezahür eder. Meleklere bu gibi hususları ihsan etmemiştir. Şurası bir gerçektir ki, meleklerin cesetleri insan cesetlerinden üstündür. Ruhlarına gelince, Allah Teâlâ’yı bilme bakı- mandan eğer beşerinkinden üstünse, diyeceğimiz yok. Eğer beşerinki gibi ise, yine melekler üstün olmuş olur. Çünkü onların cesetleri nurdandır. Beşerinki ise et ve kandan teşekkül etmiştir. Şu halde beşerin üstünlüğünü, kendisine ihsan edilecek cennet ni’metleri, Allah’a takarrüp ve onun rızasına mazhariyet yönünden olmalıdır. Tabiî yukarıda arz ettiğimiz gibi, bu ahvâl Cenab-ı

Hakk’ın İlâhi cemâlini temaşa etmeyi iktiza eder. Marifetler, hâller ve itaatlar yönünden melekler üstündür, demiştik. Şurada bir noktaya işaret edelim: Beşere mahsus bâzı görevler vardır ki melekler için bunlar sabit değildir. Cihat, sabır, nefisle mücadele, marufu emr, münkerden nehy etme, gövleri yerine getirme, belâ ve mihnetlere karşı sabır gösterme gibi.. Tabiî bunlar insanlar tarafından görülen gayet güç kulluk görevleridir. Elbette ki bunların karşılığı olmalıdır. İşte Yüce Allah bu çetin işleri sabır ve metanetle başaran kullarını İlâhî cemâlini müşahade ettirerek mükâfatlandırır ki, melekler için bunlar, her ne kadar usanmadan Allah’ı teşbih ediyorlarsa da müyesser değildir. Meleklerin devamlı teşbih ve takdiste bulunmaları üstün olmalarını icap ettirmez. Çünkü ııice uyuyan salih kullar vardır ki uyanık olanlardan iyidir.

Allah Teâlâ  şöyle buyurur: «Şüphesiz inıan edip güzel amel ve harekette bulunanlar (yok mu?) İşte onlar yaratılmışların hayırlısıdır.» Melekler her ne kadar «yaratılmışlar» sözünün şumûlüne giriyorlarsa da onlar hakkında «İman edip güzel güzel amel ve harekette bulunanlar» terimi kullanılmaz. Çünkü bu lâfız şeriat örfünde insan cinsinden iman edenlere mahsustur. Öyleyse melekler bu lâfzın haricinde kalır.

SUAL : Kimbilir belki melekler de (Ebrar) vasfına haiz olanlar gibi Rablerini görürler?

CEVAP : Bu lâfzın umumu meleklerin vasfında kullanılan (El – Ebrar) kelimesindeki şümûllü anlamına mâni olur.»

«Beşer», Âdem oğullarının has ismidir. Adem aley- hisselâm’ın künyesi «Eb’ul – Beşer»’dir. Nitekim sahihte varit olan şefaat konusundaki hadîste bu tasrih edilmiştir: «Âdem’e gelirler ve (Ey Âdem! Sen beşerin ba- basısm) derler.» Mü’minler Cenab-ı Hakk’m «Onu gözle idrak edemez» kavlinin umumundan istisna edildikleri zaman bu âyet melekler hakkında şumûllülüğünü muhafaza eder. Öyleyse cinler hakkında da şumûllülüğünü muhafaza etmesine bir mâni yoktur. Netice olarak cinlcr mü’min olsalar dahi ahirette (Melekler gibi) Allah’ı göremiyecekl erdir.