Kolayca Anlaşılmayan Hadislerdeki Anlam!

Kolayca Anlaşılmayan Hadislerdeki Anlam!

 

Kolayca Anlaşılmayan Hadislerdeki Anlam!

Öncelikle şunu belirtelim: Kur’an’da müteşâbih ayetler vardır. Müteşabih, “anlamı kolaylıkla anlaşılmayan, ne anlama geldiği, ne anlatmak istediği ilk bakışta anlaşılmayan, anlamı açık ve net olmayan” demektir. Mesela “Elif Lam Mim” ayetinin mânâsı açık değildir. Ayrıca müteşabih hadisler de vardır. Müteşabih hadislerin mânâsı da kolayca anlaşılamaz. Peygamber Efendimiz (Sav) bazı derin hakikatleri mecazî olarak dile getirmiştir.

Böyle hadislerle bazı derin hakikatler kolayca anlaşılır. Meselâ, bir gün Hz. Peygamber’in huzurunda oturulurken derin bir gürültü işitilir. Hz. Peygamber bu gürültüyle ilgili olarak “Yetmiş senedir yuvarlana yuvarlana ancak şimdi Cehennem’in dibine ulaşmış olan bir taşın sesidir” buyururlar. Birkaç dakika sonra birisi gelir ve şöyle der: “Yetmiş yaşındaki meşhur münâfık öldü.” İşte bu şekilde Hz. Peygamber’in biraz önce sarf ettiği cümlenin anlamı anlaşılır.

Kolaylıkla anlaşılmayan bazı hadislerin açıklamaları

“Kim iki rekât namazı filân vakitte kılsa, bir hac kadardır.”

Kaynak: Kenzü’l-Ummâl, 7:808, hadîs no: 21508; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr: 7740.

Açıklama:

Bu gibi rivayetler ibadeti teşvik içindir. Yoksa her kılınan iki rekat namazda kesin olarak hac sevabının olacağını söyleyemeyiz. İki rekat namazdan hac sevabı kazanabilmek için şartlar vardır.

“Gıybet, katl gibidir.”

Kaynak: Müsnedü’l-Firdevs, 3:116, 117; Kenzü’l-Ummâl, 3:589, hadîs no: 8043. (Kenzü’l-Ummâl’da “Gıybet zinâdan daha şiddetlidir” şeklinde geçmektedir.)

Açıklama:

Yapılan her gıybet cinayetten veya zinadan kötü değildir; fakat sonuçları dikkate alındığında, yerine, zamanına ve biçimine göre, gıybet bunlardan daha ağır bir suç hâline gelebilir.

Peygamberimiz (Sav) kimi hadislerinde benzetmeler yapmıştır. Bu hadislerdeki benzetmelerin abartı olduğu düşüncesi akla gelebilir. Ancak bu hadislerdeki benzetmeler abartı değildir. Efendimiz Sav bu hadiste tehlikenin potansiyel büyüklüğünü kastetmiştir.

“Marketteki ürünlerden birinin içinde zehir var.” denilse ve o zehrin hangi üründe olduğu bilinmese, kimse o markete uğramaz. Günahlar hakkında gelen hadislere de böyle bakılmalı. Gerçekten de bazen öyle bir gıybet olur ki; cinayet kadar büyük bir günaha düşme riski vardır.

“Dünya öküzle balığın üstündedir.”

Kaynak:  Hâkim, Müstedrek, Beyrut, 1411/1990, 4/636; el-Munzirî, et-Terğib ve’t-Terhib, Beyrut, 1417, 4/257.

Açıklama: 

“Dünya öküz ve balık üstündedir” rivayeti de müteşâbih bir hadistir ve bu hadisin doğru yorumuna ulaşmak gerekir.

Bu hadisin birkaç türlü yorumu yapılabilir. Bedîüzzaman Said Nursi bu hadîsin üç farklı yorumu olabileceğini söyler:

1.Yorum:  Allah yarattığı her varlık için bir melek görevlendirir. Bu meleklere “Müekkel Melekler” denir. Dünyanın da iki tane müekkel meleği vardır. Bu meleklerin adları “Sevr” ve “Hut”tur. Yani “Öküz” ve “Balık”tır.

2.Yorum: Birisi “Bu devlet ne üzerindedir?” diye sorsa ve biri bu soruya “Devlet kılıç ve kalem üzerindedir” diyerek cevap verse bu cevaptan “devletin, askeri güç ve devlet memurlarının zekası ve adaleti üzerinde olduğu” anlamı çıkar. İşte dünyanın öküz ve balık üzerinde olması da böyledir. Hz.Peygamber (Sav) döneminde sahil kesiminde yaşayan insanların geçim vasıtası çoğunlukla balık idi. Bu durum günümüzde de kısmen böyledir. Denizden uzak yerlerde yaşayan insanların geçim vasıtası ise çoğunlukla ziraat idi. Günümüzde de kısmen böyledir. Ziraatin simgesi ise öküzdür. İşte Hz. Peygamber (Sav) Dünya’nın ziraat ve balıkçılık üzerinde olduğunu belirtmiş olabilir.

3.Yorum: “Dünya Güneş’in etrafında dönerken takip ettiği yörüngenin her otuz derecesine burç ismi verilir. Bu otuz derecelik yerde bulunan yıldızların arasına farazî bir hat çekilse, bazıları aslan, bazıları terazi, bazıları öküz, bazıları balık şeklini alır; işte burçlar da bu isimlerle anılır. Eski astronomi burçları semada, yeni astronomi ise dünyanın döndüğü yörünge üzerinde kabul eder. Ancak netice itibariyle değişen bir şey yoktur.

Dünyanın öküz burcunda bulunduğu bir zaman Hz. Peygamber’e (sav) “Dünya ne üzerindedir?” diye sorulmuş, Hz. Peygamber (sav) “Öküz üzerindedir” şeklinde cevap vermiş. Dünya balık burcunda iken yine Hz. Peygamber’e (sav) “Dünya ne üzerindedir?” diye sorulmuş, bu sefer “Balık üzerindedir” şeklinde cevap vermiş. Sonra bu iki rivayet birleştirilerek “Dünya öküz ve balık üzerindedir” şeklinde rivayet edilmiş. Hadisin bu şekilde vârid olması dikkate alındığında ise bu hadisle dünyanın hangi burçta bulunduğu ifade edilmek istenmiştir.” [2]

Bilim ve tekniğin henüz yeterince gelişmediği devirlerde dünyanın durduğuna inanılırdı. Ancak zamanla bunun tersinin doğru olduğu anlaşıldı. Eski bilgilere inanan insanlara bu gerçeği doğrudan doğruya anlatmak kolay değildi. Eğer böyle yapılsaydı, belki de birçok insan İslam nurundan istifade edemeyecekti. İşte Resul-i Ekrem (Sav), o asrın insanlarına bir edebi sanat yaparak cevap vermiştir.

  • Sözler
  • [2] Prof. Dr. Ali BAKKAL
  • Bediüzzaman, Muhâkemât, s. 90 (1. Makale, 2. Mesele); a.mlf., Lem‘alar, s. 95-96, (14. Lem’a, 3. Vecih)

Ve Allah, en iyi bilendir.