İtikaf Nedir?

İtikaf Nedir?

Sual: İtikâf nedir? Kadınlar evde itikâfa nasıl girer?

İtikaf’ın Sözlük Manası:
İtikaf lûgatta; bir şeye devam etmek manasındadır.
Istılahatta (ilmi tabirlerde) ise; hususen Ramazan’ın son on gününde bir Müslüman’ın dışarıyla ilgisini keserek Allah’ın rızasını kazanmak düşüncesiyle belli adap çerçevesinde mescitte kalmasına itikaf denir. Bu nafile bir ibadettir. Sadece nezr (adak adamak) suretiyle vacip olur. İtikaf hem Kur’ân’da, hem de sünnette var olan bir ibadettir.

Kelime olarak itikaf, hapis, men, bir şeye devam ve mülazemet etmek manalarına gelir. Dinde ise; Cemaatle beş vakit namaz kılınan bir mescidde veya o hükümdeki bir yerde mükellefin kendisini tutması demektir. İtikaf, kitap ve sünnetle sabittir. İnsan, itikafa girmekle, kalbini dünyadan ve dünyadakilerden sıyırmış, kendisini Mevlasına vermiş, O’nun geniş lütuf ve ihsanına yönelmiş, sağlam kalesine sığınmış olur.

CEVAP
Ramazan ayının son on gününde, gece gündüz bir camide kapanıp ibadet etmeye, itikâf denir. Ramazan-ı şerifte itikâf, sünnet-i müekkededir. Ancak itikâf, sünnet-i kifaye olduğu için bir mahallede birkaç kişi itikâfa girerse, diğerlerinden bu sünnet sakıt olur. Bu bakımdan imkânı olanlar itikâfa girmelidir. İtikâf eden, camide yiyip içer, yatar. Abdest için dışarı çıkabilir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(İtikâfta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.) [İbni Mace]

(Bir devenin iki sağımı kadar itikâf eden, bir köle azat etmiş gibi sevab kazanır.) [Tenvir]

(Ramazanda on gün itikâf eden, iki defa [nafile] hac yapmış gibi sevab kazanır.) [Beyheki]

(Allah rızası için bir gün itikâf, insanı Cehennemden çok uzaklaştırır.) [Taberani, Hakim]

Sünnet iki türlüdür: Sünnet-i hüda ve sünnet-i zevaid. Camide itikâf etmek, ezan okumak, ikamet getirmek ve cemaatle namaz kılmak sünnet-i hüdadır. Bunlar, İslam dininin şiarıdır. Bu ümmete mahsustur. (Hadikat-ün-nediyye)

Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Mirac gecesi, beşinci göğe geldiğimde, Osman’ın suretini gördüm. Bu mertebeye neyle eriştin dedim. Mescidde itikâf etmekle dedi.) [Menakıb-ı Cihar Yâri Güzin]

İtikâf; oruç, namaz gibi adak olunur, çünkü başlı başına bir ibadettir. Hastam iyi olursa, itikâfa gireceğim denmez. Hastam iyi olursa, Allah rızası için, şu kadar gün itikâfa gireceğim demek adak olur. (S. Ebediyye)

İtikâf gibi başlı başına ibadet olan bir şeyi nezredenin, bunu yerine getirmesi gerekir. (Dürer)

Kadınlar camide itikâf yapmaz. Evdeyse şarta bağlıdır. Eğer mescid olarak kullandığı bir oda varsa, o odada itikâfa girebilir. Yemek yapmak, temizlik gibi ev işlerinin hiçbiri yapılmaz. Sadece ibadetle uğraşılır. Abdest gibi zaruri işleri yapmanın mahzuru olmaz.

Ramazanın son on gününde olanı sünnet-i kifayedir. Az itikâf da yapılabilir. Bir gün veya birkaç saat gibi… İtikâfa girenin oruçlu olması şarttır. Sadece Şafii mezhebinde oruçlu olma şartı yoktur. Diğer üç mezhepte oruçlu olmak şarttır. İmkânı olan kadınların evde itikâfa girmesi, unutulmuş bu sünneti ihya etmesi ve sünneti ihya etme sevabına kavuşmaları çok iyi olur.

Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ anlatıyor:
“Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem Ramazan’ın son on gününde itikâf ederdi. Bunu vefat edinceye kadar böylece devam ettirdi.”
(Buhari, İtikâf: 1; Müslim, İtikâf: 2)

“Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı.”
(Buhari, Kadr: 5)

Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ rivayet ediyor:
“Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Ramazan’ın son on gününde vefatına kadar îtikâfa girdi. Vefatından sonra da hanımları îtikâfa devam ettiler.” (Buhari, Îtikâf: 1)

Îtikâf, kelime anlamıyla bir yerde beklemek ve durmak demektir. İyi olsun, kötü olsun, nefsi bir şeye bağlamak manasına gelir.

Dinî anlamıyla da, bir Müslümanın dışarıyla ilgisini keserek bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durmasıdır.

Bakara Suresinin 187. âyetinde de, “Mescitlerde îtikâfta iken hanımlarınıza yaklaşmayın” buyurulur ki, îtikâf hem Kur’ân’da, hem de sünnette var olan bir ibadettir.

Îtikâf, Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin de fiili bir sünnetidir.

Her sene Ramazan’ın son on gününde kendisi bu ibadeti yaptığı gibi, vefatından sonra da mübarek hanımları devam ettirmişlerdir.

İbni Mâce’nin rivayet ettiği bir hadise göre, İbni Ömer Radiyallâhu Anhümâ der ki:

“Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem îtikâfa girmek istediği zaman, yatağı veya üzerinde yattığı somyası Mescid’in içindeki Tövbe (Ebû Lübâbe) Sütununun önünde veya arkasına konurdu.” (İbni Mâce, Sıyam: 61)

Îtikâf, kifaye bir sünnettir. Bir beldede bir kişi bu sünneti işlerse, diğer Müslümanlar sorumluluktan kurtulurlar. Bunun için Ramazan’ın son on gününde bazı camilerimizde bu sünneti işleyen Müslümanlar olduğu gibi, Mekke ve Medine’de daha yoğun bir şekilde îtikâf sünneti işlenir.

On gün boyunca ibadet, zikir, Kur’ân, istiğfar, salavat, dua ve namazla meşgul olan bir insan nefis terbiyesine çalışır. Kadir Gecesine de hazırlıklı olur.

.

1. İtikaf insanın ruh dünyasında nasıl bir etki yapar?
Bilindiği gibi, insanların duygu dünyalarının gelişmesine engel olan şeyler dünya gaileleridir, yemedir içmedir, iş güç sıkıntısıdır, günahlardır, haram manzaralardır.

Bunlardan Allah için uzaklaşan, itikafa giren insanlar önce bu engellerden sıyrılmış olurlar. Ayaklarındaki prangalardan kurtulur. Manevi alıcıları, yani letaifleri, duyguları hassaslaşır. Dünya hakkındaki tasavvurları değişir, dünyanın geçiciliğini kalplerinin derinliklerinden hissedip kavrarlar. Melekiyet yönleri gelişir, melekleşirler.

2. İtikafta sadece namaz kılınır ve Kur’an mı okunur, başka bir şey yapılamaz mı?
Yapılmaz olur mu? Dua, zikir ve ibadet adına her şey yapılır. En güzel zikir elbette Kuran’dır, namazdır, ama fikir, yani tefekkür de bir ibadettir. Oturarak, hatta yatarken Allah’ı, dünyanın geçiciliğini, öbür alemi, hesabı, kitabı, Müslümanların hali pür melalini düşünmek de bir ibadettir. Allah için herhangi bir konuda ilim yapmak ise bunların pek çoğundan daha faziletlidir. Meşhur Ataullah der ki: “İtikâf yapan insan, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup, dilediğim verilmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye yalvaran bir kimseye benzer.”

3. Ramazan’ın son on gününde camide yapılan itikaf ibadeti evde de yapılabilir mi?
Sünnet olan itikaf mescitte yapılan itikaftır. Efendimiz öyle yapmıştır. Erkekler itikaf yapacaklarsa böyle yapmalıdırlar. Ancak kadınlar evlerinin bir köşesine çekilip zikir, fikir ve ilimle meşgul olurlarsa bu da erkeklerin camide yaptıkları itikafa denktir. Elbette çoluk çocuk sıkıntısı ile meşgul olan kadınlar buna muvaffak olamazlar ama onların bunu özleyerek evleri ve çocukları ile meşgul olmaları da en az bu kadar sevaptır.

4. Bir namaz vakti kadar ya da daha kısa sürede itikaf olur mu?
Dediğimiz gibi, asıl sünnet olan itikaf, oruçlu olarak camide yapılan itikaftır. Bunun on gün olması en iyisidir, ama bazı fakihlere göre bir gün dahi olabilir. Bunun dışında, mesela camiye girerken, orada Allah için durmuş olmaya, yani itikafa niyet eden de, o nispette itikaf sevabı alır. İsterse kısa bir süre durmuş olsun. Ama bu, müstehap olan itikaftır, müstehap sünnetin bir alt derecesidir.

5. Dinimizde itikaf ibadetinin hükmü nedir?
İtikaf, müekked ve kifaî bir sünnettir. Yani güçlü bir sünnettir ve bazı insanlar bunu yaparlarsa diğerleri, böyle bir sünneti terk etmiş olmaktan hesaba çekilmezler. Cenaze namazı gibi ama ibadetin bütün olarak terk edilmesi, caminin bulunduğu mahallede herkesin bu güçlü sünneti terk etmesi anlamına gelir. Efendimiz’in sünnetine tabi olma adına bu durum hoş bir şey değildir.

6. İtikafa yalnızca erkekler mi girebilir?
Camideki itikafa sadece erkekler girer. Çünkü bir kadının camide tek başına kalması fitneye, dedikoduya sebep olabilir. Buna rağmen kadınların da camide itikafa girebileceğini söyleyen alimler vardır. Ama doğrusu, girmemesidir. Kadınlar, evlerinde itikaf yapabilirler.