SoruSorCevapBul

Soru:

Hıristiyanlar ve Yahudiler cennete girecekler mi? Ahirette nasıl bir durumda olacaklardır?

Cevap:

Tevhide inanan, Hz. İsa zamanındaki Hıristiyanlar cennete gireceklerdir

“Şübhesiz ki (zâhiren) îmân edenler, yahudi olanlar, hıristiyanlar ve sâbiîler yok mu, (onlardan) kim Allah’a ve âhiret gününe (hakikaten) îmân edip sâlih bir amel işlerse, artık onların, Rableri katında mükâfâtları vardır; onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.” (Bakara,62-Mâide,69)
“Gerçekten ehl-i kitab, îmân edip (günahlardan) sakınsalardı, mutlaka kötülüklerini kendilerinden örterdik ve elbette onları Naîm Cennetlerine koyardık.” (Maide,65)
İslamiyet gelmeden önce, Hz. İsa’nın bildirmiş olduğu tevhid dinine inanan Hıristiyanlar, -inkâra ve şirke girmemek kaydıyla- cennete gireceklerdir. Hz. Muhammed (asm) gönderildikten sonra ise, Hıristiyanlardan ancak O’nun şeriatına uyanlar cennete gireceklerdir.

İslam, Hıristiyanlığın hükmünü kaldırmıştır

“Muhakkak ki Allah katında (yegâne) din, İslâm’dır.” (Âl-i İmran, 19)
“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, artık kendisinden aslâ kabul edilmeyecektir. Âhirette ise o, hüsrâna uğrayanlardan (olacak)tır. (Âl-i İmran, 85)
Hıristiyanlığın gelmesiyle Museviliğin hükmü kalktığı gibi, İslamiyet gelince de Hıristiyanlığın hükmü kalkmıştır. Bu sebeple kıyamete kadar geçerli tek din İslam’dır.

“Teslîs” inancı ise şirktir ve şirk ehline cennet haram kılınmıştır

“Celâlim hakkı için, “Şüphesiz Allah, ancak o Meryemoğlu Mesîh’dir!” diyenler kâfir olmuşlardır! Hâlbuki Mesîh (Îsâ, onlara) şöyle demişti: “Ey İsrâiloğulları! Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet edin!” Şu muhakkak ki, kim Allah’a şirk koşarsa, artık şübhesiz Allah, ona Cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer ateştir! Zâlimler için hiçbir yardımcı da yoktur.” (Maide, 72)
“Muhammed’in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır.” (Müslim)
Hz. İsa’nın göğe kaldırılmasından 80 sene sonra Hıristiyanlık tahrif edilmiş ve “teslîs” (baba-oğul-kutsal ruh) inancı yayılmıştır. Yani Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğuna inanmaya başlamışlardır. Bu ise apaçık bir şirk olup, cehennem azabını netice verir.

İman olmadan İslamiyet olmayacağı gibi, İslamiyetsiz de iman olamaz

İman rükünleri bir bütündür. Birine iman etmek diğerine de inanmayı gerektirir. Mesela Allah’a inanıp da ahirete inanmayan bir kimse, mü’min değildir. Dolayısıyla bir Hıristiyan, Allah’ın varlığına ve birliğine, ahiret gününe, kadere inansa bile(!) son Peygamberi (asm) inkar etmiş olduğundan iman etmiş sayılmaz.
“Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene îmân etti, mü’minler de! Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine: “Peygamberlerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayız” diye îmân ettiler ve şöyle dediler: “İşittik ve itâat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini dileriz; dönüş(ümüz) ancak sanadır!” (Bakara, 285)

İslam’dan haberi olmayanlar mesul değildir

İmam Gazali şöyle demektedir: “Peygamber Efendimiz’in (asm) gönderilmesinden sonra, inanmayan insanlar üç sınıftır:
1. Sınıf: Peygamber Efendimiz’in (asm) davetini duymamış ve kendisinden haberdar olmamış kimselerdir. Bu sınıf kesin olarak cennet ehlidir.
2. Sınıf: Peygamberimiz’in (asm) davetini, gösterdiği mucizelerin durumunu ve güzel ahlakını duymuş olmakla birlikte iman etmemiştir. Bu sınıfta kesin olarak cehennem ehlidir.
3. Sınıf: Bu iki derece arasında bulunan sınıftır. Peygamber Efendimiz’in (asm) ismini duymuşlarsa da vasıf ve hususiyetlerini duymamışlardır. Daha doğrusu bunlar Hz. Peygamberi küçüklüklerinden beri, ismi- Muhammed olan ve -haşa- peygamberlik iddiasında bulunan yalancı bir peygamber olarak tanımışlardır. Peygamber Efendimiz (asm) hakkında, menfi propagandadan başka hiçbir şey duymamışlardır.”
İmam Gazali bu sınıfta olanlar hakkında kesin konuşmamakla birlikte şöyle devam eder: “Kanaatime göre bunların durumu, 1. grupta olanların, yani Peygamberimiz’i (asm) hiç duymamış olanların hali gibidir. Çünkü bunlar Peygamberimiz’in (asm) ismini, haiz bulunduğu vasıfların zıtlarıyla birlikte duymuşlardır. Bu ise hakikati araştırmak için insanı düşünmeye ve araştırmaya sevk etmez.