el-Hakem - ya Hakem

el-Hakem - ya Hakem

el-Hakem | ya Hakem

Hakem : Hükmedici, bilgisi ve adaletiyle nihai hükmü  veren.

Al-Hakam : The Judge who judges and makes right prevail.

Cenab-ı Hak Buyuruyor:

“Allah size Kitab’ı açık açık indirmişken O’ndan başka bir hakem mi isteyeyim? ” (Enam, 114)

“… Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin. O hakimlerin en iyisidir.”  (Araf, 87)
Allah’ın bu ismi, bütün üstün sıfatları ve güzel isimleri içine almaktadır. Çünkü işitmeyen, görmeyen ve haberi olmayan birinin Hakem olması mümkün değildir.  O, bu dünyada ve ahirette açık ve gizli olarak kulları arasında hüküm verendir. Verdiği emirlerin, koyduğu yasaların, icra ettiği hükümlerin, varlıklar üzerinde sözlü  vefiili olarak uyguladığı kararların hepsi O’nun gerçek hakim olduğunu göstermektedir. (1)

Hakem ismi, O’nun  zati sıfatlarındadır. Hüküm verme yetkisi sadece Allah’a aittir. Hükmü  elinde tutan, iyiyi kötüden ayırdeden ve verdiği hükmü kimsenin bozamayacağı yegane merci O’dur. Kimseye zerre miktarı kadar haksızlık yapmaz. Kimseye günahından fazla ceza vermez.

Allah’ın hükmüne karşı, hükmüne müracaat edilebilecek hiçbir hakem tasavvur olunamayacağı gibi, ilâhî hükmü anlamak ve tebliğ etmek için de diğer âyetlerin, mucizelerin delaleti, icazı, kitabın mucizesi kadar kuvvetli, açık ve tafsilatlı değildir. (2)

Kul hüküm yetkisinin yalnız Allah’a ait  olduğuna inanmadıkça iman etmiş sayılmaz.

Bir müslüman ihlasla, “Yâ Hakem” diye bu mübarek ismin zikrine devam ederse onun eserlerine nâil olur. Sözü etkili olur. Davalarında başarılı olur. İlim ve hikmet sahibi olur. (3)

Tenbih:  Her müslüman, Allah’tan başka Hakim ve Hakem olmadığını, O’nun bütün fiillerinin dava ve hüküm; bütün sözlerinin hikmet ve vasiyetler olduğunu, peygamberlerin hikmet kaynağı ve hikmet ehli kimseler olduğunu, Allah’ın yalnız onlara hüküm verme yetkisi verdiğini, peygamberlerin dışında herkesin onlara uyması gerektiğini bilmelidir.

Her müslüman, Allah’ın hükümleriyle hükmeden bir mahkemeye çağırıldığı zaman bu çağrıya cevap  vermek ve aleyhinde bir hüküm çıkması halinde buna uymak zorundadır. Aksi halde zulmedenlerden olur.

Hakim ve yöneticiler, Allah’ın çizdiği sınırların dışına çıkmamalı ve koyduğu yasaları çiğnememelidir. İnsanlar arasında adil davranmalı, kimseye ayrıcalık tanımamalıdır. Aleyhlerinde bile olsa doğruluktan ayrılmamalı ve hak ile hüküm vermelidirler. (1)


Kaynaklar
1) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
2) Elmalı Tefsiri
3) Yüce Allah (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
4) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985


 

 

Diğer Bölüm…

Hükmedici, bilgisi ve adaletiyle nihai hükmü veren…

“Hükmeden, hakkı yerine getiren” anlamına gelen “el-Hakem” İsm-i Celil’i Kur’an-ı Kerim’de “O (CC), size kitabı apaçık indirmişken, ben Allah’tan (CC) başka Hakem’mi ararım?”[1] ayetinde bir defa geçmiştir.

Hakimiyetin kayıtsız şartsız Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne ait olduğunu[2], en güzel hükmedenin Allah-ü Teala (CC) Hz.leri olduğunu[3], hükmünün temyiz edilemeyeceğini[4], hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmeyeceğini[5], O’nun (CC) dışında hüküm koyanların sonucunun ne olacağını bilmeden cahilce hüküm koyduğunu[6], O’nun (CC) indirdiğiyle hükmetmeyenlerin durumlarına göre kafir, zalim ve fasık olduğunu[7] bildiren, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne iman edenler O’ndan (CC) başka Hakem tanımazlar. Kullar için bu kelime mecazi anlamda kullanılabilir. Nisa suresinin 35’inci ayetinde eşler arasındaki arabuluculara “Hakem” kelimesi kullanılmıştır.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin koyduğu kurallara göre hüküm verenlere de “Hakem” veya “Hakim” denir.

Rabbimiz’in (CC) tabiata koyduğu kanunlar konusunda kimse tartışmıyor. Herkes tabiat kanunlarına uyuyor. Uyduğu oranda mutlu oluyor.

Kafirin vücudunda dahi Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hükümranlığı geçerli. Kalbini çalıştıran, kanını dolaştıran, her hücresine gıda veren, saçının her teline renk veren Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’dir (CC).

Dünyanın en gelişmiş hastahanesinde, en iyi doktorlar gözetiminde beş dakikalığına Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin değilde doktorların kendi vücuduna hakim olmasını istemeyen ateist=gavur bir insan nasıl olur da hayatında Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hükümlerini reddedip kendisi kendi hayatının bütün sorunlarına hükmedebilir? Beynimizin kılcal damarında kan pıhtılaşan vücut felç oluyor. Beynimizin yönetimi bize bırakılsa insan bir dakikada yok olur. Vücudun her tarafından çıbanlar, yaralar, felçler görülür.

Toplum vücudunda Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hakimiyeti çekilip alınırsa toplum vücudunda inkar, terör, soygun, gasp, öldürme, yaralama, zina, rüşvet, ırza geçme, güvensizlik, baskı, zorbalık hastalıkları çoğalır.

Rabbimiz (CC), Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’e: “Andolsun ki; eğer sana gelen bu ilim (Kur’an) dan sonra onların hevalarına uyarsan, şüphesiz sen de zulmedenlerden olursun.”[8] buyurur. Yanlış teraziyle tartan, dünyanın en adil insanı da olsa yanlış tartar. Onun için tabiatı bir denge üzere yaratan, yarattığı tabiat kanunlarında hiçbir eksikliği ve fazlalığı olmayan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin koyduğu Kur’an’daki kurallarda toplum vücudunun selameti ve sıhhati için koyulmuştur.

“el-Hakem”e iman eden bizler O’nun (CC) koyduğu, Rasulünün (SAV) uyguladığı kurallara uyarak yanlış terazileri Kur’an’a göre ayarlayacağız. Yanlış teraziyle tartarak çıkar sağlayanları engelleyeceğiz. İnsanların tabiat kanunlarına uyduğu gibi Kur’an’a göre yaşamaları için gayret göstereceğiz. Toplum vücudunun çağdaş sorunlarını Kur’an ve Sünnet ışığında çözeceğiz.

“(De ki): ‘Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O (CC), size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir.’ Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden (CC) hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.”[9]

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri insanları yaratmış, onları, içlerinden iyilik yapanlarla kötü olanları ayırdetmek üzere bir imtihan yeri olan dünyaya yerleştirmiştir. Dünyaya sınanmak üzere gelen insanları yalnız bırakmamış; onlara elçiler göndermiş ve elçilerine de doğruyu yanlıştan ayırmalarını sağlayacak hükümleri içeren kitaplar vermiştir. İnsanlık tarihi boyunca elçiler, gönderildikleri kavimleri Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin emrettiği hükümleri içeren hak kitaplarla uyarıp korkutmuşlar, onları doğru olan yola çağırmışlardır.

Ancak zaman içinde elçilerin getirdiği kitaplar insanlar tarafından tahrif edilmiş, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin gönderdiği hükümler inkarcı kesimlerin kendi çıkarlarını koruyacak bozuk hükümlerle değiştirilmiştir. Fakat Allah-ü Teala (CC) Hz.leri insanlara yine kendilerini ‘doğru yola ulaştıracak bir rehber’ olarak Kuran’ı indirmiş ve “Hiç şüphesiz, zikri (Kuran’ı) biz indirdik biz; onun koruyucuları da gerçekten biziz.”[10] ayeti ile içindeki hükümleri kıyamete kadar koruyacağını vaat etmiştir.

Elbette Kur’an insanın karşılaşacağı her olayda çözüm bulmak, doğruya ulaşmak için başvuracağı yegane kaynaktır. Çünkü o, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hükümlerini içeren tek hak kitaptır. Ve Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin gönderdiği korunmuş hükümlerin olduğu bu Kitaba sarılanlar, onda Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kendilerine emrettiklerini yerine getirenler, kuşkusuz doğru yolu bulmuş kimselerdir. Dünyada Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hükümleriyle hükmeden, O’nun (CC) kendilerinden istediklerini yerine getirenler elbette ahirette de kazanç içinde olacaklardır.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri hakimdir, her şeyin hükmünü O (CC) verir ve hükmünü tamamen icra eder. Hakimlerin hakimliğine, hükümdarların hükümdarlığına hüküm veren de ancak O’dur (CC). O’nun (CC) hükmü olmadan hiçbir şey, hiç bir hadise meydana gelemediği gibi; O’nun (CC) hükmünü bozacak, geri bıraktıracak, infazına mani olacak, hiçbir kuvvet, hiçbir hükumet, hiçbir makam da yoktur. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri dinini ve Kitabında bildirdiği hükümleri yürütecek, mümini, kafiri, dinliyi, dinsizi ayıracak, isyan edenlere ceza, itaat edenlere mükafat verecektir. Bunda iman sahiplerine müjdeler, imansızları korkutma vardır.

Dua: İlahi (CC)! Hükmeden, hakkı yerine getiren sensin. Allah’ım (CC)! Her şeyin hükmünü icra edensin. Senin hükmün olmadan hiçbir hadise meyadana gelmez.
Allah’ım (CC)! HÜkmünü bozacak, geri bıraktıracak hiç bir kuvvet yoktur.
Ya Rabbi (CC)! İman edenler hakkındaki hükmünü yerine getir. Onları Cennet bahçeleri ile sevindir! (AMİN)

Kula Gerekenler: Dine yalandır dememeli, ceza gününü de inkar etmemeli, hakimler de verdikleri hükümlerde, kuvvetlerine mağrur olup ta hak ve adaletten ayrılmamalı, büyük Hakimin kudretinden korkmalı, O’nun (CC) ahkamına sarılmalı, kullarına karşı adalet yapmalı, kendi salahiyeti çevresinde salaha hizmet ederek tükenmez ecre ermeli.

İsm-i Şerif’in Faideleri: İhlasla “Yâ Hakem” İsm-i Şerif’ine devam edenler, hükümlerinde doğru kararlar verirler ve Allah (CC) Hz.leri’nin hakimiyyetinin tecellisine mazhar olur.

—————————-
[1] En’am S. A.116
[2] bak: En’am S. A.57; Yusuf S. A.40,67
[3] bak: Maide S. A.50
[4] bak: Ra’d S. A.41
[5] bak: Kehf S. A.26
[6] bak: Maide S. A.50
[7] bak: Maide S. A.44,45,47
[8] Bakara S. A.145
[9] En’am S. A.114
[10] Hicr S. A.9