el-Hafiz - ya Hafiz

el-Hafiz - ya Hafiz

el-Hafiz | ya Hafiz

Hafiz : Koruyucu ve muhafaza edici

Al-Hafiz : The Preserver who guards all creatures in every detail.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk;” (Saffat,7)

“…Senin Rabbin, herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur.” (Sebe,21)

“O’nun (insanın) önünden ve arkasından izleyenleri vardır, onu Allah’ın emriyle gözetip-korumaktadırlar.” (Ra’d,11)

“El-Hafiz” ismi Kur’an-ı Kerim’in 6 yerinde geçmektedir.

Melekler insanları Allah’ın emri ile korumaktadırlar. Bunun yanında işlediklerinide kaydetmekte, böylece korumaya almaktadırlar. Allah, dostlarını günah işlemekten ve şeytanın tuzaklarına düşmekten korur.

Allah, sıkıntı zamanında seni şikayet etmekten koruyan, nimet zamanında da seni felaketlerden koruyandır.

Allah’ın bütün varlıkları koruması olmasaydı, varlığı mümkün olan hiçbir şeyin varlığı devam etmezdi. Allah, bütün varlıkları tekrar yokluğa dönmekten korumuştur.

En büyük koruma, kalpleri korumadır. Müslümanın dinini her türlü küfür, nifak, fitne, sınırsız arzu ve isteklerden ve türlü bi’d’atlerden koruması korumaların en büyüğüdür. Çünkü bu sayede müslüman, doğru yoldan ayrılıp başka yollara sapmaktan kurtulur.

Bu ismin manası ancak Allah’ın yüceliğini ve kainatı koruma gücünü uzun uzun düşünmekle bilinebilinir. Yoksa sadece lügattaki manasını düşünmekle değil.

Korumak iki yönden olur:

Birincisi, varlıkların belli bir zamana kadar devamını sağlamak, muhafaza etmek ki, Allah gökler, yerler gibi fazla yaşayan varlıkların da, hayvan, bitiki ve insan gibi ömrü az olan varlıkların da hafızıdır.

Mesela, yerden biten otu bile muhafaza etmiştir. Onun özünü korumak için ona kabuk vermiştir. Bir kutu gibi onu, kabuğun içine saklamıştır. Yumuşak kalması için de ona rutubet bahşetmiştir. Yalın kabukla korunmayacak şeyi, ona diken vererek korumuştur.

İkincisi, birbirine zıt olan şeyleri birbirlerinin şerrinden korumak. Allah bunları, kâh eşit kuvvette kılmakta, kâh mağlup olan tarafın imdadına yetişmekle korumuştur. Bunu bir misal ile izah edelim:

Mesela, hararet rutubeti yok eder, kurutur. Mağup olduğu zaman, soğukluk (bürudet) ve rutubet zayıflamaya hatta yavaş yavaş yok olmaya başlar. Hararet ve kuruluk fazlaşır. Bunu önlemek için Allah başka bir cisimle o rutubetin imdadına yetişir. Ona bir susuzluk verir, su içme ihtiyacını duyar. Su içtiği gibi harareti bereraf edilmiş olur. Böylece vücutta gereken denge temin edilmiş olur. (3)

Bu ismi şerifi 988 defa okumaya devam eden; nsan ve cin şerrinden bela ve afattan muhafaza olur. (2)


Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
2) Esma-ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005,  Mütercim ilavesi S:233
3) Esma-ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004


 

 

Diğer Bölüm…

Yapılan işleri bütün tafsilatiyle tutan; her şeyi, belli vaktine kadar afat ve beladan saklıyan; koruyan ve gözeten…

“Koruyan ve gözeten, muhafaza eden” anlamına gelen “el-Hafîz” İsm-i Şerif’i Kur’an-ı Kerim’de altı defa geçmektedir.

“Buna rağmen yüz çevirirseniz, artık size kendisiyle gönderildiğim şeyi tebliğ ettim. Rabbim (CC) de sizden başka bir kavmi yerinize geçirir. Siz O’na (CC) hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Doğrusu benim Rabbim (CC), herşeyi gözetleyip-koruyandır.”[1][1] ayetinde her şeyi gözetimi altında koruduğunu bildirir.

Hayvanların hepsine Rabbimizin (CC) verdiği içgüdü ile hangi hayvanın zararlı, hangisinin zararsız olduğunu öğretmiş. Hangi et veya ot zararlı veya zararsız bunları Rabbim (CC) onlara öğretmiş. Arıya bal yapmayı, güle çiçek yapmayı öğretmiş. Her hayvanın bünyesine ve karşılaşacağı tehlikelere göre savunma sistemi kuruvermiştir.

İnsanı ise akıl sistemiyle donatmış. Hz. Nuh’a (AS) gemi yapmayı öğretmiş[2][2], Hz. Davud’a (AS) harp sanayiini[3][3] öğretmiş.

Toplum ve ferdin varlığını ve birliğini bozacak şeyleri Peygamberler (AS) vasıtasıyla öğretmiş ve bizim doğuştan getirdiğimiz değerleri korumuş.

Bindörtyüz yıldır Kur’anını koruyan ve kıyamete kadar da koruyacağını vadeden “el-Hafîz”e iman eden bir mü’min Kur’ana karşı tavır alanların ekonomik, askeri ve siyasi gücünden endişeye kapılmaz. O kendi görevini yapıp yapmadığına bakar ve kendisi için endişe eder.

Bugün bilim adamlarının çoğu, evrenin yoktan var olduğu konusunda kesin bir fikir birliğine varmışlardır. Çünkü ellerindeki tüm deliller bu gerçeğe işaret etmektedir. Evrenin yoktan var oluşu sırasında ortaya çıkan atomlar ile bugün canlı-cansız herşeyi oluşturan atomların birbirleriyle aynı olduğunu da bilim ortaya koymaktadır. Evrenin ilk yaratılış anında ne kadar atom varsa, şu anda da o kadar atom vardır. Ancak şöyle bir farkla: Yoktan var oluş anında büyük bir hızla etrafa dağılan atomlar, bugün yıldızları, dünyayı, atmosferdeki havayı, yeryüzündeki suyu, toprağı ve hatta sizin bedeninizi meydana getirmektedirler. Üstelik bunu öylesine kusursuz bir düzenle yapmaktadırlar ki, her bir atoma hakim olan düzenleyici gücün varlığı kesin olarak anlaşılmaktadır. Zira bir düzenin varlığı Düzenleyicinin varlığını zorunlu kılar.

Bu noktada karşımıza şu gerçek çıkmaktadır: Ortada hiçbir şey yokken maddeyi yaratan ve kusursuz bir düzen oluşturan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, bu düzenin meydana gelişindeki her aşama hakkında bilgi sahibidir. Çünkü böylesine karmaşık ve girift bir sistemin tek bir anının dahi kontrolsüz oluşması mümkün değildir.

İşte bu gerçek bize kainattaki sistemi düzenleyen, var eden Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin sonsuz ilmini göstermektedir. O (CC) herşeyi yoktan var etmiş ve bu var oluşun her saniyesini, her dakikasını gözetleyerek kusursuz bir düzen oluşturmuştur. Ve halen de bu düzeni gözetlemekte ve korumaktadır. Nitekim “Çünkü senin Rabbin (CC), gerçekten gözetleme yerindedir.”[4][4] ayeti Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kainat üzerindeki sürekli korumasını bizlere bildirmektedir.

“Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır.”[5][5]

“Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin (CC), herşeyin üzerinde gözetici-koruyucudur.”[6][6]

“Allah’ın (CC) dışında birtakım veliler edinenler ise; Allah (CC), onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin.”[7][7]

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, insanlar tarafından yapılan hiçbir şeyi kaçırmaz. İyiden, kötüden, insanların yaptıkları bütün işleri, konuştukları bütün sözleri, kafalarındaki bütün niyetleri ve düşünceleri bir bir bilir, hiçbirini unutmaz, hiçbirinde yanılmaz, hiçbirini başkalarına karıştırmaz. Onun için, yapılan kötülüklerin hiçbir zerresi kaybolmaz, yapan cezasını bulur.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri kainatı muhafaza etmektedir. Gökleri, yeri ve kamu yaratılmışları, tayin edilen ömürlerini tamamlayıncaya kadar, her türlü afat ve beladan muhafaza buyurmaktadır. Bu sayededir ki, fezalar içinde ölçüye sığmaz bir hızla uçuşan sayısız ecram, birbiriyle çarpışmadan, herbiri kendi hududu içinde yüzmektedir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, her mahlukuna, kendine zararlı olan şeyleri bilecek bir his ilham buyurmuştur. Bu da “el-Hafîz” İsm-i Şerifinin tecelliyatındandır. Bir hayvan kimyevi tahlil raporuna muhtac olmadan, kendine muzır olan otları bilir ve yemez.

İnsanlara da, muzır olan şeyleri haram kılmıştır. Mesela, halal, zülal bir yemek ekşir veya bozulursa, bir ekmek yanarsa, haram olur. Çünkü onlar artık gıda maddesi olmaktan çıkmış, uzviyeti zehirleyen muzır şeyler haline gelmiştir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, insanların maddi varlıklarını zehirleyen bu kabil şeyleri, fuhşu, alkolü ve benzerlerini haram kıldığı gibi, manevi varlıklarını zehirleyen dalaleti, sapıklığı, cahilliği ve benzerini de haram kılmıştır.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin insanları maddi, manevi zararlardan, zulmetlerden muhafaza için; akıl, fikir, basiret vermesi, peygamberler göndermesi, kitaplar indirmesi, halali, haramı bildimesi hep bu ism-i şerifin hükmü olarak şükrü ödenmez nimetlerdir. Hem Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ister ki, insanlar bu nimetlerden faydalansınlar. Nankörlük etmesinler. Onun için Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, bunlardan faydalanmak isteyenlerin hafızıdır. Onları günahlara dalmaktan, sapıklara uymaktan, her türlü kötünün kötülüğünden muhafaza buyurur. Fakat, nimetlere karşı körlükte israr ile inkar ve şirk bataklarına sapan nankörler, kendi arzuları ile Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin hıfz ve himayesinden yüz çevirmişler demektir. Onun için onlar hakkında “el-Hafîz” ismiyle muamele buyurmaz. “er-Rakîb” ismi ile muamele buyurur. Onların gözlerini ve kalplerini çevirir, körlük ve dalalet yaratır. Karanlıklara bırakır ve bir daha onları nura çıkaracak bir dost ve muhafız da bulunmaz. Bu nasipsizler Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin verdiği imkanlardan faydalanmağı arzu etmediklerinden mesuliyet kendilerine aittir.

Dua: Allah’ım (CC)! Koruyan sensin. Yapılan hiç bir şeyi kaçırmazsın. Konuşulan sözleri, kalplerden geçen niyyetleri dahi bilirsin.

Ya Rabbi (CC)! Yapılan iyilik ve kötülüklerin hiç birini kaybetmeyen, karşılığını verensin.

Allah’ım (CC)! Senin koruyuculuğuna sığınıyoruz. Bizi belalardan ve musibetlerden muhafaza eyle! (AMİN)

Kula Gerekenler: Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin ihsan ettiği muhafaza vasıtalarını iyi kullanmak, yaptığı iyiliklerin veya kötülüklerin bir zerresinin bile ,kaybomıyacağına ve günün birinde önüne çıkacağına inanarak, iyilikleri çoğaltıp, kötülüklerden sakınmaktır.

İsm-i Şerif’in Faideleri: Bu İsm-i Şerif’e devam edenleri, Cenab-ı Hakk (CC) Hz.leri her türlü bela, musibet ve felaketten muhafaza buyurur ve o kişi nefsinin ve şeytanın tasallutundan hıfz olunur (korunur).


[1] Hud S. A.57
[2] bak: Hud S. A.37
[3] bak: Enbiya S. A.80
[4] Fecr S. A.14
[5] Kaf S. A.4
[6] Sebe S. A.21
[7] Şura S. A.6