Evet, inancınıza hakaret etmedikleri sürece onlarla iyi geçinmek zorundasınız.

Resul-u Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: ‘Kim, İslam muahidlerine (anlaşma/sözleşme yapanlara) zulmederse ve gücünün yetmediği bir yük yüklerse kıyamette onun düşmanı ben olacağım. [Sadruddin Belaği, Adalet ve Kaza Der İslam, s.57; Zeyn-ul Abidin Kurbani, İslam ve Hukuk-u Beşer, s.397.]

Kim ehl-i zimme’ye (İslam’a sığınmış Yahudi, Hıristiyan ve Zerdüşt’e) eziyet ederse bana eziyet etmiştir. [Sadruddin Belaği, a.g.e.]

Hatta iyi davranmayı geçtik onların fakirlerine yardım dahi etmek zorundasınız.

İbn-i Abbas, Peygamberimizin (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet eder: ‘Bütün ilahi dinlerin fakirlerine sadaka verin. [Afif Abdulfettah Tabbare, Ruh-ud Din-il İslami, s.276.]

Kim Yahudiliğinde veya Hristiyanlığında kalmak istiyorsa, ona müdahale edilmez. (İbn Hişâm, es-Sîre, II, 586)

– Necran Hristiyanlarından gelen bir heyeti ağırlayan Hz. Peygamber (a.s.m), onların ibadetlerini yapmaları için Mescid-i Nebeviyi boşaltmış ve onlara tahsis etmiştir.

– Medine dışında baş gösteren bir kıtlık münasebetiyle Medine’ye gelip sığınanlar arasında pek çok gayrimüslim de bulunuyordu. Bütün bunları sahabelerine taksim eden Hz. Peygamber (a.s.m) bizzat evinde -bir süreliğine- misafir ettiği kişi de gayrimüslim idi.

– Kur’an’ın bir çok ayeti, Hz. Peygamber (a.s.m)’in tebliğinde gayrimüslimlere karşı çok nazik davrandığını göstermektedir.

– Bu şekilde Yahudi bir çocuğu hasta iken ziyarete de gitmiştir.