el-Fettâh - ya Fettâh

el-Fettâh - ya Fettâh

el-Fettâh | ya Fettâh

Fettâh : Hayır kapılarını açan, hüküm veren

Al-Fattah : The Opener who opens the solution to all problems and makes things easy.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“De ki: “Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir.” (Sebe, 26)

Taraflar arasında hüküm veren; birine yardım edip zafere ulaştıran; hayır ve rahmet kapılarını açan O’dur.

Silah gücü, kelime cambazlığı ve basit mantık  oyunlarıyla hakkı batıla karıştırıp, içine zehir,  dışına şeker konmuş öldürücü imansızlık  tuzaklarına yakalananlar gerçeği  anlayamadan giderlerse, ahirette hak ile batılın  arasını ‘el-Fettâh’ olan Rabbimiz açacak ve  herkes gerçeği görecek, ama iş işten geçmiş  olacak.Çocuk ana rahminde iken çocuğa rızık kapısını açan, çocuk dünyaya gelince bir kapıyı kapayınca  annenin göğüslerinden iki kapıyı açan.  Göğüslerdeki iki kapı kapanınca acı-tatlı, yaş-kuru yiyeceklerden dört kapıyı açan O’dur.

Her müslüman, Allah’tan başka Hâkim olmadığına inanmalı ve O’nun  hükmünden başka hüküm kabul etmemelidir.

Müslüman, kapalı olan her şeyi ancak Allah’ın açabileceğini bilmelidir. Kullarına rızık ve merhamet kapılarını açan, zor ve kitlenen işleri çözüp açan, hakkı görmeleri için kalplerini ve gözlerini açan, sıkıntı ve darlıktan sonra gönüllerini açıp ferahlık veren, anlaşılmayan kapalı her sorunu kolaylıkla açan O’dur.

Ey Allah’ın kalp kilitlerini açtığı ve kendi katından üzerine nurlar yağdırdığı kişi! Allah’ın kapılarını sana açtığı gibi sen de, ilim anahtarlarıyla cahil ve bilgisiz kimselerin  kapalı kapılarını açve onalrın gönüllerini fethet.(2)

İhlasla “Yâ Fettâh” diye bir müslüman bu isme devam etse, bütün zor kapılar açılır, gönlünde büyük fetihler meydana gelir. (1)


Kaynaklar
1)Yüce Allah’ (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985


 

 

Diğer Bölüm…

Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran…

“Açan” manasına gelen “el-Fettâh” İsm-i Şerif’i Kur’an-ı Kerim’de bir defa geçmektedir. “Deki: ‘Rabbimiz (CC) hepimizi bir araya toplayacak sonra aramızı hak ile açacak. O (CC) açandır, her şeyi bilendir’.”[1][1]

Ehli kitap, özellikle Yahudilerin hak ile batılı birbirine karıştırdığını, Bakara 42’de haber vermekte. Bu dünyada siyasilerin silah gücü, ilim adamlarının kelime cambazlığı ve basit mantık oyunlarıyla hakkı batıla karıştırıp, içine zehir, dışına şeker konmuş öldürücü imansızlık tuzaklarına bu dünyada yakalananlar gerçeği anlayamadan giderlerse, ahirette hak ile batılın arasını “el-Fettâh” olan Rabbimiz (CC) açacak ve herkes gerçeği görecek, ama iş işten geçmiş olacak. Kur’an-ı Kerim’de “…açtı” “…açtık” şeklinde fiil olarak yedi defa tekrarlanmakta.

Çocuk ana rahminde iken çocuğa rızık kapısını açan, çocuk dünyaya gelince bir kapıyı kapayınca annenin göğüslerinden iki kapıyı açan. Göğüslerdeki iki kapı kapanınca acı-tatlı, yaş-kuru yiyeceklerden dört kapıyı açandır.

Gönüllere iman kapısını açan, imanlı mücahitlere ülkelerin kapılarını açan. Gözlerini açan, hüznümüzü, kederimizi giderip sevinç kapılarını açan. Bereket kapılarını açan[2][2] (A’raf 96) Çekirdeklere çiçek açtıran, tomurcuk gülleri güldürüp, açan “el-El-Fettâh”a iman edenler gönül kapılarını herkese açarlar. Varlık kapılarını ihtiyaç sahiplerine açarlar. Gözlerini açarlar. İmansızların her türlü madrabazlıklarını ortaya çıkarıp insanların gözlerini açarlar. Altı milyar insanın imana giden yoldaki engelleri açarlar. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri ile kulu arasındaki engelleri kaldırırlar.

Bu İsm-i Şerîf feth’dendir. Feth, kapalı olan şeyi açmak manasınadır. Kapalı bir şeyi açmak çeşit çeşit olur. Maddi olur, bir kapıyı, bir kilidi açmak gibi. Manevi olur, yürekten tasaları, kederleri atıp gönlü açmak gibi. Iztırapla yanan yürekleri, sevindirici şeylerle serinletmek feth olduğu gibi; anlaşılması güç olan ilimlerin üstünden zorluğu kaldırmak, zihnin takılıp kaldığı müşkülleri açmak da fethdir. Bunların en kıymetlisi kalbin kapısını ledünni ilimlere karşı açmaktır. İsm-i Şerîf bunlara ve daha başka manalara da şamildir. Çünkü bütün hayr ve bereket anahtarları Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin emrindedir, bütün zorlukları da açacak ancak O’dur (CC). Maddi olsun, manevi olsun, dince ve dünyaca olsun her hangi bir lutfunu, nimetini açarsa onu önliyecek ve tutacak bir kuvvet yoktur.

İnsanlar bu lütuf ve nimetten doya doya faydalanırlar. Amma herhangi bir nimet ve rahmetin de kapısını Allah-ü Teala (CC) Hz.leri açmazsa, o nimetin değil kendisini, kokusunu bile duyuracak kuvvet bulunmaz.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, din işlerinde hidayet ve mağfiret kapıları açıverir, nice insanlar sırlar hazinesi, hikmetler öğreticisi olur. Dünya işlerini açar, nice fakirleri zengin yapar, mazlumlara yardım eder, keder ve ıztırap içinde yaşayanların acılarını giderir.

Dua: Ey kapıları açan Rabbimiz (CC)! Bizlere hayır kapılarını aç! Kalplerimize sevgini doldur! Her kapının anahtarı sende Ya Rabb (CC)! Bir kapı kapanırsa, bir başka kapı açılır.
Ya Rabbi (CC)! Göklere açılan ellerimize rahmetini yağdır! Bizlere Cennet’in kapılarını aç! Açıktır tevbe kapıları, kıyamete dek… Bizlere hayır kapılarını aç Ya Rabbi (CC)! (AMİN)

Kula Gerekenler: Bilmelidir ki, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin feth ve yardımı hiç kesilmez. Her insan için her saat, görünmez kapılardan gönlüne bir hayr ve bereket kapısı açılmak mümkündür. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden bunu istemek ve sebeplerine yapışmak lazımdır. Mesela, sıkışmışlara ferahlık vermek, işte bu sebeplerden biridir. Senden zayıf olanlara merhamet et ki, senden kuvvetli olanların kahrına uğra mıyasın, gücün yeterse, elinden gelirse düşmüşlere yardım et, düşkün vaktinde sana da bir yardımcı bulunur. Hele hiç insan incitme! Zira felaket ve musibet zamanında böylelerine kimse acımaz.

İsm-i Şerif’in Faideleri: İhlasla “Yâ Fettâh” diye bir müslüman bu isme devam etse, bütün zor kapılar açılır, gönlünde büyük fetihler meydana gelir.


[1] Sebe S. A.26
[2] bak: Araf S. A.96