Evlilik duam kabul olmayacak mı?

Evlilik duam kabul olmayacak mı?

Soru: “Okulu bitirdiğim 2004 yılından beri sıkıntıdayım. Başımı açmamak şartıyla iş başvurularında bulundum ama olmadı.

Şu ana kadar evlilik de olmadı. Allah’tan, şiddete meyletmeyecek, sadık, namaz ehli ve başörtüsünü açmamı istemeyecek, karakter sahibi bir eş ve kendime yetebileceğim şekilde bir iş sahibi olmak istedim ama dualarıma “görünürde” karşılık alamadım. Ümidimin tükendiği zamanlarda küçük bir şeyi teselli edinip ümidimi kaybetmemeye çalıştım. Kimi zaman bunaldım, isyana varacak serzenişlerim oldu. Çok yoruldum bu haletiruhiyeden… “Takdir ettiğim kaderi beğenmeyen kendine başka bir Rab arasın” şeklinde bir hadis duymuştum. Bu kelam, sıkıntıma karşılık bir ferahlık istememe engel midir? Eş ve iş talebinde bulunmam dünyaya meyil midir ki nasip olmuyor yahut kaderi beğenmemek midir? (Rumuz: Dua)

Cevap: Böyle bir talep ne dünyaya bir meyildir ne de kaderi beğenmemektir.

Kul olarak her derdinizi Allah’a açarsınız, her ihtiyacınızı Allah’tan istersiniz, her sıkıntınızı Allah’a arz edersiniz.

Bunun adı duadır, dua da kulluğun özü ve esasıdır. İnsan dua ve ibadetle Rabbiyle ilişki kurar. Dua ile yapılan istekler ve ihtiyaçlar Allah’a yaklaşmak ve yakınlaşmak için birer vesiledir.

Bu isteklerimizi Allah istememize gerek kalmadan da verirdi. Bedenimizi, göz, kulak, ağız, burun gibi organlarımızı, ruhumuzu, hayatımızı, aklımızı, kalbimizi; sevgi, şefkat ve merhamet gibi duygularımızı, dünyayı ve içindekileri, ayı, güneşi, oksijeni ve havayı biz istemeden vermiş, veriyor.

İş, aş ve eş gibi dünyevi ihtiyaçlarımızı irademize, isteğimize ve haliyle duamıza bırakmışsa, bunun bir anlamı, bir amacı, farklı bir sebebi vardır.

Bu amaç ve sebep insanın her zaman ve her vesileyle duaya yönelmesi, her an Rabbine olan ihtiyacını dile getirerek mü’mince bir hayat sürmesidir.

O erkek istiyor, Allah kız veriyor

Esas itibarıyla dua bir ibadet olması yönüyle aranan ilk sonuç Allah’a el açmaktır, ona olan kulluğumuzu ifade etmektir. Yapılan duanın nasıl kabul edileceği ise Allah’ın bileceği bir şeydir.

İsterse duamızı aynen kabul eder, hemen dünyada verir. Bazen de bizi ve geleceğimizi bizden daha iyi bildiği için aynen kabul etmez, ihtiyacımız olan bir başka şeyi verir yahut başımıza gelecek bir belayı giderir ya da duamızı sonsuz hayatımız için kabul eder, ebedi hayatta, ebedi nimetler verir. Çünkü onlara daha çok muhtacız.

Hakkımızda hangisinin hayırlı ve hangisine daha çok ihtiyacımızın olacağını Allah takdir eder. Bir işe girmek ve çalışmak, birisiyle evlenmek ve aile düzeni kurmak bizim için hayırlı sonuçlar doğurmayacağını Allah’ın ezeli ilminde var olduğu, kaderimizde o şekilde yazıldığı için uygun görmez, vermezse, duamız reddedildi dememelidir.

Hz. Meryem’in annesi Allah’tan erkek çocuk ister, Allah ona kız evladı verir. Bu kız da evlenmeden hamile kalır ve Hz. İsa gibi bir çocuk dünyaya getirir. Ve dikkat çekicidir: Meryem’in annesinin bu duasını Kur’ân “Allah onun duasını en güzel bir biçimde kabul etti” der.

Hoşlanmadığınız şey hayır olabilir

“Belki de sizin hoşlanmadığınız şey, hakkınızda hayırlı olur; hoşlandığınız şey ise sizin için bir şer olur. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2:216) âyetinde açıkça bildirildiği gibi, sonuç itibarıyla bize şer görünen bir şey hayır olabilir. Şer olan da hayır olabilir.

Bütün bunlarla birlikte ne duadan usanacağız ne de elimizi çekeceğiz. İhtiyacımız karşılanana kadar dille, kalple, sebeplere yapışarak duaya devam edeceğiz. İsyana girmeden, “kaderle cedelleşmeden”, “kırık elle intikam alır” gibi bir tavır içine girmeden…

Sorunuzda geçen söz hadis değil, Abdülkadir Geylanî Hazretleri’ne ait bir öğüttür. Şöyle diyor:

“Kaza ve kadere razı olmadığın, belalara sabretmediğin ve nimetlere de şükretmediğin zaman, kendine Allah’tan başka bir Rab ara! Hâlbuki O’ndan başka Rab yoktur.

Kadere razı olmak; kavga, çekişme ve didişme sonunda dünyalık elde etmekten daha güzeldir. Zira Allah’ın takdirine razı olmak, her halükarda hayatı güzelleştirir, tatlılaştırır, huzurlu kılar.”