Efendimiz’in Dilinden Oruç

Efendimiz (sas) kısa cümlelere, herkesin kendi seviyesinde bir şeyler anlayacağı anlam katmanı yüksek mesajlar yükleyerek konuşurdu. Çok anlam katmanlı sözlerinden dolayı da kendisine “Cevâmî’ul Kelim” denmiştir.

Onun sözleri soyut içerikli, dolambaçlı, anlaşılması zor, soğuk ve kavramların geçit yaptığı filozof sözlerine benzemez. Hayâl dünyasının sınırsız kıyılarında gezinen, kelimelere mecazî anlamlar yükleyerek kanatlandıran şair sözlerine de benzemez.

Yaşanan hayatın içinde “hakikat”i gösteren, fizik ve metafizik dünya arasında geçişler yapan ve insanı hep Rabbiyle buluşturan kendine has kokusu ve tınısı olan bir uslûba sahiptir O. Rabbanidir uslûbu…

Onun sözlerinde riya yok, tevazu var; sahte yok, hakikat var. İnsanı hep kalbinden yakalayan, kalbindeki özüne ayna tutan peygamberlere has bir kıvam.

Bu mübarek ayda tuttuğumuz oruç ibâdetinin mahiyetini öyle enfes sözlerle anlatmış ki, başka söze ne hacet! Oruç üzerinden insan ve gayb âlemi arasındaki denklemi anlatan birkaç hadisi şerifi merhum İbrahim Canan’ın Kutubi Sitte Tercümesi’nden aşağıya alıntılıyorum, bu fark görülsün diye:

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk’ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-kudsîde) şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.”

“Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halûf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.”

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.”

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim Allah Teâla yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”

Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, bana öyle bir amel emret ki (yaptığım takdirde) Allah beni mükâfatlandırsın.” “Sana dedi, orucu tavsiye ederim, zira onun bir eşi yoktur.”

Sehl İbnu Sa’d (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.” Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyâde var: “Oraya kim girerse ebediyyen susamaz.”

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksiltme olmaz.”

Bir rivayette de şöyle buyrulmuştur: “Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa “ben oruçluyum!” desin (ve ona bulaşmasın).”

Her biri oruç ibâdetinin bir boyutuna ışık tutan nebevi beyanları kaynağından okumak insana feyz veriyor. Bu feyizden mahrum kalmamak dileğiyle…