Ebû Bekr El-Kureşî der ki: Bâzı hadîs âlimleri Vehb b. Münebbih’ten nakl etmişlerdir: «Haşan el – Bas- rî ile birlikte her yıl el-Hayf mescidinde geceleyin herkes uyuduğunda buluşurduk. Bâzı  kimseler de bulunurdu bizimle… Bir gece oturup konuşurken bir kuş  gelip yanıma oturdu. Selâm verdi, selâmını aldım. Kendilerine kim olduğunu sorunca;

  • Müslüman cinlerdenim, dedi.
  • Ne işin var burada? dedim.

Sizin yanınızda oturup sizden ilim tahsil etmek kötü bir s ey midir? Hem aramızda sizin ravîleriniz de vardır. Bir çok münasebetlerde biz sizinle oluruz: Meselâ; namazda, cihadda, hasta ziyaretlerinde, cenaze merasimlerinde, Hac ve Ömrelerde. Sizden ilim alırız ve Kur’an dinleriz, dedi.

  • Peki sizce en makbul cinler hangileridir? Haşan el-Basrî’yi işaret ederek:
  • Şu şeyh’ten rivayet edenler, ddi.

Benim bu konuşmamı  Haşan el – Basri görünce dayanamadı ve :

  • Kimle konuşuyorsun ey Allah’ın kulu! diye çıkıştı.
  • Bazı arkadaşlarla, diye cevap verdim.

Toplantı  dağılınca, İmam Haşan bana, işin içyüzünü sordu, ben de kendilerine olup bitenleri haber verince, Haşan el – Basri bana:

  • Ne olur bunu insanlardan hiç kimseye anlatma; çünkü yanlış tefsir ederler de işi büsbütün çıkmaza sokarlar, dedi.

Sonra onunla her sene buluşuyorduk. Bana soruyor ben de bildiklerimi ona haber veriyordum. Bir sene, onu tavaf ederken gördüm; tavaftan sonra Mescidin bir köşesine oturduk. «Elini ver» dedim. Elini uzattığmda sanki kedinin tırnakları gibiydi. Bir de baktım ki tüylendi. Sonra elimi uzatıp ta omuzuna kadar götürdüm. Sonra, ellerini yumdu tam bir saat sohbet ettik. Sonra bana:

  • Haydi şimdi sen de benim gibi ellerini ver bana bakalım, dedi.

felterimi ona doğru uzatınca öylesine sıktı ki, az kaldı acısından dayanamayıp bayılacaktım. Bu hâlimi görünce gülmeye başladı. Sonra onunla bütün Hac mevsimlerinde buluşurduk. Bir ara onu kaybettim. Sa- mrım ki, o, ya ölmüştür veya da öldürülmüştür.

Buluşmalarımızın birinde kendisinden sormuştum:

  • Cihadlarınızdan hangisi daha efdaldir? diye. Şöyle cevap vermişlerdi:
  • Birbirlerimizle yaptığımız cihad!

Yahya b. Sâbit’ten nakl edilmiştir:

Tâif’li Hafs ile Mina’da idik. Saçı, sakalı ağarmış bir ihtiyarın insanlara fetva verdiğini gördüm. Hafs bana dedi ki:

  • Ey Ebû Eyyûb! Bu ihtiyar, İfritin ta kendisidir.

Nafs, ona yaklaştı, ben de beraberinde onu takip ettim. Hemen narinlerine sanlıp, insanlara: «İşte bu İfrittir, hücum edin!» diye bağırdı.