Abdullah b. Mes’ûd’dan nakle edilmiştir: «Bir gurup Şahabı arasında Allah’ın elçisi ile bulunuyorduk. Buyurdu ki: «İçinizden iki adam benimle beraber gelsin! Kalbinde, zerre kadar kötülük olan kimse sakın gelmesin.» Bunun üzerine elinde, içinde su var olduğunu sandığım bir su kabı olduğu halde onunla yola koyulduk. Mekke tepelerine gelince kalabalık halkın bir araya toplandığını gördüm. Allah’ın Elçisi (S.A.V.) bana bir çizgi çizerek «Sen burada kal; ben gelinceye kadar yerinden kımıldama!» dedi. Orada kaldım. Resûl- üllah (S.A.V.) onlara doğru ilerledi. Onlar, Allah’ın Re- sülüne

ışık tutuyorlardı. Hz. Peygamber (S.A.V.) uzun bîr geceyi onlarla birlikte geçirdi. Nihayet sabahleyin bana gelince dedi ki:

  • Sen hâlâ ayakta mısın ey İbn-i Mes’ûd?
  • Ey Allah’ın elçisi, ben gelene kadar burada dur demediniz mi? diye cevap verdim.
  • Yanında abdest suyu var mıdır? buyurdu.
  • Evet, dedim. Ve matara’yı açtım. Bir de baktım ki içinde hurma suyu var. Allah Elçisi (S.A.V.):
  • Güzel. Hurma ve temiz suî dedi. Ve ondan abdest aldı. Namaz kılmak için ayağa kalkınca, cinlerden iki şahıs yetişip:
  • Ey Allah’ın Resûlü! Namazımızda bize imamlık yapmandan hoşlanırız, dediler. Bunun üzerine onları arkasına saf yaptı ve bize namaz kıldırdı. Namazdan fariğ olunca «Bunlar kimdir Ey Allah’ın elçisi?» diye sordum. Cevap verdiler:
  • Bunlar Nusaybin cinleridir. Kendilerine has bilişi görüşmek üzere bana geldiler ve benden azık istediler. Ben de onlara azık verdim.
  • Pekâlâ onlara verebilecek bir azık var mıdır? dedim.
  • Evet onları tezek ve kemikle azıklaııdırüım. Öyle ki tezek ellerine geçtiğinde arpa, kemik de et oluverir, buyurdu. Sonra tezek ve kemikle talıaletlenmeyi yasak etti.»

Ebû Zeyd, İbn-i Mes’ûd’dan şöyle nakl etmiştir: «Cin gecesi olunca onlardan iki adam geride kalıp: «Sabah namazını seninle beraber kılacağız, ya Resûlal- lah,» dediler. Hz. Peygamber bana :

  • Yanında su var mıdır? diye sordu.
  • Yanımda su yok, lâkin içinde hurma suyu bulunan bir matara vardır, dedim.
  • Güzel rneyva ve temiz su diyerek ondan abdest aldı. Abdurrezzak’m rivayetinde şu kayıt vardır: «Güzel meyva, ve temiz su!»    dedi. Sonra abdest alıp namaz kıldı. Namazı eda ettikten sonra cinlerden iki adam gelip ondan yiyecek istediler. Hz. Peygamber onlara: «Ben size ve milletinize, kendinize yarayacak şeyleri emr etmedim mi?» dedi. Onlar da: «Evet» dediler. Ne var ki, biz kaçımız seninle beraber namaz kılmak istedik.
  • Siz kimlerdensiniz? diye sordu.
  • Biz Nusaybin ehlindeniz, dediler. Sonra Hz. peygamber şöyle buyurdu: «Bu ikisi ve kavimleri gerçekten felâh bulmuştur. Bilâhare tezek ve kemiği onlara yiyecek olarak tahsis ettik. Kemik veya tezek ile taharet alınmasını yasakladık.» Görülüyor ki bu hususta İbn-i Mes’ûd’dan, birbirini takviye eden muhtelif şekilde hadîsler nakl edilmiştir. Şu halde Ebû Zeyd’in içinde (huıına suyuyla abdest aldı) kaydı bulunan hadîste infirat etmesi, o bizatihi maksud olmadığı için diğer rivayetlere zarar vermemektedir.

Süfyan es-Sevrî,  İsmail el-Becelî tariki ile Saîd b. Zübeyr’den nakl etmiştir ki; Cenab-ı Hakk’ın: «Şüphesiz Mescitler Allah içindir. Öyleyse Allah’la beraber (Ona ortak koşarak) kimseye dua etme» (El-Cin: 18) kavlinde şu yorumu yapmıştır. Cinler Hz. Peygamber (S.A.V.) e:

  • Biz, uzaydayız, mescidinizde sizinle nasıl namaz kılabiliriz? dediler. Bunun üzerine bu âyet nazil oldu.

İbn’üs – Seyrafî «Nevâdir» adlı kitabında, Cinlerin: de cemaat teşkil edebileceklerini zikr ediyor.