Şam evliyâsından. İsmi Bekkâr olup, babasının ismi İmran’dır. Şam’ın Menzil-ül-Ketife denilen bölgesine yakın Rahîbe köyünde doğdu. Bu yüzden buraya nisbetle Rahîbî denildi. Doğum târihi belli değildir. Hayâtı hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. 1656 (H.1067) senesinde Şam’da vefât etti. Türbet-ül-Gurâbâ diye bilinen Ferâdis kabristanına defnedildi.

Bekkâr Rahîbî, Mekke-i mükerremede bulunduğu sırada bâzı velîler ile sohbet ettiği sırada; “Osmanlı sadrâzamı Kemânkeş Kara Mustafa Paşa öldürüldü. Sadâret mührü, Rüstem Paşanın torunu ve Şam Nâibi olan Semih Mehmed Paşaya verildi.” dedi. Bu haberi orada bulunanlardan öğrenen bir zât kabulde tereddüd etti. Şam’a gidince araştırdı. Gerçekten sadâret mührünün, durumu haber aldığı gün gelmiş olduğunu öğrendi. Sonra o zât, Şeyh Bekkâr’ın Şam’dan ayrılıp ayrılmadığını sordu. “Onu görmedik. Şam’dan ayrılalı epey zaman oldu.” dediler.

Karaçelebizâde isminde bir zât, Kâdı olarak Mekke-i mükerremeye gitmek üzere Şam’a gelmişti. Bu sırada Bekkâr Rahîbî onu ziyâret etti. Ona; “Bir müddet sonra Şam kâdısı olarak tâyin edileceksin. Bu yüzden Mekke-i mükerremeye gitmemeni tavsiye ederim.” dedi. O gün Şam kâdısı olarak tâyin olduğu emri geldi.Karaçelebizâde, Mekke-i mükerremeye gitmeyip Şam’da göreve başladı.

1) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.1, s.368

2) Hülâsât-ül-Eser; c.1, s.554