Bilimin Yolunda Olan Yol Ne Kadar Aydınlıktır Peki?

Blim, bilimsel olarak elde edilen bilgilerin tümüdür… İlk adım gözlemdir. Bir dizi gözlem bir araya toplanır ve bilim adamı kendisiyle bir müzakereye girerek hipotezini kurar. Bu gözlediği verilerin şu ya da bu şekilde bir açıklamasıdır. Bir hipotez, bir tür tahmindir. Sonraki aşamada “Eğer hipotezim doğruysa o zaman şu deneyi yaptığımda bu sonuca ulaşmam gerekir” der. Son aşama uygun deneyi yapmak ve hipotezi sınamaktır. Eğer deney yanlışsa hipotez tamamıyla reddedilir, doğruysa hipotez geçici olarak kabul edilir ve hipotez sürekli olarak deneylerle sınanır. Eğer bu sınamalardan başarıyla çıkarsa hipotez teorileşir. Teori iyi sınanmış hipotezdir. Ancak burada önemli olan bir şey varki onunda altını çizmeliyizki; çok kuvvetli teoriler bile tamamen yanlış çıkabilir. Avrupadaki Modern bilim Gelileo ve Newton’la başlamış ve o zamandan beri hızlı bir şekilde ilerlemiştir. Einstein ve Bohr gibi bilim adamlarıyla yüksek bir ivmeye gelmiştir. Ama aynı hikaye alçaltıcı ters bir dille de anlatılabilir. Eğer bilimin doruğu atom hakkında şimdi bildiklerimiz ise, on yıl önce bilinenlerin kesinlikle kusurlu olması gerekmektedir. Çünkü bilim o zamandan bu zamana kadar büyük aşama kaydetmiştir. Yirmi yıl önce bilinen daha da kusurluydu 50 yıl öncenin biliminde bilinmeye değer çok az şey vardı. Biraz hayal gücü kullanarak şimdiki doğru bilinen bilimlerin bundan 20 yada 30 yıl sonra ne hale geleceğini sorabiliriz!

Alın size bir bilimsel yaklaşım: Adamın biri pazartesi günü viski soda içerek sarhoş olur, Salı günü konyak ve soda içerek sarhoş olur, Çarşamba günüde cin ve soda içerek. Ortak payda yani soda, Bilimsel sonuç: Soda sarhoş eder J Ayrıca tarih bilimi de deneysel değildir. Yine bilimin de yapabilecekleri sınırlıdır! Bilim, cinlerin olmadığını kanıtlayabilir mi? Hadi ortaya bir soru daha: İki nokta arasındaki en kısa mesafe doğru bir çizgi midir? Söylermisiniz; Amerika ile Türkiye arasında direk bir doğru çizgi çizebilen çıkabilir mi? Aksine bir yay çizmek gerekir! İlginç değil mi evrende her gök cismi daire çizerek hareket eder… Varın gerisini siz düşünün…

19. cu Yüzyıl’daki avrupada atılan bilimsel iddiaların birçoğu artık çöplükte değil mi? O zamanın havalı bilim adamları şimdi arkalarından gülünen birer eski teorisyen değiller mi? Atom mu? “parçalanamayan en küçük yapı taşıdır” o kadar! “E ama parçalandı!” hani parçalanamazdı Hı? Noldu? O zamanlar etrafta bilim adına hava atanlar günümüze tekrar geri gelselerdi insan içine çıkabilirlermiydi? 19.cu yüzyılın şaşaalı günlerinde fizikçiler her şeyin kurallara uygun yürüyeceğine inanıyordu ama işte gördük yürümedi!

Bilim; kanıtlanmış bilgidir ama o kanıtlanmış bilgi her zaman bir başka kanıtlanmış bilgiye terk edebilir yerini. Nitekim bunun binlerce örneği vardır. Demek ki bilim de, “mutlak bilgi mutlak yol gösterici mutlak aydınlık” değildir. Varsayımlara dayalı hipotezler ise doğrulandıklarında o ana kadar ”meçhul olanı kavramamızı” sağlıyordu. Üstelik bir hipotez, diğer bir hipotez onu yanlışlayana dek geçerli idi… Artık “akıl ile her şeyin bulunacağı” iddiasının büyük bir yanılgı olduğunun ne zaman farkına varacağız?

Ya bilimde ”tesadüfe” yer olduğunu iddia edenler! İşte darwinizm: Tesadüfler zinciri sonucu oluşan muhteşem evren ve içindekiler!… (!) Piltdown Adamı hilesi bilim adamlarınca uydurulmadı mı? Sözde bilim adamlarının insanlığa aydınlatıcı bir bilgi sunması lazımken onları cahil diye neden anlarlar diye aşağılayıp kendilerinin kişisel siyasi çıkarlarına yani evrim teorisine sahte bir kanıt üretmedilermi? 40 yılı aşkın bir zaman zarfında insanları bununla aptal yerine koymadılarmı inandırmadılarmı? Üstelik bunu yapanlar dünyanın en önde gelen güvenilir bilim adamlarıydı ama ne oldu? Fos! Öne sürdükleri Fosil tamamıyla sahteydi ustaca tezgahlanan bir asparasgasdı.
BKZ: http://tr.wikipedia.org/wiki/Piltdown_Adamı

Demekki en güvenilir bilim adamları bile egosuna kendi inanç ve kişisel çıkarlarına çalışabiliyor, bunun örneğini çok gördük görüyoruz görücezde… Böyle bilim adamlarının hararetle kaynaştığı bir dünyada bilim insanı ne kadar aydınlatabilir doğruyu iyiyi kötüyü ne denli gösterebilir ki? Teknolojiye hiç değinmeye gerek yok, çünkü teknolojinin insanlığa bir zararı olduğu söylenemez. Zararı olansa insanlara Yaratıcılarını Reddettirmeye çalışan sözde bilim ve adamları!

Neyse gelelim Haeckel’e Ya Ona Ne Demeli? Hani şu aldatıcı embriyo gelişim şemasını çizen herif, hani güvenilir bir biyolog değilmiydi kendisi? İnsanlar ona zamanın en güvenilir biyologu bilim adamı gözüyle bakmıyormudu? Anne karnında çizdiği sahte embriyo gelişim şeması yıllarca dünyanın dört bir yanında okul ve ders kitaplarında insanlara bilimsel mutlak bir gerçek gibi okutulup gösterilmedimi? Haeckel hiç bir araştırma yapmadan sadece eline aldığı bir kalem ve kağıtla hayalperest beyniyle bir bebeğin anne karnında önce balık sonra tavuk sonra yavaş yavaş insana dönüştüğünü tasvir eden bir şemayla ne yazıkki bilim ve ders kitaplarına girmeyi başardı. Peki sonra ne oldu? Bu şemanın yanlış olduğu modern labaratuvarla gözlemlerle anlaşılmadımı? Yani bir güvenilir bilim adamının yaptığı sahtekârlıktan ibaretti hatta bunu kendiside açıkca itiraf etmedimi, yaptıklarının bir sahtekarlık olduğunu?

Kendisi yaptığı sahtekarlık hakkında şunları diyor:
“Bu yaptığım sahtekarlık itirafından sonra kendimi ayıplanmış ve kınanmış olarak görmem gerekir. Fakat benim avuntum şudur ki; suçlu durumda yanyana bulunduğumuz yüzlerce arkadaş, birçok güvenilir gözlemci ve ünlü biyolog vardır ki, onların çıkardıkları en iyi biyoloji kitaplarında, tezlerinde ve dergilerinde benim derecemde yapılmış sahtekarlıklar, kesin olmayan bilgiler, az çok tahrif edilmiş şematize edilip yeniden düzenlenmiş şekiller bulunuyor.”

-Bilim diye evrime saplanıp kalan ona inanıp sadece ona çalışan ve birde güvenilir bilim adamları gözüyle bakılanların hiç çekinmeden bu tür sahtekârlıklar yaptıklarını kendi dili eylemi ile deşifre etmiş haeckel.

Ünlü bilim dergisi Science da, 5 Eylül 1997 tarihli sayısında, Haeckel’in embriyo çizimlerinin bir sahtekarlık ürünü olduğunu açıklayan bir makale yayınlamıştır. “Haeckel’in Embriyoları: Sahtekarlık Yeniden Keşfedildi” başlıklı yazıda şöyle denmektedir:
“Richardson ve ekibinin bildirdiğine göre, Haeckel sadece organlar eklemek ya da çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda farklı türleri birbirlerine benzer gösterebilmek için büyüklükleri ile oynamış, bazen embriyoları gerçek boyutlarından on kat farklı göstermiş. Dahası Haeckel farklılıkları gizleyebilmek için, türleri isimlendirmekten kaçınmış ve tek bir türü sanki bütün bir hayvan grubunun temsilcisi gibi göstermiş. Richardson ve ekibinin belirttiğine göre, gerçekte birbirlerine çok yakın olan balık türlerinin embriyolarında bile, görünümleri ve gelişim süreçleri açısından çok büyük farklılıklar bulunuyor. Richardson ‘(Haeckel’in çizimleri) biyolojideki en büyük sahtekarlıklardan biri haline geliyor’ diyor…

Güvenilen bilim adamları insanlık nasılsa benim dediğime bakacak sarhoşluğunda olabildiklerinden bu tür sahtekârlıklar yapıp bilim adına kendi kişisel çıkarlarına hizmet etmekten hiç çekinmiyorlar. Kur’an-ı Kerim ayetlerinde bildirilen evren hakkında buyrulmuş olan gerçekler zaman geçtikçe kefereler tarafından’da görülüyor artık. Yani anlıyoruzki Yüce Yaratanın koyduğu çizgiye bir gün insanlıkta bilimde istesede istemesede gelip kabul etmek zorunda kalacaktır… Kur’an-ı kerim’de hiç bir eksik bilgi ve çelişki yoktur, insanlar anlayışsızlıklarından anlayamazlarsa ve Kur’an-ın bildirdiği bilimsel gerçekleride bulamıyorlarsa onların hatalarıdır. Evrenin genişlemesi Kur’anda açıkca bildiriliyordu, bu gerçek son yüzyıla dek bilinmiyordu son 20.ci yüzyılın gözlem emek ve çabalarıyla tarafsız çalışan bilim adamları tarafından doğrulanabildi, bir kaç yüz yıl önce Kur’an-ı kerimde böyle bir ayeti görüp inkâr edenlerin durumu acep şimdi nedir? O Zaman durağan evren modelini kabul edip, Ayette evrenin genişlemesi açıklanırken Allah’ın kitabında çelişki ve yanlış bilgiler vardır diyenler şimdi ne oldu? Allah’ın koyduğu çizgiye noktaya gelmedilermi? İşte Bu Yüzden Allah Kıyamete Kadar Elbet Nurunu Tamamlayacaktır. Her Bir Yarattığı İstesede İstemesede Onun Koyduğu Yola Gelecektir…

son olarak belirtelimki; Biz bilime karşı değiliz! Ama bazılarınca kutsallaştırılan bilimin kötü yüzünü de göz önüne sermek istedik. Gerçek bilim adamı kendisine şu soruyu sormalıdır: “Bilim gelişmesini nereye kadar devam ettirebilecektir? Şu anki bilim hangi aşamadadır? İnsanlık tarihi buna yetecek midir!” Bilim vardığı birçok sonucu değiştirip yerine bir yenisini koyuyorsa da uzun vadede kainatın gerçeklerine biraz daha yaklaşarak ilerlemeye devam etmektedir…

Kainatın gerçeklerini açıklayan ise dindir!… Aslında zaten bilim; Allah’ın evreni yaratış sırrını çözmektir, bilimin amacı Allah’ın kainatı yarattığı dili çözmek olmalıdır. Bilim adamlarının amacı; zamanla değişecek ve adına bilim denecek kısa dönem buluşlara tapınmak değil, Allah’ın kainatı yaratırken koyduğu kuralları bulmak çözmek incelemek olmalıdır…