İnanç duygusunun temeline bakıldığında, iki esas duygu görülecektir. Allah sevgisi ve Allah korkusu Bu duygular aynı zamanda ibadete yönelten faktörlerdir. Ancak bizim için sözkonusu olan, henüz ibadet ile mükellef olmayan çocukta bu iki duygunun nasıl etki bıraktıklarıdır. Yerli-yersiz yapılan Allah korkusu telkinlerinin çocuk ruhunda birtakım olumsuz sonuçlar a yol açtığı belirlenmiştir. Bu nedenle, denilebilir ki, ilk yaşlardan itibaren başlatılması gereken iman esasları öğretiminde Allah sevgisi esas olmalıdır. Zira, henüz mücerred(soyut) kavramların, suç ve cezanın, günahın ne demek olduğunu kavrayamayan küçük yaştaki çocukların, hayatlarında önemli bir rol oynayan korku duygusunun, “Allah korkusu” şekline dönüştürülmesi ve ebeveynin bundan faydalanma yoluna gitmeleri yanlış bir tutumdur.

Daha önemlisi, çocuğun ilk eğitimcisi olan anne babaların, çocuğun herhangi bir hatalı hareketini gördüklerinde “Allah seni taş yapar/ Gözünü kör eder/Cehennemde yakar”vb. ifadelerle vazgeçirmeye çalışmaları, çocuğun ruh sağlığı ve gelecek hayatı için son derece zararlıdır.

Her şeyden önce, çocuğa Allah Tealâ’yı sadece “cezalandıran, azab veren biri” olarak tanıtmak, İslam akidesine ve eğitim ilkelerine ters düşmektedir. Çünkü, Allah Tealâ’nın, “Celâl” (zâlimleri kahreden, kötüleri cezalandıran) sıfatları yanında, pek çok “Cemâl”(kullarını seven, koruyan) sıfatları da vardır. Gerçekte kullarını çok seven ve “sayılamayacak” kadar nimetler veren Allah Tealâ’yı, çocuğun henüz işlenmemiş, temiz ve saf zihninde, “kızan, azab veren, cezalandıran” biri olarak şekillendirmenin hiçbir doğru tarafı yoktur. Şurası unutulmamalıdır ki, çocuk ruhunu Allah korkusuyla disipline etmek, belki -bir müddet için- mümkündür; ama bu, kalıcı olmadığı gibi, birtakım zararlı sonuçlar da doğuracaktır. Oysa, çocukların disipline edilmesinde başvurulacak en tutarlı ve sağlıklı metod Allah sevgisine dayalı bir öğretimdir.

| Prof. Dr. M.Emin AY