850 Hadis Tercümesi

850 Hadis Tercümesi

 

“اللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَدَمِي وَلَحْمِي وَعَظْمِي وَعَصَبِي،وَمَا اسْتَقَلَّ بِهِ قَدَمِي “

51-Allah’ım! Senin için ruku ettim Sana iman ettim ve sana teslim oldum Kulağım gözüm beynim kemiğim sinirim ve ayağımın taşıdığı (bedenim) senin için yürekten boyun eğdi[4]

” سُبْحَانَ ذِي الْجَبَرُوتِ وَالْمَلَكُوتِ وَالْكِبْرِيَاءِ وَالْعَظَمَةِ ”
52-Güç hükümranl‎k büyüklük ve yücelik sahibini bütün eksik sıfatlardan uzak tutarım

[1] Ebu Davud 869-870

[2] Buhari/Ezan 123 Müslim/Salat 217 Ebu Davud 887

[3] Müslim/Salat 223 Nesai/Tatbik 11

[4] Nesai/İftitah 27

[5] Nesai/Tatbik 191

—————————————————————————————————–
-Ezan olarak özel bir bölüm-

وَعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : { مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْأَذَانَ : اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ النَّافِعَةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ وَأَعْطِهِ الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالشَّفَاعَةَ حَلَّتْ لَهُ شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ } .

53-Cabirden naklediliyor ; Peygamberimiz(sav) buyurdular ki ; Kim ezanı işittiğinde ”Ey şu yararlı olan davetin ve kaim olan namazın Rabbi olan Allahım.Kulun ve Resulun Muhammede Salat eyle.Ve ona vesileyi,fazileti,şefaâti ver” derse kıyamet gününde şefaatim ona helal olur.(Mevâhibu Celîl)

وَعَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ { مَنْ سَمِعَ الْمُؤَذِّنَ ، فَقَالَ مِثْلَ مَا يَقُولُ ، ثُمَّ قَالَ رَضِيتُ بِاَللَّهِ رَبًّا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَسُولًا غَفَرَ اللَّهُ لَهُ

54-Sa’d ibni Ebi Vakkasdan rivayet edildiğine göre Peygamberimiz(sav) şöyle buyurdu ; Kim müezzini işittiğinde ” (Sa’d ibni Ebi Vakkas diyor ki bunun benzeri birşey sِöyledi) Sonra Peygamberimiz(sav) dedi ki ; ‘Rab olarak Allahtan,Din olarak İslamdan,Resul olarak Muhammed(sav)’den razı oldum’derse Allah onu bağışlar.’

وَقَالَ فِي مُخْتَصَرِ الْوَاضِحَةِ قَالَ عَبْدُ الْمَلِكِ : وَيُسْتَحَبُّ لَهُ الدُّعَاءُ عِنْدَ الْأَذَانِ وَعِنْدَ الْإِقَامَةِ فِيمَا يُسْتَحَبُّ لِلرَّجُلِ أَنْ يَقُولَ إذَا سَمِعَ الْمُؤَذِّنَ يَقُولُ : اللَّهُ أَكْبَرُ لَبَّيْكَ دَاعِيَ اللَّهِ سَمِعَ السَّامِعُونَ بِحَمْدِ اللَّهِ ، وَنِعْمَتِهِ اللَّهُمَّ أَفْضِلْ عَلَيْنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ، ثُمَّ يَقُولُ مِثْلَ مَا يَقُولُ

55-Abdul Melik dedi ki ; Ezan ve Kamette dua müstehapt‎r.Bir adamın müezzini işittiği zaman ‏ِşöyle demesi müstehaptır ; Allah en büyüktür; Buyur Ya Rabbi.Allah da’vet etti.İşiticiler i‏şitti Allaha hamd ile.(veya Allaha hamd olsun) Allah‎m onun(ezanı‎n) zarafetini bize faziletli k‎ıl.Ve ate‏ş azabından bizleri koru.Sonra buna benzer birşey söyler.

وَعَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا كَانَتْ إذَا سَمِعَتْ الْمُؤَذِّنَ ، قَالَتْ : شَهِدْتُ وَآمَنْتُ وَأَيْقَنْتُ وَصَدَّقْتُ وَأَجَبْتُ دَاعِيَ اللَّهِ وَكَفَرْتُ مَنْ أَبَى أَنْ يُجِيبَهُ انْتَهَى .

56-Aişe(ra) ezanı işittiği zaman şöyle dedi ; Şahid oldum ve İman ettim.Anladım ve Tasdik ettim.Ve icâbet ettim Allahın davetine.Ve inkar ettim Allahın davetine icabet etmekten çekinen kimseye.

اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ
إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

57-Ey şu eksiksiz da’vetin ve kaim olan namazın Rabbı olan Allahım.Muhammed(sav)’e vesileyi ve fazileti ver.Ona vadettiğin Makam-ı Mahmuda ulaştır.Şüphesiz sen vaadinden dönmezsin.(Müslim,Beyhâki)

مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ رَضِيتُ بِاَللَّهِ رَبًّا وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَسُولًا وَبِالْإِسْلَامِ دِينًا غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ

58-Ebu Vakkasdan ; Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki ; Kim müezzini işittiği zaman ‘şehadet ederim ki Allahtan ba؛ka ilah yoktur.Tektir şeriki yoktur.Muhammed(sav) onun Kulu ve Resuludur.Rab olarak Allahtan,Resul olarak Muhammed(sav)’den,Din olarak İslamdan razı oldum’ derse günahları bağışlanır.(Müslim)

وَفِي رِوَايَةٍ : { مَنْ قَالَ حِينَ سَمِعَ الْمُؤَذِّنَ وَأَنَا أَشْهَدُ

59-Bir rivayette ise şöyledir ; Kim ezanı işittiği bir zaman (Ve ene eşhedu) Ben de şehadet ederim….

غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَا تَأَخَّرَ

60-Bir rivayette de şöyle denilmiştir ; Önceden ve Sonradan yaptığı günahlar bağışlanır.

مَنْ قَالَ حِينَ يُنَادِي الْمُنَادِي : اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ ، وَالصَّلَاةِ النَّافِعَةِ ، صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَارْضَ عَنْهُ رِضًى لَا سَخَطَ بَعْدَهُ ، اسْتَجَابَ اللَّهُ لَهُ دَعْوَتَهُ

61-Bir kimse ezanı işittiği zaman ; Ey şu eksiksiz da’vetin, yararlı olan namazın Rabbi olan Allahım.Muhammed’e salat eyle.Kendisinden sonra hiçbir gazaplanmadığın şekilde ondan razı ol.’ derse Allah onun duasını kabul eder.(Zadul Mead,İmam Ahmed)

Bazı rivayetlerde ‘Rıdaen Lâ Teshadu’ diye geçmektedir.(Mecmauz Zevâid)

وَقَالَتْ أم سلمة رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا : عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ أَقُولَ عِنْدَ أَذَانِ الْمَغْرِبِ : ( اللَّهُمَّ إِنَّ هَذَا إِقْبَالُ لَيْلِكَ ، وَإِدْبَارُ نَهَارِكَ ، وَأَصْوَاتُ دُعَاتِكَ فَاغْفِرْ لِي

62-Ümmü Seleme rivayet ediyor ; Resulullah(sav) bana akşam ezanında şöyle dememi bildirdi ; Allahım şüphesiz gece geldi , gündüz geçti.Sana dua edenlerin sesi (yükseldi) öyleyse beni affet.(Zadul Mead,Tirmizi)

Hadisin açıklamasında ise İbn-i Hacer gibi bazı âlimler bu duanın akşam ezanında okunacağı gibi “Hâzâ ikbâlu leylike ve idbâru nehârike” cümlelerini değiştirerek sabah ezanında da okunabileceğini söylemiştir. (Bkz., Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yay., c.2, s.350-351)

“Allâhümme hâzâ ikbâlu nehârike ve idbâru leylike ve esvâtu duâtike fağfir lî.”

Yukarıda zikrettiğimiz Ümmü Seleme (r.anhâ) hadisinin zahirinden bu duanın akşam ezanına başlanacağı sırada okunacağı anlaşılırsa da, bu duayı ezandan sonra okumalıdır. (Bkz., Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yay, c.2, s.350-351)

أبي أمامة يَرْفَعُهُ أَنَّهُ كَانَ إِذَا سَمِعَ الْأَذَانَ قَالَ : ( اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ الْمُسْتَجَابَةِ ، وَالْمُسْتَجَابِ لَهَا ، دَعْوَةِ الْحَقِّ وَكَلِمَةِ التَّقْوَى ، تَوَفَّنِي عَلَيْهَا وَأَحْيِنِي عَلَيْهَا ، وَاجْعَلْنِي مِنْ صَالِحِي أَهْلِهَا عَمَلًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ

63–Ebi Umameden rivayet ediliyor; Peygamberimiz ezanı işittiği zaman şöِyle diyordu ; Ey Bu eksiksiz, icabet olunan davetin ve kendisinden ِtürü dualara icabet olunan hak davetin ve takva kelimesinin Rabbi olan Allah’ım! Beni bu inanç üzere öldür, ona bağlı olarak ya؛at, kıyamet günü amel yönünden bu inanca sahip salih kimselerden eyle.(Zadul Mead ; Hâkim,El Müstedrek ; Beyhâki,İbn Ömerden)

اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ الصَّادِقَةِ الْمُسْتَجَابَةِ الْمُسْتَجَابُ لَهَا دَعْوَةِ الْحَقِّ، وَكَلِمَةِ التَّقْوَى، أَحْيِنَا عَلَيْهَا وَأَمِتْنَا عَلَيْهَا، وَابْعَثْنَا عَلَيْهَا، وَاجْعَلْنَا مِنْ خِيَارِ أَهْلِهَا أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا، ثُمَّ يَسْأَلُ اللَّهَ حَاجَتَهُ

64-Başka bir rivayette ise (Allahumme Rabbe Hazihid da’vetis sâdigatil müstecâbetil müstecâbu lehâ da’vetil hagg.Ve kelimetit tagvâ.Ehyinâ aleyhâ ve emitnâ aleyhâ.Veb’asnâ aleyha.Vec’alnâ min hiyâri ehlihâ ehyâen ve emvât.) diye geçer.

وَذُكِرَ عَنْهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ عِنْدَ كَلِمَةِ الْإِقَامَةِ : ( أَقَامَهَا اللَّهُ وَأَدَامَهَا )

65-Resulullah ikamet’i duyduğu zaman şöyle derdi ; Allah kâim eylesin(ayakta tutsun) ve dâim etsin.

وَفِي السُّنَنِ عَنْهُ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ( الدُّعَاءُ لَا يُرَدُّ بَيْنَ الْأَذَانِ وَالْإِقَامَةِ ” قَالُوا : فَمَا نَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟ قَالَ : ” سَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ) حَدِيثٌ صَحِيحٌ

66-Hadiste ‘Ezan ile İkamet arasında dua reddolunmaz’denilmektedir.Ve bu süre içinde Allahtan dünyada ve ahirette af ve afiyet istenilmesi Peygamberimiz tarafından tavsiye ediliyor.(Zadul Mead,Sahih)

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَبَلِّغْهُ دَرَجَةَ الْوَسِيلَةِ عِنْدَكَ وَاجْعَلْنَا فِي شَفَاعَتِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

67-Allahım Muhammede Salat eyle.Onu katındaki vesile derecesine ulaştır.Bizi de Kıyamet günü onun şefaati içinde kıl.(Taberâni,Kebir)

صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ ، وَآتِهِ سُؤْلَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

68-İbn Sünni şu rivayeti naklediyor ; Muhammede salat et,Kıyamet günü ona istediğini ver.(İbn Sünni)

وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّهُ كَانَ إِذَا سَمِعَ الْمُؤَذِّنَ يُؤَذِّنُ قَالَ : أَشْهَدُ بِهَا مَعَ كُلِّ شَاهِدٍ ، وَأَتَحَمَّلُ بِهَا عَلَى كُلِّ جَاحِدٍ

69-Ebu Hureyre(ra) müezzini işittiği zaman şöyle derdi ; Buna her şahitle beraber ben de şahitlik eder,her inkarcıya karşı onu savunurum.(Mecmâuz Zevâid)

70-Zevâid de şu rivayette vardır ; Vec’alhu fîl a’leyne deraceteh.Ve fil mustafeyne mehabbeteh.Ve fil mugarrabîne zikrah(en üstün dereceye nail olanlara ilhak eyle,onun muhabbetini seçilmişlerin gönlüne koy,Onu (Allaha) yakın olanlar arasında an)

71-Yine Zevaidde Ezana icabet bölümlerinde Hz.Alininde ezan okunduğunda söِylediği bir dua vardır.(Mecmuz Zevâid)

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ مِنْ الْجَفَاءِ أَنْ تَسْمَعَ الْأَذَانَ يَقُولُ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَاَللَّهُ أَكْبَرُ ثُمَّ لَا تُجِيبُهُ

Abdullah ; Ezan okunduğunda La ilahe illallahu vallahu ekber demesini söylemiş.(Musannef,Ebu Bekir ibni Şeybe)

عَنْ قَتَادَةَ أَنَّ عُثْمَانَ كَانَ إذَا سَمِعَ الْمُؤَذِّنَ يَقُولُ كَمَا يَقُولُ فِي التَّشَهُّدِ وَالتَّكْبِيرِ كُلِّهِ فَإِذَا قَالَ حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ قَالَ مَا شَاءَ اللَّهُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّا بِاَللَّهِ وَإِذَا قَالَ قَدْ قَامَتْ الصَّلَاةُ قَالَ مَرْحَبًا بِالْقَائِلِينَ عَدْلًا وَبِالصَّلَاةِ مَرْحَبًا وَأَهْلًا ثُمَّ يَنْهَضُ إلَى الصَّلَاةِ

72-Katade rivayet ediyor ; Hz.Osman ‘Hayyealesalah’ı işittiği zaman ‘Ma Şa Allahu ve La havle vela kuvvete illa billah” Kad Kametissalah’te ise Merhaben bilgâiline adlen.Ve bissalati merhaben ve ehlen(Dosdoğruyu söyleyenlere merhaba, namaza da ehlen ve merhaba (hoş safâ geldi) derdi. [Musannef, İbn Ebi Şeybe]

73-Bazı rivayetlerde bunu Hz.Osmanın Hayyelassalahte ve Hayyalelfelahta söylediği de nakledilmiştir.Bunu Hz.Ali’ninde sabah ezanında söylediği naklediliyor.

كان عثمان بن عفان يقول إذا نودي الصلاة: مرحباً بالقائلين عدلاً، وبالصلاة مرحباً وأهلاً.

74-Zemahşerî Rabiul Ebrar adlı eserinde naklediyor; Hz.Osman ezanı işittiği zaman : Merhaben bilgâiline adlen.Ve bissalati merhaben ve ehlen(Dosdoğruyu söyleyenlere merhaba, namaza da ehlen ve merhaba (hoş safâ geldi) derdi

عَنْ مُجَاهِدٍ أَنَّهُ كَانَ إذَا قَالَ الْمُؤَذِّنُ حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ قَالَ الْمُسْتَعَانُ اللَّهُ فَإِذَا قَالَ حَيَّ عَلَى الْفَلَاحِ قَالَ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّا بِاَللَّهِ .

75-Musannef sahibi İbn Ebi Şeybe naklediyor ; Mücahid ezanda Hayyealassalah’ı işitince ‘Müsteânullah(Ey kendisinden Yardım dilenen Allah) derdi.Hayyealelfelah’ı işitince de La havle ve la kuvvete illa billah derdi .(Musannef,İbn Ebi Şeybe)

عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إذَا سَمِعَ صَوْتَ الْمُنَادِي يَقُولُ أَشْهَدُ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ قَالَ : وَأَنَا وَإِذَا قَالَ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ قَالَ وَأَنَا .

76-Caferi Sadıkın Babası Muhammed El Bakır rivayet ediyor ; Resulullah ezanda Eşhedu En La ilahe illallah’ı işitince ‘Ve ene’ (Bende şehadet ederim) , Eşhedu Enne Muhammeden Resulullah’ı işitince ‘Ve ene’ (bende şehadet ederim) derdi.(Musannef,İbn Şeybe)

عَنْ الْحَسَنِ قَالَ إذَا سَمِعْت الْمُؤَذِّنَ فَقُلْ كَمَا يَقُولُ فَإِذَا قَالَ حَيَّ عَلَى الصَّلَاةِ فَقُلْ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إلَّا بِاَللَّهِ فَإِذَا قَالَ قَدْ قَامَتْ الصَّلَاةُ فَقُلْ اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلَاةِ الْقَائِمَةِ أَعْطِ مُحَمَّدًا سُؤْلَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَلَنْ يَقُولَهَا رَجُلٌ حِينَ يُقِيمُ إلَّا أَدْخَلَهُ اللَّهُ فِي شَفَاعَةِ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ .

77-Musannef Sahibi İbn Ebi Şeybe naklediyor ; Hasan-i Basri dedi ki ; Müezzini işittğinde onun gibi söyle……Kad kametissalat’ı işittiğinde zaman Allahumme Rabbe hazihid da’vettammeh.Vessalatil gaimeh.A’di muhammeden su’lehu yevmel giyameh’ dersen………..

————————————————————————–

الْمَاهِرُ بِالْقُرْآنِ مَعَ السَّفَرَةِ الْبَرَرَةِ وَالَّذِي يَقْرَأهُ وَيَتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ لَهُ أَجْرَانِ

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu

78-“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.(Kenzul Ummal,2266)

لَهُ أَجْرَانِ عَلَيْهِ شَاقٌّ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ ، وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ وَهُو فيه الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهُوَ مَاهِرٌ

79-Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöِyle buyurdu

“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.(Kenzul Ummal,2267)

عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ – صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ – : أَفْضَلُ عِبَادَةِ أُمَّتِي قِرَاءَةُ الْقُرْآنِ نَظَرًا

80-Ubade ibni Samit rivayet ediyor; Peygamberimiz(sav) buyurduki ; Ümmetimin en faziletli ibadeti Kurana bakarak okumakt‎r.(Kenzul Ummal,2265 ; Kurtubi Tefsiri)

وَقَالَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” أَفْضَلُ عِبَادَةِ أُمَّتِي تِلَاوَةُ الْقُرْآنِ

81-Numan ibni Beşir rivayet ediyor; Resulullah sav buyurdular ki ; Ümmetimin en faziletli ibadeti Kuran tilavetidir.(Kenzul Ummal,2264)

82-Beyhâki’nin Şuabul İmanında aynı râviden ”Tilavetul Kur’an’ yerine ‘Girâetul Kur’an’ lafzı vardır.(Beyhâki,Şuabul İman,1869)

أَفْضَلُ الْعِبَادَةِ قِرَاءَةُ الْقُرْآنِ

83-Hz.Enes rivayet ediyor;Resulullah sav buyurdular ki; En faziletli İbadet Kuran okumaktır.(Kenzul Ummal,2263 )

أَعْطُوا أَعْيُنَكُمْ حَظَّهَا مِنَ الْعِبَادَةِ ” ، قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، مَا حَظُّهَا مِنَ الْعِبَادَةِ ؟ ، قَالَ : ” النَّظَرُ فِي الْمُصْحَفِ ، وَالتَّفَكُّرُ فِيهِ ، والاعْتِبَارُ عِنْدَ عَجَائِبِهِ ” .

84-Ebi Said ra rivayet ediyor; Peygamberimiz(sav) buyurdular ki ;Gözünüze ibadetin hissesini,hazzı‎nı‎ verin.’ Resulullah(sav)’e ibadetin hissesi,hazzı‎ nedir?’ Ya Resulallah denildi.Resulullah(sav) dedi ki ; Mushafa bakmak,içindekini tefekkür etmek,Acaip olaylar‎ndan ibret almak.(Ebu şeyhul Esbahâni ; Beyhâki,şuabul İmân,2036 Zay‎f isnadla)

النَّظَرُ فِي الْمُصْحَفِ ، وَالتَّفَكُّرُ فِيهِ ، والاعْتِبَارُ عِنْدَ عَجَائِبِهِ ,أَعْطُوا أَعْيُنَكُمْ حَظَّهَا مِنَ الْعِبَادَةِ

85-Ebi Said ra rivayet ediyor; Resulullah sav buyurdular ki; Kur’ân’a bakmak, mânâsını‎ tefekkür ederek ve içindeki hârika olaylardan ibret alarak gözünüze ibadetten hisse veriniz.(Kenzul Ummal,2262)

أعْبَدُ النَّاسِ أكْثَرُهُمْ تلاوَةً لِلْقُرْآنِ

86-Ebi Hureyreden; Resulullah sav buyurdular ki; İnsanların en çok ibadet edeni, en çok Kur’an okuyandır.(Deylemî ; Kenzul Ummal,2260 Camiussağır zay‎f isnadla )

أَشْرَافُ أُمَّتِي حَمَلَةُ الْقُرْآنِ ، وَأَصْحَابُ اللَّيْلِ

87-İbn Abbastan;Resuli Ekrem sav buyurdu ki; E؛rafı ümmeti hameletül Kur’ân = ـmmetimin en Şereflileri Kur’ân- ı Kerim taşıyıcıları, Kuran ehli ve Gece ehlidir.(Taberâni,Beyhâki, Kenzul Ummal,2259)

إِذَا خَتَمَ الْعَبْدُ الْقُرْآنَ , صَلَّى عَلَيْهِ عِنْدَ خَتْمِهِ سِتُّونَ أَلْفَ مَلَكٍ

88-Resulullah sav buyurdular ki ; Bir kul Kuranı hatmettiğinde altmış bin melek ona dua eder.(Kenzul Ummal,2258 ,Ömer ibni Şuaybdan rivayet edilmi‏tir.)

الْقُرْآنَ إِذَا أَحَبَّ أَحَدُكُمْ أَنْ يُحَدِّثَ رَبَّهُ تَعَالَى فَلْيَقْرَأْ

89-Hz.Enesten rivayet ediliyor;Resul-i Ekrem sav buyurdular ki; Sizden biriniz Rabbiyle konu‏mak isterse Kuran okusun” (Kenzül – Ummal Hadis No 2257 ; Tarihul Bağdâdi )

الْزَمُوا هَذَا الدُّعَاءَ ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الأَعْظَمِ رِضْوَانَكَ الأَكْبَرَ

90-Peygamberimiz (asv) buyurdu ki: “Şu duay‎ okumaya devam edin.“Allahumme innî eselüke bismike’l-azam ve r‎dvaneke’l-ekber.” (Kenzu’l-ummal, h. No: 3837).

Meali: “Allah’‎m, Senin en büyük ismini ve en yüce rı‎dvanı‎n‎ ‏şefaatçi yaparak senden istiyorum.” (bundan sonra istediğini dile getirir)

وَلَمَّا انْتَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَى مَرِّ الظَّهْرَانِ ، نَزَلَ فِيهِ فَأَقَامَ

91-Rasûlullah (s.a.v.), Merrü´z-Zehran´a vardığı zaman orada mola verip, ikamet etti.

كَمَا رَوَى الْبُخَارِيُّ عَنْ يَحْيَى بْنِ بُكَيْرٍ ، عَنِ اللَّيْثِ ، وَمُسْلِمٍ عَنْ أَبِي الطَّاهِرِ ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ كِلَاهُمَا ، عَنْ يُونُسَ ، عَنِ الزُّهْرِيِّ ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ ، عَنْ جَابِرٍ قَالَ : كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَرِّ الظَّهْرَانِ نَجْتَنِي الْكَبَاثَ ، وَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : ” عَلَيْكُمْ بِالْأَسْوَدِ مِنْهُ فَإِنَّهُ أَطْيَبُ ” . قَالُوا : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، أَكُنْتَ تَرْعَى الْغَنَمَ ؟ قَالَ : ” نَعَمْ ، وَهَلْ مِنْ نَبِيٍّ إِلَّا وَقَدْ رَعَاهَا ؟

92-Nitekim Buharî, Yahya b. Bükeyr kanalı ile Ca-bir´in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Merrü´z-Zehran´da Rasûlullah (s.a.v.)´la birlikte misvak ağacının yemişini topluyorduk. Rasûlullah (s.a.v.): “Siyah olanlarını toplamaya bakın. Çünkü o daha hoştur.” dedi. Denildi ki:

– Ya Rasûlallah, sen koyun güttün mü

– Evet, koyun gütmemiş hiçbir peygamber yoktur.”(Buhâri)

حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ ، عَنْ سِنَانِ بْنِ إِسْمَاعِيلَ الْحَنَفِيِّ ، عَنْ أَبِي الْوَلِيدِ سَعِيدِ بْنِ مِينَا ، قَالَ : لَمَّا فَرَغَ أَهْلُ مُؤْتَةَ وَرَجَعُوا أَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِالَّسْيرِ إِلَى مَكَّةَ ، فَلَمَّا انْتَهَى إِلَى مَرِّ الظَّهْرَانِ نَزَلَ بِالْعَقَبَةِ وَأَرْسَلَ الْجُنَاةَ يَجْتَنُونَ الْكَبَاثَ , فَقُلْتُ لِسَعِيدٍ : وَمَا هُوَ ؟ قَالَ : ثَمَرُ الأَرَاكِ فَانْطَلَقَ ابْنُ مَسْعُودٍ فِيمَنْ يَجْتَنِي فَجَعَلَ الرَّجُلُ إِذَا أَصَابَ حَبَّةً طَيِّبَةً قَذَفَهَا فِي فِيهِ ، وَكَانُوا يَنْظُرُونَ إِلَى دِقَّةِ سَاقَيِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَهُوَ يَرْقَى فِي الشَّجَرَةِ فَيَضْحَكُونَ ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : ” تَعْجَبُونَ مِنْ دِقَّةِ سَاقَيْهِ ، فَوَالَّذِي نَفْسِي فِي يَدِهِ ، لَهُمَا أَثْقَلُ فِي الْمِيزَانِ مِنْ أُحُدٍ ” , وَكَانَ ابْنُ مَسْعُودٍ مَا اجْتَنَى مِنْ شَيْءٍ جَاءَ بِهِ وَخِيَارُهُ فِيهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، فَقَالَ : هَذَا جَنَايَ وَخِيَارُهُ فِيهِ إِذْ كُلُّ جَانٍ يَدُهُ إِلَى فِيهِ .

93-Beyhakî, Hakim tariki ile Ebu´l-Velid Said b. Mina´nm şöyle dedi­ğini rivayet etmiştir:

“Hudeybiye barışım pekiştirip süresini uzatmak için Medine´ye gelen Mekkeliler, işlerini tamamlayıp geri döndüklerinde Rasûlullah (s.a.v.), Mekke´ye gitmek için Müslümanlara emir verdi. Yola koyul­du. Merrü´z-Zehran´a vardığında Akabe´ye inip konakladı. Toplayıcı­ları misvak ağacı yemişini toplamaya gönderdi. Ben de SaipYe: “Toplayacakları şey nedir ” diye sordum. O dedi ki: “Misvak ağacının mey-vesidir.”

Meyve toplamaya gidenler arasında İbn Mesud da vardı. O da on­larla meyve toplamaya gitmişti. Onlardan biri, iyi bir taneyi ele geçi­rince ağzına atıyordu. Meyve toplamak için ağaca çıkmakta olan İbn Mesud´un bacaklarının inceliğine bakıp gülüyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Onun bacaklarının inceliğine mi hayret ediyorsunuz Nefsim kudret elinde bulunan Allah´a yemin ederim ki, onun o iki bacağı, terazide Uhud dağından daha ağır gelir.” İbn Mesud ne devşirdi ise Ra-sûlullah´a getirdi. Devşirdiği şeylerin en iyilerini de ağzına götürü­yordu. Bunun için de şöyle dedi:

“Benim devşirdiklerim bunlardır. En iyileri de ağzımdadır. Çün­kü her devşiricinin eli ağzına gider.”

(Beyhâki,Delâlilun Nübüvve,1805)

وَفِي ” الصَّحِيحَيْنِ ” عَنْ أَنَسٍ قَالَ : أَنَفَجْنَا أَرْنَبًا وَنَحْنُ بِمَرِّ الظَّهْرَانِ ، فَسَعَى الْقَوْمُ فَلَغِبُوا ، فَأَدْرَكْتُهَا فَأَخَذْتُهَا ، فَأَتَيْتُ بِهَا أَبَا طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا ، وَبَعَثَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِوَرِكِهَا أَوْ فَخِذَيْهَا فَقَبِلَهُ .

94-Buharı ve Müslim´in sahihlerinde Enes´in şöyle dediği rivayet olunmuştur.

“Biz Merrü´z-Zehran´da iken insanlar bir tavşanı yuvasından ür­kütüp kaçırdılar. Peşine düşüp, kovaladılar. Fakat yoruldular. Ama ben yalnız başıma kovalamaya devam ettim. Ve onu yakalayıp aldım. Ebu Talha´ya getirdim. O da onu kesti. Uyluk ve baldır kısmını Rasû-lullah´a gönderdi. O da kabul buyurdu.”

Hz. Enes’in (radıyallâhu anh) rivayetine göre, Hz. Ömer Efendimiz (radıyallâhu anh), kaht ve kuraklığın ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde Hz. Abbas’ın (radıyallâhu anh) elinden tutar ve onunla tevessülde Allah’tan yağmur ister ve şöyle der:

اَللّٰهُمَّ إِنَّا كُنَّا نَتَوَسَّلُ إِلَيْكَ بِنَبِيِّنَا فَتُسْقِينَا وَإِنَّا نَتَوَسَّلُ إِلَيْكَ بِعَمِّ نَبِيِّنَا فَاسْقِنَا

95-“Allahım! Peygamberimiz hayattayken, O’nunla tevessülde bulunur, yağmur isterdik, Sen de bize yağmur verirdin. Şimdi, Peygamberimiz’in amcasıyla tevessülde bulunuyoruz, bize yağmur ver!(Buhârî, istiska 3; fedâilü’l-ashab 11.)

Görme kusuru olan bir zat, Allah Resûlü’ne gelerek şikâyette bulundu. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine güzelce abdest alıp, iki rekât namaz kılmasını ve sonunda da, aşağıda arz edeceğimiz duayı okumasını tavsiye buyurdu. Tavsiye buyurulan duada şu hususlar vardı:

اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ وَأَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِنَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ يَا مُحَمَّدُ! إِنِّي تَوَجَّهْتُ بِكَ إِلَى رَبِّي فِي حَاجَتِي هَذِهِ لِتُقْضَى لِي، اَللّٰهُمَّ فَشَفِّعْهُ فيِّ

96-“Allahım! Peygamberin, rahmet peygamberi Muhammed’le (sallallâhu aleyhi ve sellem), Sana yöneliyor ve Senden istiyor, Sana dehalette bulunuyorum. Yâ Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem): Seninle, senin hürmetine bu hâcetim için Rabbime teveccüh ettim ki, hâcetim yerine gelsin. Allahım, O’nun, hakkımdaki şefaatini kabul et!”178 O zat, gidip kendisine söylenenleri yapınca gözleri açıldı

( el-Hâkim, el-Müstedrek, 1/707.)

عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَسَلَّمَ : ” لَمَّا اقْتَرَفَ آدَمُ الْخَطِيئَةَ قَالَ : يَا رَبِّ أَسْأَلُكَ بِحَقِّ مُحَمَّدٍ لَمَا غَفَرْتَ لِي ، فَقَالَ اللَّهُ : يَا آدَمُ ، وَكَيْفَ عَرَفْتَ مُحَمَّدًا وَلَمْ أَخْلُقْهُ ؟ قَالَ : يَا رَبِّ ، لِأَنَّكَ لَمَّا خَلَقْتَنِي بِيَدِكَ وَنَفَخْتَ فِيَّ مِنْ رُوحِكَ رَفَعْتُ رَأْسِي فَرَأَيْتُ عَلَىَ قَوَائِمِ الْعَرْشِ مَكْتُوبًا لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ فَعَلِمْتُ أَنَّكَ لَمْ تُضِفْ إِلَى اسْمِكَ إِلَّا أَحَبَّ الْخَلْقِ إِلَيْكَ ، فَقَالَ اللَّهُ : صَدَقْتَ يَا آدَمُ ، إِنَّهُ لَأُحِبُّ الْخَلْقِ إِلَيَّ ادْعُنِي بِحَقِّهِ فَقَدْ غَفَرْتُ لَكَ وَلَوْلَا مُحَمَّدٌ مَا خَلَقْتُكَ ” .

97-Ömer radıyallahu anh’den merfuan;Âdem aleyhisselam hatayı işlediğinde; Ya Rabbi! Muhammed hakkı için senden beni bağışlamanı istiyorum” dedi. Allah Teala; “Ey Âdem! Henüz yaratmadığım halde Muhammed’i sen nasıl tanıdın?” diye sordu. Âdem; “Ya Rabb! Sen beni elinle yaratıp bana ruhundan üflediğinde başımı kaldırdım. Arşın sütunları üzerinde “Lailahe illallah Muhammed rasulullah” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki sen, ismine ancak mahlûkatın en sevimlisini izafe edersin” dedi.Bunun üzerine Allah; “Doğru söyledin ey Âdem! Hakikaten o bana mahlûkatın en sevgili olanıdır. Onun hakkı için bana dua et. Ben de seni bağışladım. Şayet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım.” Buyurdu. Hakim eserine aldığı bu rivayetin ardından şöyle demektedir Bu isnadı sahih olan bir hadistir Bu kitapta zikrettiğim Abdurrahman b Zeyd b Eslem’in ilk hadisi budur (Hakim Müstedrek II/672)

عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ قَالَ : لَمْ تَنْزِلْ قَطْرَةٌ مِنْ مَاءٍ إِلَّا بِكَيْلٍ عَلَى يَدَيْ مَلَكٍ ، فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ نُوحٍ أُذِنَ لِلْمَاءِ دُونَ الْخَزَّانِ ، فَطَغَى الْمَاءُ عَلَى الْخَزَّانِ فَخَرَجَ ، فَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ : ( إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ ) وَلَمْ يَنْزِلْ شَيْءٌ مِنَ الرِّيحِ إِلَّا بِكَيْلٍ عَلَى يَدَيْ مَلَكٍ ، إِلَّا يَوْمَ عَادٍ ، فَإِنَّهُ أُذِنَ لَهَا دُونَ الْخَزَّانِ فَخَرَجَتْ ، فَذَلِكَ قَوْلُهُ : ( بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ ) عَتَتْ عَلَى الْخَزَّانِ .

98-Hz.Alinin yağmur hadisi ile ilgili İbn Kesirin nakli…

عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ، كَرَّمَ اللَّهُ وَجْهَهُ ، قَالَ : لَمْ تَنْزِلْ قَطْرَةٌ مِنْ مَاءٍ إِلا بِكَيْلٍ عَلَى يَدَيْ مَلَكٍ ، فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ نُوحٍ أُذِنَ لِلْمَاءِ دُونَ الْخُزَّانِ ، فَطَغَى الْمَاءُ عَلَى الْجِبَالِ فَخَرَجَ ، فَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ : إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ سورة الحاقة آية 11 . وَلَمْ يَنْزِلْ مِنَ الرِّيحِ شَيْءٌ إِلا بِكَيْلٍ عَلَى يَدَيْ مَلَكٍ ، إِلا يَوْمَ عَادٍ ، فَإِنَّهُ أُذِنَ لَهَا دُونَ الْخُزَّانِ ، فَخَرَجَتْ ، وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ : بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ سورة الحاقة آية 6 . عَتَتْ عَلَى الْخَزَّانِ .

99-Hz.Alinin yağmur hadisi ile ilgili Câmiul Beyan Tefsirinin nakli…

عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ كَرَّمَ اللَّهُ وَجْهَهُ ، قَالَ : “لَمْ تَنْزِلْ قَطْرَةٌ مِنْ مَاءٍ إِلَّا بِكَيْلٍ عَلَى يَدَيْ مَلَكٍ; فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ نُوحٍ أُذِنَ لِلْمَاءِ دُونَ الْخُزَّانِ ، فَطَغَى الْمَاءُ عَلَى الْجِبَالِ فَخَرَجَ ، فَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ : ( إِنَّا لَمَّا طَغَى الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ ) وَلَمْ يَنْزِلْ مِنَ الرِّيحِ شَيْءٌ إِلَّا بِكَيْلٍ عَلَى يَدَيْ مَلَكٍ إِلَّا يَوْمَ عَادٍ ، فَإِنَّهُ أَذِنَ لَهَا دُونَ الْخُزَّانِ ، فَخَرَجَتْ ، وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ : ( بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ ) : عَتَتْ عَلَى الْخُزَّانِ .

100-Hz.Alinin yağmur hadisi ile ilgili Taberînin nakli ; İlgili Meali şöyledir ;

“Ali b. Ebi Tâlib’den nakledilir ki; o, şöyle demiş: Yeryüzüne düşen her damla su mutlaka bir meleğin elinden düşmektedir. Nûh peygamberin kavminin helak edildiği gün gelince Allah suyu indiren bekçiye/meleğe değil, doğrudan suya izin vermişti de su bekçinin üzerinden aşarak dışarı çıkmıştı. İşte Allah’ın: “Gerçekten su bastığı zaman, sizi Biz taşıdık gemide.” (mealindeki) sözünün manası budur.

Gökyüzünden yeryüzüne inen her rüzgâr da ancak bir meleğin elinden çıkmaktadır. Âd kavminin helak olduğu rüzgâr müstesna. Çünkü Allah o gün, bekçinin/meleğin dışında -doğrudan- rüzgâra izin ver¬mişti de öyle çıkmıştı. İşte Allah’ın: “Âd’a gelince; onlar da uğultulu, azgın bir fırtına ile helak edildiler.” (mealindeki) sözünün mânâsı budur. (Taberi, İbn Kesir, Hakka suresinin 6. ayetinin tefsiri)