Zeynep Gazali

Zeynep Gazali

“Allah’ın izniyle, Kur’an’ın ve sünnetin hedeflerini kavrayan ve yolun uzunluğunu idrak edenler, İslam toplumu dirilinceye ve insanlık Kur’an’la sünnetin sancağı altında gölgeleninceye kadar haktan, hayırdan ve O’na davet etmekten sapmayacaktır. Hak yolda ve sebatla yarışıyoruz. Karşılaştığımız bütün şeylerin karşılığını Allah’tan bekliyoruz.”

Zindan Hatıraları kitabının önsözünden alıntıladığımız bu satırlar sanırım Zeynep el-Gazali’nin hayat rotası hakkında kanaat oluşturmamıza yetecektir.

Türkiye onu, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı tasfiye hareketine giriştiğinde sergilediği, devlet teröründen nasibini alanların başında geldiği dönemde tanıdı.

Başta Seyyid Kutup olmak üzere Müslüman Kardeşler’in pek çok önde gelen ismi Abdünnasır’ın tasfiye hareketiyle darağacına gönderilmiş; Kardeşler Teşkilatı üyesi olan veya üyesi olduğu iddia edilen binlerce insan kadınıyla erkeğiyle zindanlara atılmış, işkencelerden geçmiştir. Zeynep el-Gazali de o dönemde ağır işkencelerden geçen kadınların başında gelmektedir.

Gazali bu zulüm ve işkence dönemini daha sonra Zindan Hatıraları kitabında teferruatıyla anlatır.

1914-1922 İngiliz işgali ve sonrasında İngilizlerin kuklası idarecilerin ardı ardına yönetime gelmesiye Mısır, dini, ahlaki ve kültürel değerlerini hızla yitirmeye başlar. Siyasi alandaki tavizler, halka uygulanan baskı politikası Hasan el-Benna liderliğindeki Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı tüm yurtta köşe bucak İslam’ı tebliğ hareketine yöneltir. Bir çığ gibi büyüyen bu hareket hem dış güçleri hem onların birer kuklası olan Mısır’ın idarecilerini rahatsız eder. Kardeşler’i dağıtma hareketlerinin ilki olmayan ama en yoğun baskı ve zulmün yaşandığı 1965 tasfiye hareketi pek çok masumun hayatına mal olur.

İslam davetçilerinin örnek kadın öncülerinden, babası Ezher alimlerinden olan Zeynep el-Gazali el-Cubeyli, 2 Haziran 1917 yılında Kahire yakınlarındaki Meyyit Yaiş Köyü’nde dünyaya gelir. 10 yaşına kadar eğitimini babasından alan Gazali, babasının vefatından sonra öğrenimine okulda devam eder.

Lise yıllarının hemen ardından, seküler dünya görüşüne sahip olan, Müslüman kadının örtünmesine karşı çıkan ve her haliyle Batılı kadınlar gibi olması gerektiğini savunan Hüda Şaravi’nin başkanlığını yaptığı Kadınlar Birliği’nin en genç üyesi olarak sosyal çalışma alanında yerini alır. Baştan beri fikir birliği içinde olmadığı Şaravi ile fikir ayrılıkları bir süre sonra derinleşmeye başlayan Gazali, Şaravi ve kadınlar birliği ile yollarını ayırır.

Gazali, 1936 yılında Müslüman Kadınlar Birliği’ni kurar. Ayrıca Müslüman Kadınlar Birliği, olarak bir de dergi yayımlar. Bu birlik, gerçekleştirdiği eylemler ve mitinglerle Abdünnasır yönetimini rahatsız eder. Abdünnasır bu birliğin yürüyebilmesi için Gazali’den Sosyalist Birlik’e resmi üyeliğini ister. Gazali’nin cevabı ise çok serttir: “Abdülkadir Udeh ve arkadaşlarını idam eden tağut Addunnasır yönetimini kabul edip Allah’ın huzurunda rezil olacaksam imzalamadan ellerim kurusun!”

Bu gelişmelerin akabinde Müslüman Kadınlar Birliği ve yayın organı kapatılır. Bunun üzerine Müslüman Kadınlar Birliği, olağanüstü genel kurul kararıyla bu kapatma kararını tanımadıklarını basın açıklaması ile beyan eder. Özetle, “Derneğin, Allah’ın davetini yaymak ve Müslümanların her alanda kendilerine gelmelerini ve İslam’ın gereğini yerine getirmelerini hatırlatmak amacıyla kurulduğunu, Allah için çalışmalarını sürdüreceklerini, hiçbir yöneticinin Müslümanlara tahakkümünü tanımayacaklarını, Abdunnasır veya Sosyal İşler Bakanlığı’nın üstlerinde hiçbir otoritesi olamayacağını” açıklarlar.

Hasan el-Benna

Hasan el-Benna

Gazali’nin, Kadınlar Birliği’ni kurmasından yaklaşık altı ay sonra, 1937 yılında Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın kurucusu ve lideri Hasan el-Benna ile ilk görüşmesi gerçekleşir. Benna, Müslüman Kardeşler içinde kadınlar için bir birim oluşturmayı düşündüğünü açıklayarak bu birimin başkanlığını Gazali’ye teklif eder. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nda aktif rol üstlenmesi teklifini reddeden Gazali, 1948’de Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na yönelik tasfiye hareketinin hemen ertesi günü Hasan el-Benna ile görüşme talebinde bulunur. Bir konferans esnasında tesadüfen karşılaşmış gibi gerçekleşen buluşmada Benna’ya, “İslam’ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır.” der. Zeynep Gazali, Hasan el-Bennaya biat etmekle beraber, çalışmalarını kendi derneği çatısı altında sürdürmesinin daha faydalı olacağını düşünmektedir.

1954 yılındaki Müslüman Kardeşleri dağıtmaya yönelik baskılar, cezaevleri, işkence geride yığınla parçalanmış aile bırakır. Gerek hapsedilenlerin gerekse idam edilenlerin eşleri ve çocukları perişan vaziyettedir. Gazali bu duruma daha fazla dayanamaz ve hocalarından Muhammed el-Evden ile görüşerek bilfiil çalışmalar yapmak arzusunda olduğunu söyler. Hocası da onun el-Benna’ya olan biatını bilmekle beraber, Kardeşler Cemaati’ne resmen dahil olmamakla daha çok hizmet vereceği fikrine katılmaktadır. Gazali, böylece Kardeşler’in geride kalan dul ve yetimlerine el altından yardım faaliyetlerini yürütür.

Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdunnasır, 1965 yılında Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı tasfiye ettiğinde Zeynep Gazali’nin kocasının servetine de el koyar. Gazali, 1948, 1954, 1959 ve 1965 yıllarında dört kez tasfiye edilen Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın 1959 yılında dağılmasının ardından, yeniden toparlanmasında ve yapılanmasında aktif rol üstlenir.

1965 yılındaki Müslüman Kardeşler Teşkilatı’na yönelik yoğun baskıların yapıldığı dönemde Kardeşler’in birçok üyesi ile birlikte Zeynep el-Gazali de tutuklanır.

Gazali, yıllar boyunca sürdürdüğü tebliğ çalışmalarını yürütürken devletin baskı ve zulmünü teşhir etmekten de sakınmıyordu. Bunu yaparken de ülkesini il il, kasaba kasaba dolaşıyor, tebliğ turları düzenliyordu. Kadını ile erkeği ile toplumun her kesimine konferansları, tebliğleri ile ulaşmaya çalışıyor; evinin kapılarını sonuna kadar açtığı gençlerle görüşmelerinde, her biri birer hakkın sesi olan davetçiler yetiştirmeye gayret ediyordu. İslamı tebliğe ve bu uğurda mazlumiyete uğrayanlara yardıma adanmış hayat serüveni içinde Pakistan, İngiltere, Amerika, Arabistan, Sudan, Ürdün ve Cezayir gibi pek çok ülkeye tebliğ çalışmaları için seyahatlerde bulunuyordu.

...

...

Ülke ülke dolaşırken Gazali’nin yolu Türkiye’ye de düşmüştü. Onu burada dinleyenler üzerinde bıraktığı izlenim; ilerleyen yaşına rağmen tebliğini sunarken içine girdiği dirayetli, dinamik yapısıydı. Her haliyle bir tavır ve duruş ortaya koyuyor, kendisini dinleyenleri akıcı üslubu ve olaylara bakış açısı ile hayran bırakıyordu.

Zindan ve işkenceyle bile geri atmayı düşünmeyen Zeynep el-Gazali hayranlık uyandıran dik duruşunu bir ömür taşıdı.

“34 nolu zindan, kabir gibi dar, karanlık ve korkunç bir yer; yani tam bir hücre. Benim yanıma iki köpek vererek kapıyı kilitlediler. Teyemmüm ettim, namaz kıldım. Kıblenin bile ne tarafta olduğunu bilemiyordum. Bir namazı bitiriyor, diğerine duruyordum. Allah’a beni bu zalimlerin belasından kurtarması için dua ediyordum, yalvarıyordum. Rükû’da, secde’de, köpekler üzerime tırmanıyor. Başımı, el ve ayaklarımı, yüzümü tırmalıyordu. Öldürmeden sadece acı çektirmek için eğitilmişlerdi. Ben ise dua ve istiğfar, yalvarma ve yakarma ile Allah’a el açıyordum. Bir saat sonra kapı açıldı ve köpekler çıkarıldı. Beni hastaneye kaldırdılar.”

Bu tutuklama ile işkencenin ardı ardı arkası kesilmez. İtiraflara, iftiralara zorlanır Zeynep Gazali. Ne köpeklerin defalarca vücudunu parçalaması ne acıdan bayılıncaya kadar yediği sayısız kırbaç darbelerinin açtığı yaralar ne ayaz kış günlerinde beline kadar soğuk sularda bekletilmesi ve ne de diğer işkence çeşitleri onu yıldırmaz. Bir tek dava arkadaşı hakkında hüsnüzandan başka bir şey çıkmaz ağzından.

O günlerinde, o yıllarında bile evi, zindana atılanların ardı sıra kalanlar için bir sığınak olur. Ömür boyu hapse mahkum edilen Gazali, altı yıl hapis yattıktan sonra 1971 yılında serbest bırakılır. Başından iki evlilik geçmiş olan Gazali’nin ilk eşi Hafız et-Ticani, ikincisi ise Seyyid Muhammed Salim’dir. Her iki evliliğinden de çocuğu bulunmayan Zeynep Gazali, Müslüman Kardeşler’in kanatları altına sığındıkları, şahsiyetlerinin oluşmasında örnek aldıkları, başları sıkıştıkça koştukları, onlara her daim kucak açan, onları öğütleyen, örgütleyen anneleri olmuştur.

Son nefesine kadar davet çalışmalarını, gençlere yönelik derslerini sürdüren Gazali hayatı boyunca dünyanın pek çok ülkesinde çalışmalarda bulunmuştur.

3 Ağustos 2005 yılında Hakk’ın rahmetine kavuşan, tebliğ hareketlerinin yanı sıra sayısız mazlum ve muhtaç insanın Hak mücadelesine hayatını adayan Gazali, her hangi bir insan hakları kuruluşundan ödül almış mıdır, bilinmiyor. Ancak bilinen, onun da Zindan Hatıraları kitabının önsüzünde değindiği gibi Hakk’ın ona cennette vereceği ödüldür. “Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır.” (Tevbe Suresi, 111. ayet)

Geride yetiştirdiği binlerce genç, sayısız konferans ve makale bırakan Gazali kitapları ile halen davetine devam etmektedir. Allah ondan razı olsun.

Zeynep el-Gazali’nin Türkçeye çevrilmiş eserleri:
Zindan Hatıraları , Müslüman Aileye Doğru , Kur’an’a Bakışlar, Gençlerle Mektuplaşmalar .