Yanlış Anlaşılanlar 1: Başörtüsü

Yanlış Anlaşılanlar 1: Başörtüsü

Günümüze Kadar Gelen Yanlış Fetvalar Örtünme!

Selam Aleyküm Sizinle birkaç tane günümüze kadar gelen yanlış fetvalar hakın’da bilgiler vermek istiyorum.

[1]:Örtünme

Öncelikle Örtünmeyi Emreden Ayetlere Bakalım.

Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut, kocalarının babalarından yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

Nûr Sûresi 31 Ayet Meali

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Ahzâb Sûresi 59 Ayet Meali

Günümüz’de malasef bir çok hanım kardeşimiz Örtünmenin sadece saçını kapatmak olduğunu anlıyor. halbuki hiç bir erkeğin nefsi bir bayanın saçından etkilenmez,nur suresini hep yanlış anladık hatta bir çok bayan kardeşimize sorduğumuz’da işte bir bayanın saçının telinin görünmesi 40 yıl cehennem ateşin’de yanması der.! halbuki böyle bir fetva yoktur sözü geçen olay şudur. Eyyup a.s hastalandığın’da eşine karşı yemin’de bulunmuştu ve hastalığım geçerse sana 40 sopa vuracağım demişti,ve iyleştiğin’de yeminini yerine getirmek için Allah (cc) ona şöyle seslenmişti..

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.
Sâd Sûresi 41

Biz de ona, “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su” dedik.
Sâd Sûresi 42

Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.
Sâd Sûresi 43

Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah’a yönelirdi.
Sâd Sûresi 44

40 dalı birleştirip bir tane vurduğun’da yeminini yerine getirmiştir.
Bu durumu kadınların saçlarının teli görünse 40 yıl cehennemde yanar diye biliniyor malasef.

Nûr Sûresi ve Ahzab Suresini ele Alalım

1:Gözler Haramdan sakınmak gerekiyor
2:baş örtülerni yakalarına kadar taksınlar
3:süsü gizlesinler ( makyaj yapılmasın renkli elbiseler Giyinmesinler,bu gibi elbiseler takvalı göstermezdir dikkat çekilen
4:altın takı gibi şeyler dışarı çıkarken takılmasındır.
5:hatta yürürken ayaklarını yere sert vurmasınlar dikkat çekmemek için
6:tövbe edip daima bağışlanma dilemek içindir.
7:bol elbise giyinmesine dikkat çekilmiştir.
8:topuklara kadar bedeni (sıkmayacak aksine bol giyinecek elbiseye dikkat çekilmiştir

Günümüz’de örtünme.

Günümüz’de örtünen bir çok bayan kardeşimiz acaba nefsleri onlara gururlanmamı veriyor.?

Günümüz’de kardeşlerimiz Allah (cc) İçin kapandığını sanan kardeşlerimiz ACI DURUMU!

Sadece başını örtüp kot giyen,makyaj yapan,daracık elbiseler giyen süse çok önem veren kardeşlerimiz. bir erkek sizin saçınızdan etkilenmez aksine daha çok dikkat çekersiniz ve gerçekten Allah (cc) için örtünen kardeşlerimize de mani olursunuz.

Üstad necip fazılın Şu Sözü Çok Manidardır: Örtü Şuuruyla Takılmadığında da ALLAH Katında Bir Değere Sahip Olsaydı; Cennetin Baş Köşesine Rahibeler Otururdu. Üstad Necip Fazıl Kısakürek

Sn Prof Dr. Nevzat Tarhan’Başörtüsü ile ilgili nefis bir yazı

Başını örtenler:

Eğer inanmadan örtünüyorsanız, başörtüsünü çıkarınız.

Eğer siyasi simge olarak örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer mahalle baskısı ile örtüyorsanız çıkarınız.

Eğer babanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer kocanızın baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer ağabeyinizin baskısı ile örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer yaşadığınız ortamda prim yaptığı için örtüyorsanız, başörtünüzü çıkarınız.

Eğer gelenek olduğu için örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer sizi güzelleştirdiği için başınızı örtüyorsanız, çıkarınız.

Eğer Allah için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

Eğer inandığınız için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz.

Eğer dini gereklilik için örtüyorsanız, sizi tebrik ederiz devam ediniz. Ancak artık özgür olmadığınızı unutmayın. Başörtüsü ile sakız çiğneyerek dolaşamazsınız. Karşı cinsle sarmaş dolaş olamazsınız. Artık temsil ettiğiniz bazı değerlerin var olduğunu unutmayınız.

Eğer inandığınız için örtünüyorsanız içini doldurunuz. Dürüstlüğünüz, çalışkanlığınız, hoşgörünüzle örnek olurken; ahlakî anlayışınız, oturup kalkışınızda da daha dikkatli olmalısınız.

Çünkü başörtüsü sizin için hem bir hak hem bir değerdir.

Haktır; çünkü sonradan çıkarılmış bir kavram değildir. 1400 yıllık bir geçmişi vardır. O halde örtündüğünüz gibi yaşayın. Yaşadığınız gibi örtünün.

Karşı çıkanlar:

Başörtüsüne size ölümü hatırlattığı için karşıysanız, vazgeçiniz. Ölüm vardır ve gerçektir.

Başörtüsüne din karşıtlığınız sebebiyle muhalifseniz, vazgeçiniz. Dinin teselli etme ve hayata anlam katma gücünü yok edemezsiniz.

Başörtüsüne korktuğunuz için karşıysanız, korkunuzu analiz ediniz.

Korkunuz dini bir veriden kaynaklanıyorsa, o veriyi tartışınız.

Korkunuz dinin yanlış yorumlarından kaynaklanıyorsa, doğru yorum bulmak ya da oluşturmak için mücadele ediniz.

Korkunuz küçük kentler ve Anadolu’daki mahalle baskısı ile insanlarla diyologa giriniz. Birlikte yaşama bilincini oluşturmak gibi bir misyon üstleniniz. Yasağı yasakla gidermek çözüm olamaz.

Korkunuz İran gibi olmaktan kaynaklanıyorsa, başörtüsüne karşı çıkmak yerine radikalliğe karşı çıkınız.

Korkunuz Atatürkçülüğün tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa hangi Atatürk’ü savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuz Cumhuriyetin tehlikede olmasından kaynaklanıyorsa “Tek Parti Cumhuriyeti”ni mi, “Çok Partili Cumhuriyeti” mi savunduğunuzu sorgulayınız.

Korkunuzun sebebi özgürlüklerin kaybolması ise, ise herkese özgür yaşayacağı ortam sağlayacak çözümler üretiniz.

Korkunuz laikliğin tehlikede olmasından ileri geliyorsa, laiklikle din karşıtlığını karıştırıp karıştırmadığınızı sorgulayınız.

Korkunuz sahip olduklarınızı yitirmekse, elde ettiğiniz varlıklara “düşünceye karşı düşünce” yöntemiyle mi mücadele ediyorsunuz, bunu sorgulayınız.

Başörtülü birini gördüğünüzde size ‘dinsiz’ denildiğini hissediyorsanız, vazgeçiniz. Çünkü bu sizin algınız olabilir. Niyet okuyarak hükme varmak, insanı realite körlüğüne götürür.

Başörtülü bir kadını gördüğünüzde, ‘dinde böyle bir uygulama yok’ diye düşünüyorsanız, bırakınız onu konunun uzmanları söylesin. Bilimsel cahillik yapmayınız.

Başörtüsünü ‘gericilik’ olarak değerlendiriyorsanız, asıl gericiliğin öğrenme hakkını engelleme olduğunu görünüz. Gericilikle mücadele cehaletle mücadeledir; dinle mücadele değildir.

Başörtülüleri ‘kendilerini kısıtlayan insanlar’ olarak görüyorsanız, inandığı değerler için zevklerinden vazgeçenlere saygı duyunuz.

Başörtülüler size ‘Usame Bin Ladin’i hatırlatıyorsa, zihin haritanızı değiştiriniz. Radikal din anlayışının, İslam dininin ilk doğuşunda üç halifeyi öldürdüğünü unutmayınız.

Başörtüsünü görünce ‘dinî faşizm’den korkuyorsanız, Hitler’den hareketle ‘bütün Almanlar faşisttir’ deme adaletsizliğini yapmayınız.

Başörtülüler, size ‘tehdit altında olduğunuz’ izlenimini veriyorlarsa, kendinize konuyu kişiselleştirip kişiselleştirmediğinizi sorunuz. Başörtülülerle konuşmayı deneyiniz. Önyargıları, diyaloglar aydınlatır.

Bir insanın başının zorla kapatılmasından yana iseniz, ceberutsunuz. İslam tarihinde selefi, harici radikalizm yorumu bunu öngörmüştür.

Bir insanın başını zorla açtırıyorsanız yine ceberutsunuz. Bu durum, din karşıtlığını dogma haline getirdiğinizin ispatıdır: Kendinizle yüzleşiniz. Belki de ‘Modern Tiran’lığı savunuyorsunuz.

Güç kullanarak kendi dogmalarınızı kabul ettirmek istiyorsanız, siz Ortaçağ’a aitsiniz. Dinî görünümlü ya da modern görünümlü olmanız fark etmez.

Siyasî talebi olmayan bir genç kızın inançlarının gereğine göre yaşamasına karşı çıkıyorsanız, laikliğe de karşı çıkıyorsunuz demektir.

Siyasî talebi olmayan bir ailelerin çocuklarına dinin öngördüğü ahlakî normları öğretmeyi, din dersi vermelerini laikliğe aykırı görüyorsanız; bu davranış bilimsel, çağdaş, ilerleme ve aydınlanmaya uygun değildir. Alternatif üretiniz.

Siyasî talebi olmayan ama dinini yaşamak isteyen doktora, mühendise, subaya karışmayınız. Aydınlanmanın Descartes döneminde takılıp kalmışsınız demektir. Allah’a hesap verme duygusu yaşayan bir subay ya da doktor ülke için şanstır.

Siyasî talebi olmayan ama dinin teselli gücünü, yaşama anlam katma özelliğini ve ölümden sonraki hayatı öngörme fikrini bilimle birleştirenlere karşıysanız, bilimsel gelişmeye ve düşüncenin ilerlemesine de karşısınız demektir.

Başörtüsüne ‘bazı siyasîler sahip çıkıyor’ diye karşıysanız, demokratlığınızı sorgulayınız.

‘Başörtüsü istismar ediliyor’ diye düşünerek muhalefet ediyorsanız, istismar edenle etmeyeni anlamanın en iyi yolunu deneyiniz.

Bu konuyu istismar edeni etmeyenden, önyargılı olanı olmayandan ayıran laboratuar, sosyal alanlardır. Üniversitelerde serbest bırakın. Üç, beş sene gözlemleyin. Eğer kamu düzeni bozulursa ve başı açıkların hakları ellerinden alınırsa, aptallık yapmayın; mücadelenizi verin.

Eğer askerseniz ve sezgileriniz, Türkiye’nin geleceğini tehdit edecek bir tehlikeyi haber veriyorsa; üniversiteler sizin için birer sosyal psikoloji laboratuarı olacak. Böylece siz de deneyecek ve göreceksiniz: Kamu düzeni, provokasyonlara rağmen bozuluyor mu bozulmuyor mu?

İnsan davranışlarının dilini, yalan söylenip söylenmediğini, niyetleri anlamayı ve korkuları yenmeyi gösterecek en iyi yol, deneme sınamadır.

Deneme-sınama yöntemi her zaman risklidir, ancak radikalliği önlemek için bu riski göze almak gerekir.

Adalet, cesaret istediği gibi doğruları bulmakta, risk almayı gerektirir.

Özgürlük ve barış tarihte hiç kolay elde edilmemiştir.

Bazıları başının dışını örtüyor, bazıları içini örtüyor. Bunun için sosyal psikoloji laboratuarı en etkili bilimsel deney ve gözlem yeridir.

Türkiye kendi modernizmini geliştirmek dünyaya model olma şansını yakalayabilir.

Bu konuda da rehberimiz akıl ve bilim olmalıdır.

Bilim inancı taklit etmez ama tehdit de etmez. İnceler, rapor eder ve tarih sahnesine sunar. Özellikle üniversiteler hiçbir fikre kapısını kapamazlar. Analiz ederler, yorumlarlar. Evrensel yaklaşım bu olmalıdır.

İnanç bilimsel kategoridir. Üniversitelerin sosyal psikolojik laboratuvar olması fırsatını kaçırmayalım. Türkiyemiz bu sınavı dünyaya örnek olacak şekilde aşması dileğiyle…

Prof. Dr. Nevzat TARHAN

Kur’an-ı Kerimi İnanma Kolaycılığını Seçmeyin Araştırın Okuyun Yaşayın

Ayrıca Unutmayın!!

Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Bunları lanetleyin, çünkü onlar lanetlenmişlerdir.” Başka bir rivayette; “onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu bile bulamazlar” ilavesi vardır.
Kaynak:Müslim, Libas, 125, Cennet, 52; Ahmed b. Hanbel, II, 223, 356, 440

“Resûlullah (sav) hafif bir elbise giyip tamamen vücut hatlarını örtmeyen elbiseler giyen kadınlara ‘Onlar adı örtülü ama gerçekten çıplaktırlar’ buyurmuştur.”
Kaynak:Süyûtî, Tenvîru’l-Havâlif, c. 3, s.103

Yazımızda yer verdiğimiz hadislerde bir şekilde kınanan ve Cennetin kokusundan mahrum kalacak bu örtülü çıplaklar kimlerdir? Bunlar İslam’ın koyduğu ölçülere uymayan, yani ince, dar ve uzuvları gösteren elbiseler giyen ya da vücudunda örtmesi gereken yerleri örtmeyen kadınlardır. Kadınların bu şekilde giyinmesi, küçük günahlardan olsaydı, elbette Peygamberimizin mübarek ağzından bu derece ağır şekilde tehdit etmezdi. Peygamberimizin hadisinde yer alan ‘teberrüc’ ifadesini kimi âlimlerimiz ‘giyinik çıplaklık’, ‘başörtülü açıklık’, ‘örtülü çıplaklık’, ‘tesettürsüz örtü’, ‘Teşhircilik’ gibi ifadelerle Türkçeleştirmeye çalışmışlardır. Yine, Peygamberimiz gösteriş ve şöhret için giyinenleri şu hadisleriyle uyarmaktadır: “Kim dünyada şöhret için elbise giyerse, Allah ona kıyâmet gününde zillet elbisesi giydirir. Sonra da onu cehennemin alevli ateşlerinde yakar.”
Kaynak:Ebû Dâvud, Libas 5, h. No: 4029, 4030).

‘Şöhret elbisesi’nden maksat, başkalarına câzip görünmek ve fors satmak için giyilen elbisedir.
Kaynak:Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, c. 2, s. 94)

İbnü’l-Esir ise ‘şöhret elbisesi’nden maksat, insanların arasında göz alıcı elbiseler giyerek büyüklük taslamak, kibirli tavra bürünmektir, diye belirtir. Başka bir hadis-i şerifte Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Kim (dünyada, dikkatleri üzerine çeken) şöhret elbisesi giyerse, Allah, alçaltacağı gün alçaltıncaya kadar, o kimseden yüz çevirir (rahmet nazarıyla bakmaz).”
Kaynak:Kütübi Sitte Tercüme ve Şerhi, İ. Canan, c. 17, s. 465)

Sakınılması Gereken Davranışlar

Yukardaki ayet ve hadislerden yola çıkarak şunu söyleyebiliriz ki, İslâm’a göre; ince ve dar elbise giymek, cinsel organları, göğüsleri ve vücudu belirginleştirici elbiseler giymek, göze batar renkte elbiseler giymek, bacakları öne çıkarıcı etek giymek, makyajlı olarak namahremlerinin huzuruna çıkmak, başkalarının hissedeceği kadar parfümlenmek, süs eşyalarını şangırdatarak ve kırıtarak caddelerden geçmek, fantezi çorap giymek, ayakkabıları yere vurup dikkat çekerek yürümek, erkeklerle kırıtarak konuşmak, gibi hareketlerin hepsi (yabancı erkeklere karşı) mümin kadınlara yasaklanmış ‘teberrüç’ hareketleridir.

Teberrüç’ten korunamayan kadınlarla İslâmî bir cemiyet kurulamayacağı için de ilk İslâm toplumunu oluştururken Allah’ın Resûlü, mümine kadınlardan teberrüç yapmayacaklarına dair bey’at (kesin söz) alırdı. Gerçekten de sahabe hanımları da takva üzere örtünürlerdir. Çünkü Müslüman hanımın örtüsü, takvasının bir işaretidir.

Bir âyeti kerime bu husus şöyle açıklanır:

“Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik.Takva elbisesi (takva ile kuşanıp donanmak) ise daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah’ın ayetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).”

A’râf Suresi 26 Ayet Meali

 

Selam ve Dua ile.