el-Vâcid - ya Vâcid

el-Vâcid - ya Vâcid

el-Vâcid | ya Vâcid

Vacid : İstediği an arzu ettiğini bulan

Al-Wajid : The Finder who finds what wishes when wishes.

Vâcid kelimesi, bulan, vücuda getiren, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan anlamına gelir. Yüce Allah istediği şeyi, istediği canlıyı istediği zaman bulur, hükmünü infaz eder. Bir şeyi bulmak için, meydana getirmek için O’nun zamana, mekana, plana veya başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Hiçbir canlı O’ndan gizlenemez. Hiçbir şey O’ndan kaçamaz. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Her şey O’na muhtaçtır. (1)

Cenab-ı Hakk’ın, herhangi bir şeyi ele geçirmek için; zaman kollamaya bunu sağlamak amacıyla önlem almaya ihtiyacı yoktur. Herşey daima O’nun huzurundadır. Dilediği an hükmünü infaz eder ve bunda da O’nun için hiçbir zorluk söz konusu olmaz. Ne lütfunu hemen kullarına ulaştırmada, ne de cezasını yerine getirmekte O’nun için bir güçlük bulunmaz.

Kişi ihtiyacı olmayan bir şeyi kayıp ettiği zaman, fakid (yitiren) sayılmaz. Zatına ve zâtının kemaline bağlantılı olmayan bir şey elde ettiği zaman da kendisine Vacid denilmez. Vacid, ilahi sıfatlar babında mutlaka bulunması gereken hususlara ihtiyaç duymaksızın kendisinde bulunan demektir. İşte bu, Allah için mevcuttur. Allah bu itibarla Vacid olunmuştur. Hem de Vacid-i Mutlak. Ondan başkası, bazı ahlaki faziletler ve kemalatlar elde edebise bile de ona Vacid denilemez. Çünkü o  bunun yanında elde edemediği bir çok şeyler kaybetmiştir. Bir şeyler elde edebilse, dahi olmayan kişilere nisbeten bir şeyler elde etmiştir. (2)


Kaynaklar
1) Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş., 2002
2) Esma’ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
4) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları


 

 

Diğer Bölüm…

İstediğini, istediği vakit bulan …

“Yaratılmışların sahibi ve yarattıklarını her an bulan, bilen, gören ve işiten” anlamına gelen “el-Vâcid” ismi cemili “el-Vâcid” olarak Kuranı Kerimde geçmiyor. Ancak Duha 7,8 Sad 44 ayetlerinde “vecede – buldu” anlamına gelen fiil halinde Kuran’da geçiyor.

Kainatı Allah (CC) yarattığına göre , göklerin ve yerin mülkiyeti ve otoritesi Allah’a (CC) ait olduğuna göre yarattıklarını dilediği an bulan el Vacid olan Rabbimiz (CC), Mekke çöllerinde kaybolan Hz. Muhammed (SAV) Efendimizi bulup doğru yola ilettiğini, fakir bulup zengin ettiğini haber verir.[1]

Çöldeki her bir kum tanesini yaratan, hikmetini bilen , ve nerede olduğunu gören, dilediği anda bulan Allah’a (CC) iman etmek bu dünya yolculuğumuzdaki yalnızlığımızı giderir.

Binlerce insanın içinde yaşayıp da yalnız kalan insanların tek sığınağı “el-Vâcid” dir. Hücresinde tek başına yaşayanların da tek sığınağı. Gördüğümüz, duyduğumuz, tuttuğumuz, kokladığımız, tattığımız her şeyde “el-Vacid”i bulup vecde gelmeli.
“el-Vâcid”e iman edenler yetimleri, garipleri, yalnızları, çaresizleri, zenginlik içinde çaresiz kalanları bulurlar onlara islami kurallar içinde yardım ederler .

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri her şeyi, bilhassa hükmünü infaz edeceği kimseleri, istediği vakitte hemen bulur. Herhangi bir şeyi ele geçirmek için zaman kollamaya, tedbir almaya, tuzak kurmaya ihtiyacı yoktur, İstediği şey, istediği zaman hemen o lahza huzurundadır. Hiçbir şey O’na (CC) karşı kendini gizleyemez ve O’nun (CC) kudret elinin ermiyeceği, gücünün yetmiyeceği bin noktaya kaçıp kurtulamaz, her şey daima Cenab-ı Hakk’ın  (CC) huzurundadır.

 

Dua: Allah’ım (CC)! İstediğini istediği vakit bulan, hükmünü icra edeceğin kimseleri istediğin vakitte bulan Sensin.
Allah’ım (CC)! Bir şeyi yakalamak için zaman kollamaya ihtiyacın yoktur. Hiç bir şey, kendini Sana karşı gizleyemez.
Ey Rabbimiz (CC)! Sen daima bize yakınsın, biz gaflette olsak da… Biz daima Senin huzurundayız, bilmesek de… Bütün halimiz Senca malumdur…
Allah’ım (CC)! Bizleri gaflet anındayken yakalayıp da Azrail Aleyhisselam’a teslim etme! (AMİN)

 

Kula Gerekenler: Kendini Allah’a (CC) uzak zannetmemeli, daima: “Ya Rabbi (CC)! Huzurundayım; halim sana malum.” Demeli. İnsanoğlu derde düşer, derman arar. Bazen de kendi gibi bir mahluka, mesela bir hükümdar veya bir vekile halini arzetmek mevkiine düşer, İşte o zaman, derdini söylemek istediği o zatın bulunduğu yere kadar gitmek mecburiyetindedir. Bununla beraber vakit ve zamanını da kollamak lazım. Çünkü gece ile gündüzün herhangi bir saatinde mülakat mümkün olmaz; sonra hüviyetine ait incelemeler… ağır ve üzücü sorgular ve bir takım merasim…
İnsan bir hükümdar sarayına girmek ve bir def acık olsun, hükümdar huzuruna çıkmak için bu kadar fedakarlıklara katlanır da, hükümdarlar hükümdarı Allah-ü Teala (CC) onu günde beş defa huzuruna davet ettiği halde ihmal eder. Eğer bu ihmal, gafletten değil de inkardan ileri geliyorsa, yani kendisini şuursuz bir tabiatın, gelişi güzel ortaya fırlatıverdiği bir serseri sanıyorsa, işin fecaati daha büyüktür. Çünkü kendisinin böyle muazzam bir hükümdarın tebasından olduğunu öğrenmemesi bir ruh için ne acı bir mahrumiyettir! Öyle ya, bir insan kalb ve ruhu ile öyle bir zata inanmış ve bağlanmış ki, O’na (CC) dayanan yıkılmaz, güvenen aldanmaz, her hususta kafi, vafi, afv ve ihsanı sever, kerem ve semahati bol, kendine kendinden daha yakın, kalbinin en ince sırlarına vakıf. Öyle ki, gece ve gündüz, hangi saatte ve nerede olursa olsun bir hacet için müracaat lazım gelince, yerini aramağa, zamanını kollamağa, vasıtalar kullanmağa lüzum yoktur. Samimi bir kalb ile bir kerre “Ya Allah” dedi mi, o anda kendini sonsuz kudret ve merhamet sahibi O zat-ı Eceli Ala’nın (CC) huzurunda bulur. Böyle bir zata intisab gibi yüksek bir şerefi atıp da, O’nun (CC) yerine kör, sağır, merhametsiz bir kuvvete bağlanmak, cidden ağlanacak bir şaşkınlıktır!..

 

İsm-i Şerif’in Faideleri: İhlasla “Yâ Vâcid” diye bir müslüman bu isme devam etse, hilelerden ve hilecilerin şerrinden emin olur, maddi ve manevi zenginliğe kavuşur.


[1] Duha S. A.7-8