Mehmetçik

Değerli okurlarım İslam aleminde şüphesiz dinin peygamberi Hz. Muhammed’i sevmeyen toplum ve kişi yoktur. Zaten onu sevmeyenin İslam diniyle alakası yoktur ve olamaz. Ancak, İslam toplumları içerisinde Hz. Muhammed’i en çok seven toplum Türk İslam toplumudur dersek kanaatimce yanlış söylemiş hata yapmış olmayız. Çünkü Türk toplumu gibi Türk milleti gibi hiç bir toplum ve millet yoktur ki onun isimlerini bol miktarda evlatlarına versin bırakın onun adını yakınlarının ashabının adını bile yıllardır çocuklarına vermiş hala vermektedir. Bu nedenle Türk erkeklerinin önemli bir kısmı Hz. Muhammed’in adı adları olan Muhammed, Ahmet, Mahmut, Mehmet adlarını taşır hatta yakınları olan Fatma, Ayşe, Hatice gibi kızı ve eşlerinin adları sahabesinin en önde gelenlerinden Ali, Osman, Ömer ve Ebu Bekir isimleride oldukça fazla kullanılan adlardır. Bu isimlerin çocuklara veriliş nedeni hep Türk’ün Hz. Muhammed sevgisinden kaynaklanmakta toplum ve insanımız en çok sevdiği geleceği olan çocuklarına onun adını takmaktadır.

Türk toplumu Hz. Muhammed’e hayrandır onu sevmektedir. Bu nedenle ülkesinin bekçisi olan ordusunun temel birimi erlerini bile onun adıyla adlandırır ona benzetir onun küçük kopyası olarak onu sever sevgisini de onun adına Mehmetçik demekle ortaya koyar.

Zaten tarih içerisinde de ordusuna Muhammed’in ordusu diyen tek millet herhalde biz Türklerizdir. II. Mahmud’un kurduğu ordu teşkilatının adı Asakiri Mansure-i Muhammediye dir.

Hristiyan dünyası da İslam toplumu için kullandığı ad olarak Muhammedi tabirini boşuna seçmemiştir. Biz hristiyanlara İsevi, Yahudilere Musevi dediğimiz gibi onlarda bize Muhammedi derler. Belki de onlarda bizi Hz. Muhammed’in birer küçük kopyası kabul ederler. O nedenle belki de askerimize Mehmetçik adı Muhammed’in küçük kopyası anlamına Mehmetçik olarak onların bu hitabı kaynak olmuştur. Onu bilemeyiz ama şurası kesindir Müslüman Türk Hz. Muhammed’i çok sever ve belki de ona olan sevgisini onun kopyası gördüğü Mehmetçiğe aktarması onun askerini sevmesinin temelini oluşturur.

İslamda her şey Hz. Muhammed sevgisine dayalıdır. Zaten İslam’ın temel şartlarından en başta geleni olan Kelime-i şehadet getirmek onun peygamberliğini tastik edip ona tabi olmayı onu sevmeyi ifadeden başka bir şey değildir.

Yine İslam’da önemli bir yeri olan salavatı şerife de Hazreti Muhammed’i zikretmek değil midir?

Kelime-i şehadet getirip İslamı kabul eden kişilerin peygamberi sevmemek ellerinde midir? Konuştuğum bir din adamının Hadis olarak anlattığı bir olay islam dininin peygamberi sevmeyi adeta zorunlu tuttuğunu çok güzel ortaya koymaktadır. Onun anlattığına göre Hz. Muhammed sahabesiyle oturmakta iken yanında olan Hz. Ömer Ya Muhammed Allah’a ant olsun ki seni kendi nefsimden başka her şeyden çok seviyorum der. Hz. Muhammed ya Ömer beni nefsinden de çok sevmedikçe tam Müslüman olmuş sayılmazsın der. Bu ifade karşısında Hz. Ömer bir sevgi seliyle coşar ve ya Muhammed ben şimdi seni kendi nefsimden de çok seviyorum deyince Hz. Muhammed şimdi cennet senindir der. Bilmiyorum böyle bir hadis var mıdır? Yoksa bir dini hikaye midir ama şurası gerçektir ki İslam olan bir kişinin Hz. Muhammed’i sevmesi bunu temiz bir kalple içten ve inanarak yapması gerektiği bu hikayeye göre açıkça ortadadır. İşte bu nedenle Türkün Hz. Muhammed sevgisi boşuna değildir.

Yine yaygın olan inanca göre Hz. Muhammed şefaat etmedikçe kul cennete giremeyecektir. Onun şefaati azaptan kurtaracak tek dayanaktır. Yine İslamı yaygın inanca göre adının geçtiği her yere salavatı şerife çekmek islam olan kişiye şarttır. Bütün bunlar gösterir ki İslamda Hz. Muhammed sevgisi her şeyin önündedir. Allah sevgisinden sonra gelmesi gereken sevgidir. Zaten bu nedenledir ki ibadethanelerde Allah adı Muhammed adıyla yan yana yazılmakta İslamda Muhammed aleyhisselama verilen önem kör gözlerin bile fark edeceği şekilde sergilenmektedir. Biz Türkler Hz. Muhammed’e sevgimizi kuru sözde bırakmamış yazıya dökmüş onun sevgisini ifade için mevlit denilen şiir eserler ortaya koymuşuzdur. En tanınmış olan Süleyman Çelebi’nin eseri olan mevlidi ibadet ve dualarımızla birlikte kullanmış bunun için dini seramoniler düzenlemeyi adet ve gelenek edinmişizdir. Bu eser evlilik sünnet ve ölüler için yapılan dini seramonilerde kuran ayetleriyle yan yana okunup yıllardır Türkün Hz. Muhammed sevgisini dile getirmektedir.

Ne var ki toplumumuzun peygamber sevgisi bu merkezdeyken Hristiyanların bilhassa Papa’nın onun hakkındaki hakarete varan hakaret içeren sözlerine yeterli tepki gösterilmeyişini anlamak oldukça zordu. Hele düzenlediği vaaz ve nasihatlarda onun adı geçtiğinde ağlayan bazı cemaat önderlerinin Papa’nın bu ifadeleri karşısında susmasını anlamak adeta imkansızdır. Kendi cemaatlerinden olanları veya cemaatleri için tehlikeli buldukları kişileri şeriat mahkemelerinde yargılayanların Papa’nın hakaretleri karşısında tek kelime etmemelerini şaşkınlıkla izlememek elde değildir. Ne var ki bu Türk milleti Peygamberimize yapılan bu hakareti tasvip etmemiştir. Tasvip etmesi de beklenmez çünkü dinin kurucusunu İslamım diyen herkesin sevmek mecburiyetinde olduğu Hz. Muhammed’e yönelik bu sözlere seyirci kalınması İslamım demek durumunda olan herkesin itikadına yönelik bir saldırıdır.

Bu nedenle Hz. Muhammed’i çok seven Türk toplumu şimdilik Papa’ya onu tastik edenlere ona tepki göstermek imkanı hazırken tepki göstermeyenlere kalben buğuz yolunu seçip nefretle bakmaktadır.

Türk milleti birey olarak bu son çareyi kullanmaktadır.

Umarım İslami cemaat liderleri İslam din adamları daha etkili tepki göstermeye yönelmeyi bir gün gösterecekler tesirli protestoler Hristiyan alemi hatasını kabul edene kadar sürecektir.

Ali Akkoç