Türklerle İlgili Hadisler Uydurmadır?

Türklerle İlgili Hadisler Uydurmadır?

Türkler aleyhinde soylendıgı ileri surulen Hadisler de bu uydurulmus yalanlardan ibarettir.bular icerisinde Turkleri yeren,onları ahir zamanda cıkacak ye’cuc ve me’cuc un bir kolu sayaran (Turkler,ye’cuc me’cuc un bir kolu idi.akın icin cıkmıslardı.Zu’l karneyn gelip Seddi yapınca artık yerlerıne gıremeyip dısarıda kaldılar..”bkz.kesfu’l hafa :1/38) rivayetleri yanında “Türkler size dokunmadıgı surece siz onlara dokunmayın!” (kesf:1/38), seklinde kısmen Türkleri öven,onların,bas edilemeyecek savascılar olduklarını belirten hadislerde vardır.ve su hadis:”İstanbul elbette feth olunacatır.onu feth eden kumandan,ne guzel kumandan,onu feth eden askerler ne guzel askerdir!” (ibn hanbel,musned: 4/435 )

Turan dursun,turkler aleyhinde ki hadisin,muslim ve ebu davud un kitaplarında bulunmasını,saglamlıgına kanıt gostermektedir.bir rivayetin,cesitli kitaplarda bulunması,saglamlıgının kanıtı olamaz.

Hadis derleyicileri,peygamberden iki-uc asır sonra artık agızdan agıza soylene soylene topluma yayılmısolan aktarmaları surdan buradan derlemislerdir.Aynı rivayeti veya benzerini aynı kisiden bir kac koleksiyoncu derledigi gibi; biri bir aktarıcıdan,öteki de baksa ir aktarıcıdan aynı konu da ki sozleride derlemistir.önemli olan,bir rivayetin cok kitapta yer almıs olması önemli degil,önemli olan ,o rivayetin temelde kimin tarafından rivayet edildigi ve iki üc asır ağızdan ağza dolasırken ne derece orjinalitesini korumus oldugudur.

Mesela ebu davud:” Türkler size dokunmadığı surece siz onlara dokunmayın “ rivayetini “sahabeden bir adamdan” almıstır.kim bu adam ? mechul…soyleyen belli degil.Artık siz bu sozun dogruluk derecesını hesap edın.Türkler aleyhinde ki diger sozlerın temel kaynagı da ebu hureyredir.

Bu konu da baksa rivayet de ebusufyan dan aktarılmıstır.ebusufyan kım ? mekke’nin fethine kadar peygamberin can dusmanı,mekkenin fethinde,musluman olmaktan baksa care bulamıyor.ve bu adam,peygamberden hadis rivayet ediyor.peki ama bu zat peygamberin yanında kalmadı ki.kendisi Mekke de idi.oyle uzun boylu peygamberin sohbetinde bulunmus degildir.bu sozleri nereden duydu da nakl etti.

Türklerin ,ye’cuc ve me’cuc un bir kolu oldugunu,akın icin cıkmıs olan bir kolun,geri döndüktelerinde İskender tarafından yaptırılan sed dolayısıyla yerlerine varamayıp dısarıda kaldıkları hakkında ki rivayetin,ileri tutar tarafı var mı ? belli ki bunlar ,Türklerin guclenmesiyle otoriteyi elden kacırmakta olan arap ırkcılarının uydurdukları sözlerdir.

Simdi burada turan dursun’un bir celiskisine dikkati cekmek istiyorum.o da su: dursun ,peygamber’in,sadece arap toplumuna gonderildigini,hatta hicaz bolgesinden baksa bir toplumun musluman olmasını dahi dusunmedigini ileri suruyor.

Varsayalım ki oyledir.öyle ise,hic gormedigi ,bir ilişkisinin olmadıgı ,belki de varlıgını dahi duymadıgı Türkleri ne diye yersin,onları dusman ilan etsin?

Kıyametin bir alameti olarak Arapların Türklerle carpısıp,sonunda onları öldrecekleri hakkında ki hadisler düzmedir.

Amr bin taglib’ in rivayetine gore peygamber (sav) : “kıl ayakkabı(carık) giyen bir kavimle carpısmanız,kıyamet alametlerindendir.yüzleri,üst üste deri kaplı kalkanlar gibi genis ve değirmi olan bir kavimle carpısmanız,kıyamet alametlerindendir.”

Bu rivayette Türk adı gecmez.Ayrıca carpısılacak kavim de ayrı ayrı kavimdir.İbn hacer,bunlardan birinin ,zındıkların bası Babek ve yandasları oldugunu soyluyor.

İkinci rivayette ise Türk adı gecmektedir: ebu hureyre’nin rivayetine gre Allah’ın elcisi soyle buyurmus:”siz,kücük gözlü,kırmızı yüzlü,basık burunlu,yüzleri üst üste deri kaplı kalkanlar gibi değirmi ve etli olan Türklerle carpısmadıkca kıyamet kopmaz.kıl ayakkabı (carık) giyen bir kavimle carpısmadıkca kıyamet kopmaz.

(buhari,cihad;96; muslim,fiten:b.18 h.65;ebu davud,melahim;9)

Ebu davud un büreyde’den cıkardıgı rivayete gore de;”kucuk gozlu bir kavim (ravinin izahına gore yani turkler) sizinle savasacak.onları uc kez arap yarımadasına kadar kovalayacaksınız.birinci kovalamada onlardan kacanlar kurtulurlar.ikinci kovalamada onlardan bir kısmı kurtulur,bir kısmı ölür.üçüncü kovalamada hepsinin kökü kesilir.” (melahim:9,hadis:4305)

Simdi bu rivayetleri akıl suzgecinden gecirelim:peygamber,arkadaslarına hitap edip:”siz ,soyle soyle bir kavimle ,yani Türklerle…veya acıkca:”Türklerle savasacaksınız.boyle olmadan kıyamet kopmaz” diyor.bundan anlasılan mana:peygamberin arkadaslarının kendi hayatlarında Türklerle savasıp onları imha edecegi,sonra da kıyametin kopacagıdır.cunku hitap “siz savasacaksınız” seklindedir “siz” denilenler sahabilerdir.

Peki,Peygamber’in arkadasları Türklerle savatsılar mı ? hayır.

Peygamber ,eger kıyametin,kendi hayatından hemen sonra baslayacagına ınansaydı,ne kavmini irsada calısır,ne islamın yayılmasına gayret sarf ederdi.nasıl olsa bir kac yıl sonra kıyamet kopacaktı.Artık ne gerek vardı İslamı yaymaga?

Rivayetlerin sözleri de birbirinden farklı.Amr ibn tağlib’in ki daha kısa,ebu hureyre nin kide ilaveler var ve yine bunlar da aynı sahsın rivayeti olmasına karsın birbirinden farklı,eksiklik,fazlalık var.kiminde Türk adı geciyor,kiminde gecmiyor.İste bir baskası:

“siz,kıl ayakkabı giyen bir kavimle carpısmadıkca kıyamet kopmaz.yüzleri üst üste deri kaplı kalkanlar gibi genis,etli ve kıllı yüzlü bir kavimle carpısmadıkca kıyamet kopmaz.” A’rec in ,yine ebu hureyreden rivayeti ise:”Gözleri küçük,burunları basık,yüzleri deri kaplı kalkanlar gibi genis ve etli” ilavesi var (buhari,cihad:97; muslim,Fiten :b.18,h.64)

Bu rivayetin iki ravisi vardır:biri Amr ibn tağlib,digeri-ki cogunluk rivayeti bundan gelir.ebu hureyredir.bu sozu,ebu hureyre nin kendisinin yazmıs olduguna ihtimal vermiyoruz.onun azgına koymuslardır.nasıl ve neden koydular,onu biraz sonra anlatacagız.

Bu rivayetlerde,Peygamber,arkadaslarını,Türklerle savasmaya tevsik eder durumdadır.ama aynı peygamber’in :”habesliler size dokunmadıkca siz onlara dokunmayın.Türkler size dokunmadıkca siz onlara dokunayın;” dedigi de aktarılmıstır.bu hadis de ebu davud,sünen,k.el-melahim,b.8,h.4302;nesai,cihad,babu ğazveti’t-türk,h.3178 de mevcuttur.

Şimdi peygamber’in bir yandan arkadaslarını,Türklerle savasmaga yonlendirirken,bir yandan da onlara dokunulmamalarını emretmesi,boyle bir celiski icine düsmesi düsünüle bilir mi? Müslümanlara saldırmayan bir millete saldırmak,Kur’an ın buyruguna aykırıdır.cunku Kur’an:”sizinle savasanlara karsı Allah yolunda savasın,fakat saldırmayın.Allah,saldırganları sevmez” (bakara: 190 ) ayetiyle,tek yanlı saldırıyı men etmistir.

Aynı peygamber’in :İstanbul’un fatihi olan Türkleri cok güçlü anlatımla övdüğü de rivayet edilmektedir:”İstanbul elbette feth olunacaktır;onu fetheden kumandan,ne guzel kumandan,onu fetheden asker ne guzel askerdir! “ (ibn hanbel,müsned:4/335; el-müstedrek:4/476) süyuti bu hadisi sahih görmektedir. (feydu’l –kadir:5/262 )

Kasgarlı Mahmut da şöyle bir hadis nakl etmistir: “benim bir ordum var.ona Türk adını verdim.onları doğuya yerlestirdim.bir millete kızarsam,onları bu milletin basına salarım.” (divanu lugati’t Türk,Kilisli rifat nesri,matbaatu’l-amire,1333-1335,I.,293-294 )

İstanbul’u fethedecek ulusu öven,” onlar size dokunmadıkca siz onlara dokunmayın!” diyerek arkadaslarına,Türklerle barıs icinde yasamayı emreden Peygamber,tam bu soylediklerinin tersine ,kah vasıflarını belirterek,kah da acık isimlerini anarak Türklerle savasmayı,hatta onların kökünü kesmeyi emreder mi? Eger asırlar sonra olacak ğayb olaylarını bildiyse-ki Kur’an a göre ğaybi Allah’tan baksa kimse bilmez-Türkler,haçlı ordularına karsı göğüslerini siper etmese,yerlestirdigi dinden hic eser kalmayacagını bilmedi mi ki Türklerin aleyhine boyle sozler soyledi.