Türkler Hakkındaki Hadisler

Türkler Hakkındaki Hadisler

Benim ümmetimi öyle bir kavim sürüp, kovalayacaktır ki; onların yüzleri (yuvarlak ve) enli, gözleri (çekik ve) küçük, çehreleri sanki üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibidirler. Onlar üç defa Arabistan yarımadasına kadar ilerleyeceklerdir. İlk istilada onların önlerinden kaçanlar kurtulacaktır.
İkinci istilada hücuma uğrayanlardan bazıları helak olacak ve bazıları da canlarını kurtaracaklardır. Üçüncü istilada ise onların kökleri kesilecektir
(Artık istilalar son bulacaktır) işte onlar Türkler’dir. Nefsim yed-i kudretinde olan ALLAH’a yemin ederim ki, Türkler (çok yakın bir gelecekte) atlarını
Müslüman mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır.
Ebu Davud (Nuseym b. Hammad, Kitabü’l Fiten, Atıf Ktp. No:602,V.121122)

“Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz.
Çünkü milletimin mülkünü ve ALLAH’ın ona olan ihsanını
en evvel Kantura (Türk) nesli alacaktır. ”
İmam Taberani (Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli eserinde)

“Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de onlarla uğraşmayınız.
Hele Türkler size dokunmadığı sürece  siz de Türkler’e (sakın) dokunmayınız”
Ebu Davud (Sünen-i Davud, IV.s:112)

Yukarıdaki hadis-i şerif Cüveydi tarafından şöyle nakledilmiştir:
“Türkler sizlere dokunmadıkça siz de Türkler’e dokunmayınız.
Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı kimselerdir.”
(El-Cüveyni; Tarih-i Cihan-güşa, 1, s:11)

İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle nakleder:
İbn-i Zi’l Kela anlatıyor:
Bir gün Muaviye’nin yanındaydım.
Ermeniye vilayetinin valisinden posta geldi.
Muaviye valinin mektubunu okudu, hiddetlendi;
sonra kâtiplerinden birini çağırdı ve ona
valinin tahriratına şöyle yaz, dedi.
‘İdarendeki araziye Türkler’in akın ve yağma ettiklerinden
bunun üzerine arkalarından takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve
bu takipçilerin yağma edilen şeyleri
onlardan istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun.
Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle bir harekette bulunma,
Türkleri kışkırtma ve onlardan hiç bir şey istirdat etme.
Çünkü ben Resulullah’dan işittim.
Buyurdu ki; “Türkler yavşan otu biten yerlere
(Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”

Aynı hadis-i şerifi Hamavi ise ashabdan
Hz. Muaviye’den şöyle nakletmiştir:
“Sakın onların üzerine süvari birlikleri göndermeyiniz (harp etmeyiniz)
Türkler ve Habeşliler size dokunmadığı sürece
siz de onlara dokunmayınız.”

Hıfz, on kısma ayrılmıştır:
Dokuzu Türkler’de, biri diğer insanlardadır.
(Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (Ramuz’ul-Ehadis 4140 nolu hadis)

Hıfz kelimesi bazı kitaplarda hafızlık,
kavrama kabiliyeti olarak tercüme edilmiştir.
Merhum Mehmed Vani Efendi’ye göre ise
muhafazakârlık yani dinini, milletini, vatanını,
maddi ve manevi değerlerini,
örf ve âdetlerini, namusunu koruma duygusunun
her milletten çok Türk milletindedir.

Taberi şöyle anlatmaktadır:
Hz. Peygamber Arap kabilelerin hücumu yılında (Hendek savaşı)
Medine’nin etrafında kazılmak istenen hendeğin sınırlarını çizdi…
Biz hiçbir zaman bu sınırları aşmak istemiyorduk.
Salman hendekten çıkarak Hz. Peygamberin bulunduğu yere geldi.
Bu sırada O bir Türk çadırını kurmakla meşgul bulunuyordu.
(et-Taberi II. S:568)

Ebu Said el-Hudri demiştir ki;
Hz. Peygamber ramazanın ilk on gününde itikâfa girmiştir.
Sonra ortasındaki on günde
tentesi üzerinde hasır bulunan bir Türk çadırında itikâfa girmiştir.
Ebu Müslim.

Resulullah Efendimiz bir gece rüyasında
peşine önce siyah bir koyunun,
sonrada bir beyaz koyunun takıldığını görüyor.
Sabahleyin mescid-i saadete gelip namaz kıldırdıktan sonra
sırf iltifat olsun diye
bu rüyanın yorumunu Ebubekir Sıddık Hazretlerine bırakıyor.
Bu iltifata hem sevinen, hem de mahcup olan Ebubekir (r.a):
“Mademki, öyle arzu buyurdunuz, yorumunu yapayım.
Ey Allah’ın Peygamberi Peşinize ilk takılan siyah koyun Arapları,
sonra da takılan beyaz koyun beyaz bir ırkı temsil eder.
Yani önce Araplar size inanıp peşinize takılacak,
sonra da beyaz bir ırk İslam’a girip size uyacak…”
rüyadaki siyah koyun Arapları,
beyaz koyun ise Türkler’i işaret etmiştir.
Çünkü bir müddet sonra beyaz yüzlü olan Türkler İslam’a girmişlerdir.

Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir)
Resulullah (sav)ın bir sahabesinden naklen anlatıyor:
“Resulullah (sav) buyurdular ki:
“Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşileri bırakın.
Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin.”
(Ravi (r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302)

Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “rumlar, A’mak ve Dabık nam mahallere inmedikçe Kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine’den bir ordu çıkar. Bunlar o gün Arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, rumlar:

“Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!” derler. Müslümanlar da:

“Hayır” Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz” derler. Bunun üzerine (müslümanlar) onlarla harb eder. bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul’u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:

“Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!”

Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam’a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah’ın düşmanı, Hz. İsa’yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir.”

Kaynak : Müslim, Fiten 34, (2897).

Yukardaki bu hadis, Cami’us Sagir’da geçen “İstanbul’un ikince kez feth edilmesi” hadisi ile aynı anlamdadır. Zira yukardaki İstanbul’un feth edileceği bilgisi Fatih Sultan Mehmet han’ın Fethi değildir. cünkü o devirde Hz.İsa gelmiş değildir.. İstanbul’un ikinci kez fethi de yine Cami’us sagir adlı kitapta “Allah Allah” denilerek, yani din ahlakından uzaklaşıp şeriat-i muhammediyyeyi terkeden İstanbul halkına dini sevdirip kuran ahlakıyla tekrar asrı saadete çevrileceğine işarettir.
Aynı kitapta bu fethe, Yakup Aleyhisselam’ın neslinden Orduların da katılacagı bildirilmiştir..

Fatih Sultan Mehmed Hakkında :

“Konstantiniyye (İstanbul) elbette fethedilecektir.
Onu fethedecek olan kumandan ne güzel kumandan ve onun ordusu ne güzel ordudur.”
( Buharî, Târihü’s-Sağîr,139)

“İstanbul mutlaka feth olunacaktır.
O’nu feth eden komutan ne güzel komutan ve O’nu feth eden asker ne güzel askerdir.”
(Ahmet b. Hanbel, Müsned IV, 225.)

Türkiye Hakkında Hadis :

“Ona Hz. Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. ANTAKYA DENİLEN BİR YERDEN TABUT’U (KUTSAL EMANETLER SANDIĞINI) ORTAYA ÇIKARACAKTIR.”
(Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82)

“O, kimsenin bilmediği bir duruma kılavuzlandığı için kendisine “Hz. Mehdi” denilmiştir. O, TABUT-U SEKİNE’Yİ  ANTAKYA MAĞARASINDAN ÇIKARIR.”

(Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)
“O (HZ. MEHDİ), TABUT-U SEKİNEYİ DE ANTAKYA MAĞARASINDAN ÇIKARIR.”
(Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)
“HZ. MEHDİ, TABUTU SEKİNE’Yİ ANTAKYA MAĞARASINDAN ÇIKARACAKTIR.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 54)(Antakya Türkiye’dedir ve Mağaralarıyla ünlü bir İlimizdir. Hz.Mehdi Türkiye’den onu çıkaracak ve hadislere göre bu tabut vesilesiyle Mehdi olduğuna herkes iman edecek)