Sünnete Uygun İbâdet Etmek

Sünnete Uygun İbâdet Etmek

Abdullah ibni Mes’ûd radıyallahu anh (v. 32/652) şöyle demiştir: “İfrat ve tefrite kaçmadan, dengeli bir şekilde sünnete göre ibâdet etmek, bid’ata kaçan çok amelden hayırlıdır.”(1)

Abdullah ibni Ömer şöyle demiştir: “Sefer namazı iki rek’attır. Resûllullah’ın sünnetine aykırı davrananlar, nimete nankörlük etmiş, kâfirliğe yakın bir duruma düşmüş olurlar.”

Peygamber Efendimiz dört rekatlı farz namazların seferde iki rekat olarak kılınmasını tavsiye ederek bunun Allah Teâlanın kullarına bir ikrâmı ve sadakası olduğunu belirtmiştir. Abdullah ibni Ömer radıyallahu anh,bu ikrâmı kabul etmiyormuş gibi davranmayı, nimete nankörlük olarak değerlendirmiş, hattâ inadı yüzünden bu ruhsata uymayanların küfür çizgisine yaklaştıklarını belirtmiştir.(2)

Ashâb-ı kiramdan Übey ibni Kâ’b (v. 19/640) radıyallahu anh şöyle demiştir:

“Ey Müslümanlar! Allah’ın yolundan ve Resûlullah’ın sünnetinden aynlmayınız! Yeryüzünde Kitap ve Sünnet’ten ayrılmayan, yalnız başına kaldığında da Allah’ı hatırlayarak O’nun korkusuyla ağlayıp gözyaşı döken kimseye, Cenâb-ı Hak asla azap etmez.

Yeryüzünde, Kitap ve Sünnet’ten ayrılmayan biri, kimsenin görmediği bir yerde Allah’ı hatırlayıp O’nun büyüklüğü karşısında tüyleri ürperdiği zaman, tıpkı yaprakları kuruyan bir ağaç, şiddetli bir rüzgâr çıkınca bütün yapraklarını nasıl dökerse, Cenâb-ı Hak da onun bütün günahlannı aynı şekilde döker.

İfrat ve tefrite kaçmadan, Kitap ve Sünnete uygun bir şekilde ibâdet etmek, Kitap ve Sünnet’e aykırı olarak yapılan çok amelden daha hayırlıdır.

Ey Mü’minler! Gereğinden fazla (veya gereği kadar) bile olsa, yap-tığınız ibâdet ve tâatlerin, mutlaka peygamberlerin yoluna ve sünnetine uygun olmasına dikkat ediniz.”(3)

Her Şeyde Sünnete Uymak

Halîfe Ömer ibni Abdilazîz’e valilerinden biri bir mektup yazarak nettiği şehrin ne kadar kötü, hırsızlarının ne kadar çok olduğunu dile getirdikten sonra, onların hırsız olduğunu zan ve tahmin ile belirleyip siyâseten onları cezalandırayım mı, yoksa sünnete ve şeriata uygun olarak onlardan delil mi isteyeyim, diye sordu.(4) Ömer ibni Abdilazîz de verdiği cevapta, onları sünnete ve şeriata uygun şekilde hesaba çekmesin-emrettikten sonra: “Eğer onları sünnet ve şerîat ıslâh etmezse, Allah da ıslâh etmesin, kendilerinden intikam alsın.” diye yazdı.

Nitekim vâli, hırsızları din ve sünnetin gereğine göre cezâlandırmaya, suçluların ellerini kesmeye başlayınca, hırsızlık olayları azalmıştır.(5)

 

Tâbiîn âlimlerinden Atâ bin Ebî Rebâh (v. 114/732), “Bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde, -eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız- bu konuda Allah’a ve Resûlü’ne başvurunuz.”(6) âyetini tefsir ederken, bunun anlamının “Allah’ın Kitâb’ına ve Resûlullah’ın sünnetine başvurunuz.”, demek olduğunu söylemiştir.

İmâm Şâfiî (v. 204/819) şöyle demiştir: “Resûlullah’ın sünnetinde olan her şeye kesinlikle uymak gerekir. ”

İmâm Şâfiinin bu sözünün devamı şöyledir: “Biz Resûlullah’ın sünnetine ‘nasıl?’ diye itiraz etmeyiz. Her âlimin sünnette olana kesinlikle tâbi olması gerekir. Çünkü Allah Teâlâ Resûlullah’ın sünnetine tâbi olmayıfarz kılmıştır”(7)

Hz. Ömer, Hacerülesved’e bakarak: “Vallahi sen bir taşsın. Kimseye ne faydan dokunur ne de zararın. Eğer Resûlullah’ın seni öptüğünü görmeseydim, ben de öpmezdim.”(8) dedi, sonra da onu öptü.

Bir defasında Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümânın bir yere giderken devesine bir dâire çizdirip tekrar eski yola girdiğini gördüler ve ona neden böyle yaptığını sordular. Şöyle dedi: “Bilmiyorum. Bir defasında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin böyle yaptığını gördüm; onun için ben de aynını yaptım.”(9)

Tanınmış sûfî Ebû Osmân el-Hîrî (v. 298/910) şöyle demiştir: “Bir kimse Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini kendine emir yapar da, sözlerine ve hareketlerine sünnete uygun olarak şekil verirse, hakka uygun sözler söyler. Kim de hevâ ve hevesini kendine emir yaparsa, o da Hakk’ın razı olmadığı sözler söyler.”

Ünlü zâhid ve müfessir Sehl ibni Abdillah et-Tüsterî de (v. 283/896) şöyle demiştir: “Biz sûfîler üç şeyi kendimize esas alırız: Biri, huy ve davranışlarımızda Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme uymak; diğeri, helâl lokma yemek; üçüncüsü de, her şeyi Allah rızâsı için yapmaktır.”

“Güzel sözler O’na yükselir; onu da sâlih amel yükseltir.” (10) âyetindeki “sâlih amel”in Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yolunca gitmek olduğu söylenmiştir.

Âyetteki “Güzel sözler (el-Kelimu t-tayyib)”in Cenâb-ı Hakk’ı zikretmek ve Kur’an okumak olduğu söylenmiştir.

Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Sübhânellah, elhamdülillâh, Allahü ekber, lâilâhe illallah diyerek Cenâb-ı Hakkın yüceliğini dile getirdiğiniz zikirler, Arş’ın etrafında arı uğultusu gibi bir sesle, sizin adınıza Allah’ı zikrederek dönüp dururlar. Allah katında durmadan zikredilmeyi istemez misiniz?”(11)

Ahmed ibni Hanbel’in şöyle dediği rivâyet edilmektedir: “Bir gün bir grup insanla beraberdim. Onlar soyunup suya girdiler. Ben de “Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse, peştamalsız hamama girmesin.”(12) hadisiyle amel ederek soyunmadım. O gece rüyamda biri bana Ahmed dedi “Sana müjdeler olsun. Sünnete göre amel ettiğin için Allah seni bağışladı ve seni ardından gidilecek bir imâm yaptı.” Rüyamdaki o zata “Sen kimsin?” diye sordum. “Ben Cebrail’im.” dedi.

1-Darimi,Mukaddime,23.nr.223

2. Abdullah ibni Ömer’in bu sözü için bk. Abdürrezzâk, el-Musannef (A‘zamî), II, 519; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ (Atâ), III, 140.

3. Abdullah ibni 1-Mübârek, ez-Zühd (A’zamî), s. 454; Ahmed ibni Hanbel, ez-Zühd, s. 161, nr. 1093.

4. Bu konuda sünnetin koyduğu ölçü; suçlayanın delil getirmesi, suçlamayı kabul etmeyenin ise yemin etmesidir. Söz konusu şehrin Humus olduğu söylenmektedir.

5. Bu rivayet için bk. Ebû Nuaym el-İsfahânî, Hilyetü’l-evliyâ, V, 271.

6. Nisâ 4/59.

7. İbni Abdülber, el-İstizkâr (Atâ-Muavviz), II, 529.

8. Buhârî, Hac 50, nr. 1596, 60, nr. 1610; Müslim, Hac 248-251, nr. 1270.

9. Ahmed ibni Hanbel, Müsned, II, 32.

10. Fâtır 35/10.

11. İbni Mâce, Edeb 56, nr. 3809; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, IV, 268.

12. Tirmizî, Edeb 43, nr. 2801; Nesaî, Gusül 2, nr. 399.