Abdullah b. Muhammed, bâzı hadisçiler tariki ile Abdurrahman b. Ziyâd’dan şöyle nakl etmiştir:

«Mûsa bâzı meclislerinde otururken İblis çıka geldi. Üzerinde Bornoz vardı. Çeşitli renklere girebilen (yanar-söner) bir bornoz. Bornozunu çıkardı ve Musa’ya (A.S.)

  • Esselamu Aleyke ya Musa! dedi. Musa (A.S.) ona sordu:

Sen kimsin?

  • İblis, diye cevap verdi.
  • Allah kahretsin seni? Ne istiyorsun, söyle bakalım? dedi. ,
  • Senin Allah katındaki şeref ve mevkiini bildiğim için geldim ve sana bir selâm vereyim, dedim.
  • Ne idi o sırtında gördüğüm şey?
  • Onunla Ademoğullarmın kalblerini çelerim, dedi.

Ne zaman ve nasıl avlarsın onlan?

  • Kendini beğendiğinde, yaptığını büyük kabul ettiğinde ve bir de günahlarını unuttuğunda çarpalım onu. Seni de üç şeyden sakındırırım:
  1. Sakın yabancı kadınla başbaşa kalma. Çünkü ben böyle bir adamın dostu olur ve onu sapıttırırım.
  1. Allah’a verdiğin sözü mutlaka yerine getir. Çünkü Allah’a bir adam söz verdi mi, hemen gelir aklına girerim. Ve verdiği söze muhalefet ettiririm.
  2. Bir sadaka verecekmisin, hemen ver; fazla bekletme. Çünkü sadaka vermek isteyen kimse biraz bekledi mi, ne yapar, yapar onu vermekten caydırırım. Sonra şöyle deyip uzaklaştı:

Eyvah! Ademoğlunun sakınacağı  üç şeyi şimdi Musa da bilmiş oldu.»

Fazl b. İyaz’dan nakl ediliyor: Bazı hocalarımız bizi şöyle anlattılar:

«Bir gün Mûsa (A.S.) Rabbine münacaat ediyordu. Şeytan gelip yanına sokuldu. Hemen bir melek atılarak ona sordu:

  • Ne istiyorsun ondan? Görmüyor musun, o şu anda Rabbine münacaat halindedir?
  • Babası Adem cennetteyken, ne istedimse, ondan da onu istiyorum, dedi.»

Yukarıda Şeytan’ın Nuh (A.S.)’a sataştığına dair olan babta, şeytanın Musa (A.S.) ile geçen macerasını orada, burada olduğu gibi, şeytanın onu üç şeyden sakındırdığını anlatmıştık.