Ebû Bekr Muhammed der ki: Âlimlerden bir kaç dostum, Süfyan b. Uyeyne’nin şöyle dediğini nakl etmişlerdir: «İsa (A.S.) İblisi gördü; İblis ona:

  • Senin Rubûbiyetin o kadar büyüktür ki, daha beşikteyken konuştun, senden önce kimse bu şerefe lâyık olmadı, dedi.
  • Rubûbiyet ve azamet, bana değil, bilâkis beni konuşturan, beni öldürüp diriltecek olan Allah’a mahsustur.
  • Rubûbiyet ve azamet sana mahsustur ki, sen ölüleri diriltiyorsun.
  • Hayır bilâkis Rubûbiyet ve azamet, beni ve benim dirilttiğim kimseyi öldüren ve beni dirilten Allah’a mahsustur.
  • Vallahi göklerde ve yerde ilâh sensin! diyecek gibi oldu mel’ûn, ki Cibril bir kanad vurduğu gibi güneşin yanına savurdu, bir kanad daha vurdu yakıcı pınarın yanına itti; bir kanad daha vurdu yedi kat denizin derinliklerine gömüverdi. Denizin dibindeki kara balçığı tadınca tekrar su yüzüne çıktı ve :
  • Ey Meryemin oğlu! Bugüne kadar senden gördüğümü hiç kimseden görmedim, diye haykırdı.

Amr b. Dinar’dan nakl edilmiştir: Şeytan, İsa.nın yanma vardı ve dedi ki:

  • Eğer doğru söylüyorsan şu tepeden kendini aşağıya atıver.

~ Yazıklar olsun sana, Allah (Ey Ademoğlu kendini öldürmekle beni iptilâ etme) buyurmadı mı? Sen karışma ben istediğimi yaparım, diye cevap verdi.

Ebû Osman’dan rivayet edilmiştir: «İsa Aleyhisse- lâm, bir dağın tepesinde namaz kılarken İblis aleyhillâ- ne gelip şöyle dedi:

  • Sen mi herşey kaza ve kaderledir diyorsun? dedi.
  • Evet.

Öyleyse kendini bu tepeden atıver ve sonra bu kader neticesidir? de.

  • Ey Mel’ûn! Allah kullarını dener, ama kullar Allah’ı deneyemez ve hiç kimse ona (Neden bunu böyle yaptın?) diye soramaz! dedi İsa (Aleyhisselâm).

Said bin Abdulaziz’den rivayet edilmiştir:

Meryemoğlu İsa İblisi gördü ve:

  • İşte dünyanın istediği adam.. Ona gelmiş ve on]i istemiştir..

Ben hiç  bir zaman bu dünyaya metanet vermeyeceğim! Bu dünyadan çıkıncaya kadar, hiç bir za-r man gönlümü ona kaptırmayacağım! dedi.

İbni Halis’den rivayet edilmiştir: <

İsa (Aleyhisselâm) dedi ki: «Şeytan dünya ile beraberdir. Mal ile insanı yanıltır, nefsin arzularını insana güzel gösterir; onu şehvete kaptırınca bu sefer de peşini bırakmaz.» i;