imâm Ahmed der ki : Abdussamed-Ömer b. İbra- him-Katâde-el-Hasan-Semure’den (R.A.) rivayet ettiklerine göre Allah’ın Nebisi (S.A.V.) şöyle buyurmuşlardır:

Havva çocuk doğurunca çocuğu yaşamıyordu. Bunun üzerine İblis onu ziyaret etti ve dedi ki: Çocuğuna «Abd’ül – Haris» adını kov. Havva da Abd’ül – Haris koydu. Bu şeytanın işareti ve emri idi.»

Tirmizı,  İbn-i Cerîr, İbn-i Ebî Hatem, İbn-i Merde- veyh tefsirlerinden böyle rivayet etmişlerdir.

El-Hâkim «Müstedrek»i’nde, bunu rivayet etmiş ve şöyle demiştir: «Bu rivayetlerin hepsi Abdüssamed b. Abdil-Vâris tarikine dayanmaktadır. İsnadı sahihtir.»

Tirmizı  ise bu hadis hakkında, «Bu hadîs garip bir hadisdir; bunu ancak Ömer b. İbrahim’in rivayet ettiği hadîs’den tanıyoruz.» demiştir. Bazıları bunu Ab- dussamed’den rivayet etmiş, lâkin ref etmemiştir. Bu hadise (kadîh) bir illettir. Sahabîye mevkuf olarak rivayet edilmiştir. Zahir olan, bu, İsrailiyyattandır. İbn-i Abbas’a (R.A.) mevkuf olarak rivayet etmiştir. Herhalde bunu Kâ’b ve arkadaşlarından almış olsa gerek.

El-Hasen : «Ey Nas Rabbinizden korkun! O Rab ki, sîzi nefsi vahideden yaratmış ve yine nefsi vahide- den zevcesini yaratmıştır. İkisinden de bir çok erkek ve kadın yaymıştır.» âyetini bunun hilâfına zikr etmiştir.

Eğer onun nezdindc, Seruure’den merfu olarak rivayet edilen böyle bir hadîs olsaydı, ondan başka bir yoruma gitmezdi.

Sonra, Allah Adem ile Havayı sırf insanlığı yaymak için yaratmıştır.

Bu hadîse göre ise onun oğlu yaşamamıştır. Eğer onun oğlu yaşamasaydı  insanlığın üreyip çoğalmasına imkân bulunur muydu? Şu halde bu hadîsin Peygambere ref edilmiş olarak kabûlü hatadır; doğrusu hadîsin vakfidir (mevkuf olmasıdır.)

İmâm Ebû Ca’fer Muhammed b. Gerîr, Tarihinde der ki: «Havva, Adem’e, yirmi batında tam kırk çocuk doğurmuştur. İbn-i İshak demiştir bunu. Bâzılarına göre, yüz yirmi batında çocuk yapmıştır: her batında bir erkek ve bir dişi bulunmaktaydı. Oğullarının ilki Kabirdir, kız kardeşi (yani onunla bir batında doğan) nın adı ise Kalîma’dır. Sonları: Abd’ül-Muğîs, kız kardeşi (onunla doğanın) adı ise Ümm’ül-Muğîs’dir. Sonra, Müfessirler, Adem ile Havva’ya yasaklanan ağaç hakkında fikir ayrılığına düştüler: –

Bâzılarına göre bu ağaç, üzüm ağacıdır. Ibn-i Abbas, Saıd b. Cübeyr, Eş’aşa’ b. Muhammed b. Kays Es- Seddi gibi âlimler bu görüştedir.

Yahudilere göre bu ağaç, buğday ağacıdır. Bu görüş İbn-i Abbas, El-el-Basrî ve Vehb b. Münebbih’den nakl edilmiştir.

Hattâ Vehb söyle demiştir: «Cennetteki buğday , danesi, hayvanın böbrekleri gibidir. Onun ekmeği kaymaktan daha yumuşak, baldan daha tatlıdır.

Es-Sevrî  Hüseyin’den o da Ebû Malik’den nakl etmiştir: «O ağaç, hurma ağacıdır. İbn-i Cureyc IVlüca- hid’den nakl ettiğine göre, o ağaç, incir ağacıdır.

Eb’ui-Âliye diyor ki: «O ağaç öyle bir ağaçtır ki, yiyen abdest bozar. Cennet ise abdest bozma yeri değildir.»

Ebû Hüreyre (R.A.)’dan nakl edilmiştir. Dedi ki: «Allah’ın Resulünden (S.A.V.) duydum: Cennette bir ağaç vardır ki, bir atlı o ağacın altından tam yüz sene giderse yine kat’ edemez. O ağaç Şeceretül-Huld:– dur.»

Gundur’dan da aynı şey nakl edilmiştir. Gundur diyor ki bu hususta Şû’be’ye dedim ki:

  • O. Şeceret’ül-Huld mudur?

Ona ne şüphe, diye cevab verdi. Ne var ki bunu yalnız İmam Alımed rivayet etmiştir. Görüyorsunuz ya, rivayetler birbirine yaklaşık olarak varit olmuştur.

Bize gelince, biz deriz ki: Allah bunu mübheın bırakmıştır; bize bildirmemiştir. Eğer zikrinde bir maslahat olsaydı, diğer ağaçlar gibi bunun da ismini tayin ederdi.

Tarihçilere göre, «Âdem Aleyhisselâm, zürriyetin- den kırk bin kişi görmeden hayata veda etmemiştir.»

Cenâb-ı  Hak buyurmuştur: «O sizi bir nefisten yaratan ve yine ondan kendisine ısınsın diye zevcesini yaratandır.» Bu âyetten murat, önce Âdem’i, sonra insan cinsinin nasıl yaratıldığını zikretmektir. Âdem ile Havva’nın zikri değildir. Çünkü burada ilk defa şahsın isminden bahs edildikten sonra cinsin ismine geçildi.

Nitekim Cenâb-ı  Hakk ın: «And olsun, biz insanı süzme topraktan yarattık. Sonra onu Karar-i Mekm’de kıldık.» âyeti buna işaret etmektedir.

Bir âyet daha: «And olsun biz dünyayı ıııesabih~ ie süsledik ve onları  şeytanlar için atış taneleri yaptık.» (El-Mülk: 5)

Şeytanların atış tâneleri olan gök kandilleri bizatihi onlar değildir; bilakis onların cinsidir. Yani muayyen gök kandilleri değil de, kandil cinsleridir.