Şeytanın insana vesvese vermesinin sebebi; insanoğluna olan düşmanlığıdır. Bu düşmanlık kuranda birçok ayetlerde anlatılır. Bu ayetlerden bazıları şunlardır:

“Andolsun ki sizi biz yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere “Ademe secde edin” diye emrettik. İblisten başka hepsi secde ettiler. Fakat o secde edenlerden olmadı. Allah şeytana dedi ki: sana emrettiğim vakit seni secde etmekten ne alıkoydu? İblis: “ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın, Onu çamurdan” dedi. Allah; “öyle ise oradan, cennetten ve meleklerin içinden in. Orada büyüklenmek senin haddin değildir, çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. İblis; “bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar mühlet ver” dedi. Allah; haydi sen mühlet verilenlerdensin” buyurdu. İblis: “ öyle ise beni azdırmana karşılık and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstünde tuzak kuracağım. Sonra elbette onların önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onlardan çoklarını şükredenlerden bulamayacaksın” dedi. (Bakara suresi 11-17. ayetler)

“Allah şeytanı lanetledi. O da “yemin ederim ki kullarından bir pay edineceğim, onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntularda boğacağım. Andolsun onlara emredeceğim de hayvanlarının kulaklarını yaracaklar ve yine onlara emredeceğim de Allahın yarattığını değiştirecekler.” dedi. (Nisa suresi, ayet 118-119)

“İblis şöyle dedi; izzet ve kudretine yemin olsun ki, onlardan ihlaslı kullar müstesna onların tamamını azdıracağım,” (Sad suresi 82-83)

İblis dedi ki; “Ey rabbim, Andolsun ki, beni azdırmandan dolayı ben de yeryüzünü onlara süsleyeceğim ve onların hepsini muhakkak azdıracağım. Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş kulların müstesna….” (Hicr 39-40)
İşte bu ve bunlar gibi ayetler beyan etmektedir ki, şeytanın insan oğluna olan düşmanlığı Hz. Ademin yaratılmasına dayanmaktadır. İblis secde etmediği ve huzurdan kovulduğu o gün Allaha yemin etmiş ve bütün adem oğullarını aldatmaya ve vesveseyle onları kuruntularda boğmaya dair söz vermiştir. Şimdi ise ettiği yemini ve verdiği sözü yerine getirmeye çalışmaktadır.

Bilmemiz gerekir ki, kalp bir kale, şeytan o kaleye girmek isteyen bir düşman gibidir. O kaleyi fethedip ona sahip olmak ister. Kaleyi düşmandan korumak; kapıları ve gedikleri kapatmak ve sağlamlaştırmak ile mümkündür. Kapı ve gedik yerleri bilmeyen kimse elbette kaleyi muhafaza edemez. Şeytanın kalbe giriş yol ve kapıları ise o kişinin vasıflarıdır ve zaaflarıdır. Onlar ne kadar çok ise, şeytanın kapıları da o kadar çoktur.

Amacımız; şeytanın kalp kalesine giriş kapılarını kapatmak, vesvese ve hilelerini beyan etmek, bunlardan kurtulma yollarını göstermek, ve bu hilelerle yaralanan ve daralan gönüllere bir ab-ı hayat sunmaktır. Eserimizde şeytanın hileleri teker teker ele alınacak ve her hileden kurtulma çaresi gösterilecektir. Yardım ve inayet Allah’tandır.

Alternatif Video Seçeneği 1