sabreyle

Diline pek hakim olamayan konuşkan bir adam, Hazreti Ebu Bekir’i (ra) tenkit etmeye kalkışır. O da hakkı olan cevabı hemen vermeyip sabırla dinlemeyi tercih eder. Efendimiz (sav) ise bu durumu tebessümle seyreder.

Ne var ki, sorumsuz adam yersiz konuşmasını uzatınca suskunluğunu bozan Hz. Ebu Bekir (ra) cevap vermeye başlar. Bu defa da Efendimiz’in yüzündeki tebessüm kaybolur. Bu tebessüm kaybını merak edip soran Hz. Ebu Bekir’e Efendimiz (sav) şöyle açıklama yapar:
-Sen tenkit eden adamı sabırla dinliyor, ona cevap vermiyordun. Bu sırada bir melek senin sabrını görünce o adama cevap veriyor, seni savunuyordu, ben de bu durumu tebessümle seyrediyordum. Ne zaman sen sabrı bırakıp cevap vermeye başladın, melek de seni savunmaktan vazgeçip sustu. Meleğin susmasından dolayı üzüldüm, tebessümüm ondan kayboldu!

Demek bazen sabır gösterip susan savunmasız kalmaz. Gerektiğinde melekler dahi onu savunabilir. Yeter ki meleklerin savunmasını bekleyecek kadar sabır gösterelim, muhatabımızı vicdanıyla başbaşa bırakacak kadar beklemeyi başaralım.İsterseniz bir sabır ve tahammül örneği de İmam-ı Azam Efendimiz’den verelim. Kufe Mescidi’nden çıkıp evine doğru yürüyen imamın peşine takılan bir adam söylenerek gelir arkasından:

-Sen İmam-ı Azam filan değilsin ama, halka büyük bir alim gibi görünüyor, kendine İmam-ı Azam dedirtiyorsun!

Yolun sonuna kadar arkasından söylenerek gelen adamın ithamlarını sessizce dinleyen imam, nihayet geriye dönüp tebessümle baktığı adama der ki:

-Burası benim evimdir, söyleyeceklerin bittiyse izin ver de evime gireyim!
İmam evine girer, kapısını da yavaşça kapar.

Bunca itham ve isnatlara kırıcı bir karşılık vermeden dinleyen imamın bu hali, adamı vicdan muhasebesine iter. Nihayet kararını veren adam söylenir:

-Bu zat gerçekten de İmam-ı Azam’mış! Şimdi şüphem kalmadı bunun en büyük imam olduğuna!

Bir başka sabır örneği de meşhur tasavvuf büyügü Malik bin Dinar’dan olsun.

Yolda giderken Malik bin Dinar’ı gören biri, yanındaki arkadaşına söylenmeye başlar:

-Şu adamı görüyorsunuz ya, riyakârın tekidir. Hep gösteriş için yapar yaptıklarını! Görenler de onu tasavvuf büyüğü zanneder!

Malik bin Dinar, sesin geldiği tarafa dönüp adama tebessümle bakar, olanca yumuşaklığıyla şu cevabı verir:
-Allah razı olsun senden. Şimdiye kadar hiç kimse beni bu kadar doğru tarif etmedi.
( EarthQuake® Studios )