Ruh Kopyalanmaz

Altınoluk Röportaj
1997 – Mayis, Sayı: 135, Sayfa: 041

Prof. Dr. Cevat Babuna Kimdir?

1950 yılında İstanbul Tip Fakültesi’nden mezun oldu. 1954-1959 yıllarında Chicago Üniversitesi ve Nordwestern Üniversitesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum İhtisası yaptı. 1960 yılında yurda dönerek İstanbul Tip Faktültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum A.B.D. da akademik kariyere girdi. 1965’te Doçent, 1970’te Profesör oldu. İki devre ayni dalın başkanlığını yaptı ve buradan emekli oldu. Uzun yıllar İstanbul Jinekoloji Derneği ve Türkiye Jinekoloji dernekleri Federasyonu başkanlıklarını yaptı.

İngilizce, Fransızca, İslav dillerini bilmektedir.

Evli ve 5 çocuk babasıdır.

Altınoluk: Genetik Üzerine yapılan çalışmalar uzun zamandır sürmekteydi. Ancak son günlerde bir koyunun kopyalanması büyük ilgi uyandırdı. ardından maymun ve domuzun da kopyalandığı ortaya çıktı. Bu kopyalama hadisesinin mahiyeti nedir? Genetik bilimiyle ilgili çalışmalar son donemde hızlandı. Genetik çalışmalar su anda hangi seviyede bulunuyor?

Prof. Dr. Cevat Babuna: Modern tıpta bütün canlıların anadan ve babadan gelen iki hücrenin birleşmesiyle teşekkül ettiği, mikroskopun bulunmasıyla anlaşılmıştır. Bu anlaşıldıktan sonra, vucud içerisinde bu isler gerçekleşmediği hallerde hücreleri vucudun dışına taşıyarak orada döllenmeyi temin etme yöntemi gelişmiştir. Bu 1978 senesinde iki İngiliz bilim adamı tarafından gerçekleştirilmiş ve tıbba tüp bebek ismiyle lanse edilmiştir. Bugün dünyanın birçok ülkesinde, Türkiye de dahil, tüp bebek yapılmaktadır. tüp bebeğin esas başlangıcı babadan alınan bir sperma ile annenin yumurtacığının birleşmesi seklinde, gayet masum gayet meşru, bir yol olarak va’z edilmiştir. Ama çok kısa bir zaman sonra, normal tüp bebek uygulaması saptırılmıştır. nasıl saptırılmıştır? Gebeliğin yükünü taşımak istemeyen bir Kadın, para karşılığında başka bir kadının rahmini kiralamak suretiyle, Gebeliğin taşınmasını temin etmiş ve kiralık anne mefhumu ortaya çıkmıştır. Daha sonra gelininin ve kızının döllenmiş yumurtacığını kendi rahminde taşıyan büyük anne ortaya çıkmıştır. Bu suretle normal hudutların dışına çıkılmış, insan ve aile ahlâkına aykırı durumlar husûle gelmiştir. çok şükür Türkiye orijinal seklinden ayrılmamış, sadece kari koca arasında iki hücrenin birleşmesiyle teşekkül edecek tüp bebeği kanunen kabul etmiş, obur uygulamaları reddetmiştir.

tüp bebek meselesi bilime başka bir yön de getirmiştir. Bu yon söyle olmuştur; döllenmiş olan yumurtacık bir embriyo haline getirildikten sonra, rahime yerleştirilmeden buzdolabında uzunca bir zaman muhafaza edilebileceği ortaya konmuştur. Bu suretle ceninler buzdolabında tutuluyor ve bir kadından elde edilecek bir çok ceninler ilk tüp bebek teşebbüsünde başarıya ulaşamazsa, buzdolabından alınan yedekler gelecek aylarda yine ayni kadına yerleştirilerek tüp bebek sağlama imkânı ortaya çıkmış oldu. Yani bir nevi yedek embriyonlar meselesi Üzerine çalışılmaya başlanmıştır. İste bu geriye kalan yedek embriyonlar ayni zamanda, tüp bebek basarili olduğu takdirde buzdolabında ise yaramayacağı için araştırmalara konu olmuştur. Bilim o zamandan bu zamana kadar yeni araştırmalara sahne olmuştur. Bu araştırmalar nelerdir? Yumurtacığın içerisine girip çıkmak, embriyonun hücreleri içerisine girip çıkmak, bir takım maddeleri içeriye koymak, bir takım maddeleri dışarıya almak bu çalışmalardan bazılarıdır. Nihayet 1997 yılı başında bir koyunun kopyalandığı ortaya çıkmıştır.

Bunun yapılması söyle gerçekleşmiştir. İnsanda anadan ve babadan gelen iki hücre birleşerek yaratılışa menşei vermektedir. Bu iki hücre birleştiği takdirde normal insan hücresinin genetik yükünü birlikte teşkil etmektedir. İnsanda aşağı yukarı 90-100 trilyon hücre vardır. bütün bu hücrelerde 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozom insanin anadan ve babadan gelen bütün özelliklerini şifreler, yani genler halinde bulunduran DNA molekülleridir. İste bu sebebten dolayı bu 46’yi iki hücre teşkil edeceği için, sperma ile yumurtacık birleşmeden evvel kromozom sayısını 46’dan 23’e indirmektedir ki, ikisi birleştiği zaman yeni bir 46 teşkil etsinler diye. İste sperma ile yumurtacık birleştiği zaman Yumurtacığın içerisinde anadan ve babadan gelen yükü taşıyan 46 kromozomluk bir çekirdek oluşur. Bu kopyalama olayında, doğacak olan varlığın bütün özelliklerini şifreler halinde taşıyan bu çekirdek, içeriye sokulan ince pipetle bölünmeden evvel Yumurtacığın dışına alınmaktadır. Kopyasını istediğimiz bir hayvanin, orada koyunun, bir hücresinin içindeki çekirdeği alınıp onun yerine konulmaktadır. Dolly adındaki kopya koyunun oluşumu da böyle olmuştur. Burada kopyası arzu edilen ana koyunun meme hücresinden çekirdek alınmıştır. Bu hazır 46 kromozomluk çekirdek yumurtacığa yerleştirilince, o yumurtacık 46 kromozomu içinde bulunduran çekirdeğin husule getireceği bütün özelliklerini içinde bulundurmaktadır. Bu yüzden bu Yumurtacığın içine konulan çekirdeğin husule getireceği canlı, meme hücresinin çekirdeği alınan canlının aynisi olacaktır. Bu suretle baba, yani sperma faktörü ortadan kaldırılmak suretiyle yeni bir hayvanin özellikleri yumurtacığa aşılanarak onun kopyası husûle gelmektedir.

Tabii ki bu kopyalama hiçte söylendiği kadar kolay bir is değildir. çünkü hücrenin içine mikro aletlerle giriliyor. hücrenin içerisine aletlerle girildiği zaman hücre zedelenmektedir. Bir çok zamanda o hücrenin ölümüyle sonuçlanmaktadır. Nitekim alınan bilgilere göre, klorlanan Dolly’nin teşekkül etmesi, ancak 250-260 basarisiz teşebbüsten sonra gerçekleşmiştir. Yani 260 defa denenmiş ve bütün bu denemelerde ya hücre olmuş ya da hücre zedelenmiş ancak ondan sonra bir tanesi tutmuştur.

İkinci kopyalama haberi maymunlardan geldi. Maymunlardaki durum biraz daha farklı olmuştur. Yumurta ile sperma birleştikten sonra döllenmiş olan hücre, yavaş yavaş bölünür. önce ikiye, sonra dörte, sonra sekize ayrılır. Bu hücreler o kadar çogalırki, o canlının organlarını teşkil etmeye baslar. canlının organları teşkil etmeye başlamadan evvelki safhada, yani meselâ sekiz hücreli safhada iken, bu hücrelerin hepsi herşeyi yapacak güce sahiptir. Biz buna multipotent, yani çok yönlü kabiliyeti olan hücreler ismini veriyoruz. Bu isler olmadan öncede tip bu hücreleri birbirinden ayırma imkânını bulmuştu. ayrılan ve teker teker olan bu hücreler, Ayrı ayrı yerlerde çoğaltıldığı takdirde, hepsi birer tane Ayrı embriyo teşkil edecek durumda olmuştur. Yani siz bir döllenmiş yumurtayı alpta, 16 hücre haline geldikten sonra, o hücreleri teker teker Ayrı ayrı yerlere alıp onların çoğalmasını temin edip, orada teşekkül edecek cenin başlangıcını muhtelif rahimlere yerleştirirseniz ayni döllenmiş yumurtanın bu hücrelerinden 16 tane ayni yumurtalı çocuk elde etmiş olursunuz. 16 tane birbirine tamamen benzeyen kardeşler. Teorik olarak mümkün olan bu uygulamayı tip bugüne kadar yapmamıştı.

Maymun deneyinde su yapılmıştır; bu hücrelerin içine yine girilip onların çekirdekleri dışarıya alınmıştır. onların çekirdekleri yerine dışardan Kopyasını arzu ettiğimiz hayvanin çekirdekleri yerleştirilmiş. Bu suretle anne tarafı ayni olan fakat tamamen dışardan gelen hücrelerin özelliklerini taşıyan maymunlar elde etmek mümkün olmuştur.

Altınoluk: Peki bu kopyalama olayı insana uygulanırsa nasıl bir sonuç ortaya çıkar? böyle bir kopya gerçek bir kopya olacak midir?

Babuna: Hayır gerçek bir kopya olmayacaktır. çünkü insan ruh ve fizikten ibarettir. Siz sadece onun fiziğini kopya edebiliyorsunuz. Ruhun genetik yükle alâkası yoktur. O, Allah tarafından fiziğe verilen ilâvedir. canlılık başladığı zaman eklenen bir olgudur. Ayrıca ruh her canlıda farklıdır. Tek yumurta ikizlerde de ruhlar farklıdır. Onlar fizik özellikleri bakımından birbirinin ayni ama ruhları farklıdır. eğer fizik bir organizmanın yüzde 50’si ise, yüzde 50’si de, belki daha fazlası ruhtur. O zaman siz sadece yüzde 50’sini kopyalayabiliyorsunuz demektir. Geriye kalan ruh kısmı zaten kopyalanamıyor demektir bu.

Kopyaya engel olan bir faktör daha vardır. O faktör de zaman ve eğitim faktörüdür. Yani bu gün 50 yaşında bir insani kopyaladığımızı düşünelim; bu insan bundan evvelki 50 yılın eğitimi ve terbiyesi ile yetişmiş bir insandır. Halbuki kopyası bundan sonraki 50 yılın terbiye ve eğitimi ile yetişecek bir insan olacaktır. Dolayısıyla bunların arasında bilgi karakteri, uygulama gücü, dünyaya bakış açısı herşeyleri farklı olacaktır.

Gelelim tıbbî yönüne. Daha öncede söylediğim gibi hücrenin içine girip çıkmakla hücre zedelenmektedir. Bu zedelenme sebebiyle hem hücrenin kendi karakteri bozulabilmekte hem de hücre büyük oranda ölüme mahkûm olmaktadır. Siz bu teşebbüsleri yaptığınız takdirde, amaçladığınız insanin kopyası yerine bozuk bir kopyanın ortaya çıkmasını pekala sağlayabilirsiniz. Bu da dünyanın hiç bir hukuk ve ahlâk sistemine sığabilecek bir mesele değildir.

Altınoluk: Peki diyelimki insan kopyalandı. Bu uygulamanın ortaya çıkaracağı ahlaki ve toplumsal problemler neler olabilir?

Babuna: Bir defa, hepimiz biliyoruz ki, insanların gelişmesi, güzelleşmesi, iyileşmesi devamlı olarak anadan ve babadan gelen genlerin karışmasıyla mümkündür. Yani bu farklı karışımlardan güzellikler, iyilikler doğar. Neden iyilikler doğar? çünkü genler iki şekildedir. Bunlardan bir tanesi hâkim gendir. Biri de zayıf gendir. Bu ikisi birleştiği zaman, yani kotu genle iyi gen birleştiği zaman, daima iyi hâkim olur. Kotu tezahür etmez, ortaya çıkmaz. Dolayısıyla kötülükler örtülür iyilikler ortada kalır. böylece insanin vucudunda bir çok kotu hastalıklı gen olmasına rağmen, iki yabancı kişinin, organizmanın genleri karıştığı için daima iyilikler ortada kalır. Bu önemli bir özelliktir.

İkincisi, dikkat ettiyseniz, kopyalama olayında, ya ana yoktur ya baba yoktur. Yani bir aile mefhumu ortadan kalkmaktadır. çünkü tek bir varlığın genetik karakteri kalkıp bir zemine aşılanmakta ve ondan bir canlı elde edilmektedir. Genetik karakterin anadan geldiğini farzedelim. Ananın kromozomları kendi ana ve babasının kromozomlarının karışımıdır. Dolayısıyla o doğacak bebek, aslında annesinin değil anneannesinin ve dedesinin kromozomlarını taşımaktadır.

Bu olayın büyük toplumsal sakıncası da vardır. Dünyada kime sorarsanız sorun, herkesin en fazla beğendiği kişi kendisidir. Bu insanin yaradılışında vardır. Dolayısıyla bir katil bir kumarbaz bir hırsız bir diktatör dahi kendi varlığını başkasından ustun tutacağı için eğer bir imkan bulursa kendi Kopyasını ortaya çıkarmak için uğraşacaktır. Bu yüzden toplum için böyle uygulamaların büyük sakıncaları olacaktır. Bazıları “biz iyi insanları kopyalayalım, kötüleri kopyalamayalım” diyeceklerdir. Peki bu secimi kim sağlayacak? İyiyle kotu arasında kim, nasıl karar verecektir? Dolayısıyla toplumsal yönden de sakıncaları mutlaka olacaktır.

Ticari yönden iyi hayvan ve bitki urunu elde etmek için bu kopyalama meselesi verimli olacağı ve yapılabileceği halde, insan Üzerine bunun denenmesi dünya için büyük bir sakınca taşımaktadır.

Altınoluk: Genetik çalışmaların artmasıyla, bu güne kadar tedavisi mümkün olmayan bazı hastalıkların genetik yolla tedavi edilebileceği yönünde büyük beklentiler oluştu. Tedavisi mümkün olmayan ya da çok zor olan Hastalıkları genetik yolla tedavi çalışmaları gerçekten olumlu sonuçlar verebilir mi?

Babuna: hastalıklı insanların genlerini yeni hastalıksız genlerle değiştirmek meselesi Üzerine büyük çalışmalar yapılmaktadır. Ancak genlerin çözülmesi, formüllerinin bulunması hiçte kolay değildir. Genellikle genler uzun şifrelerden meydana gelmektedir. Bir örnek verecek olursak, 15-20 bin şifresi olan genler vardır. Bu şifrelerin çözümünü siz hiçbir zaman sağlayamayacaksınız. Dolayısıyla önemli hastalıkların ve büyük genetik şifre taşıyan hastalıkların çözülmesi mümkün olmaz. Ancak basit genli bazı şifreleri çözmek mümkün olacaktır.

Altınoluk: İnsanların Genç kalmasına yarayacak tıbbî gelişmelerin önümüzdeki yüzyıl başlarında bir sonuca ulaşacağı iddia ediliyor. gerçekten bu mümkün olabilir mi? İnsanların ömrünü uzatmak tıbben mümkün mu?

Babuna: İnsanların Genç kalması sağlanabilirse insanların ömrünü uzatmak ta mümkün olabilir. Ama insanlarda hücre yaslanması diye bir olayla karşılaşıyoruz. İnsanlar ihtiyarlıyor, yaşlanıyor. Bu neden oluyor? uç faktörün rol oynadığını görüyoruz.

Bunlardan bir tanesi gıdalarla ilgilidir. Kızartmalar gibi insan sağlığını etkileyen gıdaları gıda rejiminizden kaldırırsanız bu zararlı maddelerin teşekkülünü önleyebilirsiniz. Dolayısıyla o zararı ortadan kaldırabilirsiniz. Ama sadece bu yetmiyor. İkinci ve üçüncü faktörler var.

İkinci faktör ise; insan hücresinde enerji üreten atom reaktörü gibi santraller vardır. İste o santrallerin atıklarından bir tanesi ekstra bir elektronu olan oksijen atomudur. Bu ekstra elektronlu oksijen, oksidasyon denilen bir olaya sebeb olmaktadır. hücrenin belirli yerlerine yapışmak suretiyle hücreye zarar vermektedir. Bu da hücreyi ihtiyarlatıyor ve fonksiyonunu bozuyor. Bunu tamamen ortadan kaldırmak bu gün tip için mümkün değildir. çünkü bu oksidasyon yapan bu oksijen atomunun etkit zamanı, yani hücreye yapışma zamanı, çok kısa bir zamandır. Saniyenin onda biri gibi bir surede hemen hücreye yapışmaktadır. Siz bu çok kısa müddet içerisinde antioksidan denilen maddeleri vucuda bol miktarda verebilirseniz belki bunu engelleyebilirsiniz. Ama o maddelerin bol miktarda verilmesi vücutta başka zararlar husûle getirmektedir. Bu ikinci faktör önlenmesi güç bir faktördür.

Üçüncü faktörün ise önlenmesi hiç mümkün değildir. İnsanin Genç kalabilmesi için hücrenin devamlı yenilenmesi lâzımdır. hücrenin yenilenmesi de içinde genetik yükü taşıyan DNA moleküllerinin ayrılmasıyla meydana gelmektedir. Bu ayrılma işlemi, ikisi spiral olarak sarılmış olan DNA zincirinin ayrılıp iki hücre yapmasıyla, yani kopyalama olayıyla olmaktadır. Bu kopyalama olayı DNA moleküllerinin uçlarında telomer adında inaktif bir kısımla mümkündür. Sadece o kısım DNA moleküllerinin birbirinden ayrılması ve iki Ayrı hücre haline gelmesini sağlayabilmektedir. Bu da Allah’ın bir hikmeti olarak her hücre bölünmesinde o telomer biraz daha kısalmaktadır. hücreler bölündükçe, insanlar yaslandıkça telomer kısalıyor kısalıyor nihayet dumura uğruyor. En sonunda hücre bir daha bölünemez hale geliyor. Yani Dünyada yasayan her varlık ölmek mecburiyetindedir. Yani “Her nefis olumu tadacaktır.”

Birinci faktörü siz ihtiyatınızla kaldırabiliyorsunuz. İkincisini kısmen önleyebiliyorsunuz. Fakat üçüncü faktörü kaldırmanız mümkün değildir. çünkü orada is garantiye alınmıştır. Bir hücre organizmada hayat boyunca en fazla Yüz defa bölünebilmektedir. Nihayet yüzüncü bölünmeyi tamamladığı zaman, bölünmeyi temin eden telomer denilen unsur yok olmakta ve hücre ondan sonra artık bölünememektedir. hiçbir zaman sonsuza dek insanin ömrünü uzatmak ve Genç kalmasını sağlamak mümkün değildir. Bunu bu gün ulaşılan tip bilgileri ışığında söylüyorum. Bu bilgiler de çok eski bilgiler değildir zaten. İki aylık bilgilerdir. Bir hücrenin ancak belli bir sayıda bölünebilmesi bilgisi geçtiğimiz aralık ayı içerisinde tesbit edilebilmiştir.

Altınoluk: Kur’an’ın getirdiği bilgiler ile modern bilimin ve moleküler biyolojinin ancak bugün yeni yeni ortaya koymaya başladığı bilgiler arasında paralellikler olduğu ifade ediliyor. Bu konuda tesbitleriniz var mi? Hangi alanlardaki bilgiler Kur’an mucizesini ortaya koymaktadır?

Babuna: Tabii modern bilgilerin içerisinde, Kur’an’ın verdiği bilgilere bir aykırılık zaten yok. Biraz önce söylediğim “Her nefis (canlı) olumu tadacaktır” ayeti var. Verdiğim bilgiler ışığında bu tamamen doğrulanan bir bilgidir. Yani hücre Öyle yaratılmıştır ki, hayat sureci içerisinde ancak Yüz defa bölünebilmektedir. Bölünememesi demek hücrenin yok olması ve bunun sonucu da olumdur.

Hayatin başlangıcı anadan ve babadan gelen iki hücrenin birleşmesiyle meydana gelmektedir demiştim. Bu iki hücre anadan ve babadan gelen özellikleri çekirdekler içerisinde DNA molekülleri içerisinde genler olarak taşımaktadırlar. Bu iki hücreden teşekkül eden hayatin Kur’an-ı Kerim’deki tezahürü İnsan Sûresi’nin ikinci ayetidir. “Biz insani (anadan ve babadan gelen) iki damla sudan yarattık.” Acaba Dolly uygulamasında buna aykırı bir şey var midir? Yoktur. çünkü iki hücrenin teşkil ettiği kromozom sayısını yine ondan evvel iki hücrenin verdiği bir kromozom sayısını ihtiva eden bir hücreden almak suretiyle siz naklediyorsunuz. Olmayan bir şeyi yapmıyorsunuz. Dolly’ye menşei olan koyun yine iki tane hücrenin birleşmesiyle husule gelen bir koyundur. Onun hazır genetik yükü alınıp öbürüne nakledilmiştir.

Altınoluk: Her alanda olduğu gibi tıbbî çalışmaların da yanlış ellere geçmesi giderilmesi mümkün olmayan yanlış sonuçlar doğuracağı yönünde hakli bir kaygıyı gündeme getiriyor. Meselâ anne karnında cinsiyeti tesbit etme yöntemi cinliler tarafından cinayet vasıtası olarak kullanılıyor. cinliler doğurgan olduğu için kız çocukları kürtajla aldırıyorlar. Genetik çalışmaların kontrolü mümkün mu? Bu nasıl sağlanacak?

Babuna: Bunu ancak kanunlar ve ahlâkî kurallar önler. çünkü siz ahlâkî kurallardan uzaklaştığınız zaman bunun sonu yoktur. Bugün cenine hiç önem vermeyen ve onu yok edebilecek bir zihniyet, yarin üretim yapamayan yaşlıları da yok edecektir. “artık sen üretime katkıda bulunamıyorsun, senin dünyadan gitmen lazım, senin yerine üretimi yapabilecek biri Dünyada yer alsın” da diyebilir. O zaman da insanlık için büyük felâketler doğmuş olacaktır. Yani ahlâkî kuralaların titizlikle muhafaza edilmesi lâzımdır. İnsanlığın saadeti ve huzuru için bu şarttır. O da herşeyden evvel bu islerin ahlâklı doktorların bilgisi ışığında yürütülmesine bağlıdır.