Peygamber’e İtaat Etmek Ne Demektir?

Peygamber’e İtaat Etmek Ne Demektir?

Peygamberimize İtaati Emreden Ayetler

Tefsir âlimleri ve ilim otoriteleri, Peygamber aleyhisselâma itâat sünnetine sanlmak, Allah’tan alarak ortaya koyduğu buyruklara boyun eğmek olduğunu söylemişler ve şöyle demişlerdir:

“Allah Teâlâ peygamber gönderdiği kimselere, gönderdiği peygambere itâat etmeyi farz kılmıştır. ”

Biraz yukarıda geçen şu âyet de bunu göstermektedir:

“Biz, gönderdiğimiz her peygamberi, Allah’ın izniyle yalnız kendisine itâat edilsin diye gönderdik.”(1)

“Peygamberin sünnetine sarılan kimse, Cenâb-ı Hakk’ın farzını yerine getirmiş olur. ”

Zâhid ve müfessir Sehl ibni Abdillah et-Tüsterî’ye (2) (v. 283/896) İslâm esaslarının ne olduğunu sordular, o da şu âyeti okudu:

“Peygamber size neyi emrettiyse ona uyun; neyi yasakladıysa ondan da kaçının.(3)

Tefsir âlimi ve Hanefî fakihi Ebü’l-Leys es-Semerkandî de (v. 373/973) şöyle demiştir:

“Allah’a ve Resulüne itâat edin” âyetinin mânasını âlimler şöyle açıklamışlardır: “Allah’ın Kur’ân-ı Kerîm’de size farz kıldığı şeylere ve Resûlullah’ın sünnet olarak ortaya koyduğu esaslara itâat edin.”

Bu âyeti şöyle açıklayanlar da olmuştur: “Allah’ın size haram kıldığı, Resûlullah’ın ise size tebliğ ettiği her şeye itâat edin.’”

Yani Resûl-i Ekrem “Allah şöyle buyurdu” diye Allah-u Teâlâ’ya nisbet etmese bile, onun ağzından çıkan her buyruğa itâat etmek gerekir.

Bir başka yorum ise şöyledir:

“Allah Teâlâ’nın her şeyin Rabbi, yaratıcisı ve sâhibi olduğunu kabul etmek, Muhammed aleyhisselâmm Allah’ın Peygamberi olduğuna şehâdet etmektir.”

Ebû Hüreyre radıyallahu anhın rivayetine göre Resülullah sallalahu ve aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Bana itâat  eden Allah’a itâat etmiş,bana karşı gelen Allah’a karşı gelmiş olur. Benim emîrime itâat eden bana itâat etmiş, benim emîrime karşı gelen de bana karşı gelmiş olur.”(4)

 

Allah ve Peygamber dışındaki şahısların emirlerine itaatin ölçüsü, onların buyruklarının Allah’ın ve Peygamber’in emirlerine aykırı olmamasıdır. Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Yaratana isyân söz konusu olduğunda, yaratılana itâat edilmez.”(5)  

Peygamber’e İtâat Etmek, Allah’a İtâat Etmektir

Bu hadîs-i şerîfe göre Resülullah’a itâat etmek, Allah’a itâat etmek tir. Çünkü ona itâat etmeyi Allah emretmiştir. Resülullah’a itâat etmek,Allah ’ın emrettiği şeyi yapmak ve O’na itâat etmektir.

Allah Teâlâ, Cehennem’in en alt tabakalarında cezâlanm çekmekte olan kâfirlerin şöyle diyeceklerini haber vermektedir:

Kâfirler,yüzleri ateşte çevrilip dururken, “Yazık bize!” derler. “Keşke Allah’a itâat etseydik, keşke Peygambere itâat etseydik!”(6)

Görüldüğü üzere kâfirler, bir şeyi temenni etmenin kendilerine hiç fayda vermeyeceği bir zamanda Resülullah’a itâat etmeyi temenni edecekler.

Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurmuştur:

“Size herhangi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğini onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.”

Hadisin tamamı şöyledir: “Herhangi bir konuyu size emredip yasaklamadığım sürece, siz de beni kendi hâlime bırakınız. Sizden önceki ümmetleri çok sual sormaları ve peygamberlerine karşı münâkaşaya dalmaları helâk etti. Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız, bir şeyi emrettiğimde de onu, gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz”(7)

Ebû Hüreyre radıyallahu anhdan rivayet edildiğine göre Resûlullah saliallahu aleyhi ve sellem:

“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı Cennete girer.” buyurdu. Bunun üzerine ashâb-ı kiram:

“Ey Allah’ın Elçisi, Cennet’e girmeyi kim istemez ki?” diye sorunca Peygamber Efendimiz şu cevabı verdi:

Bana itaat edenler Cennet’e girer, bana karşı gelenler ise Cennet’i istememiş demektir.”(8)

Ona Itâat Eden Kurtulur

Bir başka sahîh hadise göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurmuştur:

“Benim ve Allah’ın benimle gönderdiği İslâm’ın durumu, bir topluluğa gelip şöyle diyen kişinin durumuna benzer:

‘Ey Milletim, gerçekten ben, üzerinize gelmekte olan bir orduyu göz-lerimle gördüm. Ben, size bu tehlikeyi bildiren apaçık bir haberciyim. Binaenaleyh canınızı kurtarmaya bakın!’

‘Bu sözler üzerine ahâlinin bir kısmı ona itâat etti ve akşamdan yola çıkarak tabiî bir yürüyüşle bulundukları yeri terkedip gittiler ve kurtuldular. Bir kısmı da onu yalanladığı için yerlerinde kaldılar. Ordu onlara sabaha karşı baskın verdi ve hepsinin kökünü kazıdı. İşte bu hâl, bana itâat, getirdiklrime ittibâ edenler ile bana isyan ve Hak’tan getirdiklerimi yalanlayan kimselerin durumudur.”(9)

Bir başka hadîs-i şerife göre Peygamber Efendimizle bizim durumumuz şuna benzer: “Bir kimse bir ev yapmış, orada vereceği ziyafete inanları davet etmek için bir dâvetçi göndermiştir. Daveti kabul edenler eve gitmiş, ziyafete katılmıştır. Daveti kabul etmeyenler ise eve gitmemiş ve ziyafete katılmamıştır. Bu misâldeki ev Cennet, dâvetçi de Muhammed aleyhisselâmdır. Muhammed aleyhisselâma itâat edenler Allah’a itâat etmiş olur. Muhammed aleyhisselâma karşı gelenler de Allah’a karşı gelmiş olurlar. Muhammed aleyhisselâm, mü’min ile kâfiri birbirinden ayırandır.”

Hadisin baş tarafı şöyledir: Câbir ibni Abdillah radıyallahu anhın rivâyet ettiğine göre bir gün Peygamber Efendimiz uyurken melekler onun yanına geldi ve bir kısmı “O uyuyor.” dedi. Bir kısmı ise “Onun gözü uyusa da kalbi uyanıktır” dedi. Yine melekler “Bu zâtı anlatan güzel bir misâl vardır; ona bu misâli anlatınız” dediler

Meleklerin bir kısmı aynı şekilde “İyi ama o uyuyor” dedi. Bir kısmı ise “Gözü uyusa da kalbi uyanıktır” dedi.

Sonra da: “Onun misâli bir ev yapan, orada vereceği ziyâfete insanları dâvet etmek için bir dâvetçi gönderen kimseye benzer” diye başlayan konuşmayı yaptılar.(10)

“Ey Peygamber Biz seni bir şâhit, bir müjdeci ve bir uyarıcı, Onun izniyle Allah’a çağıran bir dâvetçi ve nûr saçan bir kandil olarak gönderdik”(11) âyetinde de de Resûlullah’ın bir dâvetçi olduğu belirtilmektedir.

Kaynaklar;

1) Nisa 4/64.

2). Sehl ibni Abdillah et-Tüsterî ünlü zâhid ve sûfîdir. Hadise ve muhaddislere çok değer verirdi. “Allah’tan başka yardımcı, Resûlullah’tan başka kılavuz yoktur.” derdi. Birgün ünlü hadis âlimi Ebû Davud’a geldi ve ona “Resûlullah’ın hadislerini rivâyet ettiğin şu dilini çıkar da bir öpeyim.” dedi. Ebû Dâvûd buna izin verince, o da istediğini yaptı (Zehebî, Sıyeru a’lâmi’n-nübelâ’, XIII, 331).

3)Haşir 59/7.

4) Buhâri, Ahkâm | nr. 7137; Müslim, İmâre 32, 33, nr. 1835.

5) Ahmed ibni Hanbei, Müsned, 1, 131, 49, V, 66.

6)Ahzâb,33/66

(7). Buhârî, İ’tisâm 2, nr. 7288; Müslim, Hac 412, nr. 1337.

(8). Buhârî, İ’tisâm 2, nr. 7280.

(9)-İ‘tisâm 2, nr. 7283; Müslim, Fezâil 16, nr. 2283.

(10)-it‘tisâm 2, nr. 7281.

(11)-Ahzab,46