Şeyh Şamil

Yıl 1832. Kafkas müslümanlarının yirmi sene kadar önce Şeyh Mansur önderliğinde başlattığı hürriyet mücadelesi bütün şiddetiyle devam etmektedir. Çar orduları, Şeyh Şamil’in de doğduğu köy olan Gimri’ye saldırmış, Gazi Muhammed komutasındaki Dağıstan mücahitleri Ruslarla amansız bir savaşa tutuşmuştur. İmam Gazi Muhammed’in şehit düştüğü bu savaşta Şeyh Şamil, kırılan köprücük ve kaburga kemiklerine rağmen vuruşmaya devam ederken göğsünden girip sırtından çıkan bir Rus süngüsüyle yere düşer, hareketsiz kalır. Arkadaşları onu hemen yakındaki bir mağaraya götürür, yaralarını sararlar. İki gün sonra Ruslar püskürtülünce alıp Unsokul köyüne getirirler bu yiğitler yiğidini.

Yaraları çok ağırdır ve sürekli baygın halde yatmaktadır. Halbuki bütün bir Kafkasya’nın ümididir o. İlmiyle, gözü karalığıyla, dirayetiyle eşine az rastlanır bu yiğidin yaşaması için dualar edilir, türlü eczadan merhemler yapılır. Şeyh Şamil tam yirmi beş gün kendine gelemeden yatağa mahkûm kalır. Yirmi beş günün sonunda uyanır, başucunda bekleyen anasını görür. Telaşla iki yana bakınır sonra. Gözlerinde, anasının ilk kez şahit olduğu bir endişe vardır. Kendilerinden yüz kat daha kalabalık Çar orduları karşısında bile böyle bir endişeye kapılmayan Şamil’e ne olmuştur acaba?

– Ana, diyebilir, halsiz ve kaygılı; namazı geçirdim mi yoksa?

(Ssemerkand Dergisi, Şubat 2011)