el-Müte'âlî - ya Müte'âlî

el-Müte'âlî - ya Müte'âlî

el-Müte’âlî | ya Müte’âlî

Müta’ali : Pek yüce, yüceler yücesi, aklın alabileceği herşeyden pek yüce
Al-Muta’ali : The Supreme Onewho is Exalted  in every respect, far beyond anything the mind could possibly  attribute to His creatures.

Cenab-ı Hak buyuruyor.
“O, görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir ” (1)
“O, yücedir, büyüktür.” (2)
“Yüce Rabbinin adını tesbih et.” (3)

– Allah’ın yüceliğinin üstünde hiçbir yücelik yoktur. Allah, her üstün ve yüksek makamın daha üstündedir.

– Allah kendi zatında yücedir. bu yüzden her şeyden daha yücedir. Yücelikte Allah’ın hiçbir kusur ve ayıbı yoktur. O, mutlak olarak en yücedir. O, ilimde, kudrette, hayatta, cömertlikte, merhamette ve diğer bütün sıftlarında kusursuz ve mükemmel olduğu gibi yücelikte de eksiksiz ve kusursuzdur.  O’nun bu yüceliği cihet ve mekan bakımından değildir. Zira O, cihet ve mekandan münezzehtir (arınmıştır).Her şey, O’nun kudreti ve iktidarı altındadır. (4)

– Yaratılmışları överken mübalağadan özellikle sakınmak ve hiçbir yaratılmışı asla bu anlama varan bir üslub ve vurgu ile yüceltmemek lazımdır. Bu kavram ancak Allah’ı nitelendirir ve sadece O’na tahsisi gerekir.

– İnsanların bir kısmı etraflarındaki sayısız delile rağmen Allah’ın ululuğunu, yüceliğini takdir edemezler. Son derece aciz oldukları halde kendilerini büyük görmekte, kendilerini Yaratanı ise hiç düşünmemektedirler. Bu büyüklenme duygusunun nedeni kötülüğü emreden bir nefse sahip olmasıdır. Ancak iman edenler Allah’ın yüceliği karşısında insanın ne derece aciz bir varlık olduğunu, hiçbir şeye güç yetiremeyeceğini bilirler. Evrenin her noktası Allah’ın büyüklüğünü yansıtır. Ama O’nun sonsuz gücünü ve ilmini anlatmaya asla kafi gelmez. Allah her türlü ortaklıktan, kusurdan, eksiklikten, sınırdan münezzeh olandır.  Bütün üstün sıfatların ve bütün güzel isimlerin tek sahibidir. O’nun ilmi, aklı, gücü, kudreti, rahmeti, şefkati, fazlı, ihsanı sonsuzdur. ‘Sonsuz’ kelimesi Allah’ın büyüklüğünü kavrayabilmek için üzerinde iyi düşünülmesi gereken bir kavramdır. Allah ölümlerinden sonra insanları yeni bir yaratılışla yaratacak ve bundan sonra dünyada yaptıklarının bir karşılığı olarak cennet veya cehennemde devam edecek olan sonsuz hayatlarını başlatacaktır. Burada yüz değil, bin değil, yüzbin veya milyar yıl da değil, trilyon ya da katrilyon kere katrilyon yıl da değil, sonsuza kadar sürecek bir ömürden bahsedilmektedir. Yani yüz trilyon insan olsa, gece gündüz hiç durmadan yüz trilyonu yüz trilyon ile çarparak ilerleseler, yüz trilyon ömürleri olsa ve ömürleri boyunca bu işle uğraşsalar yine de yıl sayısını hesaplayamayacakları kadar uzun bir ömür. Oysa Allah öyle büyük bir ilme sahiptir ki insana göre ‘sonsuz’ olan herşey, O’nun bilgisi dahilindedir. Zamanın ilk yaratıldığı andan sonsuza değin geçecek olan her olayı, her düşünceyi, vakitleri ve şekilleri ile belirleyen ve bilen O’dur.  (5)


Kaynaklar:
1) Rad, 9
2) Bakara, 255
3) Ala, 1
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
5) Allah’ın İsimleri, Harun Yahya, Vural Yayınları, 2000


 

 

Diğer Bölüm…

Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce…

“Pek yüce” anlamına gelen “el-Müte’âlî” ismi celili Kur’anı kerimde bir defa geçmekte. “Gizli olanı da açık olanı da bilir. Büyüktür, pek yücedir.”[1][1]

Ana rahmindeki değişimleri bilen, toplumsal gelişmeleri ve değişmeleri bilen ve yönlendiren “el-Müte’âlî” pek yüce olan Rabbimizin (CC) bir ismi de “el-‘Aliyy” idi ve bu ismin açıklamasında geniş bilgi verildi, oraya bak.

Gizliyi de açığı da bilen ve pek yüce olan Rabbimizden (CC) hiçbir şeyin gizlenemeyeceğini bilelim.

Her sahada yücelmek için yüce olan Rabbimizin (CC) ilmine, sanatına, kudretine, ikramına sarılıp onun yaptıkları ve yarattıklarına bakarak ilmimizi, ahlakımızı geliştirmeliyiz. Kimseyi aşağılamadığımız gibi aşağılananları islamla yüceltmeye çalışmalıyız.

Mesela zengin bir adam hakkında: “Bu adamın yann fakir düşmek ihtimali vardır.” denilebilir ve o adam, zenginken fakir olur. Şunun bunun yardımına muhtaç bir vaziyete gelebilir. Fakat Allah-ü Teala (CC) hakkında böyle bir ihtimal düşünülmesi mümkün değildir. Allah (CC) öyle bir Allah’tır ki (CC), isteyenler çoğaldıkça ihsanı artar, iradesine, hikmetine göre verir. Vermekle hazineleri tükenmeyen biricik gani ve müteali O’dur (CC). Vücudunun bütün azası tam ve sağlam, gayet kuvvetli bir şahsın, günün birinde kör, topal olarak, kolsuz, bacaksız bir hale gelip de yerlerde sürünmesi mümkündür. Bunun gibi bir millet de, ne kadar zengin ve bilgili, ne kadar kuvvet ve satvetli olursa olsun, ondan daha üstün bir millet bulunmak veya belirmek ve o milletin tepesine çullanarak memleketlerini harap, hazinelerini yağma, kendilerini esir, şeref ve haysiyetlerini ayaklar altına alma ihtimali olabilir. Bu gibi haller, yaratılmışlar için daima mümkün ve fiilen vaki’ olagelen hadiselerdir. Allah-ü Teala (CC) böyle arızalardan münezzeh ve mütealidir. Öyle ki, bütün kuvvetler, bütün hileler, bütün ordular birleşse, Allah-ü Teala’ya (CC) el uzatamazlar, memleketinden bir zerre koparamazlar, İzin ve müsaadesi olmadan hazinelerinden bir  şeyi cebren alamazlar.

Dünya nurunda yaşayan insanlar içinde, Allah’ın (CC) varlığını inkar eden ve zaten şahsından ve zevkinden başka bir şey kabul etmiyen güruh varsa da, dinli bir millet olduğunu iddia edip dururken, Allah-ü Teala’yı (CC) sanına layık olmayan şey landıran ve bu bozuk akidelerin dürüstlüğüne inananlar daha çoktur. Mesela, Allah’ın -günün serinliklerinde- (adn) bahçelerinde dolaştığını, bulutlara inip gezdiğini, evlat ve ıyal sahibi olduğunu, bazı mahlukatı ve hele insanları yarattığına pişman olduğunu söyleyen ve daha buna benzer üluhiyet şanına yaraşmayan hezeyanlarla dinlerini eğlenceye ve ovuncağa çeviren zalimlerin bu gibi saçma sapan lakırdılarından O (CC), münezzeh ve mütealidir. Bu iftiralar Allah’a (CC) ulaşmaz, kendi iflaslarıdan ve harabiyetlerinden başka bir netice vermez. Bu türlü edep ve bilgi dışı hezeyanlar, derin bir kuyunun dibine düşüp de oradan kuyunun ağzına doğru mütemadiyen çirkef atıp duran ahmağın haline benzer; attığı şeylerden bir zerresi kuyunun ağzına varmaz; yan yoldan gerisin geriye yine kendi üstüne düşer ve bu halden kurtulamazsa, çirkef içinde boğulur gider. İşte bunların akibetleri budur.

Dua:
Ya Rabbi (CC)! Herşeyden yüce Sensin. Varlıkların en aşkınısın.

Allahım (CC)! Hazineleri tükenmeyen, biricik zengin Sensin. Rahmet hazinenden damla eksilmez, versen bizlere.

Allahım (CC)! İsteyenleri çoğaldıkça ihsanını arttıran Sensin. İradene ve hikmetine göre verensin. Bizim kendiliğimizden bir varlığımız yoktur. Biz ancak Senin hayat vermenle varız ve ancak Senin kulunuz. (AMİN)

 

Kula Gerekenler: (Amentü bi’llahi) diyen bir kul, Allah-ü Teala (CC) hakkındaki imanını sahih ve dürüst bir hale getirmelidir. Bu da Allah’ın (CC) Kur’an’da ve hadiste gelmiş olan isimlerini ve sıfatlarını öğrenmekle olur. Aklı olan ve kendini kayılan her insan, ne bahasına olursa olsun bunu elde etmeye çalışır, çünkü dünyada, ahirette geçer akçe ancak budur, ötekileri kalptır. Dürüst bir iman sahibi, ayan halis altun kazanmış gibidir. Kazandığı şey dünyanın her tarafında yürür, kendisi de rahat eder. Bozuk i’tikat taşıyan da, altın zanniyle kızıl bir bakır almış gibidir. Hiçbir yerde geçmez, kendisi de rezil ve rüsvay olur.

 

İsm-i Şerif’in Faideleri: Her gün 551 kere “Ya Müte’âlî” ism-i serifi okuyana düşmanları kötülük yapmaz..


[1] Ra’d S. A.9