el-Musavvir - ya Musavvir

el-Musavvir - ya Musavvir

el-Musavvir | ya Musavvir

Musavvir : Tasvir eden, herşeye şekil ve suret veren
Al-Musawwir : The Shaper of Beauty who designs all things, giving each its particular form and character.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“O Allah ki, Yaratan’dır, kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” (Haşr, 24)
Dünya üstünde yüz binlerce farklı türde canlı yaşar. Bu türlerin hepsi birbirlerinden tamamen farklı görünüşlere ve olağanüstü özelliklere sahiptir.

Mesela bir kelebeğin kanatlarındaki kusursuz simetriyi ele alalım. Her bir kanadın üstü türlü şekiller ve etkileyici renklerle bezenmiştir. Bu şekiller ve renkler ne kadar karışık olurlarsa olsunlar, kanatlardaki benzersiz simetri asla bozulmaz. Öyle ki bütün kelebekler, bir ressamın fırçasından çıkmış gibi, göz zevkine hitap eden bir güzellik oluştururlar. Bu güzellikte tecelli eden aklın bir kaynağı olduğu açıktır. Zira basitçe çizilmiş bir resmin dahi bir ressamı vardır ve resmin kendi başına ortaya çıkması mümkün değildir. O halde kimse, böylesine kusursuz yaratılmış ve bir sanat eseri kadar estetik olan böyle bir canlı için tesadüfen var olmuş diyemez. Bunların tümünü yaratan, tasarlayan, meydana getiren, bütün kainatın Rabbi olan Allah’tır.

İnsanı yaratan, bedeninin dışındaki ve içindeki tüm sistemleri son derece mükemmel bir şekilde tasarlayan Allah, bu kompleks yapıdaki her noktada üstün yaratmasını ve izzetini göstermektedir. Örneğin insan bedeninin çatısını oluşturan iskelet başlıbaşına bir mühendislik harikasıdır. Vücudun yapısal destek sistemidir ve beyin, kalp, akciğer gibi hayati organların korunmasını sağlar, iç organlara destek olur. İnsan vücuduna, hiçbir yapay makina tarafından taklit edilemeyen üstün bir hareket kabiliyeti verir. Dahası kemik dokusu çoğu kimsenin zannettiği gibi cansız değildir. Vücudun ihtiyacına göre kalsiyum, fosfat vb. mineralleri depo eder veya daha önceden depo ettiklerini vücuda verir. Bütün bunların yanı sıra kırmızı kan hücrelerinin üretimi de kemikler tarafından yapılır. Ve bu bahsedilen çok fonksiyonlu sistem, insan bedenindeki onlarca mükemmel sistemden yalnızca bir tanesidir.

İşte bunların hepsini eşsiz bir dizayn ile yaratmış olan ve hala yaratmaya devam eden Allah kudretinin tecellilerini bizlere sürekli göstermektedir. (2)

Musavvir, bir şeyi dilediği zaman ona sadece: “ol” der, o da istediği şekil ve biçimde oluverir. “Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Dilediği bir surette seni tertip etti.” ( Infitar, 8 )

Bu yüzden musavvir, yaratmak istediğini istediği şekil ve biçim üzere yaratandır.

Musavvir, organları birbiriyle uyumlu halde yaratan ve onlara dilediği biçimi veren anlamına da gelir. Allah, insanı en güzel bir şekilde yarattığını bize şöyle haber verir:

“Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin, 4)

Çocuğu olmayan bir kadın, yedi gün oruç tutup iftar vaktinde “Yâ Musavvir, Ya Bari, Ya Hâlik” isimlerini su üzerine 21 kere okuyup üfürse ve o sudan iftar eylese Cenab-ı hak bu isimlerin hürmetine makbul bir çocuk ihsan eder.” (1)


Kaynaklar:
1) Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
2) Allah’ın İsimleri, 2005 Harun Yahya
3) Elmalı Tefsiri, Haşr, 24
4) Esma-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
5) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985


 

Diğer Bölüm…

Tasvir eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren …

“Suret veren, kılık, kıyafet veren” manasına gelen bu isim, Kur’an’da Haşr suresi 24. Ayette olmak üzere de bir defa geçmektedir. Ayrıca şu Ayet-i Kerime’lerde bu sıfatına işaret buyurmuştur: “Rahimlerde size dilediği gibi şekil veren O’dur (CC).”[1][1] “Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı”[2][2]

İnsanlık ailesi bir tek kirpik yaratamamıştır. Bir göz veya bir kaş yapamamıştır. Ama Allah’ın (CC) yarattığı göz ve kirpik üzerine binlerce yıldır şiirler söylenmiş yine de hakkı verilememiştir.
Allah’ımızın (CC) Hâlik ismiyle yarattığı, Bârî ismiyle düzelttiği, Musavvir ismiyle şekillendirdiği tabiatın ve tabiat üzerinde yaşayanların bir teline ve bir çizgisine zarar vermeyelim. Bir ressamın o hareketsiz resmine bir çizik atsanız değeri düşer. Rabbimize (CC) ve yarattıklarına saygısız davranırsak o zaman bizim değerimiz düşer. Rabbimiz (CC) kafirler için “Onlar yaratılmışların en şerlisidirler”[3][3] buyurur.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri her şeye bir suret, bir hususiyet vermiştir. Her şeyin kendine göre bir şekli, dıştan görünüşü vardır ki, başkalarına benzemez. Mesela insanlar, tamamiyle birbirinin ayni iki insan yoktur. Bir çok yerleri birbirine benzese bile, mutlaka benzemeyen tarafları da bulunur. İnsanların yüzlerindeki alâmetler hep birbirinin ayni olduğu halde, tıpkı tıpkısına iki insan görülmez. Bundan daha garibi, parmak uçlarındaki çizgilerdir. Bu çizgiler, insanların sayısı kadar değişip gidiyor ve hiç biri ötekine uymuyor. Şu halde insanın hiç taklit olunamıyacak imzâsı bastığı parmaktır.
Bu İsm-i Şerif hükmünce eşya biribirinden temayüz etmiş, seçilmiştir. Bunlar Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin ne büyük rahmet ve hikmetidir. Eşyayı biribirinden ayıran hususiyetler olmasaydı ve mesela hayvanlar ve insanlar birbirinden seçilmemiş olsaydı, ne facialar olurdu.

YARATMAK KELİMESİNİN HAKİKİ MANASI: Bu üç İsm-i Şerif Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin yaratıcılık sıfatını ifade ediyor. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bu sıfatının en canlı ve açık izlerini, nişanlarını insanlarda yaratmıştır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin verdiği kudret ve bilgi ile insanlar birçok şeyler icat ediyor, meydana koyuyorlar. Ancak ellerindeki bu kudretin hakiki kıymet ve ölçüsünü tâyin edemediklerinden, onu yaratıcı bir kudret sanıyorlar. Halbuki bu yaratıcı bir kudret değildir. Bunu izah için, insan kudreti ile yapılmış bir misal alalım: Diyelim ki şurası boş, pis, ıssız ve korkunç bir arsa idi, üzerine bir fabrika kuruldu, şimdi orada yepyeni bir hayat dirildi. Etraf tertemiz. Fabrikanın içi dışı pırıl pırıl yanıyor. Makinalar harıl, harıl çalışıyor… Diyelim ki, bir un fabrikası. Bir taraftan çuval çuval buğday giriyor, öbür taraftan çuval çuval un çıkıyor. En son bilgilere göre yapılmıştır. Siyah renkli elbisenizle, fabrikanın altını üstünü her tarafını gezip dolaştığınız halde üzerinizde bir toz zerresi görülmüyor.. Evvelce yokken var olan ve bugün mahsul veren bu fabrika nasıl vücûda gelmiştir, ne gibi safhalar geçirmiştir, ne kadar insan emeği sarfedilmiştir? Şunları kısaca bir düşünsek; evvela mühendisler gelmiş, arsa üzerinde kurulacak fabrikanın ebadını, temel yerlerini, duvarlarını, kapısını, penceresini, irtifaını, çatısını, bacasını, hulasa bütün tereffuatını ölçmüşler, biçmişler, hesaplamışlar, krokisini çizmişler, planını yapmışlar, kağıt üzerinde gölgesini, alçıdan resmini hazırlamışlar. Sonra malzeme yığılmıştır. İşçiler, ustalar, mimarlar gelmiş. Hazırlanan plan uyarınca yerleri düzeltilmiş, temelleri açmış, aylarca ve belki de senelerce çalışarak arsa üzerine fabrikanın asıl gövdesini kurmuşlardır. Daha sonra sıvacı gelmiş sıvamış, boyacı gelmiş boyamış, her iş bitmiş.. Fabrika kendine mahsus olarak evvelce hazırlanmış olan şeklini tamamiyle almıştır. Bundan sonra açılış merasimi ve faaliyet.

Demek ki, insanlar bir şey yapmak için her türlü bilgiden sonra, malzemeye, zamana, işçiye, yardımcıya, bir takım alet ve edevata muhtaçtırlar. Yapacakları herhangi bir şey için, bol malzeme, bol zaman, sonra çeşitli ihtisas sahibi mühendisler, ustalar, işçiler. İşte insanlarda bir şey yapmak kudreti böyle bir takım şartlara bağlıdır. Bu şartlar tamamlanmayınca hiçbir şey yapamazlar. Onun için bu kudrete yaratıcı denmez. Yaratıcı kudret hiçbir kayda, hiçbir şarta tabi değildir.

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bir şeyi yaratırken örneğe, maddeye, müddete, yardımcıya, alet ve edevata muhtaç değildir. O (CC), bir işi yapmak isteyince sadece ona “Ol!” der, d da hemen oluverir. Başka hiçbir şeye muhtaç olmaz. Yerleri, gökleri her şeyi yalnız bir istemesiyle, sade bir “Ol!” demekle yaratmıştır. Milyonlarca esbabın, asırlarca zamanın yapamadığı muazzam şeyler, Allah’ın (CC) bir tek irâdesi ile “Kün!” emri ile oluverir. Kün, ol manasına emir sigası bir kelimedir. Onun için “Allah’ın (CC) hazinesi kaf ile nun arasındadır” derler. İşte yaratıcı kudret budur. İnsanlardaki kudretin bir kıymeti varsa, o da, asıl yaratıcı kudreti izleyip, arayanlara rehberlik yapması, onları hakiki yaratıcı kudret sahibi bulunan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ni bilip öğrenmeğe sevk etmesidir.

Dua: Ey Allah’ım (CC)! Her varlığa şekil ve suret veren sensin. İlahi (CC)! Musavvir isminin tecellilerine şahit olan gözlerimizi verensin. Bizi kendinden haberdar ettiğin için, sana hamd-ü senalar olsun. Sana hamd etmekten bizleri alıkoyma! (AMİN)

Kula Gerekenler: Yaratmak kelimesinin hakiki manasını bilmek, yaratıcı kudretin Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’ne mahsus olduğunu tasdik etmek, bunca yaradılmışları görüp dururken yaratıcı kudreti inkar edenlerle fikir birliği yapmaktan son derece sakınmaktır. Öyle ya; bir makineyi yapıp işletmek için ilim ve fen kudreti icab edeceği ve bu kudrete sahip olduklarından dolayı mucitlere, muhterilere saygı ve sevgi gösterilmesi bir vazife, hatta bir medeniyet borcu olarak kabul edildiği halde, o mucit ve muhterilerin bizzat kendilerini, zekalarını, icat ve ihtira ettikleri şeylerin maddelerini yaratan, velhasıl bütün kainat makinasını kurup işleten ve onun her zerresini her an yenileyip duran Allah-ü Teala (CC) Hz.leri nasıl inkar edilir ve buyrukları ne cesaretle hiçe sayılabilir? Bu soruyu insan kendine bir sormalı…

İsm-i Şerif’in Faideleri: İhlasla “Yâ Musavvir” diye bir müslüman bu isme devam etse, zor işeri başarır, muradına nail olur.


[1] Al-i İmran S. A.6
[2] Mü’min S. 64; Teğabün S. A.3
[3] Beyyine S. A.6