Herşey ilk sahibine dönecek

Mal ve çocuklar,Allah’ın kullarına sunduğu lütuf ve emanetlerdendir.Meşru bir surette elde edilen ve harcanan mallar,Allah’ın emrine bağlı olarak yetiştirilen çocuklar,kişiyi dünya ve ahiret mutluluğuna erdirecek vasıtalardır.Bir hadis-i şerifte,öldükten sonra da amellerinin ecir ve sevabı devam edeceği bildirilen dört kimseden biri,cami,okul,hastane gibi eserler yaptırarak insanlara faydalı olan;diğeri ise,kendisine hayır dua edecek evlat bırakandır.(1)Bu noktada A’raf Sûresinin 32.inci ayetinde,
“De ki:Allah’ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?De ki:Onlar,dünya hayatında,özellikle Kıyamet gününde müminlerindir…”(2)buyrulmuştur.Bu ayet-i kerime ve hadis-i şerif,iyi mal ve iyi evlâdın İslâmiyetteki üstün değerini gösteren delillerdendir.Kur’an-ı Kerim aynı zamanda mal ve evlât sevgisinde haddî aşıp yüce Mevlâ’yı unutmamamız için bizleri şöyle uyarıyor:
“O gün,ne mal fayda verir ne de evlât.Ancak Allah’a kalb-i selîm(temiz bir kalp)ile gelenler(o günde fayda bulur).”(3),”Servet ve oğullar,dünya hayatının süsüdür;ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı,hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.”(4),”Ey iman edenler!Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.”(5),”Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır.Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır.”(6)
Müslümanlıktan önce putperestler mal,evlât ve soy çokluğuyla övünürler,bazen soylarının çokluğunu ispatlamak için kabirlere gidip ölen hısımlarını sayarlardı.İslâmiyet,insanı gereksiz yere meşgul eden ve toplum hayatını sarsan bu tür büyüklenme ve övünmeleri yasaklamış;fazilet ve üstünlüğün mal ve evlâdın çokluğundan değil,sağlam inanç,güzel ahlâk ve Allah’tan saygıyla korkup kötülüklerden sakınmakta olduğunu ilân etmiştir.Yalnız Allah’a kulluk eden ve O’ndan başkasından yardım beklemeyen bir kimse malıyla,evlâdıyla ve aşiretinin çokluğuyla övünmez.Malını Allah’ın emirleri doğrultusunda harcamaya,çocuklarını bu doğrultuda yetiştirmeye gayret eder.
Sahip olunan mal ve parayı Allah yolunda harcamaya çağıran ayet-i kerimelerden bazıları meal olarak şöyledir:
“Ey iman edenler!Kendisinde artık alış-veriş,dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet)gelmeden önce,size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın…”(7),Eğer Allah’a (rızası uğruna)ödünç verirseniz,Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar…”(8),”Herhangi birinize ölüm gelip de “Rabbim!Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!”demesinden önce,size verdiğimiz rızıktan harcayın.”,”Allah,eceli geldiğinde hiç kimseyi(ölümünü)ertelemez.Allah,yaptıklarınızdan haberdardır.”(9)
Bu ayet-i kerimelerde,ölüm gelmeden önce uyanmamız;Allah yolunda yapılması gereken şeyleri yapmamız,elimizden geldiğince malî fedâkârlıkta bulunmamız,zekât,vergi,sadaka,
keffaret gibi yükümlülükleri ve hayırları yerine getirmemiz emredilmekte;ihtiyacı olanlara maddî bir karşılık beklemeksizin ödünç vermenin Allah katındaki üstün değeri hatırlatılmakta ve sonraki pişmanlığın fayda etmeyeceğine dikkat çekilmektedir.
Hz.Ömer(bir gün) Resûlullah’a “Ey Allah’ın Elçisi!Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde “Kendinizi ve ailenizi,yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”(10)buyuruyor.Kendi nefsimizi Cehennem ateşinden koruyalım,ama ya çoluk çocuğumuzu nasıl koruyabiliriz”deyince Sevgili Peygamberimiz,”Allah’ın size menettiği şeylerden onları mennerderseniz,size yapmanızı,yerine getirmenizi emrettiği şeyleri onlara emredersiniz.İşte onları korumak budur”buyurdular.Bu ayet-i Kerime ve bunun açıklaması,çocuklara karşı ebeveynin sorumluluğunu ve bu sorumluluğun sınırını açık olarak belirtmektedir.
Hz.Nuh,Tufanda yaptığı gemiye “Dağa sığınırım,beni sudan kurtarır” diyerek binmeyen oğlunun,sular arasında boğulmasına üzülerek Allah Tealâ’ya”Ey Rabbim!Şüphesiz oğlum da ailemdendir.Senin vâdin ise elbette haktır.Sen hakimler hakimisin”şeklinde seslenmişti.Buna karşılık Cenab-ı Hak “Ey Nuh!O asla senin ailenden değildir.Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir.O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme!Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.”(11)buyurmuştur.(Bu ayetten anlaşılıyor ki,insanlar arasındaki yakınlığın asıl sebebi din birliğidir.Müminlerle kâfirler ırk bakımından birbirlerinin akrabası olsalar bile,bu akrabalığın Allah katında hiçbir değeri yoktur.)
Evet,mallarımız ve çocuklarımız cidden bizim için birer imtihandır.Bunları hayra yönelttiğimiz,yerinde kullandığımız ve birer vasıta kabûl edip hakka çevirdiğimiz takdirde imtihanı kazanmış oluruz.Aksi davranış ise,bize kötü bir sonuç hazırlar.Unutulmamalıdır ki,hayattan amaç mal ve evlât değildir.Kıyamette bize çok malın,çok çocuğun var mıydı diye sormazlar.Malını nerede kazandın?Nereye harcadın?Çocuğuna ne öğrettin?Onu nasıl yetiştirdin diye sorarlar.
1-250 Hadis,sf:35
2-A’raf Sûresi;ayet:32
3-Şuarâ Sûresi;ayet:88-89
4-Kehf Sûresi;ayet:46
5-Münâfikun Sûresi;ayet:9
6-Teğâbün Sûresi;ayet:15
7-Bakara Sûresi;ayet:254
8-Teğâbün Sûresi;ayet:17
9-Münâfikun Sûresi;ayet:10-11
10-Tahrim Sûresi;ayet:6
11-Hûd Sûre