Kadın Evde Nasıl Giyinmelidir?

Soru: Kadın, evinde eşi ve çocukları yanında nasıl giyinmelidir? Anne, aile içinde küçük ya da yetişkin oğlu yanında hangi ölçülerde bulunmalıdır?

Cevap:
Hanımın tek başına evde bulunduğu zaman göbekle diz kapağı arasını örtmesi gerekir. İnsanın yanından ayrılmayan melekler vardır. Bu bakımdan ev içinde kadın göbek ile diz kapağı arasını örtmesi faziletlidir.
Allah Resulü buyuruyor:

“Çıplak olmaktan sakınınız, zira yanınızda -kişinin helada bulunduğu ve hanımıyla cinsel ilişkide bulunduğu zamanın dışında- sizden hiç ayrılmayanlar var.”

Kadın, kocasının yanında dilediği gibi giyinebilir. Eşler arasında örtünme bakımından bir sınır söz konusu değildir. Kadının kocasına güzel görünmek için süslenmesi ve açılması mubahtır. Kadının ev içinde başının açık olması ve kısa kollu elbise giymesinin mahzuru yoktur.

Kadının ev içinde kocasına karşı kendini son derece temiz tutması, güzel koku sürmesi ve temiz elbise giymesi müstehaptır. Kadının kocası için giysi ve takı ile süslenmesi ve makyaj yapması caizdir.

İbni Abbas (r.a.) dedi ki:

“Karım benim için süslendiği gibi ben de onun için süslenirim. Ondaki haklarımın tamamını almak istemiyorum ki o da bendeki haklarını tamamıyla benden istemesin. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:”

“Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bulunduğu, gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.” (Bakara, 2/228.)

Hür ve Müslüman kadın kimlerin yanında ve nasıl örtünür?

a) Kocasının yanında:

Karı-koca birbirinin bedenlerinin her yanına bakabilirler. Eşler arasında örtünme zorunluluğu söz konusu olmaz. Çünkü İslamî nikahla cinsel ilişki bile meşru olunca, bundan daha hafif olan bakma ve dokunmanın meşru oluşunda şüphe yoktur. Bununla birlikte “galiz avret” sayılan haya yerlerine bakılmaması edebe daha uygundur. Nitekim Hz. Aişe (ra)’den;

“Ben Nebî (s.a.s)’in cinsel uzvuna (ferc) hiç bakmadım.”, başka bir rivayette “Onun fercini hiç görmedim, o da benden bir şey görmedi.”

dediği nakledilmiştir. (bk. Ahmed b. Hanbel, VI/63, 190; el-Kurtubî, a.g.e., XII/154.)

b) Mahrem hısımlarının yanında:

Kadın; baba, oğul, erkek kardeş, kayınbaba ve üvey oğul gibi, aralarında ebedî olarak evlenme engeli bulunan hısımlarının yanında el, ayak, kol, saç, kulak, boyun ve dizden aşağı inciklerini açabilir. Onların da bunlara bakmaları helaldir. Çünkü yakınlıkları yüzünden bir takım iş ve hizmetlerin görülmesi, bu nedenle de bir arada bulunmaları gerekir ve bir fitne düşünülemez.

Ancak karın ve sırt kısmını açamaz, bu arsızlık olur. Nitekim zıhar yolu ile boşamada koca, karısına “Sen bana anamın sırtı gibisin.” diyerek, boşama prosedürünü başlatır. Zıharı ve pişmanlık durumunda dönüş yöntemini belirleyen ayette (Mücadele, 58/1; bk. Elmalılı, a.g.e., VII/450 vd.) annenin sırtına dikkat çekilmiştir. Bu yüzden annenin sırt ve bunun benzeri olan karın kısmının da yakın hısımlara karşı avret sayılması gerekir. Aşağıda, kadının yanlarına örtüsüz çıkabileceği hısımları ayrıca inceleyeceğimiz için kısa geçiyoruz.

c) Başka kadınların yanında:

Kadınların kadınlara karşı avret yeri, göbekle diz kapakları arasında kalan kısımdır. Bunun dışındaki yerleri kadınların yanında açabilirler. (el-Mevsılî, el-ihtiyar, l, 45.) Ancak müşrik kadınlar kapsam dışında tutulmuştur. Bu yüzden Müslüman bir kadının müşrik ya da inkarcı kadınların yanında mahrem bir yerini açması caiz değildir. Hatta İbn Cüreyc, Ubade b. Nüsey ve Hışam el-Kari’ gibi bilginler Hristiyan bir kadının Müslüman bir kadını öpmesini veya onun avret yerlerine bakmasını mekruh saymışlardır.

Ubade b. Nüsey, Hz. Ömer’in, komutan Ebu Ubeyde b. el-Cerrah’a (ö. 18/639) yazdığı şu mektubu zikreder:

“Zimmet ehli (Hristiyan veya Yahudi kadın tabea)nin Müslüman kadınlarla birlikte hamamlara girdikleri haberi bana ulaştı. Onları bundan menet. Çünkü zimmiye bir kadının Müslüman kadını çıplak olarak görmesi caiz değildir.”

Ebu Ubeyde mektubu alınca şöyle ilan etmiştir:

“Herhangi bir kadın özürsüz olarak hamama giderse, bununla yüzünü beyazlaştırmayı kastetmiş olur. Allah kıyamet gününde yüzlerin beyazlaştığı (bk.Al-i İmran, 3/106,107.) günde onun yüzünü karartsın.” (el-Kurtubî, a.g.e., XII/155.)

Abdullah b. Abbas (ö. 68/687) bu konuda gayri müslim kadınların istisna edilmesinin nedenini şöyle açıklar:

“Müslüman kadını tesettürsüz olarak Hristiyan veya Yahudi bir kadının görmesi helal olmaz. Çünkü bunlar Müslüman kadının örtüsüz halini kocalarına anlatabilirler.” (el-Kurtubî, a.g.e., XII/155.)

Yine de konu İslam fakihleri arasında görüş ayrılığına neden olmuştur. Nitekim Müslüman bir hanımın, gayri müslim cariyesinin yanında örtünmesine gerek olmadığına fetva verilmiştir.

d) Yabancı erkeklerin yanında:

Müslüman bir kadının yabancı erkeklere karşı yüzü, bileklere kadar elleri ve ayakları dışında bedeninin tamamı avrettir. Ayaklarda görüş ayrılığı olmakla birlikte sağlam görüşe göre ayaklar açık kalabilir. Bu yerlerin gerek namaz içinde ve gerekse namaz dışında örtülmesi farzdır. Yukarıda başın ve bedenin örtünme şeklini ve örtüde aranan nitelikleri açıklamıştık. Bu yüzden kısa geçiyoruz.

e) Zaruret veya tedavi halinde örtünme:

Tedavi gibi bir zaruret halinde erkek veya kadının bedenine doktor, ebe, iğneci ve pansumancı gibi kimselerin bakması ve dokunması caizdir. Ancak kadınların sağlık problemlerinde kendi cinslerinden olan doktor, ebe ve sağlık personelini tercih etmeleri gerekir. Bunlar bulunmayınca veya bulunup da uzmanlık ve beceride geri olması durumunda “Zaruretler sakıncalı olan şeyleri mubah kılar.” kuralı işletilir. Ancak zaruretler de miktarlarınca takdir olunur. (Mecelle, mad. 21, 22)