el-Kâbid - ya Kâbid

el-Kâbid - ya Kâbid

el-Kâbid | ya Kâbid

Kabid : Ruhları kabzeden, sıkan, daraltan, rızkı belli ölçülerde veren
Al-Qabid : The Constrictor  who constricts and restricts.

Bütün canlılara hayat veren, ölüm anında varlıkların ruhlarını kabzeden O’dur.Maddi yönden fakirleştiren ve daraltanında, zengin edip genişleten de Allah’dır. Zenginken fakir olanları, güçlü iken  zayıf olanları, yüksek makamlardan düşenleri,  bilginken bunayanları gördüğümüz gibi, fakirken  zengin olanları, Mekke’de zayıf görüldüğü halde  Mine’de güçlenenleri, Bilal-i Habeşi gibi  kafirlerin kölesi iken mü’minlerin efendisi olanları, Yusuf (s.a.v.) gibi hapishaneden Mısır’a  sultan olanları, Ümmi iken kıyamete kadar gelecek insanlara ilim öğreticisi olan Hz  Muhammed’i yaratan O’dur.

Allah, dilediği kişinin imkanlarını artırarak şükredip etmeyeceğini, dilediğinin de imkanlarını daraltarak nankörlük edip etmeyeceğini dener. Dolayısıyla insanların sahip olduğu veya olamadığı şeyler kendileri için bir kazanç değildir. Bunlar sadece geçici dünya hayatını mı gerçek yurt olan ahireti mi istediklerini denemek için Allah’ın yarattığı imtihanlardır.

Eğer kişi bu gerçeğin farkına varmaz ve elindeki herşeyi kendisinin zannedip cimrilik yapar, Allah’ın dilediği şekilde harcamazsa o zaman Allah elindeki imkanları daraltabilir. Tam aksi olarak elindeki herşeyin kendisine Allah’ın rızasını kazanacak şekilde kullanılması için verildiğini bilen kişilerin de imkanlarını artırır, dünyada da ahirette de onlara en güzeliyle karşılık verir.

Bir kimse “Yâ Kâbid” ismini kırk gün kırk lokma üzerine yazıp yese o kimse açlık mihnetinden emin olur. (1)


Kaynaklar
1) Allah’ın İsimleri, 2005 Harun Yahya
2) Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı)  Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985


 

 

Diğer Bölüm…

“el-Kâbid (cc)”: Ruhları kabzeden, sıkan, darltan, rızkı belli ölçülerde veren…

“el-Bâsit (cc)” : Ruhları bedenlere yerleştiren, genişleten, açan ve bolluk veren…

“Sıkan, daraltan” manasına gelen “el-Kâbid” ile “genişleten” manasına gelen “el-Bâsit” İsm-i Şerif’leri Kur’an-ı Kerim’de “Allah (CC) daraltır da, genişletir de. O’na (CC) döndürüleceksiniz.”[1][1] ayetinde maddi yönden fakirleştiren ve daraltanın da, zengin edip genişletenin de Allah-ü Teala (CC) Hz.leri olduğu bildirilmekte. Zenginken fakir olanları, güçlü iken zayıf olanları, yüksek makamlardan düşenleri, bilginken bunayanları gördüğümüz gibi, fakirken zengin olanları, Mekke’de zayıf görüldüğü halde Medine’de güçlenenleri, Bilal-i Habeşi (RA) gibi, kafirlerin kölesi iken mü’minlerin efendisi olanları, Hz. Yusuf (AS) gibi hapishaneden Mısır’a sultan olanları, Ümmi iken kıyamete kadar gelecek insanlara ilim öğreticisi olan Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz’i gördük.

Kâbid ve Bâsit’e iman eden bir mü’min haksız insanların ellerine aldığı, zimmetine geçirdiği hakları onlardan alarak hak sahiplerine dağıtarak birini daraltırken, haklıların dışını ve içini genişletir. Zalimlerin yüreğine korku salarak daraltırken mazlumların gönlünü genişletir ferahlatır.

Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Yaratıcısı olan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, evrendeki herşeyin tek sahibidir. O (CC), tüm varlıkları yaratmış ve dünyayı da insanın yaşayabileceği nimetlerle donatmıştır. Kullarının sahip olduğu her türlü zenginlik O’na (CC) aittir; mülkün tek sahibi O’dur (CC). Allah-ü Teala (CC) Hz.leri dünyadayken dilediği insanları zengin, dilediğini de fakir kılar. Ama mal-mülk sahibi olanın da, hiçbir şeye sahip olmayanın da unutmaması gereken birşey vardır: Sahip olunan herşeyi veren ve bunların gerçek sahibi olan Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’dir. O (CCCdilediği kişinin imkanlarını arttırarak şükredip etmeyeceğini, dilediğinin de imkanlarını daraltarak nankörlük edip etmeyeceğini dener. Dolayısıyla insanların sahip olduğu veya olamadığı şeyler kendileri için bir kazanç değildir. Bunlar sadece geçici dünya hayatını mı gerçek yurt olan ahireti mi istediklerini denemek için Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin yarattığı imtihanlardır.

Eğer kişi bu gerçeğin farkına varmaz ve elindeki herşeyi kendisinin zannedip cimrilik yapar, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin dilediği şekilde harcamazsa o zaman Allah-ü Teala (CC) Hz.leri de onun elindeki imkanları daraltır. Tam aksi olarak elindeki herşeyin kendisine Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin rızasını kazanacak bir harcama yapması için verildiğini bilen kişilerin de elindeki imkanları arttırır, dünyada da ahirette de onlara en güzeliyle karşılık verir. Aşağıdaki ayetler bu gerçeği en açık biçimde ifade eder: “Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan (CC) korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. Eğer Allah’a (CC) güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar…”[2][2]

Bütün varlık, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kudret kabzasındadır. İstediği kulundan, ihsan ettiği servet, evlat ve ıyali yahut hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. O adam zenginken fakir olur, yahut evlat acısına boğulur, yahut iç sıkıntısına, ıztırap ve huzursuzluk içine düşer, İşte bu haller “el-Kâbid” isminin hükümleridir. İstediği kuluna da yepyeni bir hayat verir, neş’e verir, rızk bolluğu verir; bu da “el-Bâsit” isminin tecelliyatıdır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri hakimdir, kuluna bazan bast ile bazan de,kabz ile muamele buyurur. Bast ettiğinde de, kabz ettiğinde de 1 hikmeti vardır. Hayat imtihandan ibârettir. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri her kulunu 1 bir çeşit imtihana tabi tutar.

Dua: Ey Allah’ım (CC)! “el-Bâsit” isminle yolları açan, gönülleri ferahlatan sensin. Neşe ve rızık bolluğu verensin.
İlahi (CC)! Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz’e Medine genişliği verensin.
Ey Rabbimiz! Bizi gönlü geniş, müsamahakarlardan eyle! Yüreği intikamla dolu olanlardan eyleme!
İlahi (CC)! “el-Kâbid” isminle daraltan ve genişleten de sensin. Verdiğin serveti, evlad-u iyali almakla imtihan edensin. Bizlere imtihan maksadıyla vereceğin bolluklara, genişliklere şükretmeyi, darlık ve sıkıntılara sabretmeyi nasip eyle! (AMİN)

Kula Gerekenler: Kabz vaktinde elden çıkan nimetlerden dolayı hasb-el beşeriyye müteessir olsa bile, kendini şaşırmamak, (sabr) denilen fazileti bütün bütün kaybedecek derecede yerinmemek, bast vaktinde de şımarıp gurur ve heyecana kapılmamak, (şükr) denilen fazileti unutacak derecede sevinmemek ve bu hallerin hepsinin de Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin takdiri ile Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nden geldiğini ve nice gizli hikmetleri bulunduğunu düşünmek, her iki halde de gönlünü Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin rızasına ve hoşnutluğuna bağlayarak kulluk vazifelerini yerine getirmekten uzaklaşmamaktır. Şu muhakkaktır ki, taşkınlığa ve şaşkınlığa kapılmadan edebi gözeten, ciddi ve ağırbaşlı insanlar, Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin yardımını ve muhabbetini kazanmış olurlar.

İsm-i Şerif’in Faideleri:
“el-Kâbid (cc)”:
İhlasla “Yâ Kâbid” diye bir müslüman bu isme devam etse, zulümden, kötü huydan ve sıkıntıdan kurtulur.
“el-Bâsit (cc)”: İhlasla “Yâ Bâsit” diye bir müslüman bu isme devam etse, rızkı genişler, korku ve sıkıntıdan emin olur, maddi ve manevi nimetlere kavuşur.

TENBİH: “el-Kâbid” İsm-i Şerif’ini tek olarak okumayıp “el-Bâsit” İsm-i Şerif’iyle beraber okumak edebe muvafıktır.


[1] Bakara S. A.245
[2] Teğabün S. A.16-17