İncil(ler)’deki Çelişkiler neyi “Müjde” liyor? / İncil(ler)’deki Çelişkilerden bazıları!

Papalığın ve misyonerlerin, bugün -internet imkanları da hil- her türlü fırsatı değerlendirerek, yegane kurtarıcı‘müj de’ diye kendisine imana çağırdıkları ‘Kutsal Kitap İn cil(ler)’in acaiplik ve çelişkiler yumağı olduğunu belgeleriyle ispatla yınca, kendinizi tutamayacak ve; ‘Bu kitap mı, insanlığa hu zur ve mutluluk getirecekmiş!..’ diyeceksiniz.

İncillerdeki acaiplik ve çelişkilerin; akl-ı selime, tarihi ger çeklere ve gerçek vahye tamamen aykırı olduğu apaçık görülmektedir. Nasıl mı? İşte ispatı:

İncillerdeki Acaipliklerden Bazıları;

{slide=İncillerdeki Acayipliklerden Bazıları Bölüm 1}
Allah Kelamı mı; Beşer Uydurması mı? / Tamam mı; Eksik mi?

Yuhanna, 21/25 : “İsa’nın yaptığı başka çok şeyler daha vardır; eğer birer birer yazılmış olsalar, yazılan kitaplar dün yaya bi le sığmazdı sanırım.”

Bu ifadelerin Allah’a ait olduğunu söylemenin imkanı yoktur. Çünkü Yuhanna’nın sözü olduğu açıkça bellidir. Bu sözden, İncil’in tamamen Yuhanna tarafından kaleme alın dığı anlaşılmıyor mu? Ve bu sözler, İncil’in (İsa’nın gerçek dı şı hayatının) eksik bırakıldığının açık bir tescili değil mi dir? Allah, Hz.İsa(a.s.)’a İncil adında bir kutsal kitap göndermişse (ki şüphesiz göndermiştir) o yüce kitabın aslı ne re dedir?..

Bugünkü mevcut İncillerin İsa(a.s.)’dan sonra kaleme alındığı tarihi bir hakikattir. İnciller, İsa’dan sonra 40-100 yılları arasında yazılmıştır. İsa(a.s.)’ın konuştuğu Aramice dilinde olması gereken İncil mevcut değildir. En eski İncil nüshası Yunanca’dır. İsa(a.s.)’a, konuşmadığı ve anlama dı ğı bir dilde vahy gönderilemeyeceğine göre; demek ki, İn cil’in aslı değiştirilmiş ve kaybolmuştur. İsa(a.s.)’dan sonra ya zılan ve birbirini tutmayan onlarca İncil nüshasından yine birbirleriyle çelişen dört İncil’in (Matta, Markos, Luka, Yuhanna) tercih edilmesi de, tek olan İncil’in mevcudiyetini yitirdiğinin açık delili değil midir?..

Alman ilahiyatçı Hans Kung ‘un tesbitiyle; “Bugünkü İn cil ler, noksanlık ve hatalardan, karışıklık ve gizlemeden, sı nırlama ve yanlışlardan âri(arınmış) değildir.” (Köprü Der gi si, Kasım 1987 sayısı)

lk Mucize; Suyu Şarap Yapmak mı?
Ya da İncil Tanrısının Hesabı Kıt mı?

Yuhanna, 2/6-9,11 : “Yahudilerin tathirat adeti üzere, orada herbiri, iki veya üç metriti alır altı taş küp vardı. / İsa, hiz met çilerine dedi: ‘Küpleri su ile doldurun’. Onları ağızlarına ka dar doldurdular. / Ve hizmetçilere dedi: ‘Şimdi çıkarıp ziyafet re i sine götürün’. Onlar da götürdüler / Ziyafet reisi, şarap olmuş su­yu tattığı zaman, onun nereden olduğunu bilmiyordu…/ Kendi a la metlerinin bu başlangıcını İsa, G alile’nin Kana şehrinde yaptı ve izzetini gösterdi; şakirtleri de ona iman ettiler.”

Peygamberin (İncillere göre; Tanrı İsa’nın) görevi; gü zel ve faydalı olanı ortaya koymak, insanları doğru olana yönlendirmek değil midir? Peki, faydalı olan suyu, sarhoş e dici ve zararlı olan bir şarap haline sokmanın anlamı ne dir? Üstelik bunu kutsal bir alamet(mucize) olarak ortaya koymak!..İsa, bir mu’cize olarak şarabı su haline getirseydi, da ha doğru olmaz mıydı?..

Yukarıdaki cümleler, Tanrı kelamı (veya Tanrı’nın il ha mıyla) ise; İncil Tanrısının hesabının kıt olduğu an la şıl­mıyor mu?..’Herbiri iki veya üç metriti(ölçek)’ ifadesi bir tahmindir. Tahmin doğru çıkmayabilir de. Yani İncil’in Tan rısı, kesin konuşamıyor; demek ki, yanılabilir!..Zan ü ze re konuşan, kesin hükümler ortaya koyamayan bir varlığın ‘tanrı’lığından söz edilebilir mi?

Huzur ve Barışa Kılıç Çeken Ayrılıkçı ve Câni-Sadist Bir Tanrı mı!..

Matta, 10/34 : “Yeryüzüne selamet getirmeye geldim, sanma yın; ben selamet değil, kılıç getirmeye geldim…”

Luka, 12/49,51,53 : “Ben dünyaya ateş atmağa geldim. Şim di den tutuşmuş ise daha ne isterim!..Dünyaya selamet getirme ye mi geldim, sanıyorsunuz? Size derim ki: Hayır; fakat daha doğ ru su, ayrılık getirmeğe geldim!”

Luka, 19/27 : “Lakin üzerlerine kral olmamı istemeyen o düşmanlarımı buraya getirin ve önümde öldürün!”(*)

(*): Tesniye 20/16: “Ancak Allah’ın Rabbin miras olarak sana vermekte ol du ğu bu kavmların şehirlerinden nefes alan kimseyi sağ bırakmayacaksın!..”

İ.Samuel 15/2-3: “Orduların Rabbi şöyle diyor: ‘Amelek’in İsrail’e yaptığı nı, Mısır’dan çıktığı zaman yolda ona karşı nasıl durduğunu arayaca ğım. Şim di git, Amelek’i vur ve onların herşeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme! Ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür!” (Tek sebep; Filistinlilerin, mütecavizlere karşı kendilerini savunmaları…)

Tevrat’taki bu hükümler, Hıristiyanlar için de geçerliliğini sürdürmektedir. İşte İncil’e göre İsa’nın Şeriat’a(Tevrat’a) bakışı:

Matta 5/17-19 : “Sanmayın ki ben, eski Şeriat’ı(Tevrat’ı) yahut peygamberleri yıkmağa geldim; ben yıkmağa değil, fakat tamam etmeğe geldim. / Çünkü doğrusu size derim: ‘Gök ve yer geçip gitmeden, herşey vaki oluncaya kadar, Şeriat’ten en küçük bir harf veya bir nokta bile yok olmayacaktır. / Bundan dolayı bu en küçük emirlerden birini kim bozar ve inananlara öylece öğretirse, göklerin melekûtunda kendisine en küçük deniilecektir ve onları kim yapar ve öğretirse, göklerin melekûtunda kendisine büyük denilecektir.” (‘tamamlama’ nın ‘bozma’ anlamına gelmediği aşikardır…)

Böyle bir dini anlayışla insanlığa huzur ve barış geleceğini iddia etmek, abesle iştigal değil midir?!.

Eğer Pavlus’un şu sözüne dayanarak; “Ne var ki, her iman edenin aklanması için Mesih, Kutsal Yasa’nın(Şeriat’ın) sonudur,” (Rom. 10/4) deniyorsa; bu söz İsa’nın sözünden daha mı üstün sayılıyor?..

Bugünkü Hıristiyanlık inancına göre İsa; ‘Tanrı’nın Oğlu’ ve aynı zamanda ulûhiyet vasfı taşıyan bir ‘tanrı’dır. Bu gün kü İncillerdeki İsa’nın, elinde kılıç ve ateş, yeryüzündeki huzur ve barışın yok olması için görevli ayrılıkçı birisi ol duğu anlaşılıyor. Dahası var; aynı İsa, (bir benzetmeyle an la tım da olsa; dolaylı ve gizli bir tehditle) krallığını kabul et me yen düşmanlarının, gözlerinin önünde öldürülmesinden zevk duyan câni bir sadist görüntüsü vermiyor mu?..

Bütün bunlar; sevgiden, barıştan, hoşgörüden, diyalogdan dem vuran bir dinin tanrısına yakışıyor mu? Ne dersiniz?!.

[” Allah katında tek din (Âl-i İmran S. :19,85) ” olan İslam’ın, hem kelime hem de ıstılahtaki anlamı; ‘huzur, barış ve e senlik’tir. Allah’ın güzel isimlerinden olan ‘ Selam ‘; ‘se la met, ba rış ve esenlik veren’ anlamındadır. Allah’ın ‘ Mü’min ‘ is mi de; ‘ emniyet ve güven veren ‘ demektir.

Ayrılıkçılığa karşı Kur’an’ın şu mesajları ne kadar anlamlıdır!: ” Ve topluca Allah’ın ipine yapışın; ayrılmayın.” (Âl-i İmran S. :103) ; ” Muhakkak mü’minler kardeştirler. Kar deş le ri nizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki, size rahmet edilsin.” (Hucurât S. :10)

Ve Son Peygamber Hz.Muhammed-Mustafa’nın, Taif dö nü şü kendini taşlatıp ayaklarını kanlar içerisinde bırakanlara karşı, -Cebrail’in; ‘Allah, istersen onları helak edecek!..’ tek lifi üzerine- “Hayır, onların helakini istemiyorum! Bel ki onların neslinden İslam’a hizmet edecek bir kavim gelir…Allah’ım; onlara hidayet eyle; onlar bilmiyorlar!” mealindeki, insanlık tarihine e be diyyen ışık tutacak mesajı!../ Nitekim, Allah Resûlünün duası kabul olmuş; daha sonra Taif Halkı topluca İslam’ı se çip hidayet bulmuşlardı…]

İncir Ağacına Lanet! / Üstelik İncir Mevsimi de Değil!
Ve Ağaç ne zaman Kurudu? / Ya da İncil’in Tanrısı Cahil mi?

Matta, 21/18,19 : “Ve İsa, sabahleyin şehre dönerken acıktı. Yol kenarında bir incir ağacı görüp ona geldi; ancak yapraktan başka onda birşey bulamadı ve İsa ona dedi: ‘Artık senden ebedi yen meyve çıkmasın!’ Ve incir ağacı hemen kurudu.”

Markos, 11/12 : “…..çünkü incir mevsimi değildi.”

Markos, 11/20, 21 : “Sabahleyin yanından geçerlerken, in cir ağacını kökünden kurumuş gördüler. / Ve Petrus, hatırlayıp o na dedi: ‘Rabbi, işte lanet ettiğin incir ağacı kurudu!'”

Rab ve Tanrı olan İsa, açlıklar içinde kıvranırken -incir mevsimi olmadığını bile bile/ya da, açlıktan şuurunu kaybetmiş bir halde- sahibinden izinsiz bir şekilde incir ağacına tırmanıyor; ancak nefsine hakim olamayan tanrısal İsa, lanet ediyor ve -lanetin şiddetinden- ağaç kuruyor! Petrus da, yaptığı maharetini Rabbisine hatırlatıyor (Kim bilir; ‘yaptığını beğendin mi?’ demek istemiş de olabilir!..)

Öte yandan, incir ağacının ne zaman kuruduğu da ihtilaflı ve çelişkili. İncir ağacı, hemen mi yoksa daha sonra mı kurudu? Hangisi doğru?..

Evet bir tanrısal zata(İsa’ya), bu yaptıklarını yakıştırabildiniz mi? İsa, nefsine esir olup bir cahillik yaparak(!) -mevsimi gelince cömertçe meyvesini veren, ancak o anda güzelim yeşilliğini sergileyerek bol oksijen ikram eden- bir incir ağacına lanet etmek ve onu kurutmak yerine bir tanrıya yakışır şekilde; ‘Artık senden ebediyyen meyve çıksın / her mevsim meyve ve resin!’ deseydi, daha yakışıklı olmaz mıydı!..Hem ağacın sahibine iyilik yapmış olurdu; hem de çevrecilerin tepkisini çekmiş olmazdı!..

İsa(a.s.), Anasına Nasıl Bu Kadar Saygısız Olabilir?

Luka, 14/26 : “Eğer bir kimse bana gelir ve kendi babasına, anasına, karısına, çocuklarına, kardeşlerine, kızkardeşlerine evet hatta kendi canına buğzetmezse benim şakirdim olamaz.”

Bir mü’min, Allah ve Resulünü herşeyden, hatta canından da çok sevmeli. Ancak bu sevgi, diğer varlıklara (hele ana-babaya) buğzetmeyi/lanet etmeyi/saygısız davranmayı gerektirmemeli.

Yuhanna, 2/1-5 : “Üçüncü gün G alile’nin Kana şehrinde düğün oldu; İsa’nın anası da orada idi. / İsa ile şakirtleri de dü ğüne çağrıldı. / Ve şarap eksilince İsa’nın anası ona dedi: ‘Şa rapları yok’. / İsa ona dedi: ‘Kadın, benden sana ne!? Saatim da ha gelmedi!’ / Anası, hizmetçilere dedi: ‘Size ne derse onu yapın!'”

İsa’nın, bir düğünde sarhoşlar âleminde, anasını bu şekilde azarlaması bir saygısızlık değil midir? Öyle bir azarlıyor ki; anası korkusundan hizmetçilere; ‘Aman ne derse onu yapın; bir dediğini iki etmeyin!..’ diyor.

[Bozulmamış tek ilahi kitap olan Kur’ân-ı Kerim, ba kı nız ana-babaya saygı hususunda ne buyuruyor: “Rabb’in, yal nız kendisine tapmanızı ve anaya-babaya iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara ‘Öff!’ deme, onları a zar la ma! Onlara güzel söz söyle. / Onlara acımadan do la yı, kü çülme kanadını indir – onlara karşı alçak gönüllü ol – ve; ‘Ey Rabb’im! Bunlar, beni küçükken nasıl -acıyıp- ye tiş tir di ler se sen de bunlara -öyle- acı!’de. ” (el-İsrâ, 23-24) Son Pey gam ber-s.a.v.- de; ‘ En çok itaat etmen gereken anandır. / Cen­net anaların ayakları altındadır, ‘ buyurmuşlardır. Za ten yukarıdaki ayette de, Allah’a itaatten hemen sonra ana-ba baya itaat/iyilik etmek zikredilmiyor mu?..]

Sadece şu mesele dahi, bugünkü İncillerin batıl ol du ğu nu ve yegane ilahi kitabın ancak Kur’an-ı Kerim ol du­ğunu or taya koymaya yeterlidir.

Kandırmak İçin İkiyüzlülük Etmelisin…

Pavlus’un Korintoslulara İ. Mektubu, 9/18-23 : “İmdi be nim ücretim nedir? İncil’de olan salahiyetimi ifratla istimal etmemek için, İncil’i vaz’ ederken İncil’i meccanen arzetmektir. / Çün kü herkesten azatken(özgürken), daha çok adam kazanayım diye, kendimi herkese kul ettim. / Ve Yahudileri kazanayım diye Ya hudilere Yahudi gibi davrandım; kendim şeriat(yasa) altında olmadığım halde, şeriat altında olanları kazanayım diye şeriat altında olanlara şeriat altında gibi davrandım. / Allah’a karşı şe ri atı olmayanlardan değil, ancak Mesih’in şeriatı altında olarak, şeriatı olmayanları kazanayım diye şeriatı olmayanlara şeriatı olmayan gibi davrandım. / Zayıfları kazanayım diye zayıflarla za yıf oldum. Her suretle (ne yapıp yapıp) bazılarını kurtarayım diye herkesle herşey oldum. / Ve hepsini İncil için yapıyorum; ta ki onda his sedar olayım.”

İncil’e(Pavlus’a) göre, ‘olduğun gibi görünmek ve gö rün dü ğün gibi olmak’ yerine, insanları kandırmak için iki yüzlü ol man gerekir. İncil uğruna iki yüzlülük(takiye), bir ge rek lilik ve sevaptır. Halbuki ikiyüzlülük, her zaman gü ven siz liğe ve dine bağlamak yerine, dinden daha çok uzaklaştırmaya sebep olur.

Kur’an’ın, ” Emrolunduğun gibi dosdoğru ol! ” (Hûd Sûresi, 112) emrine daima sadık kalan Sevgili Peygamberimiz, hiç bir zaman doğruluktan ayrılmamış; ikiyüzlülük/takiyye yap mamıştır. Bunun içindir ki, müşrikler dahi O’na ‘Mu ham me dü’l-Emin: G üvenilir Muhammed’ demişlerdir.
{/slide}

{slide=İncillerdeki Acayipliklerden Bazıları Bölüm 2}
Bugünkü mevcut İnciller, acâip ve garâip batıllarla dolu olmanın yanısıra birçok çelişkiyi de kendi içinde taşımakta dır. İşte birkaç misal:

İsa, Tanrı mı Değil mi? / Tanrı’yı Gören Olmamışsa İsa Kimdir?

Yuhanna, 1/1,14 : “Kelam, başlangıçta var idi ve Kelam, Allah nezdinde idi ve Kelam Allah idi. / Ve Kelam beden olup ina yet ve hakikatle dolu olarak aramızda sakin oldu; biz de O’nun iz zetini, Baba’nın biricik Oğlunun izzeti olarak gördük.”

Yuhanna, 10/30 : “Ben ve Baba, biriz.”

Markos, 10/18 : “İsa da ona dedi: ‘Niçin bana ‘iyi’ diyorsu nuz? Birden başka kimse iyi değildir; o da Allah’tır.”

Yuhanna’daki ifadelere göre; İsa, Tanrı’nın oğlu, Tan rı’ ya(Baba’ya) denk ve ezelidir. Markos’a göre ise; İsa, kendisi nin ‘iyi’ sıfatıyla nitelenmesini uygun bulmuyor ve ‘İyi, sade ce Allah’tır,’ diyerek Tanrı ile aynı ve denk olmadığını söy lü yor. Bu bir çelişki değil midir?..

Yuhanna, 1/18 : “Hiçbir zaman Allah’ı kimse görememiştir. Babanın(Allah’ın) kucağında olan biricik Oğul(İsa), kendisi onu bildirdi.”

İsa, Baba Tanrı ile aynı(bir) ise ve O’nun gibi ezeli ise, İsa’ yı da kimse görememeliydi. İsa, insanlar tarafından gö rül düğüne göre; o zaman ‘Tanrı ile bir’ değil, aksine ‘Tan rı’ dan farklı bir varlık’ tır.

Markos, 13/32’de : “Fakat o gün yahut o saat hakkında, ne gökteki melekler, ne de Oğul, Baba’dan başka kimse bir şey bilmez” denmektedir.

Eğer İsa ile Baba bir olsaydı, İsa’nın da herşeyi bilmesi ge rekmez miydi?..

İsa’nın kimliği hususundaki ihtilaflar, tarihi İznik Kon sili’nde görüşülmüş, Konsil sonunda İncil’in öğretisine da yanarak İsa Mesih’in Tanrı sıfatına sahip olduğu ortak bir bildiriyle yayınlanmıştır. İ.S.325’te İznik’teki konseyde ha zırlanan ve bugünkü Mesih İnanlıları mezheplerinin he men hemen hepsince kabul edilen‘âmentü’ (inanç bil di risi) şöyledir:

“Herşeye gücü yeten, görülen ve görülmeyen, bütün şeylerin Ya ra tanı olan bir tek Baba Allah’a inanıyoruz / Bir tek Rab İsa Me sih’e inanıyoruz: Allah’ın Oğlu, Baba’dan doğan biricik Oğul, yani Baba’nın öz varlığından oluşan Allah’tan Allah, Nurdan Nur, gerçek Allah’tan gelen gerçek Allah, yaratılmış değil, Ba­ba’ nın özünden çıkmış, Baba’nın aynı öz varlığına sahip olan, kendi aracılığıyla gökteki ve yerdeki her şey yapılmış, biz insanlar için ve kurtuluşumuz için gökten inmiş, insan bedeni almış ve insanlar arasında yaşamış, sıkıntı çekmiş ve üçüncü günde ölümden dirilmiş, göğe yükselmiş, dirilerle ölüleri yargılamaya gelecek olan O’dur; Ve Kutsal Ruh’a da inanıyoruz.” (İznik Konseyinde Ne Old u? Çev.:Yakup Yazman)

Horoz Kaç Kere Ötecek? Gündüz mü Gece mi?

Matta, 26/34 : “İsa ona dedi: ‘Doğrusu sana derim: Bugece ho roz ötmeden önce, sen beni üç kere inkar edeceksin.”

Luka, 22/34 : “İsa dedi: ‘Petrus, sana diyorum: Beni ta nı dığını üç kere sen inkar etmeden, bugün horoz ötmeyecek.”

Yuhanna, 13/38 : “İsa, ona cevap verdi: ‘Benim için canını mı vereceksin? Doğrusu ve doğrusu sana derim: Sen beni üç kere inkar etmedikçe horoz ötmeyecektir.”

Markos, 14/30 : “İsa da ona dedi: ‘Doğrusu sana derim: Bu gün hatta bugece, horoz iki kere ötmeden önce, sen beni üç kere inkar edeceksin.”

Bu nasıl bir horoz ise; galiba vakitsiz(!) ötüyor! Gündüz mü, gece mi öttüğü de belli değil. Bir de kaç defa öttüğü be lirsiz bu horozun…

Matta, Luka ve Yuhanna İncillerine göre; üç inkardan son ra horoz bir defa ötecektir. Markos İncilinde ise, ho ro zun iki defa öteceği belirtilmiştir. Markos:14/68-72 cümlelerinde, ilk inkardan sonra horozun bir kere öttüğü; iki inkar daha yaptıktan sonra bir kere daha öttüğü yazılıdır.

Netice itibarıyla; diğer üç İncilden farklı olarak Markos İn ciline göre;

Horoz, üç kere inkar gerçekleşmeden acele edip vakitsiz ötüyor. Hem de, ötüş sayısı fazla oluyor(iki kez ötüyor.)

İsa’nın Haçını Kim Taşıdı?

Luka, 23/26 : “Onu götürdükleri zaman, kırdan gelmekte o lan Kirineli Simun denilen birini tuttular ve İsa’nın ardından taşımak üzere haçı ona yüklediler.” (Ayrıca bkz.: Matta: 27/32)

Yuhanna, 19/17 : “O vakit İsa’yı aldılar; O, İbranice ‘ G ol gota’ denilen ‘Kafakemiği’ adındaki yere kendi haçını taşıyarak çıktı.”

Evet; İsa’nın haçını kim taşıdı? Kirineli Simun mu yoksa İsa mı? Hangisi doğru? İki farklı şey aynı anda doğru olama ya cağına göre; bu bir çelişkidir ve bugünkü İncillerin tu tarsızlığının, dolayısıyla ilahi kitap olamayacağının / bo zul muş luğunun açık delilidir.

Havariler, Yalnız Yahudilere mi,

Yoksa Bütün Uluslara mı Gidecek?

Matta, 10/5,6 : “İsa, Onikileri şu buyrukla halkın arasına gönderdi: ‘Diğer uluslara ait yerlere gitmeyin. Samiriyelilere ait kent lerin hiçbirine uğramayın. Bunun yerine İsrail Halkının kaybolmuş koyunlarına gidin.'”

Matta, 28/18,19 : “İsa, yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: ‘ G ökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yatiştirin. Onları, Ba ba, Oğul, Kutsal Ruh adıyla vaftiz edin.”

Şimdi Havariler ne yapsın? Sadece İsrail “Halkının kaybolmuş koyunlarına” mı gitsinler; yoksa “bütün uluslara” mı? Sizce burada da açık bir çelişki yok mu?..

***

Böylesine daha nice acaiplik ve çelişkilerle dolu bir ki tabı(İncilleri), insanlığa ‘müjde’ diye takdim etmenin hakiki manada bir anlamı mevcut değildir. Ancak bugünkü Hı ris tiyanlığın, insanlığı kutsal adına sömürecek başka bir mal zemesi/yemi de yoktur.{/slide}

{slide=Çelişkiler Kumkuması ya da Dünyanın En Tutarsız Kitabı Bu gün ki İnciller mi?}
“Amerika’da yaşıyorum. Burada Hıristiyanlar arasında benim de İncil bilgim arttı(!) Merak edip böyle bir çalışmaya girdim. Bu sıralarda, Kuran’da olduğu iddia edilen çelişkilere cevaplar ü ze rinde çalışmaktayım. Benim şimdilik web sayfası açma im kanım olmadığı için sizin gibi değerli kimselere, eğer yardımcı olabi­lirsem, sevinirim. Bilgisayar Mühendisliğini yeni bitirdim.” (02 Aralık 2001)

Sayın Bilir’in, İncillerdeki çelişkilerle ilgili -çok önemli bul duğum- derleme çalışmasının e-postama ulaşan bir bö lü münü, bu husustaki delilleri zenginleştirmek maksadıyla buraya aktarmayı faydalı buldum:

İsa’nın üvey babasının babası kim?

a) Heli (Luka, 3/23 )

b) Yakup (Matta, 1/16)

İsa’nın adı ne idi?

a) İsa (Matta, 1/ 21; Luka, 1/30-31)

b) İmmanuel (Matta, 1/21, 23)

İmmanuel ismi de nereden çıktı? Melek, bir önceki a yet te adını İsa koyacaksın dememiş miydi? İsa hiçbir za­man, annesi tarafından bile bu adla anılmamıştır. Bir tek Matta bun dan bahsetmektedir. Yani, Matta’nın Tevrat’ı okuyup (İşa ya, 7/14) , gelecek peygambere ait bir ayeti, kendine göre yorumlamasıdır.

Matta ve Luka, Hz.İsa’nın şeceresi hakkında çelişkili bilgilerle doludur:

Matta ‘ya göre: Hetsron, Ram ‘ın babasıdır. (1/3)

Luka ‘ya göre: Hetsron, Arni ‘nin babasıdır. (3/33) [Bkz: Ki ta b-ı Mukaddes, Kur’an ve Bilim, s.133-136’daki soy kü tü ğü. Yeni baskı İncil ler de bu soy kütüğü eskisinden farklı ola rak/düzeltilerek verilmeye çalışılmış ve Ram yerine, ay nı manayı çağrıştıran Aram kelimesi yazılmıştır. Bu tür dü zelt me lere sürekli şahit olmaktayız. Bu husus, ileride başka örneklerle de ispatla nacaktır.]

Matta ‘ya göre: Hz.İsa, Davud oğlu Süleyman soyundan gel miştir. (1/6)

Luka ‘ya göre: Hz.İsa, Davud oğlu Natan soyundan gel miş tir. (3/31)

Luka ‘da; Hz.İsa ile Hz.İbrahim arasında elli beş isim var dır ve Ram ‘ın adı geçmez.

Matta ‘da; Hz.İsa ile Hz.İbrahim arasında kırk iki isim var dır ve Arni adı geçmez.

Bu çelişkileri gören ve araştırmasında zikreden Prof.Dr. Maurice Bucaille , haklı olarak şöyle demektedir:

“Şahsen ben, Hz.İsa’nın, cüzzamlıları iyileştirdiğine seve se ve i na nırım; fakat Luka İncili’nin bize söylediği(Luka: 3/23-28) gibi; ilk insanla Hz.İbrahim arasında sadece yirmi ne silin olduğunu söy leyen bir metnin, sahih ve Allah tarafından vahyedilmiş oldu ğu na inanamam.” (Ki ta b-ı Mukaddes, Kur’an ve Bilim, s.128)

İsa nerede doğdu?

a) Yahudiye’nin Beytlehem kasabasında, kendi ev le rin de (Matta, 2/1,11)

b) Yahudiye’nin Beytlehem kasabasında, bir yerde (Lu ka, 2/4, 7)

İsa ne zaman doğdu?

a) Hirodes zamanında (Matta, 2/1)

b) Kirinius’un Suriye valiliği zamanında (Luka, 2/2)

Tarihcilere göre Hirodes, M.Ö. 4, Mart ayında öl müş tür ve nufus sayımı M.S. 6-7 gibi yapılmıştır. Arada 10 yıllık bir za man vardır.

İsa eğer Hirodes zamanında doğmuşsa, o zaman İsa Beyt le hem’e nufus sayımı için,10 yaşlarında iken gelmiş o lu yor. Bu da İsa’nın doğum yerini Celile Nasıra yapar. (Bu du ruma göre; Luka, 2/1-20 yanlış oluyor.)

Eğer Kirinius zamanında doğmuşsa o zaman Hirodes za ma nı ile ilgili anlatılan ayetlerin hiçbiri doğru olmuyor. (Bu duruma göre; Matta 2. Bölüm tamamen yanlış oluyor.)

İsa doğduktan sonra nereye gittiler?

a) Mısır’a kaçtılar ve Hirodes’in ölümüne dek orada kal dı lar. (Matta, 2/13-15)

b) Galile’ye, kendi kentleri olan Nasıra’ya döndüler. Hiç Mısır’a gitmediler. (Luka, 2/39-40)

Eğer Mısır’a hiç gitmedilerse, o zaman Tevrat’ta bah se di len bebekleri öldürme ile ilgili Mesih’e ait olay olmamış oluyor/Tevrat’taki İşaya 49:2, Yeremya 31:15 a yet leri ve Mı sır’ dan geri gelme ayeti de doğrulanmış olmu yor. (Hoşea, 11/1)

Yahya Peygamber, İsa’yı vaftiz etmeden önce tanımış mıdır, tanımamış mıdır?

a) Evet, tanımıştır ve O’nu vaftiz etmek istememiştir. (Mat ta, 3/13-15)

b) Hayır, hiç tanımamıştır. (Matta, 11/2-3; Luka, 7/18-20; Yu han na, 1/29-34)

Eğer Yahya, İsa’yı hemen tanımış ise Matta, 3/13-15; Mat ta, 11/2-3; Yuhanna, 1/33-34, Luka, 7/18-20 olayları hiç olmamıştır.

Eğer Yahya’nın, İsa’yı vaftizden önce tanımadığını ka-bul edersek, Yahya Peygamber, İsa’yı vaftiz ettikten

sonra ta nı mış mıdır?

a) Evet. Vaftiz ettikten sonra tanımıştır. (Yuhanna, 1/29- 34)

b) Hayır hiç tanımamıştır. Sonra öğrencilerini İsa’ya gönderip kim olduğunu sormuştur. (Matta, 11/2-3; Luka, 7/18-20)

Eğer Yahya, İsa’yı aslında hiç tanımadı ise Matta, 3/13-17; Yuhanna, 1/19-42 olayları da hiç olmamış demektir.

Yahya, İsa’yı niçin vaftiz etti?

a) İsa günahlı olduğunu düşündü. (Markos, 10/17-18; Luka, 18/18-19)

b) Baba Tanrı, o sırada İsa’dan hoşnut değildi. Ancak vaf tiz olduktan sonra Baba Tanrı ondan hoşnut olduğunu söyledi. (Matta, 3/15-17; Markos, 1/9-11; Luka, 3/ 21-22)

İsa vaftiz olduktan sonra, Tanrı onu affedip kutsadı mı?

a) Hayır. Daha ondan emin olamadı; ‘vaftiz olur olmaz’, onu Ruh’la birlikte çöle gönderdi ve gerçekten Tanrı’ya mı Şeytan’a mı tapacak diye onu ’40 gün’ sınadı. (Matta, 4/1-11; Mar kos 1:12-13)

b) Evet. Hatta ilk mucizesini, yani suyu şaraba çevirme gibi çok önemli bir mucizesini yaptırmak için ‘vaftizden 3 gün sonra’ onu bir düğüne gönderip, ödüllendirdi. (Yu han na, 2/1-11)

İsa, vaftizinden hemen sonra nerede idi?

a) Çölde. Vaftiz olur olmaz, şeytanla birlikte 40 gün ge çirmek üzere Ruh tarafından çöle götürüldü. (Matta, 4/1-11; Markos, 1/12-13; Luka, 4/1-2)

b) Ertesi gün, ortalarda geziyor, Yahya’nın öğrencileri de ona katılıyor. Bütün gün bereberler. (Yuhanna, 1/ 35-39)

3 gün sonra da bir düğüne gidip, suyu şaraba çeviriyor. (Yuhanna 2: 1-3)

Düğünden sonra da Kefernahum’a gidip orada birkaç gün kalıyorlar. (Yuhanna, 2/12)

Eğer ‘ a ‘ seçeneği doğru ise Yuhanna, 1/35-51; Yuhanna, 2/1-11 hiç olmamış oluyor.

Kime inanalım; İsa nerede idi?

(Aşağıdaki şahitlere göre siz karar verin)

a) Çölde olduğuna, Ruh ve Şeytan şahittir. (Matta 4:1-11, Markos 1: 12-13, Luka 4: 1-2)

b) Başka yerde olduğuna da Yahya, Yahya’nın iki öğrencisi, Simun, Filipus, Natanyel, İsa’nın annesi, düğüne ka tı lanlar, hizmetkârlar, düğünden sonra gittiği tapınakta kız dığı satıcılar… (Yuhanna, 1. ve 2. Bablar)

Eğer ‘ a ‘ seçeneği doğru ise düğüne gittiği ve suyu şaraba çevirdiği hikayesi yalan oluyor. Eğer ‘ b ‘ doğru ise çölde o lanlar yalan oluyor.

İsa’nın çöle gittiğini söyleyen olayı doğru kabul edersek; Şeytan, İsa’yı niçin denedi?

a) Şeytan, Tanrı tarafından gönderildi. İsa’ya, kaçmasın diye Ruh eşlik etti. Böylece yanılıp da İsa kendini Tanrı ilan etmesin diye sınamayı şart koştu. Çünkü Matta, 4/7’de İsa, bir tek Tanrı’nın sınanmayacağını söylemektedir. Tan rı, İsa’ yı deneyerek ona kendisinin de diğer peygamberlerden fark lı olmadığını göstermek istemiştir.

b) Tanrı, İsa’nın ağzından, ‘Tanrın olan Rabbe tap. Yal nız O’na kulluk et’ sözünü işitmek istemiştir. (Matta, 4/10; Lu ka, 4/8)

c) ‘Tanrı Kral’ın sağ yanı boştu ve peygamberler arasında bir kavga vardı. Tanrı, onu kolay bir sınavdan geçirerek sağ yanına oturttu. (Markos, 14/62; İbranilere Mektup, 12/1-7)

Tanrı (ya da Tanrının oğlu ) sınanır mı?

a) Hayır. (Matta, 4/7; Luka, 4/12)

b) Evet. (Matta, 4/1-11; Luka, 4/1-13; İbranilere Mektup, 4/14-15)

İsa’nın sınavı (Matta, 4/1-11; Luka, 4/1-12 ) niye bu kadar kolaydı?

a) Tanrı iltimas geçti. Orada da babası olana torpil var. Zavallı Eyüp’ün sınavı bu kadar kolay olmamıştı. Tanrı ve Şeytan, adamı inim inim inletmişlerdi. Adam herşeyini kaybetti; ailesini, malını mülkünü, sağlığını…Bu zor sınavı geç tiği halde Eyüp yine de Tanrı’nın sağ yanında oturmaya hak kazanamadı.

b) Tanrı, demek ki İsa’ya, Eyüp’e güvendiği kadar gü ven miyor. (Tevrat, Eyüp)

n Şeytan nasıl olur da Tanrı’yı, ya da Tanrı’nın Tanrısal

oğlunu sınava tabi tutmaya cesaret ediyor?

Ve özellikle Tanrı’ya, ya da Tanrısal varlığa;

‘bana tap’ deme cesaretini gös teriyor?

Şeytan, Tanrı’dan daha mı güçlü? Şeytan’ı ya ra tan kim?

Çünkü İsa, sadece normal bir insan, sadece Hz.Adem gibi yaratılışı farklı (Matta 4: 9, Luka 4:7 ) ve kendisinin de normal bir kul olduğunu söylemek için Şeytan’a “‘Tanrın olan Rab’ be tap, yalnız O’na kulluk et’ diye yazılmıştır'” demiştir. (Mat ta, 4/10; Luka, 4/8)

İsa, ilk havarilerini nasıl seçiyor?

a) Celile Gölü ‘nün kıyısında gezerken Petrus (Simun) i le kardeşi Andreya ‘yı gördü. Balıkçı olan bu iki kardeş göle ağ atmaktaydı. İsa onlara, “Ardımdan gelin, sizleri insan tutan ba lıkçılar yapacağım” dedi. Onlar da hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler. Oradan daha ileri giden İsa, başka iki kardeşi, Zebedi’nin oğulları Yakup’la Yuhanna’yı gördü. Babaları Zebedi’yle birlikte kayıkta ağlarını onarıyorlardı. İsa, onları çağırdı. Onlar da hemen kayığı ve babalarını bırakıp İsa’nın ardından gittiler. (Matta 4: 18-22, Markos 1: 16-20)

b) Ginesar Gölü ‘nün kenarında İsa’nın etrafı halkla çev rilmişti ve halka ders veriyordu. İsa, Petrus(Simun)’a ait ka yıklardan birine oturup ders veriyor. Ders bitince Pet rus’a; ‘derine açılın, balık tutun’ diyor. Onlar da bütün gün birşey tutamadıklarını söylüyorlar. Ama İsa, o kadar çok balık tu tuyor ki, şaşırıyorlar. Petrus’un ortakları Yakup ve Yahya da çok balığı görüp şaşırıyor. Ve onlar İsa’yı takip ediyorlar. (Lu ka, 5/1-11)

c) Yahya’nın iki öğrencisi, Yahya’nın onun hakkında söy le diklerini işitip İsa’nın peşine takılıyorlar. Bunlardan biri Simun(Petrus)’un kardeşi Andreya idi. Sonra Andreya, Pet rus’u İsa’ya götürüyor. İsa Petrus’a‘Kefas’ adını veriyor. (Yu han na, 1/35-50)

İsa, çok meşhur vaazını nerede verdi?

a) Dağa çıkıp verdi. (Matta, 5/1)

b) Düzlük bir yerde verdi. (Luka, 6/17-49)

İsa, yaptığı mucizelerin bilinmesini istiyor mu?

a) Hayır. (Matta, 8/4; Matta, 9/30; Markos, 1/44; Markos, 3/12; Mar kos, 5/43; Luka, 5/14)

b) Evet. (Markos, 5/19; Luka, 8/38-39)

Yüzbaşı, İsa’ya, uşağını iyileştirmesi için kendisi mi, birileri aracılığı ile mi rica ediyor?

a) Kendisi, bizzat rica ediyor. (Matta, 8/5-6)

b) Yahudilerin bazı ihtiyarlarını gönderiyor. (Luka, 7/3)

İsa, Petrus’un kaynanasını nasıl iyileştirdi?

a) Kadının elini tuttu. (Matta, 8/15)

b) İsa, ateşi/ısıtmayı azarladı. (Luka, 4/39)

İsa’yı kaç cinli adam karşılıyor?

a) İki. (Matta, 8/28)

b) Bir. (Markos, 5/2; Luka, 8/27)

İsa’nın havarilerine kim katılıyor?Matta mı, Alfeus’un oğlu Levi mi?

(Alfeus’un oğlu Yakup değil miydi? / Luka, 6/13-16)

a) Matta. (Matta, 9/9)

b) Levi. (Markos, 2/14; Luka, 5/ 27)

Havra yöneticisi, İsa ile karşılaştığında, adamın kızı ölmüş müydü; yoksa can mı çekişiyordu?

a) Ölmüştü. (Matta, 9/18)

b) Henüz ölmemişti. (Markos, 5/22-23; Luka, 8/42)

İsa’nın 12 havarisi kimlerdir?

(Alfay oğlu vergi görevlisi Levi’ye ne oldu? Taddeus mu, Yahuda mı?)

a) 1-Petrus(Simun), 2-(Petrus’un kardeşi) Andreas, 3-Ya kup ve 4-Yuhanna, 5-Filipus, 6-Bartolemeus, 7-Tomas, 8-(ver gi görevlisi) Matta, 9-(Alfeus’un oğlu)Yakup ve 10-Tad deus, 11-Yurtsever Simun ve 12-İsa’yı sonradan ele veren Ya huda İskariyot. (Matta, 10/2-4)

b) 1-Petrus(Simun), 2-(Petrus’un kardeşi) Andreas, 3-Ya kup, 4-Yuhanna, 5-Filipus, 6-Bartolemeus, 7-Tomas, 8-Mat ta, 9-(Alfay oğlu)Yakup, 10-(Yakup oğlu) Yahuda, 11-Si mun ve 12-Sonradan İsa’yı ele veren Yahuda İskariyot. (Lu ka, 6/13-16)

c) 1-Petrus(Simun), 2-Andreas, 3-Yakup ve 4-Yuhanna, 5-Fi lipus, 6-Bartolemeus, 7-Tomas, 8-Matta, 9-Alfay oğlu Ya kup, 10-Taddeus, 11-Yurtsever Simun ve 12-İsa’yı ele veren Ya huda İskariyot. (Markos, 3/19)

Havari Petrus, kimlere öğretecektir?

a) Sadece Yahudilere. İsa, Samiriyelilerin olduğu hiçbir kente uğramamalarını emrediyor. (Matta, 10/5-6)

b) Bütün uluslara. (Elçilerin İşleri, 15/7)

İsa, kimin önünde insanlar hakkında şahitlik edecek?

a) Tanrı Babanın önünde. (Matta, 10/32-33)

b) Tanrının melekleri önünde. (Luka, 12/8-9)

İsa, dünyaya barış için mi geldi, savaş için mi?

a) Savaş için. (Matta, 10/34)

b) Barış için. (Elçilerin İşleri, 10/36)

Yahya, İsa’nın Mesih olduğunu biliyor mu?

a) Bilmiyor. (Matta, 11/2-3; Luka, 7/18-20)

b) Biliyor. (Matta, 3/13-15; Yuhanna, 1/29-34)

Yahya, yemek yer miydi?

a) Yemezdi: “Çünkü Yahya, yemeyerek ve içmeyerek geldi; on da cin var diyorlar.”( Matta, 11/18)

b) Yerdi: “…çekirge ve yaban balı yerdi.” (Markos, 1/6)

İncil’e göre alkollü içki içmek normal mi?

a) Evet. (Matta, 11/18- 19; Luka, 7/ 33-34)

b) Hayır. (Luka, 1/15)

İsa’nın öğrencileri, kayıkla nereye gidiyorlar?

a) Beytsayda’ya. (Markos, 6/45)

b) Cenesaret’e. (Markos, 6/53)

c) Kefernahum’a. (Yuhanna, 6/17)

İsa, su üzerinde ne zaman yürüdü? İsa ve öğrencileri, gidecekleri yere ne zaman vardılar?

a) Sabaha karşı. (Matta, 14/25; Markos, 6/47-48)

b) Ortalık kararınca. (Yuhanna, 6/17-21)

İsa neden, yemek yemeden önce öğrencilerinin ellerini yıkamasını istemiyor? (Matta, 15/1-20)

a) Çünkü, pislik dışta değil, içte olur. (Bir insanın dışı istediği kadar pis olabilir…)

b) İsa, illa Yahudilerin yaptığını yapmayacak; Yahudiler doğruyu da yapsa.

c) İsa, -o zaman mikroplar keşfedilmedigi için- mikrop ne dir bilmiyordu. O yüzden, el yıkamanın yararını bilmi yo r du.

İsa’ya yalvaran kadın nereli?

a) Kenanlı. (Matta, 15/22)

b) Suriye-Fenike’li. (Markos, 7/26)

İsa, kadına niçin yardım etmek istemedi ve neden da ha sonra yardım etti?

a) İsa, sadece Yahudilere yardım için geldiğini söylüyor.. / İsa’nın dini sadece Yahudiler için, baska milletler için de ğil. (Matta, 15/24)

b) İsa, kadına Yahudi olmadığı için bir ‘köpek’ kadar de ğeri olduğunu hatırlatıyor ve kadın bunu kabul edip ken di yerini bilince, ona yardım etmeye razı oluyor. (Matta, 15/26-28)

İsa, 4 bin kişiyi doyurduktan sonra nereye giti?

a) Magadan sınırlarına. (Matta, 15/39)

b) Dalmanuta taraflarına. (Markos, 8/10)

Petrus’un söylediklerine inanalım mı, inanmayalım mı?

a) İnanalım. (Matta, 16/17-19)

b) İnanmayalım. (Matta, 16/23; Markos, 8/33)

İsa, ölüp dirileceğini bildirdikten kaç gün sonra Musa ve İlyas ile buluşmaya gidiyor?

a) 6 gün sonra. (Matta, 17/1; Markos, 9/2)

b) 8 gün sonra. (Luka, 9/28)

İsa’nın yanına gelip kendisinden bir şey dileyen kimdir?

a) Zebedi oğullarının annesi. (Matta 20: 20)

b) Zebedi’nin oğulları Yakup ve Yuhanna. (Markos, 10/35)

İsa, kaç tane kör adamı iyileştiriyor?

a) İki. (Matta, 20/30-34)

b) Bir. (Markos, 10/46; Luka, 18/35)

İsa, bu kör adamları iyileştirmeden önce Eriha’ya giri yor muydu; ayrılıyor muydu?

a) Ayrılıyordu. (Matta, 20/29-34; Markos, 10/46-52)

b) Daha yeni yaklaşıyorlardı. (Luka, 18/35-43)

İsa, kaç eşşekle Kudüs’e girdi

a) Bir eşşek ve bir sıpa. (Matta, 21/1-2)

b) Bir sıpa. (Markos, 11/1-2; Luka, 19/30; Yuhanna, 12/14-15)

Bu hatanın, Tevrat’da bahsedilen Zekarya 9:9 ayetinin Mat ta tarafından yanlış çevrilmesinden dolayı olduğu savunulmaktadır. Matta ‘ hatta ‘ kelimesini ‘ ve ‘ kelimesi zannetmiştir.

Adamın biri, kaç köleye(hizmetçiye) para vermiş?

a) 3 köleye. (Matta, 25/15-18)

b) 10 köleye. (Luka, 19/13)

Hizmetçilerin hepsine kaç para vermiş ?

a) Birine 5, birine 2, birine 1 talant vermiş. (Matta, 25/15)

b) 10 köle için toplam 10 mina. (Luka, 19/13)

Yahuda’ya, ihaneti karşılığında kaç para ödenmiş?

a) 30 gümüş. (Matta, 26/14-15)

b) O zamanki para birimi Gümüş müydü, Dinar mı? (Mat ta, 22/19; Markos, 12/15; Luka, 20/23-24)

Yukarıdaki para biriminin gümüş olarak değiştiril me si nin nedeni de, yine Eski Ahit’te bahsedilen alametlerin ger çekleşmesi içindir; yani kitabına(Eski Ahit’e) uydurmak i çin. (Zekarya, 11/12-13)

İsa, son akşam yemeğini ne zaman yedi?

a) Fisih Bayramının ilk günü. (Matta, 26/17)

b) Fisih Bayramından önce. (Yuhanna, 13/1-2)

n İsa, Yahuda’nın kendisine ihanet edeceğini ne zaman bildiriyor?

a) Fisih Bayramının ilk günü. (Matta, 26/17, 21)

b) Fisih Bayramından önce. (Yuhanna, 13/1)

İsa’nın son yemeği Fisih Yemeği mi, değil mi?

a) Fisih Yemeği. (Matta, 26/17)

b) Değil; normal bir akşam yemeği. (Yuhanna, 13/1)

İsa ne zaman tutuklanıyor?

a) Fisih yemeğini yedikten sonra, yani bayramın ilk gü nü. (Matta, 26/17)

b) Fisih yemeğinden önce, yani bayram arefesinde. (Yu han na, 13/1)

Yahuda, İsa’yı ele vermek için ne yapıyor?

a) Önceden sözleştikleri gibi İsa’yı öpüyor. Böylece o nun İsa olduğunu anlıyorlar. (Matta, 26/48-49)

b) Yahuda, silahlı insanlarla birlikte geliyor. İsa, onları gö rünce kimi aradıklarını soruyor ve aradıklarının kendisi olduğunu söylüyor. (Yuhanna, 18/3-9)

İsa, kendini ele verecek Yahuda’yı nasıl bildirdi?

a) “Elini benimle birlikte sahana batırandır,” dedi. (Mat ta, 26/23)

b) “Lokmayı yemeğe banıp kime verirsem odur,” diye cevap ver di. Sonra lokmayı banıp Simun İskariyot’un oğlu Yahu da’ ya verdi. (Yuhanna, 13/26)

İsa tutuklanınca nereye götürüldü?

a) Başkâhin Kayafa’ya. (Matta, 26/57)

b) Önce Kayafa’nın kayınbabası Hanna’ya götürdüler. Son ra Ka yafa’ya. (Yuhanna, 18/13,24)

Din bilginleri ile ihtiyarlar ne zaman toplandı?

a) İsa, Kayafa’nın yanına götürülmeden önce. (Matta, 26/57)

b) İsa, Kayafa’nın yanına götürüldükten sonra. (Markos, 14/53)

c) Kayafa’nın yanına götürüldüğünün ertesi günü. (Luka, 22/54,66)

Başkahinlerin soruşturma ve ölüm cezası verme yetkileri var mı?

a) Evet. (Matta, 26/59, 66; Markos, 14/64)

b) Hayır. (Yuhanna, 18/31)

Pilatus bile, onların kendilerinin yargılayabileceğini söy lü yor ama onlar kabul etmek istemiyorlar. Çünkü onların kanununa göre, İsa’yı taşlayarak öldürmeleri gerekir. Ve o zaman Mesih’in Haç’ta can vereceğini söyleyen Eski Ahit ayeti (Mezmurlar, 22/14-16) doğru olmazdı. Onlar bu ayeti ger çekleştirmek istediler. (Yuhanna, 18/32)

İsa, ne zaman çarmıha geriliyor?

a) Fisih Bayramının ikinci günü. (Matta, 26/17; Matta 27/1)

b) Fisih Bayramının ilk günü. (Yuhanna, 18/28; Yuhanna, 13/1)

c) Fisih Bayramı öncesi/arefesi. (Yuhanna, 19/14)

İsa saat kaçta çarmıha geriliyor?

a) Üçüncü saat. (Markos, 15/25)

b) Saat 6 sularında. (Yuhanna, 19/14)

İsa’yı ele veren Yahuda’nın ölümü nasıl olmuştur?

a) Kendini asarak, intihar etmiştir. (Matta, 27/5)

b) Vucudu kendiliğinden patlamış, içi dışına çıkmıştır. (El çilerin İşleri, 1/18,19)

Yahuda parayı alınca ne yaptı?

a) Paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı; gi dip kendini astı. (Matta, 27/5)

b) Bir tarla satın aldı. (Elçilerin İşleri, 1/18)

Tarlayı kim satın aldı?

a) Başkahinler. (Matta, 27/6-7)

b) Yahuda. (Elçilerin İşleri, 1/18)

Eğer ‘ b ‘ seçeneği doğru ise, gelecek Mesih’i bildiren Ze karya, 11/13 ayeti doğrulanmamış oluyor.

Tarla’nın adı neden ‘Kan Tarlası ‘ olmuş?

a) Çünkü kan bedeli bir parayla satın alındı. (Matta, 27/6-8)

b) Çünkü Yahuda’nın bedeni onun üzerinde yarıldı. (El çi lerin İşleri, 1/18-19)

İsa, mahkemesi sırasında hiç konuştu mu?

a) Hayır. (Matta, 27/11-14)

b) Bülbül kesildi. (Yuhanna, 18/19-23, 33-37)

Matta öyle dedi ki; gelecek Mesih hakkındaki İşaya, 53/7 ayeti doğru olsun. Bu ayet, bütün suçlamalar karşısında o nun sessiz kalacağını söylüyor. / Eğer ‘ b ‘ seçeneği doğru i se; İşaya, 53/7 gerçekleşmemiş oluyor.

İsa’ya kaftanı kim giydirdi?

a) Pilatus’un askerleri. (Matta, 27/26-28)

b) Hirodes ve askerleri. (Luka, 23/7,11)

Kaftan ne renkti?

a) Kırmızı. (Matta, 27/28)

b) Erguvanî/mor. (Yuhanna, 19/2)

İsa’nın çarmıhını kim taşıdı?

a) Simun adında Kireneli bir adam. (Matta, 27/32)

b) İsa’nın kendisi. (Yuhanna, 19/17,18)

Matta; Mezmurlar, 109/24-25 ayeti doğrulansın diye böy le diyor. Çünkü ayete göre, oruç tutmaktan Mesih öyle za yıf düşmüştü ki, askerler kafasını salladılar. O zaman Matta’ya göre tek çözüm, ‘haç’ı baskasına taşıtmak. Böylece bu ayet de doğrulansın. Ama İsa, oruç tutmamıştı. (Matta, 9/15, 11/18-19; Markos, 2/20; Luka, 5/35)

Eğer ‘ a ‘ seçeneği doğru ise, İsa’nın oruç tutmadığını söy leyen ayetler yalan oluyor; eğer ‘ b ‘ seçeneği doğru ise Mez murlar, 109/24-25 gerçekleşmemiş oluyor.

İsa’nın yanında çarmıha gerilen suçlulardan kim İsa’ya küfretti?

a) İkisi de küfretti. (Matta, 27/38, 44)

b) Sadece biri. (Luka, 23/39-43)

Eğer Matta doğruyu söylüyorsa; o zaman, suçlunun biri nin İsa’yı Rab diye adlandırması, konuşmaları falan da ya lan oluyor.

İsa ölürken, annesi çarmıhın yanında mıydı?

a) Hayır. O’nu seven herkes uzaktan izliyordu. (Matta, 27/55-56; Markos, 15/40-41; Luka, 23/49)

Çünkü ‘Kutsal Yazı’ öyle diyor. (Mezmurlar, 22/16) Sadece düş manların İsa’nın etrafını çevreleyeceğini ve sevdiği in san la rın ise uzaktan izleyeceğini söylüyor. (Mezmurlar, 38/11)

b) Evet. Annesi, İsa’ya sadık kadınlar ve öğrencileri, hep son ana kadar yanında idi. (Yuhanna, 19/25-27)

Eğer ‘ b ‘ seçeneği doğru ise; Mezmurlar, 22/16 ve Mez murlar, 38/11 gerçekleşmemiş oluyor.

İsa, ölürken ne dedi?

a) “Eli, Eli; lema sevaktani?” yani; “Tanrım, Tanrım, beni ni çin terk ettin?” diye bağırdı. (Matta, 27/46)

b) “Baba; ruhumu senin ellerine bırakıyorum.” (Luka, 23/46)

c) “Tamamlandı.” (Yuhanna, 19/30)

Matta; Mezmurlar, 22/1 ayeti doğrulansın diye ‘ a ‘ seçe ne ğindeki sözleri kullanmış. Eğer ‘ b ‘ ya da ‘ c ‘ seçenekle rin den birini seçersek, Mesih belirtisi olan bu ayet doğrulanmamış olacak.

İsa’nın öldüğünü gören yüzbaşı ne dedi?

a) “Bu, gerçekten Tanrı’nın Oğluydu!” (Matta, 27/54)

b) G erçekten bu, salih bir adamdı.” (Luka, 23/47)

İsa’nın elleri ve ayakları gerçekten çivilendi mi?

a) Evet. (Yuhanna, 20/25)

b) Hayır. Çünkü İbranice yine yanlış çevrilmiştir. Mez murlar, 22/16,17 ayetleri, çivilenmekten hiç söz etmemektedir. ‘Bir aslan gibi’ kelimesini ‘delinecek’ kelimesi olarak yanlış çevirmişlerdir..

{ “Hikifunî ca’ari yaday veraglay” ; “beni kuşattılar, bağ la dı lar(hikifuni) / bir arslan gibi(ca-like ari-lion) / el­leri mi(ya day) ve a yaklarımı(ve-and raglay-my feet) demektir.” Hı risti yan lar, bu nu “ellerimi ve ayaklarımı deldiler” şeklinde çe virmiş ler dir. Tev rat’ta ya da herhangi bir kitapta hiçbir zaman ca’ari ve hikifuny kelimeleri “delmek” anlamında kullanılma mış tır.}

İsa, hangi gün öldü ve mezara kondu?

a) Cuma günü, dokuzuncu saate doğru, Sept(cumartesi) gününün arefesinde. (Matta, 27/46,62,63; Markos, 15/42-43; Lu ka, 23/54; Yuhanna, 19/42)

Çok ilginçtir ki; bir tek İsa’nın hangi gün öldüğü ve dirildiği konusunda 4 İncil de hemfikirdir. Bu çok nadir gö­rülen bir durumdur. Ve hepsi de, İsa’nın Sept günü are fe sinde öldüğünü ve Sept günü ertesi de, yani pazar günü di rildiğini söylemektedirler. (Markos, 16/1-9)

Bu hesaba göre; İsa, mezarda sadece 2 gece 1 gün kal mıştır. Halbuki, hayatta iken, 3 gün sonra kıyam ederim de miş ti. (Matta, 27/63; 16/21)

İsa, mezarda kaç gün kalmıştır?

a) 2 gece, 1 gün. (Matta, 27/46,62,63; Matta, 28/1; Markos, 15/42-43; Markos, 16/1-2; Luka, 23/54; Luka, 24/1; Yuhanna, 19/42; Yuhanna, 20/1)

b) İsa’nın önceden dediğine göre; 3 gece 3 gün kalması gerekir. (Matta, 16/21; Matta, 17/22-23; Markos, 8/31; Luka, 9/22)

Bu 3 gün 3 gece lafı da, ‘Hoşea, 6/2’ ayetinden esinle ne rek ortaya çıkmıştır. Ama ‘a’ seçeneği bütün İncillerde doğru kabul edildiğine göre gelecek Mesih’e ait bu ayet de doğrulanmamış oluyor.

Ve İsa, geleceği bilemediği için sahte peygamber olmuş oluyor…

İsa’nın mezarına kim geldi?

a) Mecdelli Meryem ile öbür Meryem. (Matta, 28/1)

b) Mecdelli Meryem. (Yuhanna, 20/1)

c) Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salo me. (Markos, 16/1)

Kadınlar, İsa’nın mezarına gittiklerinde mezarda kimi buldular?

a) Nöbetçileri. Sonra bir melek gelip kapıyı onlara açtı. (Matta, 28/2-4)

b) Genç bir adam. (Markos 16:5)

c) İki adam. (Luka, 24/4)

d) Önce kimseyi görmediler; daha sonra Meryem, me za rın içinde iki melek gördü. (Yuhanna, 20/1-12)

Melekler, kadınlara ya da giden kimselere ne dedi?

a) İsa’nın dirildiğini, Celile’ye doğru yola çıktığını, gidip öğ rencilerine haber vermelerini söylediler. (Matta, 28/5-7; Mar kos, 16/6-7)

b) İsa’nın Celile’de onlara, gunahlı insanların eline veri leceğini, çarmıha gerileceğini ve üçüncü gün ise dirileceğini anlattığını hatırlattı. (Luka, 24/6,7)

c) ‘Kadın, niçin ağlıyorsun?’ diye sordular. (Yuhanna, 20/13)

Melekleri ya da meleği gören kimseler ne yaptı?

a) Korkuyla kaçtılar ve İsa’ya rastladılar. (Matta, 28/8,9)

b) Onbinlere ve bütün başkalarına olayı söylediler. (Luka, 24/9)

c) Meryem, İsa ile karşılaşır ve konuşurlar. (Yuhanna, 20/14,15)

d) Bu kimseler, kaçtılar ve kimseye birşey demediler. Çün kü korkuyorlardı. (Markos, 16/8)

Kadınlar, mezarda olanları başkalarına anlattı mı?

a) Evet. (Matta, 28/8,9; Luka, 24/9, 22-24)

b) Hayır. (Markos, 16/8)

Meryem, İsa’yı ilk ne zaman gördü?

a) İsa’nın öğrencilerini bulmadan önce. (Matta, 28/8,9,10)

b) İsa’nın öğrencilerine haber verip onlar ile mezarı a raştırdıktan ve öğrenciler evlerine döndükten sonra. (Yuhan na, 20/1-14)

İsa, dirildikten sonra dokunulabilir mi?

a) Evet. (Matta, 28/9; Luka, 24/39; Yuhanna, 20/27)

b) Hayır. (Yuhanna, 20/17)

İsa ilk kime göründü?

a) Mecdelli Meryem ile öbür Meryem’e. (Matta, 28/1)

b) Mecdelli Meryem’e. (Markos, 16/9)

c) Öğrencilerden ikisine. (Luka, 24/13-15)

d) Kifas’a, sonra 12 havariye. (Pavlus’un Korintoslulara Birinci Mektubu, 15/5) / 12 havariden birisi olan Yahuda ölmüştü. Sadece 11 ha va ri kalmıştı. Pavlus, unutmuş olsa gerek…)

İsa, kadınlardan sonra kime gözüktü?

a) 11 havariye. (Matta, 28/16)

b) Öğrencilerinden ikisine, sonra 11 havariye. (Markos, 16/12,14)

c) 10 havariye, sonra Tomas’la birlikte hepsine. (Yuhanna, 20/19, 24, 26-29)

İsa öğrencilerine nerede gözüktü?

a) Celile’deki bir dağda. (Matta, 28/16-17)

b) Aynı gün iki öğrenciye kırda yürürlerken. 11 havariye de sofrada iken. (Markos, 16/12,14)

c) Aynı gün öğrencilerden ikisi; Kudüs’ten altmış ok a tı mı uzaklıkta bulunan ve Emmaus denilen bir köye giderlerken, akşam bastırdığında. Aynı gece 11 havariye de, Ku düs’te diğer öğrencilerle birlikte iken. (Luka, 24/13,28-29,33)

d) Aynı gün akşam olduğunda, bulundukları kapalı bir o da da, birden aralarında belirdi. (Yuhanna, 20/19)

(Haritaya bakarsanız, Celile/Galile ve Kudüs/Jerusalem ara sın da büyük mesafe var.)

(İsa, öğrencilerine, Galile’ye gitmelerini söylemişti: Mat ta, 28/5-7; Markos, 16/6-7 )

11 havari, İsa’yı gördüklerini söyleyen iki öğrenciye inandı mı?

a) Hayır. (Markos, 16/13)

b) Evet; zaten biliyorlardı. (Luka, 24/34)

İsa’nın öğrencileri, İsa’yı görünce ne yaptı?

a) İsa’yı görür görmez, 11 havari O’na tapındı; bazıları şüphe duydu. (Matta, 28/17)

b) Havariler, İsa’nın dirildiğine inanmadılar; İsa, onları i mansızlıklarından dolayı azarladı. ‘Gidin müjdeyi herkese duyurun,’ dedi. (Markos, 16/14-15)

c) Havariler, İsa’yı görünce hayalet gördüklerini sa n dı lar; İsa onları azarladı; sonra sevindiler. İsa’ya, kı zarmış ba lık verdiler. O da balığı önlerinde yedi. (Luka, 24/36-43)

d) İsa’yı görünce sevindiler. Kimse kuşku falan duymadı. İsa kimseyi azarlamadı. (Yuhanna, 21/15-20)

İsa, tekrar dirildikten sonra dünyada kaç gün kaldı?

a) Hiç kalmadı. Herşey pazar günü olup bitti. Ve o gece İsa, öğrencileri ile konuşur konuşmaz, onların gözü ö nün de göğe yükseldi. (Markos, 16/14-19)

b) Sekiz günden fazla. (Yuhanna, 20/26; 21/1-22)

c) 40 günden fazla. (Elçilerin İşleri, 1/3)

İsa, nerede göğe alındı?

a) Göğe alınmaktan bahsedilmiyor. Matta’nın Kitabı, Ga lile’deki Dağ’da son buluyor. (Matta, 28/16-20)

b) Kudüs’te(Jerusalem) veya yakınlarda bir yerde. (Markos, 16/19)

c) Beytanya’nın yakınlarında. (Luka, 24/50-51)

d) Zeytin Dağı’nda. (Elçilerin İşleri, 1/9-12)

İsa, iman edenlerle iman etmeyenlerin nasıl ayırt edileceğini söylüyor?

İman edenlerle birlikte görülecek belirtiler şunlardır: Benim adımla cinleri kovacaklar; yeni diller konuşacaklar; yılanları elleriyle tutacaklar; öldürücü bir zehir içseler bile bundan zarar görmeyecekler; ellerini hastaların üzerine ko yacaklar ve hastalar iyileşecek. (Markos, 16/17-18) (Var mı cesaret eden!?.)

Tanrı, İsa’dan üstün mü, eşit mi?

a) Tanrı üstün. (Yuhanna, 14/28)

b) Tanrı ve İsa eşit. (Yuhanna, 10/30 )

İsa’nın sözüne güvenilir mi, güvenilmez mi?

a) Evet; O’nun sözü yeterlidir. (Yuhanna, 8/14)

b) Hayır; O’nun sözüne güvenilmez. (Yuhanna, 5/31)

İsa, kendisi için şehadet etti mi?

a) Hayır, etmedi: “Eğer kendim için ben tanıklık edersem, ta nık lığım geçerli olmaz. / Ama benim için tanıklık eden başka biri var dır. O’nun benim için ettiği tanıklığın geçerli olduğunu bili rim.” (Yuhanna: 5/31, 32)

b) Evet, etti: “Ferisiler, ‘Sen kendin için tanıklık ediyorsun, ta nık lığın geçerli değil,’ dediler./ İsa, onlara şu karşılığı verdi: ‘Ken dim için tanıklık etsem bile tanıklığım geçerlidir. Çünkü nereden gel diğimi ve nereye gideceğimi biliyorum. Oysa siz nereden gel di ği mi, nereye gideceğimi bilmiyorsunuz.’” (Yuhanna: 8/13, 14)

Kanunlara uymalı mıyız?

a) Evet, insanların koyduğu kanunlara uymalıyız. (İ. Petrus, 2/13,14)

b) Hayır, sadece Tanrı’nın koydugu kurallara uymalıyız. (El çilerin İşleri, 5/27-29)

İsa, kimseyi vaftiz etti mi?

a) Evet. (Yuhanna, 3/22)

b) Hayır. (Yuhanna, 4/1,2)

Paul, Tanrı’yla konuşunca adamları ne görmüş, ne duymuş?

a) Ses duydular ama kimseyi görmediler. (Elçilerin İşleri, 9/7)

b) Hiçbirşey duymadılar, ama ışık/nur gördüler. (Elçilerin İşleri, 22/9)

Markos, 14/56 ve devamında belirtildiği üzere; tanıklıkları birbirini tutmadığı için, Yüksek Kurul ve Baş Kahin tanıklara inanmıyor. Peki, yukarıdaki tanıkların ifadesi birbirini tutuyor mu?..

Tanrı, insanları yanıltır mı?

a) Hayır. (Yakub, 1/13-14)

b) Evet. (2. Selaniklilere, 2/11)

İncil’de Pavlus şöyle diyor: “Çünkü Tanrı, karışıklık değil; esen lik Tanrısıdır.” (1. Korintoslulara, 14/33-34)

Yukarıda hiç karışıklık görmediniz mi?..

***

Hıristiyanlığın inançlarının bu derece özünden kopa rak şekillenmesinde; hayatında İsa(a.s.)’yı hiç görmemiş o lan ve önceleri azılı bir Hıristiyanlık düşmanı iken (Resullerin İşleri: 8/3; 9/1-2) geçirdiği ruhi bir buhran sonunda İsa’nın ken di ne Şam yolu üzerinde (rüya ve keşif şeklinde) görün dü ğü nü ve kendisini havarileri arasına katarak görev len dir di ği ni (Resullerin İşleri: 9/3-6) iddia eden Yahudi asıllı Pav lus ‘ un çok ö nemli fonksiyonu bilinmektedir.

Şeriat ve sünnet olmak; önemli mi, önemsiz mi?

a) Önemsizdir

Pavlus, özellikle ‘şeriat’a ve ‘sünnet’e karşı çıkmasıyla ün lenmiştir. Bu hususlarda Pavlus, şunları söylüyor:

“Sen ki, kitap ve sünnetlilikle Şeriat’ı tecavüz ediyorsun; tabiat tan olan sünnetsizlik, şeriatı yerine getirerek sana hük metmeyecek mi dir? Zira zahiren Yahudi olan, Yahudi değildir; ne de, zahiren be dende olan sünnetlilik, sünnetliliktir. Fakat içten Yahudi olan, Yahudidir ve harfte değil, ruhta yüreğin sünnetliliği sünnetliliktir…” (Pavlus’un Romalılara Mektubu: 2/27-29)

“Fakat şimdi, Şeriat ve peygamberler tarafından şehadet edile rek Allah’ın salahı, yani İsa Mesih’e iman vasıtasıyla bütün iman edenlere olan Allah’ın salahı, Şeriat olmayarak zahir olmuştur. Çün kü hiç fark yoktur, zira hepsi günah işlediler ve Allah’ın iz ze tinden mahrum kaldılar. İsa Mesih’te olan fidye vasıtasıyla, O’ nun inayetiyle bedelsiz salih sayılırlar.” (Pavlus’un Romalılara Mek tubu: 3/21-24)

“…şimdiki zamanda adaletinin izharı için, O’nun kanında i man vasıtası ile kefaret olarak Allah O’nu arzetti; ta ki, Kendisi â dil olsun ve İsa’ya iman edeni salih saysın…sünnetsizliği de i man vasıtası ile salih sayacaktır.” (Pavlus’un Romalılara Mektubu: 3/26-30)

“…İmdi ne diyelim? Şeriat, günah mıdır? Hâşâ! Fakat, Şeriat va sıta olmasaydı, günahı bilmemiş olurdum;…çünkü Şeriat yok iken günah ölüdür. Ve bir zamanlar Şeriat yok iken ben diri idim; fakat, emir gelince günah dirildi ve ben öldüm…” (Pavlus’un Roma lı lara Mektubu: 6/7-9)

İncil’deki bu ifadelere bakılırsa; Pavlus ‘a göre, Şeriat ol ma saydı, günah olmayacaktı. Günahları Şeriat belirlemiş ve Şeriat’ın ortaya çıkardığı günahlar, insanı öldürmüştür. İnsanın -manevi olarak- yeniden dirilişi için, dinin emir ve yasaklarına(Şeriat’a) uymaktan ziyade, İsa Mesih’e inanmak ve kalben temiz olmak yeterlidir. Çünkü İsa, kanıyla bütün insanlığın günahlarını temizlemiştir; O’na inanmak, gü nah sız olmak için yeterlidir. Dolayısıyla, amelin hiçbir de ğe ri yoktur…

Yine Pavlus ‘a göre; bedenen sünnet olmanın hiçbir fayda sı ve anlamı yoktur; “… ruhta yüreğin sünnetliliği sünnetliliktir.”

b) Önemlidir.

Halbuki Hz.İsa, yine İncil’de şöyle söylemiyor mu?:

“Sanmayın ki; ben, Şeriat’ı yahut peygamberleri yıkmaya gel dim; ben, yıkmaya değil fakat tamam etmeye geldim.” (Matta: 5/17)

Yine şu İncil cümleleri, amelin ve Şeriat’ın önemini vurgulamıyor mu?:

“Ve kendi kendinizi aldatarak, sözün yalnız işiticileri değil, fa kat işleyicileri olun.” (Yakub’un Mektubu: 1/22)

“Ey kardeşlerim! Eğer bir kimse, amelleri yok iken imanı oldu ğu nu söylerse, faide nedir? Kendisini o iman kurtarabilir mi?” (Ya kub’un Mektubu: 2/14)

“İman da, eğer amel olmazsa, haddi zatında ölüdür.” (Yakub’un Mek tubu: 2/17)

“…Kardeşini yeren, yahut kardeşine hükmeden, Şeriat’ı yerer ve Şeriat’a hükmeder; fakat eğer Şeriat’a hükmedersen, sen Şeriat’ın iş leyicisi değil, hakimi olursun. Şeriat’ı koyan ve hakim olan bir dir; kurtarmaya ve helak etmeye kadir olan O’dur; fakat komşuna hük meden sen, kim oluyorsun?” (Yakub’un Mektubu: 4/11-12)

Yukarıda işaret edildiği üzere; Hıristiyanlığa sünnetsiz liği sokan Saul(Pavlus)’dür. İncillerde de beyan edildiği gi bi, Hz.İbrahim ve soyu sünnetliydi. Aynı şekilde Hz.İsa da, sün net olmayı emrediyordu.

Sünnet olmanın, sağlık açısından da önemi meydanda i ken Pavlus’un, sünnetsizliği önermesi, apaçık bir çelişkidir ve gerçek İncil ile alakası olmayan bir husustur.

“Önümüzde iki tür Hıristiyanlık var: Elimizdeki İn cil ler de ve Hz.İsa’nın bir havarisi olan Yakub’un Mektubugibi me tinlerde yazılı olan, Şeriat’a ehemmiyet veren Hıris ti yan lık; bir de, yine mevcut ‘Bible’da(Kutsal Kitap’ta) gördü ğü müz ‘Resullerin İşleri’ nde yer alan ve Hz.İsa’yı görmemiş bir ada mın(Saul) icat ettiği Hıristiyanlık. Acaba, bunlardan ikisini de aynı anda aynı din olarak kabul etmek mümkün mü dür?..” (Gerçekler ve Hristiyanlık, s.34)
{/slide}

{slide=İncil’deki Eksiklikler Ne Anlama Geliyor?}
Bir veı gerekmez mi?

Mesela; İsa’nın, havarileriyle birlikte yemiş olduğu ‘son ak şam ye me ği’ konusu diğer üç İncilde (Matta: 26/26-28; Mar kos: 14 /22-24; Luka: 22/19,20) anlatılmasına rağmen Yuhan na İn ci li n de neden yokya birkaç İncil’in anlattığı çok önemli bir hususu, di ğer İncil’ de/İncillerde bulamamak; tahrifatın açık bir tes ci li değil mi dir? Eğer bir İncil, tek başına Allah’ın kitabı ise; diğerlerinden eksik olmamastur? (*)

Hz.İsa’nın tutuklanmasından önce, Son Yemek ‘in biti min de, havarilerle yaptığı son görüşmeler bölümünü nak leden tek İncil yazarı Yuhanna’dır. Bu görüşmeler, hayli uzun bir hi tabe ile sona ermektedir: Yuhanna İncili’ nin dört bölü mü (14 ila 17. bölümler) bu rivayete tahsis edilmiştir ki; bu nun la öteki İncillerin hiçbir ilgisi bulunmamaktadır…

(*): “Yemek sırasında İsa eline ekmek aldı, şükran duasını yapıp ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. ‘Alın, yiyin’ dedi; ‘bu benim bedenimdir.’ / Sonra bir kâ se alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek; ‘Hepiniz bundan için,’ dedi. / Çünkü bu benim kanımdır, günahların bağışlanması için birçokları uğruna akıtılan antlaşma kanıdır.”(Matta: 26/26-28) şeklindeki İncil ifadelerinden hareketle Hıristiyanlar, âyin esnasında; -İsa’nın eti ve kanı’ niyetine papaz elin den- şaraba batırılmış ekmek yemektedirler. Bu inanç ve uygulama, Hıris ti yanlığın temel unsurlarındandır ve buna ‘Eucharistie(Ökaristi)’ denir. Yani; ‘insanın yiyip içtiği kutsal ekmek ve şarapta, Tanrı’nın hazır bulunduğuna ve insanın, bunu yiyip içmek suretiyle Tanrı ile birleştiğine inanmak,’ demektir.

İsa ile bütünleşmek; Yuhanna’da – ‘ son ak şam ye me ği’nden/‘Eucharistie(Öka ris ti)’den söz edilmeden- şu şe kil de beyan edilmektedir: “ Yu.6:54: Bedenimi yi ye nin, kanımı içenin sonsuz ya şamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. / Yu.6:55: Çünkü bedenim ger çek yiyecek, kanım ger çek içecektir./ Yu.6:56: Be denimi yiyip kanımı içen bende ya şar, ben de onda.”

Hz.İ sa’ nın ruhani vasiyetini ihtiva eden, böylesine dokunaklı ve da hikayesinin Matta, Markos ve Luka’da en ufak bir şekil de dahi yer almamasını nasıl izah etmeli?.. (Kitab-ı Mukaddes, Kur’an ve Bilim, s.155)

Yine; Petrus’un İsa’ya doğru, su üzerinde yürümesi; balı ğın ağzında akça/para bulunması; Platus’un hanımının rü ya sı; İsa’nın kıyamında, bütün azizlerin mezarlarından kalk ması; İsa’nın kabri başına muhafızların konulması gibi hu suslar, sadece Matta İncilinde bulunmakta ve diğer üç İn cil lerde hiç bahsi geçmemektedir. (*)

(*): Bugünkü Tevrat ve İncillerdeki -geçmişten bugüne artarak intikal eden-bütün bu farlılıklar, çelişkiler ve tutarsız lıkları, acaba “Kitab-ı Mukaddes” inanlıları nasıl açıklıyor dersiniz?..Ken di le rinden dinleyelim:

“Böylesine uzun dokümanların elle yazılması yorucu bir iştir ve bazı yanlışlıklar kaçınılmazdır. Bunları kopya edenler, birbirlerine benzeyen harfleri ka rıştırabilirler, yerlerini değiştirebilirler, ya da aralarındaki metni atlayarak tekrar edilen bir sözcükten ötekine geçebilirler. Kopya etmekte olduğu elyazma sı nın kenarındaki bir yazıyı metnin bir kısmı olarak metne dahil etmiş olabilirler. İyi niyetli bir yazıcı, elyazmasına gramerini ya da anlamadığı bir noktayı ‘dü zelterek’ kasıtlı değişiklikler ekleyebilir. Sonuç olarak, kopya etme işlemi bü yük bir dikkat ve saygıyla yapıldığı halde, bu elle kopya edilen elyazmalarında çok sayıda küçük çelişkiler bulmaktayız…

Söz konusu çelişkilerin, -hemen hemen hiçbir istisna olmaksızın- Kutsal Kitap ayetlerinin elle kopya edilmesinin sonucu olan küçük hatalar olduklarını söyleyebiliriz. Kutsal bir Tanrı’nın önündeki dürüstlük, bunların hiçbirinin göz ardı edilmemesini gerektirir. Yine de, binlerce elyazmasının dikkatle incelenmesi, günümüzde çeviride kullanılan Yunanca metnin esinlendirilmiş orijinaline çok çok yakın olduğunu kanıtlar. Sonuç olarak bu, ‘Kutsal Kitap’ ayetle ri nin gerçek olduğunun kanıtını kuvvetlendirmiştir ve gerçek bir dürüstlükle elimizde Tanrı’nın gerçek Sözü olduğundan emin olabiliriz..!”

(www.isamesih.org sitesinde John G ilchrist imzasıyla yayınlanan ‘Evet Kutsal Ki tap Tanrı Sözüdür’ kitabından aynen alınmıştır.)

Bu ifadeler; Tevrat ve İncil’in tahrif edildiğinin/bozulmuş olduğunun, mevcut K. Mukaddes’in çelişki ve hatalarla dolu olduğunun; aslını kaybettiğinin açıkça itirafından başka nedir?!.Yani açıkça şu beyan ediliyor: “Elimizdeki Tevrat ve İnciller, bir sürü hatalarla doludur ama yine de Tanrı’nın kita bı dır!..”
{/slide}

{slide=İnciller Değişmeye Devam Ediyor! Ya da, Böyle OlsaBeğenir miydiz?}
Önce, İncillerin değiştirildiğinin İncil sahipleri tarafından a çık bir itirafını örneklendirmemi ister miydiniz?..Ki ta b-ı Mu kaddes Şirketi tarafından Türkçe olarak yıllardır yayınlanan Yeni Ahit(İnciller), Yuhanna İncili, Bab: 8, 11. aye tin(!) dipnotunda şu itirafları okuyoruz:

“Eski metinlerin ekserisinde 7:53’ten 8:11’in nihayetine kadar olan kısım(12 ayet) yoktur. Bu kısmı havi olan metin ler de, birbi rinden farklıdırlar.” (K. Mukaddes, Yeni Ahit, s.102)

Şimdi sormak gerekmez mi; eski metinlerin çoğunda hiç bulunmayan, bulunanların ise hepsi faklı(değişik) olan bu a yetlerin aslını siz nereden buldunuz?..Sizin kitaba al dı ğı nız da; zikrettiğiniz farklı metinlerden biri değil midir?..

***

Bugün İngilizce İncillerin ‘Yeni Version’u (New İn ter na tional Version) ile Eski Version’u (Old Version-King James Ver sion) da büyük farlılıklar gösteriyor.

Bir dil eskidikçe, anlaşılması zorlaştıkça, bazı keli me le rin yerine aynı anlamı veren yeni kelimelerin kullanılması normaldir. Ama aşağıda da göreceğiniz gibi yeni ba sım İn ciller için durum böyle olmamıştır. Anlamlar tamamen de ğiş tirilmeye çalışılmıştır…Nasıl mı? İşte örnekler:

Matta 27 : 45 Bütün ülkenin üzerine öğleyin saat on ikiden saat üçe kadar süren bir karanlık çöktü. 46Saat üçe doğru İsa yüksek sesle, ‘Eli, Eli, lema sevaktani?’ yani, ‘Tanrım, Tanrım, beni niçin terk ettin?’ diye bağırdı. 47 Orada duranlardan bazıları bu nu işitince; ‘Bu adam İlyas’ı çağırıyor’ dediler. 48 İçlerinden biri he men koşup bir sünger getirdi; eski şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi.”

Markos 15 : 33 Bütün ülkenin üzerine öğleyin saat on ikiden saat üçe kadar süren bir karanlık çöktü. 34Saat üçte İsa yüksek ses le, “Elohi, Elohi, lema sevaktani” yani; ‘Tanrım, Tanrım; beni ni çin terk ettin?’ diye bağırdı. 35 Orada duranlardan bazıları bu nu işitince, ‘Bakın, İlyas’ı çağırıyor’ dediler. 36 Aralarından biri ko şup bir süngeri eksi şaraba batırdı, bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi. ‘Dur bakalım, İlyas gelip O’nu indirecek mi?’ dedi.”

Luka 23 : 44-45 Saat öğleyin on iki sularında güneş ka rardı ve bütün ülkenin üzerine saat üçe kadar süren bir karanlık çöktü. Tapınaktaki perde ortasından yırtıldı.”

Yuhanna 19 : 28 Daha sonra İsa, herşeyin artık tamamlan dı ğını bilerek Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için, ‘Susadım!’ de di. 29 Orada, ekşimiş üzüm suyu dolu bir kap vardı. Üzüm suyuna batırılmış bir süngeri züfa dalına takarak O’nun ağzına uzattılar. 30 İsa üzüm suyunu tadınca, ‘Tamamlandı!’ dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti.”

İlk İngilizce İncillerde(Eski Version/Old Version) bu ayetler şöyledir:

Matthew 27 : 45 Now from the sıxth hour there was darkness over all the land unto the nınth hour. 46 And about the nınth hour Jesus cried with a loud voice, saying, ‘Eli, Eli, lama sabachthani?’ That is to say; ‘My God, my G od, why hast thou forsaken me?’ 47 Some of them that stood there, when they heard that, said; ‘This man calleth for Elias.’ 48 And straightway one of them ran, and took a spunge, and filled it with vınegar, and put it on a reed, and gave him to drink.”

Mark 15 : 33 And when the sıxth hour was come, there was darkness over the whole land until the nınth hour . 34 And at the ninth hour Jesus cried with a loud voice, saying; ‘Eloi, Eloi, lama sabachthani?’ which is, being interpreted; ‘My G od, my G od, why hast thou forsaken me?’ 35 And some of them that stood by, when they heard it, said; ‘Behold, he calleth Elias.’ 36 And one ran and filled a spunge full of vınegar, and put it on a reed, and gave him to drink, saying, ‘Let alone; let us see whether Elias will come to take him down.'”

Luke 23 : 44 And it was about the sıxth hour, and there was a darkness over all the earth until the nınth hour. 45 And the sun was darkened, and the veil of the temple was rent in the midst.”

John 19 : 29 Now there was set a vessel full of vinegar: and they filled a spunge with vınegar, and put it upon hyssop, and put it to his mouth. 30 When Jesus therefore had received the vinegar, he said; ‘İt is finished’ and he bowed his head, and gave up the ghost.”

Değişiklikler:

“Altıncı saat, dokuzuncu saat” gibi sözler, “saat onikiden sa at üçe kadar” ile değiştirilmiş. “Vinegar” ise“eski şarap” olarak de ğiştirilmiş. Hatta Türkçe İncil, daha da ileri gi de rek ‘eski üzüm suyu’ demiş.

Esasında değişiklikleri yavaş yavaş yapıyorlar. Bu şekilde İncil’deki çelişkileri yok etmeyi planlıyorlar.

King James Versiyon :

Luke 4 : 5 And the devil, taking him up into an high ‘mountaın’, shewed unto him all the kingdoms of the world in a moment of time.”

Türkçe İncil :

Luka 4 : 5 (Sonra İblis) O’nu(İsa’yı) “yükseğe” çıkararak bir anda O’na dünyanın bütün ülkelerini gösterdi.”

New İnternational Version:

Luke 4 : 5 Then the devil led him up ‘a high place’ and showed him in a flash all the kingdoms of the world.” (http://www.bible.org/netbible/)

Değişiklik :

Eski versiyon İncil’de “yüksek bir dağ” , yeni versiyon İn gi lizce İncil’de “a high place / yüksek bir yer” , Türkçe İncil’de ise “yüksek” olarak değiştirilmiş. (Çünkü o sırada insanlar, dün yanın düz olduğunu sanıyorlardı ve her yeri görmek için en yük sek dağa çıkmanın yeterli olacağını düşünüyorlardı. Dünya’nın yuvarlak olduğu keşfedilince, bunun mümkün olmadığı keşfedildi ve bu açığı kapatmak için Luka’dan başlanarak bir değişiklik yapılmaya başlandı. Aynı olaydan bahseden Matta 4:8 daha değiştirilmedi. İngilizce yeni versiyon İncil’de yavaş bir değişiklik (‘an high mountain’dan ‘a high palce’e) olurken, Türklerin zaten İncil okumadı ğı nı, hele eski versiyondan hiç haberi olmadığını düşünerek, değiştirme işinde daha hızlı gitmişlerdir.

Değiştirmedeki mantık ise; bir tek dağa çıkmakla (is ter se dün yanın en yüksek dağı olsun) dünyadaki bütün ülke leri göremezsiniz; ama dünyanın birçok yüksek yerine uğrayarak dünyayı seyretmek mümkündür (yani bu imaj veril mek istenmiştir.)

Matta 27 : 9-10 Böylece Yeremya Peygamber aracılığıyla bil dirilen şu söz yerine gelmiş oldu: ‘İsrailoğullarından kimile ri nin O’na biçtikleri değerin karşılığı olan otuz gümüşü aldılar ve Rab’ bin bana buyurduğu gibi, çömlekçinin tarlasını satın almak için harcadılar.'”

Yeremya Peygamber, gerçekte ne demiş?

Zechariah 11 : 12 And İ said unto them, İf ye think good, give me my price; and if not, forbear. So they weighed for my price thirty pieces of silver. 13 And the lord said unto me, Cast it unto the potter: a goodly price that İ was prised at of them. And İ took the thirty pieces of silver, and cast them to the potter in the house of the lord.”

Değişiklik :

“Ve Rab’bin bana buyurduğu gibi, çömlekçinin tarlasını satın almak için harcadılar” sözünü Matta nereden görmüş? Her halde; Matta da Tevrat’ı, kendi dediklerini haklı çıkarmak için değiştirmeye çalışmış. Ya da, insanlar nasıl olsa o uzun Tev rat’ı okumazlar diye uydurmuş.

Matta 19:17; Luka 18-19 : 17 İsa ona, ‘İyilik konusunda ne den bana soru soruyorsun?’ dedi. ‘İyi olan tek biri var. Yaşama kavuşmak istersen, O’nun buyruklarını yerine getir.'”

Matthew 19 : 17 And he said unto him, Why callest thou me good? there is none good but one, that is, God: but if thou wilt enter into life, keep the commandments” (İngilizce İncil’in ilk versionu)

Değişiklik :

Yukarıda gösterilen İncil’in yeni versiyonunda; “that is, G od” sözü, yani “o da Tanrı’dır,” sözü kaldırılmış, neden?

Aynı konuşmayı anlatan Luka 18/19’daki; “İsa ona, ‘Ba na neden iyi diyorsun?’ dedi. ‘İyi olan tek biri var, O da Tan rı’ dır,'” ise aynen bırakılmış, neden? (Herhalde; yavaş ya vaş, onu da kaldıracaklar ve sonunda o iyi olanı, İsa ya pa caklar. So nun da, İsa’yı Tanrı ile eşitlemiş olacaklar..){/slide}

{slide=Bir Çeviri Aldatmacası Daha}
Yine, İngiltere’de bulunan ve duyarlı bir araştırmacı o lan M. Yılmaz (*) ; e-postama, ilginç tesbitlerini içeren aşağıdaki dosyayı göndermiştir:

(*): Bendenize gönderdiği özel e-posta mesajı: “Hocam, ben 1980 öncesine ka dar materyalist diyalektiği elinden düşürmeyen, konum itibariylede aşırı solda birisiydim. Bulunduğum konumdan dolayı 1980’de memleketi terk zorunda kaldım. 14 sene sonra memlekete geldiğimde ise herşeyin değişik, saplantı derecesinde dine yaklaştığını görmek -inanın- beni rüyalarıma girebilecek kadar etkiledi. Çünkü dinleri hiç sevmez insan icadı olduğuna inanırdım.

Aldığım karar; din konusu üzerinde geniş bir araştırma yapıp dinlerin birer hurafe olduğunu isbatlamakdı. Bu çalışmalara Tevrat, Zebur ve İncil’le başladım. Bulunduğum ülkede(İngiltere’de) konuyu kapsamlı tartışacak pa paz larla fikir alışverişinin sonunda, bu kitabı(Kitab-ı Mukaddes’i) savunama dıklarını gördüm.

Eh sıra Kuran’a gelmişti!..Artık onun da bir insan yapımı olduğunu isbatlayabilirdim!..Bizde bir laf vardır; “Yiğidi öldür, hakkını yeme,” derler. Belki de Türk olarak DNA’larımız böylesi bir adalet üzerine kurulmuştur; kim bilir?!. Kısaca, ne kadar dirensem de; Kuran, bana Allah tarafından gönderil diğini isbat etti. Şimdilerde ise; daha anladığım anlamda Müslüman olama mış, fakat olmaya çalışan biriyim…

Allah’ın, herkesin kalbini gerçeklere açmadığını da bilmekteyiz. Bana böy le si bir lutufda bulunduğu için Yaratan’a şükr etmekteyim.” (30.01.2005 / M. Yılmaz / İngiltere)

[Türkçe Çeviride, Değiştirilen İncil’e göre Hz.İsa’nın mesajı:

“Herkesten, hatta kendinizden nefret edin!…”

Sormak istiyorum: Türkçeye yapılan çevirilerde, Kutsal Kitap’ta neden değişiklikler yapılmıştır? Bu değişiklikler, bize İncil’in değiştirildiğini ispat etmez mi?..

Hıristiyan kardeşlerimiz(!) yine din adına, iyilik adına değişmemiş/değişmez dedikleri Kutsal Kitaplarının gerekli gördükleri yerlerine düzeltmeler yapmaktalar. İncil’in en faz la yayınlandığı lisan İngilizcedir. Orada bile, o kitabı yazanların içinde insanlıktan birşeyler kaldığını görmekte yiz. Onlar, cümle ne ise öyle yazmışlar. Batıdaki insanların gerçeği öğrenme hakları varken neden bu, Türk mille tinden esirgenmektedir?..

Şimdi size, Hıristiyanlık üzerinde yıllardır oynanan o yun dan ufak bir parça sunacağım. Kutsal Kitap çevirilerini, internette “www.isamesih.org” adı altında faliyet gös teren bir siteden almaktayım. Onların çevirisi ile benim çe virimi ve aralarındaki gerçek anlam farkını görebilirsiniz. Ayrıca meseleyi İngilizce İncil’den görmek isteyenler, için de yirmiden fazla İngilizce çeviri bulunan “http://www.searchgodsword.org/par/” sitesinden bakabilirler ve kendi tercümelerini yapabilirler. Birinci bakmamız gereken Hz.İsa’nın bize vermeye çalıştığı bir mesajdır ki; orada gerçek anlamda herkesten nefret et­me mizi istemektedir. Neden bu mesajı aşağıdaki çeviri ile katletmişlerdir:

Luka, 14/25,26 : “Kalabalık halk toplulukları, İsa ile birlikte yol alıyordu. İsa dönüp onlara şöyle dedi: ‘Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa benim öğrencim olamaz.'”

Luke, 14/26 : “İf any one comes to me and does not hate his own father and mother and wife and children and brothers and sisters, yes, and even his own life, he cannot be my disciple.”

Luka;14/26 : ‘Şayet bana gelen biri babasından, anasından ve karısından ve çocuğundan ve erkek kardeşinden ve kız kar de şinden; evet, hatta kendi hayatından nefret etmi yorsa, benim öğ rencim olamaz.’(Bizim tercümemiz)

( Hate : Nefret etmek, bir kimseye düşman olmak, nefret duymak, nefret, kin, düşmanlık./ Redhouse Sözlüğü )

Yaptıkları tercüme :

Luka,14/25,26 : “…hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa, benim öğrencim olamaz.”

Olması gereken çeviri :

Luka, 14/26 : “…hatta kendi hayatından nefret etmiyorsa, benim öğrencim olamaz.”

Gerçek çeviriye göre; Hz.İsa, bizden, herkesten nefret etmemizi istemekte. Buna kendimiz de dahiliz. Gözden çı kar mamız gerekmekte’ gibi bir çeviri ile, olaya romantik bir atmosfer vermeye çalışmışlardır. Bu bir basım hatası de ğildir; bu, Hıristiyanlığı elinde bulunduran zümrenin her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma mücadelesidir.

Ayrıca, Kutsal Kitab’a göre; Hz.İsa hiçbir zaman annesine saygılı olarak hitap etmemişken (“Ey kadın!” şeklinde hi tap ederken) neden; Türkçe çevirilerde Hz.İsa’nın bu sözlerinin; değiştirilip, yumuşatılıp kısaca, nazikleştirilerek çev rilme ihtiyacı duyulmuştur?..Hz.İsa’nın, annesine karşı, ‘anne/ana’ kelimesinin geçmiş olduğunu ispatlayacak hangi İngilizce İncil’i örnek verebileceklerini sorabilir mi yiz?..

Yuhanna, 2/4 : “İsa, ‘Anne, benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi’ dedi,” şeklinde Türkçe İncillerde belirtil miştir. Halbuki; – nedendir bilinmez – Kutsal Kitab’a göre; Hz.İsa, annesine anne/ana diye hiç hitap etmemiştir. İn gi lizcesinde, bunun böyle olmadığını görmekteyiz. Herhalde Hıristiyanlar da, bundan rahatsız olmuş olacaklar ki; -söylememiş olduğu halde- Hz.İsa’yı, anasına ‘anne!’ diye hitap et tirme ihtiyacı duymuşlar. Meseleyi, İngilizce orijinalinden araştırmaya çalışalım. Önce ‘anne’nin, İngilizce kar şı lı ğına bakalım; sonra siz de İngilizcesinin içinde o keli meyi bulmaya çalışın:

( mother : anne, ana, valide, analık, baş rahibeye verilen un van./ Woman : kadın, kadın cinsi, kadınlık, metres, karı/ Red house Sözlüğü: ‘mother ‘.)

Yuhanna, 2/4 : “İsa; ‘anne, benden ne istiyorsun? Benim sa atim daha gelmedi,’ dedi.”

John, 2/4 : “And Jesus said to her, ‘O woman, what have you to do with me?'”

[ John (Yuhanna), 2/4 : “Ve Jesus(Hz.İsa) söyledi ona; ‘Ey ka dın! Benimle ne işin var?” (Bizim tercümemiz) ]

Hıristiyanlar, İncil tercümelerini, İngilizcesinde ol mayan bir vaziyette nazikleştirmişler. Fakat, Kutsal Kitab’a göre; Hz.İsa’nın annesine her konuşması, – edense- azarlama tonunda olmuştur:

Yuhanna, 19/26 : “İsa, annesiyle, sevdiği ögrencisinin yakınında durduğunu görünce annesine; ‘Anne; işte oğ lun!’ de di.”

J ohn, 19/26 : “When Jesus saw his mother, and the disciple whom he loved standing near, he said to his mother, ‘Woman, behold, your son!’

[ John, 19/26 : “Jesus(İsa) annesini gördügü zaman ve sev diği talebesi yakında ayaktaydı; annesine söyledi; ‘Kadın, oğluna bak!'” (Bizim tercümemiz) ]

Hz.İsa ile annesi arasında bir konuşma da, Kutsal Kitap’a göre; Hz.İsa’nın çoculuğunda geçer. Hz.İsa’nın, bir kasaba dönüşünde ortadan kaybolduğunu gören ailesi, onu arar ve bir ibadethanede bulur. Annesi, ona nereye kaybol du ğu nu sorar. Verdigi cevap, -tercümelerine muhalefet etme den- aşağıdadır. Orada da, anasına yine ‘anne’ diye hitap et mediğini görmekteyiz:

Luka, 2/49 : “O da onlara; ‘Beni niçin arayıp durdunuz?’ de di. ‘Babamın evinde bulunmam gerektiğini bilmiyor muydu nuz?'”

Bizlerin, yukarıda çizilen Hz.İsa portresine inanma im kanımız yoktur. Hz.İsa gibi bir peygamberin, annesine böy le hitap edeceğini asla düşünemiyoruz. Hıristiyanlar da ka bul edemediklerinden olacak ki; değişmedi dedikleri kitap larını değiştirme gereği duymuşlardır…

Korkan ve isteksiz kurban: İsa

Hani bizim için kendini seve seve feda etmişti. Fakat İncil bize bunun böyle olmadığını söylemekte. İncil’den; İsa’nın çarmıha gerilmesi yaklaştığında korkudan, terinin ka na dönüştüğünü okumaktayiz. Zamanımızda yapılan a raştırmalarda; bazı insanların şiddetli bir korku anında kanlı bir ter nöbetine girdiğinin gözlemlendiği ortaya konmuştur.

Böyle bir durumu, İsa’da görmemiz; O’nun bu vaka kar şısında çok korktuğunu (korkaklığını) ve isteksiz olduğunu gösterir. Yani, isteksiz bir kurban olduğu anlaşılmaktadır.

Herhalde ortaya çıkan bu durum, Hıristiyanları çok u tandırmış olacak ki; bazı İncil’lerden bu kısmı çıkarma ihtiyacı duymuşlardır. Aşağıda vermiş olduğum web sayfasına bakarsanız; Luka, 22/43 ve Luka, 22/44’ün alındığı yani 42’den 45’e atlandığı görülecektir: http://www.hti. umich. edu/ cgi/r/rsv/rsv-idx?type=DİV1&byte=4782437 (Bible: Revised Standard Version)

Fakat; yine aynı İncil’in 1946 yılında yazılan ve gü nü mü ze gelen kitap basımında bu kısmın atlanmadığını gör mekteyiz.

Tabi bunlar yapılırken bize, İncil’in değiştirilmediğinden bahsetmekteler. Bunun nasıl bir mantık olduğunu bize anlatabilirler mi?..Türkçeye çevirisinde bile bunun aynen bırakıldığını görebilmekteyiz. (bkz: www.isamesih.org / Luka, 22/ 44: “Derin bir acı içinde olan İsa, daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarına benziyordu.”

***

Kadınlar üzerinde oynanan oyuna gelince; bunu, yine Türkçe çeviride rahatça görmekteyiz:

Korintoslulara 1. Mektup, 14/33,34 : “Çünkü Tanrı, ka rışıklık değil, esenlik Tanrısıdır. Kadınlar, kutsalların bütün top luluklarında olduğu gibi, toplantılarınızda sessiz kalsın. Ko nuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasa’nın da belirttiği gibi, uysal (tâbi) olsunlar.”

Yukarıdaki tercüme www.ısamesih.org’den alınmıştır. Bu önemli kısmın atlanması ve kadınlara kilisede konuşma yasağının ‘topluluklar’ olarak değiştirilmesi yine İncil’in de ğiştiğini bize ispatlamaz mı? Türkçemiz, fakir bir lisan de ğildir, konuşmacımız, yine bu bölümün İngilizcesini refe rans alarak ve “but should be subordinate,” cümlesine bir Türkçe karşılık vererek doğru bir tercüme yapabilirler mi? Bu nun Türkçe tercümesi yapılabiliyorsa, neden yapılma mıştır? Kadınların gururunu incitmemek veya onların tepkisini almamak düşünülmüşse, yine bu bize İncil’in değişti ril mekte olduğunu ispatlamaz mı?

1Corinthians;14/34 : “As in all the churches of the saints, the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be subordinate, as even the law says.”

[ subordinate : aşağı, alt, küçük, ikincil/( Redhouse Sözlüğü ) Subordinate : ikinci dereceye koymak, birinin emri altına koymak, tabi kılmak.]

Korintoslulara 1. Mektup, 14/34 : “Bütün azizlerin ki lise lerinde, kiliselerde kadın, sessizliğini korumalıdır. Konuşmalarına müsaade verilmemiştir; fakat emir altına alınmalılar; kanunda öyle söylüyor.”(Bizim tercümemiz)

n Kimler, Rab’bin topluluğuna girebilir?

Deuteronomy, 23/2 : “Hiç bir piç, Rabb’in topluluğuna gir meyecek. Hatta soyundan onuncu kuşağa dek olanlar bile Rabb’ in topluluğuna girmeyecek.” (Bizim tercümemiz )

Deuteronomy, 23/2 : “No bastard shall enter the assembly of the Lord; even to the tenth generation none of his descendants shall enter the assembly of the Lord.”

( Yas., 23/2 : “Yasa dışı doğan biri Rabb’in topluluğuna gir meyecek. Soyundan gelenler de, onuncu kuşağa dek Rabb’ in topluluğuna girmeyecektir.” ) (bak.: www.kitabimukaddes.com, ‘Yasanın Tek rarı’ bölümü)

( bastard : piç, nikahsız doğan çocuk./ Redhouse Sözlügü. )

Yine burada Kutsal Kitap’ta ufacık bir tahrip görmekte yiz. ‘ bastard ‘ İngilizce’de karıştırılmayacak bir kelimedir. Ya ni, ‘ piç ‘ anlamına gelmektedir.

Şimdi Hıristiyanlar, insafa gelip Tanrı’nın kurallarına uy maları gerekmektedir. ‘Piç (veya yasa dışı) doğan biri, Tan rı’nın topluluğuna giremez’ denmişse, buna uymaları gerekmektedir. Kiliseye/havraya veya dini toplantılara çağıracakları kişilere bence ilk sormaları gereken soru; “Sen yasadışı mı doğdun; yoksa yasal mısın? / Piç misin, değil misin?” olmalı. Hat ta; “bunu bize, on nesil geriye ispat etmen lazım” diye de bel ge istemeleri gerekmektedir. Madem inandıkları Rableri, bunu onlardan istemekte; biz anlayışla karşılarız…Yeter ki; şu Kutsal Kitaplarını tahrip etme alışkanlıklarından vaz geçsinler…

Gayri meşru(piç) doğan bir çocuğun ve soyundan gelenlerin suçu nedir ki, Rab onları topluluğuna kabul etmiyor? Kendi iradesi dışında gelişen bir durumdan dolayı Rabbin, kullarını cezalandırması, bir adaletsizlik olmaz mı?.. (13.06. 2002 / İngiltere’den M. YİLMAZ ) ]{/slide}

{slide=Yeni Ahit İle Eski Ahit Arasındaki Çelişki}
Hıristiyanların itibar ettikleri ve Yeni Ahit ile aynı kitap içinde(Kitab-ı Mukaddes’te) birlikte okudukları ve iman et tikleri Eski Ahit(Tevrat) ile bazı İncil ifadelerinin çelişik ol ması dikkat çekicidir. İşte size birkaç örnek:

( Eski Ahit) Sayylar, 25/1, 9 : “Ve İsrail, Şittimde oturdu ve kavm Mo ab kızları ile zina etmeğe başladı. / (Bu yüzden) vebada ö lenler, yirmi dört bin kişiydi.”

(Yeni Ahit) 1Korintoslulara, 10/1-8 : “Kardeşler, ataları mı zın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geç tiğini bilme ni zi istiyorum. / Musa’ya bağlanmak üzere hepsi bu lut ta ve deniz de vaftiz edildi. / Hepsi aynı ruhsal yiyeceği yedi. / Hepsi aynı ruh sal içeceği içti. Artlarından gelen ruhsal kayadan içtiler ve o kaya Me sih’ti. / Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoş nut değildi; ni tekim cesetleri çöle serildi. / Bu olaylar, onlar gibi kötü şeyler arzu et mememiz için bize ders olsun diye oldu. / On lar dan bazıları gibi, pu ta tapanlar olmayın. Nitekim şöyle yazıl mış tır: ‘Halk yiyip içme ye oturdu, sonra kalkıp çılgınca eğlendi. / Cin sel ahlaksızlığa düş me yelim. Onlardan bazıları böyle yaptı ve yir mi üç bini bir günde yere serildi.”

Zina yüzünden kaç kişi öldü? Yirmi dört bin mi; yirmi üç bin mi? Tevrat mı yanlış söylüyor; İncil mi?..

( Eski Ahit) Tekvin, 46/27 : ?Ve kendisine Mysyr?da do?an Yusuf?un o?ullary iki candyr; Yakub?un evinin Mysyr?a gelen bütün canlary yetmiº idi.?

(Yeni Ahit) Elçilerin İşleri, 7/13, 14 : “Mısır’a ikinci gelişlerinde ise Yusuf, kardeşlerine kimliğini açıkladı. Firavun böylece Yu suf’un ailesini tanımış oldu. / Yusuf haber yollayıp babası Ya kup’ u ve tüm akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.”

Hangisi doğru; yetmiş mi, yetmiş beş mi? Tevrat’ın dedi ğine mi inanalım, İncile mi?..

(Eski Ahit) Hezekiel, 18 / 20 : ?Ölecek olan, günah iºle yen kiºidir. O?ul, babasynyn suçundan sorumlu tutulamaz; baba da, o?lunun suçundan sorumlu tutulamaz. Do?ru kiºi, do?rulu?unun; kötü kiºi, kötülü?ünün karºyly?yny alacaktyr.?

(Yeni Ahit) Yuhanna, 3/16; Romalılar, 5/8 : “Zira Al lah, dünyayı öyle sevdi ki, biricik oğlunu verdi. Ta ki, ona iman e den her adam helak olmasın; ancak ebedi hayatı bulsun.”

Eski Ahit’e göre; kimse, başkasının günahını yüklenemezken Yeni Ahit’e göre ise; İsa, insanların günahını yüklenerek çarmıhta can vermiştir. Hangisi doğru?..(Elbette Kur’an’ın da buyurduğu gibi; “Hiçbir günahkar, başkasının günahını çekmez.” / el-Fâtır, 18; el-İsra, 15 )

Kutsal bir kitap, -eğer tahrif edilmemişse- çelişki taşımamalıdır. Öyle değil mi?

***

Bütün bu çelişki, farklılık ve değişiklikler; İncil’in orijinal/bozulmamış metinlerinin mevcut olmamasından kaynaklanmaktadır. İncil’in asıl metni mevcut olsaydı, farklı ve çelişkili bir durumla karşılaşmayacaktık. Zamanla ortaya çı kan sapmaları, orijinal metine göre düzeltme şansımız ma alesef mevcut değildir. Durum böyle olunca; eleştirileri ortadan kaldırmak niyetiyle zaten asliyetini kaybetmiş me tinler üzerinde -farkettirmeden- sürekli düzeltmeler(!) ya pılmaktadır. Bu yersiz gayretler ise, ‘kaş yaparken göz çı kartma’ misali, Kutsal Kitab’ı; aklı başında herhangi bir be şerin dahi kaleme alması mümkün görünmeyen bir dereke ye indiriyor!..{/slide}

[Hakikat.Net]