Şunu peşin olarak izah edelim ki: İblis’in bu iddiası serapa tâannuttur. Çünkü Âdem’e (A.S.) secde etmesi, kibir, küfür ve hasedden ileri gelmiştir. Bununla beraber yine de ateşten yaratıldığı için ondan üstün olması babında ileri sürdüğü bu delil tarzı da boştur, gülünçtür. Bunu bir kaç yönden izah edelim:

  1. — Ateşin tab’ında fesad ve yaklaşanı itlâf etme hassası vardır. Toprak ise böyle değildir.
  2. — Ateşin tabiatında şiddet ve hiddet vardır. Toprak ise yumuşaktır. Sakin ve mülâyımdır.
  3. — Topraktan, insan ve hayvanların rızıkları, giyecek ve süs eşyaları elde edilir. Haniya, ateşte bunlar var mıdır?
  4. — Toprak yaşayan insanlar için zaruri bir maddedir. Ne hayvanlar ve ne de insanlar onsuz yapamazlar. Ateş ise öyle değildir. İnsanlar ondan günlerce hattâ bâzen aylarca müsteğni kalabilir. Öyle ise o, toprak kadar zaruri değildir.
  5. — Toprağın içine birazcık (buğday veya diğer ürün taneleri) konduğu zaman, karşılığında sana kat kat verir. Bunlar ateşe konduğu zaman, sana hiyanet eder; yakıp kavurur, kül edip bitirir.
  6. — Ateş kendi nefsiyle kaim değil, varlığında mutlaka başkasına muhtaçdır; toprak ise böyle değil.
  7. — Ateş toprağa muhtaçtır, çünkü o, ya toprak üzerinde yakılır, yahut aslı toprak olan şeyler (ocaklar, taşlar) üzerinde yakılır. Toprak ise hiç bir zaman ona muhtaç değildir.
  8. – Madde-i Iblisiye yalın bir ateştir. Onun için zayıftır. Rüzgâr onu dilediği gibi savurup atabilir. Toprak ise öyle midir? O daima kuvvetlidir. Rüzgâr ona bir şey yapamamaktadır. Onun için şeytan yoldan çıkmış, havasına mağlûp olmuştur. Tepesine, başına gitmiştir. Madde-i Ademiye ise daima kuvvetlidir. Onun için Rabbine rucu etmiş ve onu seçmiştir. Âdem’de olan hava çok çabuk zail olan bir ânz olduğu için hemen ondan o zail oldu. Eski halini aldı. İblis tepesi üstü gittikçe gitti, alçaldıkça alçaldı, Adem ise yükseldikçe yükseldi.
  9. — Atesde her nekadar bâzı menfaatler göze çarparsa da zararları menfaatlerine oranla daha çoktur. Onunla oynamağa gelmez, yakar kavurur. Onu insan oğlu tutmasa idi ne ekin bırakırdı ne de nesil. Toprak ise karıştırdıkça bereketler fışkırtır. Bu nerde, o nerde?!

10— Cenâb-ı  Hak, Kitabında topraktan çok bahs etmiştir. Onun menfaatlerinden, onu bir döşek ve karargâh edişinden, diriler ve ölüler için yararı çok olan bir varlık olarak yaratılmış olmasından bahs etmiştir. Ayrıca kullarını, ard’m yaradılışındaki sırları, ondaki göz kamaştırıcı derin ve engin mânalarını incelemeğe davet etmiştir.

Ateşden bahs ederken, ou, ukûbet, tahvif makamlarında sayarak bahs etmiştir. Bir iki yerde onun faydasından bahs etmiştir: Oda Âhiret ateşini hatırlıyor ve insanların bâzı ihtiyaçlarını görüyor.

Bu nerde, bir de kendinden uzun uzadıya bahs edilen toprak nerde?

  1. — Cenâb-ı Hak, Kitabının bir çok yerlerinde yerin bereketinden bahs etmiştir. Hususi surette de, umumî manâlarda da bunu zikr etmiştir.

Umumî  mânada şöyle buyurmuştur: «İki günde yeri yaratanı mı inkâra kalkışıyorsunuz?»; «Onda bereketler yarattı, Onda arayanlar için dört günde müsa

  1. gıdalar takdir etti» (1)

Bazılarına has olan berekete gelince, bakınız şu âyet bunu ne güzel açıklar:

«Onu ve lût’u içinde bereketler doldurduğumuz yere (vasıl kılmakla) kurtardık.» (2)

Ateş hakkında böyle bir şey var mıdır? Hayır, Allah onun hakkında böyle bir beyanda bulunmamıştır. Bereket şöyle dursun o bereketleri mahv edici ve kasıp kavurucudur! Kendi nefsinde bereketli olan şey nerede, bereketleri tar-ü mâr eden şey nerede?

  1. — Allah, yeri içinde kendi adı amlan yerlere mahal kılmıştır. Genel olarak Allah evleri böyledir. Özel olarak da beytullah vardır ki, oda yere dayalıdır. Yeryüzünde hiç bir mescid olmayıp da sadece Allah evi olan mescidi haram olsaydı şeref bakımından bu bile yeter de artardı. Ateş nerede, bu nerde? Fark gerçekten büyüktür.
  2. — Allah yer yüzüne Madenler, nehirler, pınarlar, dağlar, ağaçlar ve daha nice şeyler bahş etmiştir. Ateşte bunlardan hangisi var? Hangi bostan hangi ağaçlık, güllük ve gülüstanlık mevcuddur, ateşte? Upuzun bir nehir, şarıl şarıl akan bir pınar var mıdır ateşte? Yoksa lezzetli meyve mi var onda?

14— Olsa olsa ateş, yerdekilerin hizmetçisidir. Onlar istedikleri vakit kendilerine hizmet etmek için onu çağırırlar, ihtiyaçları bitti mi atarlar ve yahut söndürürler.

15 — Mel’un şeytan kısa görüşlü, kısır idrâklı olduğu için, toprağı su ile karıştırılmış çamur olarak gördü de onu hafife aldı, ama bilmedi ki toprak ana unsur dan teşekkül etmiştir:

  1. Herşeyin hayat kaynağı olan su.
  2. Menfaatler ve nimetler hâzinesi olan toprak.. Ateşte bunlardan hangisi vardır? Eğer biraz daha derin düşünseydi, toprağın ateşten daha hayırlı ve yararlı olduğunu idrak edecekti.

Onun dediğine göre, ateşin topraktan hayırlı oluşu bir an için kabûl edilse bile, (ki buna imkân yoktur) bundan, ateşten yaratılmanın, topraktan yaratılandan üstün olması icab etmez. Çünkü her şeye gücü yeten (Allah) üstün olmayan bir şeyden yarattığı herhangi bir varlığı, üstün olan şeyden yarattığı varlıktan faziletli kılmağa muktedirdir.

Mühim olan bir şeyin sonunun iyi ve mükemmel olması; yoksa asıl maddenin iyi olması  değil..

Mei’un Şeytan, asıl maddeye bakmaktan öteye atlayıp, suretin kemâline ve Hilkatin son şekline geçemedi.