Hz. Ali (ra) peygamberimizden 580 hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerin bazıları şunlardır:

1. Dört şey kişinin saadetindendir: Saliha zevce, salih evlat, iyi ve sadık dost, geçiminin memleketinde olması.

2. Dört şey cennet hazinesindendir: Sadakayı gizli vermek, başa gelen musibeti saklamak, akrabayı ziyaret etmek ve yardım etmek, her zaman ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyu’l-Azîm’ demek.

3. Allah’tan başka yardımcısı olmayana zulmedenin azabı çok şiddetlidir. (Allah’tan başka yardımcısı olmayan garip yolcu ve dilsiz hayvanlardır.)

4.  Ma’rufu merhametli olanlardan isteyin. Katı kalpli olanlara Allah’ın laneti vardır. Allah ma’rufu yarattığı gibi ehlini de yaratmıştır. Dünyada ma’ruf ehli olan ahirette de maruf ehli olanlardır.

5. Elbisenizi yıkayın, saçlarınızı tarayın, dişlerinizi misvaklayın. Temizlenin ve süslenin. Benî İsrail bunu yapmadı kadınları zina ettiler.

6. Allah sünnetimi halka öğretene ve yerime geçecek olan halifelerime rahmet etsin.

7. Peygamberimiz (sav) teşehhütten sonra selamdan önce şöyle dua ederdi: “Allahümme’ğfir lî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü ve mâ esrartü ve mâ a’lentü ve mâ esraftü ve mâ ente a’lemü bihî minnî. Ente’l-Mukaddimü ve Ente’l-Muahhiru Lâ ilâhe illâ Ente fa’ğfirlî mağfireten min indike ve’rhamnî inneke ente’l-Ğafûru’r-Rahîm. Allahümme innî aûzü bike min azâbi’l-kabri, ve azâbi’n-nâri ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memâti ve min fitneti’l-mesîhi’d-deccali ve’s-Süfyân…”

8.  Resulullah (sav) bana şöyle dua etmemi emretmiştir. “Allahümme’hdinî ve seddednî” “Allahım! Beni doğru yola hidayet et ve tüm işlerimde muvaffak kıl!”

9. Peygamberimiz (sav) bana şu duayı öğretti: “Allahım! Zikir lezzetini duymak için kalbimin kulaklarını aç. Beni sana ve resulüne itaat etmek ve kitabınla amel etmekle rızıklandır.”

10. İlim kapalı hazinlerdir. Anahtarı ise sualdir. Öyle sorular sorunuz ki Allah sizlere rahmet etsin. Zira bir sual ile dört kişi sevap kazanır. Soruyu soran, cevap veren, dinleyen ve bunları seven…

11. Allah’ın rahmetini uman fâsık rahmetinden ümidini kesen âbidden iyidir.

12. Âlimler dünyaya dalmadıkça, idarecilere yaklaşmadıkça peygamberin emin vekilidirler. Bunları yapınca kendilerinden sakının.

13. Yüce Allah buyurdu: “Ben Allah’ım. Benden başka ilâh ve yaratıcı yoktur. Kim kelime-i tevhidi getirir ve buna kalbi ile iman ederse benim himayeme girer ve azabımdan emin olur.”

14. Allah bir mü’minin kurtuluşu için eline imkân verdiği kimsenin dünya ve ahirette sıkıntısını giderir.

15. Kim Allah’tan korkarsa din ve bedence kuvvetli yaşar. Yeryüzünde emin olarak gezer. Çünkü Allah’tan korkan Allah’ın dostudur ve himayesindedir.

16. Kime Allah tarafından bir nimet verilirse Allah’a hamd etsin. Kime de rızık geciktirilirse Allah’a tövbe ve istiğfar etsin. (İstiğfar nimetin celbine, şükür de artmasına vesiledir.) kim bir şeye üzülürse “Lâ havle velâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyu’l-Azîm” desin.

17. Kim dünyada züht ve takva sahibi olursa başkasından öğrenmeksizin Allah ona öğretir. Başkalarına muhtaç olmaksızın Allah ona hidayet eder. Onun kalbinden körlüğü kaldırır ve onu dinde anlayışlı kılar.

18. Müsteşâr emin ve güvenilir olmalıdır. Ta ki istişâre edilince nefsi için en iyi bulduğu şeyi göstersin.

19. Resulullah (sav) bana “Yâ Ali! Allah Ebubekir’i vezir, Ömer’i müşir, Osman’ı sened, seni de zahîr almamı emretti” buyurdular.

20. Resulullah (sav) bana şöyle dedi: “Ebubekir ve Ömer önceki ve sonraki ümmetlerden olan bütün ehl-i cennetin efendileridirler.”

21. Hz. Ali (ra) dedi ki: “Resulullah’ın hastalığında ben orada hazır bulunduğum ve hasta da olmadığım halde Resulullah (sav) Ebubekir’in namaz kıldırmasını emrettiler. Biz de Resulullah’ın (sav) bizim dinimiz için razı olup seçtiği kimseyi dünyamız için razı olup seçtik ve halife yaptık.”

22. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Ya Ali! Benden sonra senin halife olman için üç defa Allah’a iltica ettim. Yüce Allah Ebubekir’i takdir buyurdu.”

23. Resulullah (sav): “Yâ Ali! Allah sana Fâtıma’yı aile ve eş yaptı. Yeryüzünü de ona mihir kıldı. Bu nedenle yeryüzünü sana düşmanlık ederek gezene haram kıldı” buyurdular.

24.  Resulullah (sav) buyurdular: “Yâ Ali! Yalnız Rabbinden ümitvar ol. Ancak günahlarından kork ve bilmediğin bir şeyi sana sorduklarında ‘bilmiyorum’ demekten çekinme ve utanma. Kimseyi ayıplama, cimri olma, güler yüzlü ol, herkese ikram et, sahi ol. Mü’min yumuşak yüzlü ve cömert olur. Münafık herkesi kötüleyici ve yobaz olur. Ümmetimin cömertlerinin günahları güneşin buzu erittiği gibi erir.”

25. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Yâ Ali! Gayretli ve mü’minleri kayırıcı ol! Allah gayretli olan kulunu sever. Cömert ol! Allah cömertleri sever. Cesaretli ol! Allah akrebi öldürmek de olsa cesareti sever. Senden bir şey isteyen kişinin işini yap ve ihmal etme!”

26. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Yâ Ali! Şayet başın ağrır da seni rahatsız ederse iki elini başının üzerine koyarak Haşir Suresinin son ayetlerini sonuna kadar oku!”

27. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Yâ Ali! Sakın yalan söyleme! Öleceğini ve helak olacağını bilsen doğruluktan ayrılma!”

28. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Yâ Ali! Perşembe günü bıyıklarını ve tırnaklarını kes, koltuk altını ve kasıklarını traş et, Cuma günü guslet, temiz elbiselerini giyin ve güzel koku kullan. Cuma namazına öyle gel!”

29. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Mercimek yemeye devam et. Mercimeğe en son Meryemoğlu İsa olmak üzere yetmiş peygamber bereketle dua etmiştir.”

30. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Yâ Ali! Şahsım için razı olduğum şeye senin için de razı olurum. Kendim için istemediğim şeyi senin için de istemem. Sen de böyle yap!”

31. Resulullah (sav) bana buyurdu ki: “Yâ Ali! Cünüp olduğun zaman ve namazın rukû ve secdesinde Kur’ân okuma! (Rükû ve secde kıraat yeri değil, tesbih yeridir.)

32. Günah işleyen birisi pişman olur, abdest alıp namaz kılar da istiğfar ederse “Onlar kendilerine yazık ettiklerinde sana gelip Allah’tan mağfiret dilerlerse Allah’ı tevbeleri kabul eden ve merhamet eden olan bulurlar” (Nisa, 4: 64) ayeti gereği affa mazhar olurlar.

33. Üzerinde farz namaz borcu olan kazasını kılmadan nafile namaz kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse kazasını ödemedikçe ve bu niyet ve gayret üzere olmadıkça Allah onun nafile namazlarını kabul etmez. (Bu namazlar farza tabi olmayan nafilelerdir.)

34. Peygamberimiz (sav) Hz. Aliye buyurdu: “Yâ Ali! Altı yüz bin koyun mu istersin, yoksa altı yüz bin altın mı veyahut altı yüz bin nasihat mi istersin?” Hz. Ali (ra) “Altı yüz bin nasihat isterim” dedikte peygamberimiz (sav) “Şu altı nasihat sana altı yüz bin nasihat kadar yeterlidir.” Birincisi: Herkes nafile ile meşgul iken sen farzlarla meşgul ol. İkincisi: Herkes dünya ile meşgul olurken sen ahiret ile meşgul ol. Üçüncüsü: Herkes birbirinin ayıbı ile meşgulken sen kendi ayıbınla meşgul ol. Dördüncüsü: Herkes dünyanın imarı için çalışırken sen dinini imarla meşgul ol. Beşincisi: Herkes halkın rızasını ararken sen Hakk’ın rızası ile meşgul ol. Altıncısı: Herkes çok amel peşinde koşarken sen İhlâslı olmaya bak. Zira ihlâsla yapılan az amel ihlâssız batmanlarla amellere müreccahtır.

35. Mallarınızın zekâtını veriniz. Biliniz ki, zekâtı vermeyenlerin namazı, orucu, haccı, cihadı ve imanı yoktur.

36. Hz. Ali (ra) buyurdu: “Ben Resulullah’ın ‘İnsanların arasını bulmak ve barıştırmak bütün nafile namaz ve oruçlardan daha hayırlıdır’ dediğini işittim.”

37. Hz. Ali (ra) buyurdu: “Ben gece gündüz ne zaman olsa Resulullah’ın yanına girerdim. Ondan bir şey istediğimde bana karşılık verirdi. Sustuğumda ise bir şey verecekse vermeye benden başlardı. O’na nazil olan  hiçbir ayet yoktur ki onun hakkında bilgi sahibi olmayayım. Her ayetin tevilini ve tefsirini, nerede, niçin, kim hakkında ve ne sebeple indiğini bilirdim. Emir, yasak, taat ve masiyete dair ne varsa hepsini öğrendim ve hiç unutmadım. Çünkü Resulullah (sav) elini göğsüme koyarak bana ‘Allahım! Onun kalbini ilim, hikmet, anlayış ve nur ile doldur’ diye dua etmişti. Bundan sonra hiçbir şeyi unutmadım.

38. Hz. Ali (ra) anlatıyor: Bir gün ben Resulullah’a (sav) “Yâ Resulallah! Bana nasihat et!” dedim. Peygamberimiz (sav) “Yâ Ali! Rabbim Allah’tır de, sonra dosdoğru ol!” ferman ettiler. Ben de “Rabbim Allah’tır, başarım ancak onun inayeti iledir. O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim” dedim. Bunu duyan Resulullah (sav) “İlim senin için mübarek olsun, Yâ Ebâ Hüseyin! Sen ilmi su içer gibi içmişsin ve ondan kanmışsın” buyurdular. Bu nedenle Abdullah b. Mesut (ra) “Kur’an yedi harf üzere nazil olmuştur. Her harfin her birinin hem zahir, hem de batın manası vardır. Ali, hem zahir hem de batın mânasına vakıftır” derdi.

39. Hz. Ali (ra) anlatıyor: “Elif Lâm Mîm. İnsanlar inandık demekle imtihan edilmeyeceklerini mi zannediyorlar?” (Ankebut, 29:1-2) ayeti nazil olunca ben Resulullah’a sordum: ‘Bu fitne nedir Yâ Resulallah!” dedim. Peygamberimiz (sav) “Yâ Ali! Ümmetim benden sonra fitneye düşecektir. Bu kavim malları ile sınanacak, dinleriyle Rablerine minnet etmeye kalkışacaklar. Rahmetini umacaklar, azabından emin olacaklar. Haramı yalancı dileklerle helal sayacaklar, içkiye alışacak ve rüşvete hediye diyecekler. Faize ise alış-veriş adını vereceklerdir.’ Ben sordum. ‘Ey Allah’ın Resulü! Bu durumda onları hangi makama koymalıyım. Onları dinden dönmüş mü sayayım, fitneye düşmüş mü sayayım?” Bana dedi ki: “Yâ Ali! Sen onları fitneye kapılmış olarak kabul et!”

40. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Yüce Allah buyurdu ki; Sizden razı olmam ve sizi sevmem, içinde bulunduğunuz durumdan sizin için daha hayırlıdır ve daha büyük bir makamdır.”

Hazırlayan: M. Ali KAYA