Ey Insan!

Seni, bir İnsan olduğun için muhatab alıyorum.
Hiristiyan veya Yahudi olman önemli değil.
Buddist veya hinduist olman da önemli değil.
Putperest veya inkarcı olman da önemli değil.
Dindar veya bilimci olman da önemli değil.
Kadın veya erkek olan da önemli değil
Seni muhatap almamın, seninle konuşmamın tek sebebi: senini iNSAN oluşundur!

Hiç başına geldi mi; bir gün durup da, kendi kendine sordun mu: İnandığın şeye neden inanıyorsun?
Hiç kendine sordun mu, tatbik etmiş olduğun dini neden tercih ettin ki?

Eğer hiristiyansan, Isa (as)ın neden tek ve yegane kurtarıcı olduğunu hiç düsündün mü? Kurtarıcı olabilmesi için, illa çarmıha mı gerilmesi gerekiyordu? Ve Allah onu illa çarmıha mı germesi gerekiyordu, başkalarına kurtarıcı olması için? Ve emin misin ki, Allahın tek olmayıp, ilah oğul ve kutsal ruh teslis inancının doğruluğuna?
Tek bir Zat, nasıl olur da bir anda üç Zatın içinde bulunur? Kaldı ki, hangi kilise veya görüş bunu savunuyor ki? Ve buna dair delil nedir ? İncil hem gerçekten Allahın kelamı mıdır? Veya hepsi Allahın kelamıdır mı ki? Günümüze kadar, tahrif ve değişikliğe uğramadan, eklenme veya çıkarmaya uğramadan, gelmiş midir ki?
Havarilerden hangisine uymak icab ediyor ki ve niçin? Gerçekten, hiç bu soruları veya bazılarını sordun mu kendine? Buna karşı çıkanın maksadı ne, hiç düşündün mü?
Peki, başka kiliseye uyanların amacı ney, hiç düşündün mü? O değişik kiliselerin Ortak ittikadi noktası nedir peki, hiç düsündün mü? Hangisi doğru ve uyulmaya en elverişlisi? Ölçü nerdedir peki? Ve onlarla ittifak etmek, nasıl mümkün olabilir?

Ve sen, ey Yahudiliğe inanmiş kişi! Hiç durup da düsündün mü, sahih imanin esasları neledir? Ve acaba o esaslar neden acaba sende mecvut ama diğer dinlerde değil? Neden senin inancinin merkezinde, Allahın Jehova veya Elohim var? Ve bu inanç sadece sende var (diğer dinlerde yok) ? Sen nasıl hem Ona inanıp, hemde onun günah işediğini aynı zamanda kabul edebiliyorsun? Ve Onun hala vicdan azabından ağladığına nasıl inanabiliyorsun ki? Kaldı ki bir Ilah hiç ağlar mı, hiç pişman olur mu? Ağlayani, pişman olan biri hiç Ilah olabilir mi? Peki, Inancının delili nedir? Ve tevrat, tüm yahudi fırkalarını kapsıyor mu ki? Ve bu fırkalar, asıl yahudinin kim olduğuna dair bir ittifak halinde midirler ki? Ve Allahın vaadi, sırf Yahudiler için midir? Neden ama? Diğer yahudi fırkalar peki hangi konularda sizinle ittifak içinde değiller? Peki o fırkaların durumu ney sizce? Ve diğer din mensupların durumu nedir sizce?

Ve sen, ey Hindu!
Gerçekten hayatın tek gerçek ve tek doğrusunun reinkanasyon olduğuna inanıyor musun? Ve bu tüm insanlar arasında kabul görmüş müdür gerçekten? Peki buna inanmayanın durumu nolacak nedir? Şuur ve vicdan, insanı hak dine götürebilir mi ki? Sizin kutsal bildiğiniz kitap, tahrif ekleme veya çıkarmadan beri midir ki?

Ve sen, et Buddist!
Elinde gerçekten Buddanın, Allahın oğlu olduğuna dair delil var mıdır? Onun insana mahsus acı ve hislerden beri olduğunu ıspatlayan ve onun tüm günahları yüklediği ve onun tekrar dünyaya geri gelip, insanları tüm kötülük ve günahlardan kurtaracağı nerde yazıyor?

Ve sen, ey Allaha inanmayan Ateist!
Seni kim yarattı? Yokluktan nasıl meydana geldin? Ve neden yaratıldın? Doğdun, öleceksin sonra da unutulacaksın, öyle mi? Bu hal içinde yaşamayı seviyor musun?
Her insan bir kuvvete inamak zorundadır. Ta ki hayatın zor anlarında, korku ve ölümde ona müracaat edebilsin.
Ey kardeşim İnsan!
İmanından eminsin, Dininin hak olduğuna ve onun dışında olanların batıl olduğuna inanıyorsun. Diğer dinlerin hatalı olduğuna da bu inancın gereği de inanabiliyorsun. Ve bununla birlikte, hiç dikkatlice şu olay üstünde tefekkür ettin mi: Tam 24 tane resmidin var, ve yüzlerce de inanç çeşidi şu yeryüzünde tatbik ediliyor.
Sadece hiristiyanilıkta 45.000 çeşit tarikatın olduğunu biliyor muydun? Her biri de, diğerlerine nazan kendisinin hakkı en iyi anlayıp, doğruluğuna inanıyor.
Diğer dinleri yaşanlar da senin gibi dindar ve iyi yürekli olduğunu anlıyor musun? Onların Imanı da senın ımanın gibi olduğunu? Ve bilyor musuni onlar damukaddes bir kıtaba inanıyorlar aynı senin gibi? Her birinin de geçerli gerekçeleri var? Her birinin de elinde mucize olarak gösterdiği olaylar var ki Allahın varlığını ıspatlayan mahiyetteler her biri?
Her biri de onun emirlerini hayatlarında dikkatle uyguluyorlar, Onu anlatılmayacak şekilde seviyorlar. Onlar da kendi dinlerini zevke savunuyorla, senin dinini zevkle savunduğun gibi! Ama onlarla büyük veya küçük meselelerde çelişiyorsun? Hepsinin de doğru olması mümkün değil mi?? Olamaz mı?

Peki her akli selim insanın kabul ettiği ölçü ve mikyas nedir ki, bir dinin doğru olup olmadığını kabul ettiren? Buyur, sana bu ölçülerden bir kaçı:
Allaha Iman: Insanın bir İlaha ihtiyacı var, ister buna isim olarak Allah yada başka isim koysun. Ilah dediğin, ya ağaç, ya dünya, ya kadın, ya resim, ya şarkıcı hepsi olabilir. Çünkü insanın, inandığı, peşinden gittiği ve ona hayatı boyunca müracaat ettiği bir kişiye ihtiyacı vardır. Ki biz buna IBADET diyoruz! Amma Hak olan Ilah ise, o Yaratandır, Gizli ve aşıkar herşeyi bilendir. Gücü herşeye Yetendir ve O Hakim dir. Yaptığı herşeyin bir hikmeti vardır. Adil dir. Adaletin gereği de mükafatlandırır ve cezalandırır. Insanlar ile bir bağı vardır. Ve O , kullarını yarattı ama terk etmedi. Bundan dolayıdır ki, Allah onlara Peygamberler yolladı ki onlara yolları gösterip, hayat rehberi ulaştırsın. Ki kim bu hayat rehberine uyarsa, mükafatlandırılır, kim de terk ederse, ceza görür. Ve elbette bir mükafat görecek mekana ihtiyaç vardır ki bu CENNETTIR. VE azap görülen bir yere de ihtiyaç vardır ki bu Cehennemdir.
VE eğer onları bu iki mekandan birine koymaya gücü yoksa, O Ilah olamaz!

Din:
Ince bir tarife ihtiyacimiz var, çünkü din, dünya saadeti ve ahirete yol göstericidir. Bazı sıfatlar vardır ki bunlar din de bulunması gerekiyor ki onu din olarak kabul edebilelim!
1. Öncelikle din, insanın fıtratına uygun olmalı ki onun meziyetlerini göz önünde bulundursun
2. Tutarlılık ve geçerlilik: Din, tüm zaman, tüm beldeler ve her çeşit insan için geçerli olmalı, nefislere göre eksik ve fazlalık kabul etmeyen.
3. Dinin ittikadı açık ve net olmalı, hiçbir şekilde vicdana ihtiyaç duymadan açık olmalı. Bilakis delilleri sağlam ve açık olmalı
4. Din, tüm zaman ve mekanlara ve hayatın her alanına göre hüküm koymalı. Hem dünya hem ahirete hitap etmeli, bedeni de ruhu da doyurmalı.
5. Din, insanların can, neseb, ırz ve mal emniyetini sağlamalı.

Muhakkak ki İslam dini, insan fıtratına uygundur, ınsan fıtratı ile hiçbir çelişkide değildir.
Bundan dolayıdır ki, Islam fıtrat dinidir!
Allah azze ve celle insanı yaratmıştır ve ona hayat rehberini belirlemiştir ki bu da insanın tabiatına uygundur. Bu menheç de dindir. Ve kim dine uymazsa, ahiretteki azabın yanısıra dünyada da ızdırap, istikrarsızlık ve ruhi ve psikolpjik daralmaya maruz kalır.
Islam dininin, ittikadı açık ve nettir. Dikte ve körü körüme zorunluluklardan razı değildir. Bazı başka akaidlerin dediği gibi: Körü körüne inan ! Iman et, sonra öğren! Veya gözünü kapa, sonra bana uy! Demez!!

Ve Islam kalbi ve vicdanı muhatap almakla kalmaz, sadece onları Imana esas kılmaz. Bilakis, meseleleri açık, net ve ikna edici delillerle açıklar. Bu şekilde akla hitap edip, kalbe ulaşır.
Kuranı Kerim Allahın kıtabı ve Onun kelamıdır. Yüzlerce sene geçmesine rağmeni değişime uğramamış. Belde ve medeniyet farklılıklarına rağmen, hala geldiği gibi duruyor ve hala müslümanların hayatlarında ve ahiret yollarında yol gösteriyor.
Kuranı Kerim, kainattan Uluhiyyeti ıspat etmek için deliller getirir, nefisten de deliller getirir. Allahın Vucüdiyyetine varlığına ve Vahdaniyyetine tek oluşuna ve Kamil oluşuna dair, tarihten delil getirir.
Diriliş meselesinde ise, insanın ve yeryüzü ve semavatın yaratılışıdan ve ölü toprağın tekrar dirilmesinden örnek getirerek, delil sunar Islam. Tekrar dirilişin hikmetini izah ederken de adaleti örnek verir ta ki iyilik yapanlar mükafat, kötülük yapanlarda cezasını bulsun.
Islam dini, hayatın tüm alanlarını kapsar ve esnektir çünkü o Alahın yarattığı insan fıtratına uygundur. İşte, hiçbir müslüman yoktur ki, hak ayet ve delilleri bilmesin. Kainat, Allahın birliğine işarettir.
Resululullahın sallallahu aleyhi ve sellemin getirdiği ise, Onun güvenirliğine ve peygamberliiğine işarettir.
Bir müsülman çok iyi bilir ki, biri ona Allah üçünün üçüncüsü dediği zaman, bu batıl ve dalalettir.
Ve eğer biri ona, Allah yeri göğü yarattıktan sorna Cumartesi günü dünlenir ve istirahat eder dediğinde, onun dalalete düşmüş bir kafir olduğunu bilir!
Putperestlerin küfrü de, müslümana gizli kalmaz. Dinsiz ise daha beter.
Insan, ruh hakkında gerçeği bilemez. Ve geleceğini d bilemez. Bundan dolayıdır ki, Insan tüm zaman ve mekanlar için geçerli kanun ve hükümler koyamaz. Ama Allah azze ve celle herşeyi bilendir. Geçmişte olanları da, şimdi olanları ve gelecekte olan herşeyi bilir. Bundan dolayıdır kii, hiçbir insan, sürekli tüm zaman ve mekanlarda geçerli ve esnek bir kanuname koyamaz ancak Allahın bir Peygamberi olursa.
Islamın değişik ülkelerde, değişik medeniyetler de ve değişik zaman dilimlerinde uygulanır olması, ki buralarda hiçbir sıkıntı yaşanmamıştır ki, Islamda ona çözüm bulunmuş olmasın.

Şu anki asır da, sürekli gelişim ve göze çarpan yeniliklerin olduğu çağda, bu mana daha da bir ehemmiyet arz ediyor. Çünkü Islam, ehlinin zaafına rağmen, tüm ihtiyaç ve gereksinimlere cevap veriyor. Islam, ülkeye hiçbir zarar vermeden, gelişebiliyor. Islam değişmeden, sağlam kalmayı başarıyor ve dünyaya en doğru kanunları sunuyor. Islam şeriatı, yeryüzündeki tüm kanunları geçıyor.

Bu söylenenleri bir başlangıç noktası addedin. Arayışa devam et! Tabiatın, kalbin ve aklınla Allaha ulaşacaksın! Varlığı mutlak olan, Tek olan. Herşeyi Yaratan ve Herşeyi algılayan Allaha! Çünkü sen, seni Ona götürecek dini arıyorsun!

Alternatif izleme linki…