el-Halîm - ya Halîm

el-Halîm - ya Halîm

el-Halîm | ya Halîm

Halim : Yumuşak huyluluk sahibi
Al-Halim : The Forbearing who is Most Clement.
Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Şunu iyi bilin ki Allah gafûrdur, halîmdir.” (Bakara, 235)
“Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir.” (Hac 59)
“Şüphesiz O, halîmdir, çok bağışlayıcıdır.” (Fatır, 41)

“el-Halim” kelimesi Kur’an’ın 15 yerinde geçmekte olup bunlardan on birinde Allah’a izafe edilmiştir. “el-Halim” kelimesi tek başına kullanılmayıp altı ayette “bütün günahları bağışlayan” anlamındaki “el-Gafûr”, üç ayette “hakkıyla bilen” anlamındaki “el-Alim”, bir ayette “her şeyden müstağni olan, kendi dışındaki her şeyin O’na muhtaç olduğu varlık” anlamındaki “el-Gani”, bir ayette de “az iyiliğe çok mükafat veren” anlamındaki “eş-Şekür” ismiyle birlikte anılmıştır.

Halim, yumuşak ahlaklı, güler yüzlü demektir. Öfkesiz ve sabırlı demektir. Cenab-ı Hak ne kadar yumuşak bir kudrete sahiptir ki günah yapan ve sabahtan akşama kadar O’nu inkar etmekle uğraşan kullarına acele olarak azab etmiyor ve onlara mühlet veriyor. Bu da bizim için büyük bir nimettir. Belki aklımız başımıza gelir de tövbe ederiz. Rabbimiz de bizi bağışlar. (2)

Hâlim, günahları bağışlayan ve cezalandırmada acele etmeyen, öfkesine yenilmeyen, cahillerin ve asilerin isyanı kendisini öfkelendirmeyendir. Halim ismi, gücü gücü olduğu halde bağışlayana verilir; gücü olmadan bağışlayana bu isim verilmez. (4)

Allah, Halim’dir. Cezaları erteleyen veya tamamen kaldırandır. Cezaların kaldırılması yalnızca, cezayı hak etmiş bazı müslüman günahkarlara yönelik olup, inkarcıların bununla bir ilgisi yoktur.

O, cezayı hak edenleri cezalandırmada acele davranmaz, tevbe etmeleri için onlara süre verir. Dilerse, acil ceza verilmesi gereken günahlar için anında cezalandırır. Ancak, O’nun hilmi, günahkarlara süre tanımayı gerekli kılmaktadır.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuşkusuz Allah, kullarını görrmektedir.” (Fatır, 45)

Yediği yemeğin suyunu mazlumların gözyaşından, sosunu mağdurların kanından temin eden zalimlerin yaptığından haberdar olan. Zalimlerin yaptığından gafil olmayan, ancak onların azabını erteleyen O’dur.

Bizler Halim Rabbimize iman edenler olarak yumuşak huylu tatlı dilli, güler yüzlü, bal gibi sözlü olacağız. Su, yumuşacık ama kayaları deliyor. Kuru ağaçların tepesine çıkıp çiçeğe dönüşüyor. İbrahim’in yumuşaklığı Nemrut’un saltanatına son veriyor.”Allah kahretsin” dediklerimizi Allah yok etseydi, tek başımıza kalırdık. “Ya Halim” diyelim.

Bir müslüman ihlasla “Ya Halim” diye bu mübarek ismin zikrine devam ederse onun tecellisine, eserlerine vasıl olur. Ahlakı güzelleşir. Sinirleri yatışır. Afetlerden korunur. Kazancı artar. (3)

Tenbih: Rabb’inin isyan edenlere karşı Halim olduğunu bilen her müslümanın, emirlerine aykırı davrananlara ve kendisine karşı çıkanlara yumuşaklıkla davranması ve cezalandırmada acele etmemesi gerekir. Nasıl ki Rabb’inin sana yumuşak davranmasını istiyor ve seviyorsan, aynı şekilde sende elinin altında bulunalara yumuşak davran. Sen böyle davranmakla Rabb’inin hoşnutluğunu kazanır ve bol sevap alırsın. (4)

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.” (Şura, 40)

Bu ismi bilen, Allah’a daha fazla sevgi besler, sözüne bağlı kalır, vaadini yerine getirir. Gördüğü ayıpları örter, kimsenin hak ve hukukuna tecavüz etmez.


Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
2) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları
3) Yüce Allah’ (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004


 

 

Diğer Bölüm…

Yumuşaklık gösteren…

“Yarattıklarına yumuşak davranan, Çok yumuşak olan” anlamına gelen “el-Halîm” İsm-i Şerif’i, Kur’an-ı Kerim’de Rabbimizin (CC) ismi olarak on bir defa geçmektedir.

Hz. İbrahim (AS), Hz. İsmail (AS) ve Hz. Şuayb (AS) için de “el-Halîm”-yumuşak başlı kelimesi kullanılmış.[1][1]

“Allah’ın (CC) kalplerinizde olanı bildiğini bilin ve ondan sakının. İyi bilinki şüphesiz Allah  (CC) bağışlayandır, halîmdir-yumuşak davranandır.”[2][2]

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri kendisinin yarattığı insanların Allah’ın (CC) şeriatına değil de kendileri gibi insanların kurallarına uyarak onları ilahlaştırdıkları halde onları hemen cezalandırmayandır. Yediği yemeğin suyunu mazlumların gözyaşından, sosunu mağdurların kanından temin eden zalimlerin yaptığından Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin haberi vardır.

“Zalimlerin yaptığından Allah’ı (CC) gafil zannetme. Ancak onları(n azabını) gözlerin belerip kalacağı bir güne erteliyor.”[3][3]

Eşcinsellerin cezasının tehir edilmesi ve zaman tanınması için Rabbine (CC) yalvaran Hz. İbrahim (AS), Rabbimizin (CC) kelamıyla: “O (CC) halîm- yumuşak huylu, yanık yüreklidir.”[4][4] diye övülmekte.

Bizler Halim Rabbimize (CC) iman edenler olarak yumuşak huylu tatlı dilli, güler yüzlü, bal gibi sözlü olacağız. Güçlü iken böyle olacağız. Su, yumuşacık ama kayaları deliyor. Kuru ağaçların tepesine çıkıp çiçeğe dönüşüyor. Evlerimizi aydınlatıyor. Binlerce ton ağırlığı kaldıran güce dönüşüyor.

Hz. İbrahim’in (CC) halim-yumuşaklığı Nemrut’un saltanatına son veriyor. Ancak Mehmet Akif’in: “Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum? / Kopar belki ama çekmeye gelmez boynum” dediği gibi iyilikle yılanı deliğinden çıkarıp zehirli dişlerini zararsız hale getireceğiz. Kuduz köpek bizi ısırdı diye biz de onu ısırmayacağız. Kendimizi de kuduzu da tedavi edeceğiz. Sonra da koyuna bekçi yapacağız.

“Eğer Allah (CC) insanları yaptıkları yüzünden azapla yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.”[5][5]  “Allah (CC) kahretsin” dediklerimizi Allah (CC) yok etseydi, tek başımıza kalırdık. “Yâ Halîm” diyelim.

“İki topluluğun karşı karşıya geldikleri gün, sizden geri dönenleri, kazandıkları bazı şeyler dolayısıyla şeytan onların ayağını kaydırmak istemişti. Ama andolsun ki, Allah (CC) onları affetti. Şüphesiz Allah (CC), bağışlayandır, yumuşak olandır.”[6][6]

Şu an dünyada yaşayan insanlara, kendilerini yaratan Allah (CC) tarafından gönderilmiş bir kitap vardır. O’nun (CC) katından gönderilen, hükümleri korunmuş olan bu kitap, son kitaptır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bu kitabın içinde dünyada yaşayan insanlara neler yapmaları gerektiğini açık açık belirtmiştir; uymaları gereken emirleri, sakınmaları gereken yasakları bildirmiştir. Üstelik bu kitaptaki emirlere uyarak hayatını Allah (CC) rızası için geçirenlerin sonsuza kadar cennette kalacağını müjdelemiştir. Uymayanların ise sonsuza kadar içinde kalacakları cehennemi ve onun içindeki azapları tüm ayrıntılarıyla anlatmıştır. Ve bu kitap çok açık bir kitaptır. Okuyan herkesin kolaylıkla anlayabileceği bir kitap…

Allah’a (CC) yönelmek ve O’nun (CC) rızasını kazanmaya çalışmak için indirilmiş olan bu Kitap, Allah-ü Teala (CC) tarafından 1400 sene önce elçisi Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’e gönderilen Kuran’dır. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri Kuran’da insanlara bilmeleri gereken herşeyi anlatmıştır; hayatı, ölümü, cenneti, cehennemi…

Fakat insanlar kitabın geldiğini bilmelerine rağmen onu okumaktan yüz çevirir, hatta bir kısmı hayatları boyunca Allah’tan (CC) gönderilen bu kitabı ellerine bile almazlar. Allah’ın (CC) kendilerine indirdiği ayetleri arkalarına atıp bunun yerine dünya hayatının zevkine ve eğlencesine dalarlar. Ölümlerinden sonra karşılaşacakları hesabı ve ahiret hayatını ise hiç düşünmezler. Allah’ın (CC) yasaklarına uymadıkları gibi, insanlara emrettiği güzel ahlakı da yaşamazlar. Mallarını, mülklerini kimseyle paylaşmaz, darda zorda olanlara yardım etmezler. Üstelik kendilerine iman etmeleri söylendiğinde “Biz ne yaptığımızı biliyoruz” diye karşılık verirler. İçlerinden ancak çok azı Allah-ü Teala’ya (CC) iman eder ve O’nun (CC) hükümlerini eksiksiz uygular.

Yukarıda anlatılanlar biraz düşünüldüğünde, Allah’ın (CC) insanlar üzerindeki sonsuz merhameti ve şefkati açıkça görülebilir. İnkar edenler, bile bile hak dinden yüz çevirmelerine ve Allah’ın (CC) yasaklarını çiğnemelerine rağmen Allah-ü Teala (CC) Hz.leri onları hemen azaplandırmaz. Hatta onları dünya hayatında refah içinde yaşatır, her türlü nimeti verir. Onlara iman etmeleri ve hak dine dönmeleri için süre tanır. Üstelik Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, gönderdiği dini çok kolay kılarak da ne kadar yumuşak olduğunu göstermiştir. İnsanları kendi yarattığı için onların ne kadar aciz olduklarını bilir. Bu yüzden onları unuttuklarından ve yanıldıklarından dolayı sorumlu tumaz. Kör olana, topal olana, hasta olana sorumluluk yüklemez. İnsanlara sabrı ve tevekkülü öğreterek omuzlarındaki yükü kaldırır. Bütün bu örnekler Allah’ın (CC) sonsuz merhametini ve şefkatini, inkar eden insanların ise nankörlüğünü anlamak için yeterlidir…

Ama insanın unutmaması gereken çok önemli bir nokta daha vardır. Allah-ü Teala (CC), aynı zamanda sonsuz adalet sahibidir. Ve dünyada da, ahirette de insanların yaptıklarının karşılığını eksiksiz olarak verecektir.

“Allah (CC) sizi, yeminlerinizdeki ‘rastgele söylemelerinizden, boş, amaçsız sözler’den dolayı sorumlu tutmaz; fakat kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. Allah (CC) bağışlayandır, yumuşak davranandır.”[7][7]

“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu (CC) tesbih eder; O’nu (CC) övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O (CC), halîm olandır, bağışlayandır.”[8][8]

“Şüphesiz Allah (CC), gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O (CC), Halîm’dir, bağışlayandır.”[9][9]

(Hilm) suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayan acize halim denmez. Halim, kudreti yetişecek, fakat bir hikmete binaen yapmıyacak…

Allah-ü Teala (CC) Hz.leri, halîmdir. Her günah işliyeni hemen muaheze edivermez. Hışm ve gadapta isti’cal göstermez. Niceleri vardır ki, önüne gelene fenalık eder. Allah-ü Teala’nın (CC) kullarına eza ve cefa eder dururlar da, başlan bile ağrımaz. Bunların böyle kaldığına bakıp ta yaptıklarının yanlarına kalacağını zannetmemelidir. Allah-ü Teala (CC) Habirdir, onların yaptıklarından gafil değildir ve haksızlığı da sevmez, hakkı yerine getirir. Fakat Halîm’dir, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına nedametle tevbe edenleri afv ve mağfiret buyurur, fakat ısrar edenler hakkında hüküm Allah-ü Teala’nın (CC) iradesine kalmıştır. Dilerse affeder, dilerse ukubet yapar. Bir ismi de Adl’dir. “Allah (CC) imhal eder amma, ihmal etmez.” sözünün manası da budur.

Bu ism-i şerifte bizim için büyük bir nefha-i teselli var. İsyansız günümüz, hatta saatimiz geçmiyor. Buna karşı eğer Allah-ü Teala (CC) sert davransaydı, her isyan edeni hemen helak ediverseydi, dünya yüzünde kimse kalmazdı. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri’nin bu suretle mühlet vermesi de büyüklüğünün şanı ve kullar için büyük nimettir.

Dua: Allah’ım (CC)! Suçluların cezasını vermeye gücü yeten sensin. Fakat bunu yapmaz, yumuşak davranırsın.

Allah’ım (CC)! Gerçek Halîm sensin. Çünki, kudretin varken cezalandırmazsın. Ey Rabbimiz (CC)! Bize hatalarımızı düzeltme imkanı ver!

Allah’ım (CC)! Bize Halîm isminin büyüklüğünü göster. Bize bu İsm-i Şerif’ine göre davran! (AMİN)

Kula Gerekenler: Bu nimetten faydalanmalıyız, yoksa bu hilme mağrur olup ta kötülükte ısrar etmemeliyiz, muamelatımızda mülayemetle hareket edenleri Allah-ü Teala (CC) Hz.leri sever. Binaenaleyh Allah (CC) rızası için sert ve kaba muameleden mümkün olduğu kadar sakınmalıyız. Hele umumi işlerde mülayemet pek makul bir harekettir. Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz’in daima mülayemetle muamele buyurduğunu hiç unutmamalıyız.

İsm-i Şerif’in Faideleri: İhlasla bu İsm-i Şerif’e devam edenler, yumuşak huylu, tatlı dilli, güler yüzlü olurlar.


[1] bak: Tevbe S. A.114; Hud S. A.75; Saffat S. A.101; Hud S. A.87
[2] Bakara S. A.235
[3] İbrahim S. A.42
[4] Hud S. A.75
[5] Fatır S. A.45
[6] Al-i İmran S. A.155
[7] Bakar S. A.225
[8] İsra S. A.44
[9] Fatır S. A.41