Fıkıh Mezheplerinin İhtilaf Sebepleri

Fıkıh Mezheplerinin İhtilaf Sebepleri

Her mezhep imâmı, Kur’ân ve Sünnete bağlı kalarak fikir yürütebilir, icti-hadda bulunabilir. Bütün müctehidler gerek i’tikadî ve gerekse amelî konularda aynı şekilde düşünmüşler, aynı kanaati serdetmişlerdir. Ancak fıkhın teferruat sayılan konularında değişik kanaat ve görüşler ileri sürmüşlerdir. Yukarıda da ifade edildiği gibi müctehidlerin değişik kanaat ileri sürmeleri mezheplerin orta­ya çıkmasına sebep olmuştur, şimdi mezheplerin bazı konulardaki ihtilâflarının sebeplerinin önemlilerini maddeler halinde özetleyelim:

1.  Kur’ân’la İlgili İhtilâflar:

Kur’ân-ı Kerim, müteşâbih ve muhkem âyetlerden müteşekkildir. Müteşâ-bih âyetlerin tefsir ve te’vili genellikle Allah’a havale edilir. Muhkem âyetler ise te’vil ve tefsir edilebilir. Muhkem âyetlerin bazısı mensûh, bazısı nâsih, bazısı âmm, bazısı hâss ve şâiredir. İşte bu gibi durumlar sebebiyle fakihler ihtilâf et­mişler ve değişik kanaat ileri sürmüşlerdir. Mesela Kur’ân’da kuru kelimesi bulunmaktadır. Hanefiler, bunu hayız, Şâfiiler ise tuhur (temizlik) olarak an­lamış ve tefsir etmişlerdir. Yine Kur’ân’da bulunan lems kelimesini, Şâfiiler ha­kikat, Hanefiler ise mecaz manasında anlamışlardır. Bu sebeple Şâfiiler, abdestin kadına dokununca Hanefiler ise cinsi münasebetle bozulacağı hükmü­ne varmışlardır. Aynı şekilde Kur’ân’da bazı i’râb durumları, harfi çerler, fiille­rinin malum ve meçhul okunması durumları, bazı emir sıygalarının vücub veya nedb ifade edeceği durumları, ihtilâfa sebep olmuştur.

2.  Sünnetle İlgili İhtilâflar:

Bilindiği gibi hadisler, ilk devirlerde hem yazılı ve hem de şifahi olarak riva­yet ediliyordu. Bu sebeple hadislerden pek az bir kısmı, müctehidlerin bilgisi dı­şında bulunuyordu. Kendisine hadis ulaşmayan bir müctehidin, o hadisin kendilerine ulaşan müctehidlerden farklı bir şekilde ictihadda bulunması tabiidir. Diğer taraftan hadislerden bir kısmının sübûtu kâfi,bir kısmının ise sübûtu zannidir. Bu sebeple her mezhep sübutü kafi olanlarla amel ettikleri halde, sü-butü zannilerle amel ederken bir takım şartlar ileri sürmüşler ve ileri sürdükleri şartları taşıyan hadislerle amel etmişlerdir. Aynı şekilde hadislerin manaya delâ­let yönünden lafızları, Kur’ân’da olduğu gibi ihtilafa sebep olmuştur.

3.  Sahabî Kavlî Ve Fetvasiyle İlgili İhtilaflar:

m Müctehidlerden bazıları sahabî kavlini mutlak olarak delil kabul ederken diğer bazıları bu konuda değişik tavır ortaya koymuşlar. Şöyle ki Malikiler, sahabi kavlini kıyasa tercih etmişlerdir. Buna mukabil Şafiiler bir sahabiye ait kavil ile amel edip etmemede serbest hareket etmişlerdir. Önceden de ifade edildiği gibi Hanefiler, sahabî kavlini hüccet olarak kabul etmişler ve onu kıyasa tercih et­mişlerdir. Burada ifade edelim ki müctehidler özellikle kendi bölgelerinde yaşa­yan sahabîlerin kavli ve fetvalariyle amel etmişlerdir.

4.  Hükmün Ületiyle İlgili İhtilaf:

Bazı hükümlerin illeti nasslarla bildirildiği halde, bir kısmının illeti nasslar­la açıklanmamıştır. Müctehidler, hükmün, nasslarla belirtilmeyen illetini tesbit ederken, değişik kanaatler ileri sürmüşlerdir. Mesela, hadisde aralarında riba ce­reyan eden altı madde zikredilmiş, ancak hükmün illeti zikredilmemiştir. Hane­filer, hadisde zikri geçen buğday ve arpada riba hükmünün illeti olarak cins ve kile vasfını kabul etmişlerdir. Şafiiler, cins ve yiyecek vasfının, Malikiler de cins, yiyecek ve iddihar vasfının hükmün illeti olduğunu ileri sürmüşlerdir.

5.  Bazı Fer’î Delillerle İlgili İhtilaf:

Mesela fer’î delillerden îstihsân’ı Hanefî ve Malikiler kabul ettikleri halde, Şafiiler buna şiddetle karşı çıkmışlardır. Aynı şekilde mezhepler, Mesalih-i Mür-sele, îstishab ve Zerâyi gibi fer’î delillerin hüccetliği hakkında ihtilafta bulun­muşlardır.

6.  Örf Ve Âdetle İlgili İhtilaflar:

Malikiler, Medinelilerin örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı kılmışlar ve bunu “Amelü Ehli Medine” olarak ifade etmişlerdir. Diğer mezhepler de gerek Medi­nelilerin ve gerekse kendi bölgelerindeki örf ve adetlerin -belirli şartlarla- hüccet olabileceğini kabul etmişlerdir.

7.  Delillerin Tearuzu İle İlgili İhtilaflar:

Deliller arasında tearuz vuku bulması halinde, her mezheb kendisine has usul­leri kullanmak suretiyle tearuzu gidermeye çalışmıştır.

8.  Hükümle İlgili İhtilaf:

Şer’î delillerden bir kısmı hem vücuba, hem nedbe ve hem de ibâheye delâlet edebilir. Bu durumda bir müctehid bunlardan herhangi birini şer’î hüküm olarak kabul edebilir. Yolcu için dört rekatlı namazların ikişer kılınmasının va-cib veya mubah olup olmaması bu kabildendir. Hanefiler, yolcunun dört rekath farz namazları ikişer rekat olarak kılmasını ıskat ruhsatı olarak kabul etmişler­ken, şafiiler bunu terfih ruhsatı olarak değerlendirmişlerdir.

9. Diğer Konularla İlgili İhtilaflar:

Mesela Şafiilere göre ”menfaat” mal sayılırken, Hanefiler, bunu mal kabul etmezler. Bu sebeple Şafiilerde menfaatin tazmini gerektiği halde Hanefilerde ge­rekmez. Bugün tatbikat bakımından Şafiilerin görüşü daha elverişlidir.

Bakınız: